Dolar yeniden 4 liraya dayandı.
Öyleyken Tayyip Erdoğan’ın gündeminde bu konu yerine İstiklal Marşı’nın bestesi var.
Doların yükselmesi deyip geçmeyin, bizim ekonomimiz yüzde yüz döviz fiyatlarına endeksli.
Sadece enflasyonun artışı değil ithalata dayalı ihracatımız bile dövizin yükselmesinden direkt etkileniyor.
Dahası dövizdeki her artış dış borçlarımızın katlanması ve milli gelirimizin düşmesi demek.
Öyleyken Erdoğan’ın bunu görmeyip başka âlemlerde gezinmesi gündem saptırması değil de nedir?
Neymiş efendim IMF’ye olan 28 milyar dolar borcu ödemişlermiş.
Tayyip Erdoğan hep bunu söylüyor.
Doğrudur IMF’ye olan o borç AKP iktidarı döneminde kapatıldı.
Ancak 28 milyar dolarlık IMF kredisinin 24 milyar doları zaten AKP iktidarı döneminde Türkiye’ye verildi. Yani AKP aslında kendi kullandığı krediyi kapattı.
Bir başka önemli husus IMF dünya kurumu ve kredilerinin faiz oranı düşük.
- Türkiye, AKP iktidarında düşük faizli IMF borcunu kapatırken, yüksek faizle ilave olarak finans kartellerinden, yahudi bankerlerden 311 milyar dolar borçlandı yani 129 milyar dolan olan dış borcu 440 milyar dolara çıkardı.
**
Öncelikle şu tespiti yapmalıyız: AKP, uzun iktidar sürecinde yıpranmış ve durdurulmayacak şekilde inişe geçmiştir. İttifak kurduğu bütün güçlerle yollarını ayırmıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve partisi AKP, ABD, NATO, AB ve önemli Batı ülkelerinin hedefindedir. İçeride, iktidarı paylaştığı FETÖ’nün darbe girişimine maruz kalmıştır. AKP zihniyetinin sempati beslediği Müslüman Kardeşler (İHVAN) bütün dünyada kan kaybetmiştir. Mısır, Tunus, Suriye ve birçok ülkede tamamen bitirilmiştir. AKP’nin Suudi Arabistan ve Katar’dan başka hiçbir dostu kalmamıştır. Bu dostluk da geçicidir. Çünkü bu iki ülkenin İsrail ile Türkiye’yi bölmek için masaya oturduğu açık kaynaklarda bile yer almaktadır. Ayrıca bu iki ülke kritik bir aşamada Türkiye’nin değil, ABD ve İsrail’in peşinden gider.
Diğer taraftan AKP kendi içinde keskin bir bölünme yaşamaktadır. Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Bülent Arınç ve Ali Babacan’ın temsil ettiği bir grup yeni hamle için fırsat kollamaktadır. Emperyalist ülkeler ve tekelci sermayeyi arkasına alan bu kesimin gücü küçümsenmemelidir. Ayrıca Türkiye’nin giymiş olduğu ekonomik elbise artık dikiş tutmamaktadır. Kıyafetin birçok yerinde yırtıklar vardır; yamalar çare olmamaktadır. Referandum sürecinde döviz fiyatlarını denetim altında tutmak için Merkez Bankası’nın döviz rezervleri eritilmiştir. Ülkenin her karış toprağında ekonomik sıkıntılar şaha kalkmıştır.
AKP Türkiyeyi ve kendisini batırmıştır. İslami hükümet denemesi bir daha gelmemek üzere batmıştır. Tabii bunun bir sonucu var, Kemalizm kazanmıştır, bunu açıklıkla söyleyebiliriz. Kimse AKP ile Kemalizmin savaşında Kemalizmin kazanacağından şüphe etmemelidir. Üç gün sürer, beş gün sürer, on yıl sürer ama Kemalizm kazanır, artık AKP’nin kazanma şansı yoktur.
Acile ölü getirilen bir hastaya son müdahaleler yapılıyor, ama nafile. Zorlu bir geçiş sürecinden sonra odadaki kıdemli doktor, Amerikan dizilerini andıran bir tavırla, “Tamam, yeter” diyecek ve ölüm saatini söyleyecek.
Belki de saat 9’u 5 geçe olacak.
Öyleyken Tayyip Erdoğan’ın gündeminde bu konu yerine İstiklal Marşı’nın bestesi var.
Doların yükselmesi deyip geçmeyin, bizim ekonomimiz yüzde yüz döviz fiyatlarına endeksli.
Sadece enflasyonun artışı değil ithalata dayalı ihracatımız bile dövizin yükselmesinden direkt etkileniyor.
Dahası dövizdeki her artış dış borçlarımızın katlanması ve milli gelirimizin düşmesi demek.
Öyleyken Erdoğan’ın bunu görmeyip başka âlemlerde gezinmesi gündem saptırması değil de nedir?
Neymiş efendim IMF’ye olan 28 milyar dolar borcu ödemişlermiş.
Tayyip Erdoğan hep bunu söylüyor.
Doğrudur IMF’ye olan o borç AKP iktidarı döneminde kapatıldı.
Ancak 28 milyar dolarlık IMF kredisinin 24 milyar doları zaten AKP iktidarı döneminde Türkiye’ye verildi. Yani AKP aslında kendi kullandığı krediyi kapattı.
Bir başka önemli husus IMF dünya kurumu ve kredilerinin faiz oranı düşük.
- Türkiye, AKP iktidarında düşük faizli IMF borcunu kapatırken, yüksek faizle ilave olarak finans kartellerinden, yahudi bankerlerden 311 milyar dolar borçlandı yani 129 milyar dolan olan dış borcu 440 milyar dolara çıkardı.
**
Öncelikle şu tespiti yapmalıyız: AKP, uzun iktidar sürecinde yıpranmış ve durdurulmayacak şekilde inişe geçmiştir. İttifak kurduğu bütün güçlerle yollarını ayırmıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve partisi AKP, ABD, NATO, AB ve önemli Batı ülkelerinin hedefindedir. İçeride, iktidarı paylaştığı FETÖ’nün darbe girişimine maruz kalmıştır. AKP zihniyetinin sempati beslediği Müslüman Kardeşler (İHVAN) bütün dünyada kan kaybetmiştir. Mısır, Tunus, Suriye ve birçok ülkede tamamen bitirilmiştir. AKP’nin Suudi Arabistan ve Katar’dan başka hiçbir dostu kalmamıştır. Bu dostluk da geçicidir. Çünkü bu iki ülkenin İsrail ile Türkiye’yi bölmek için masaya oturduğu açık kaynaklarda bile yer almaktadır. Ayrıca bu iki ülke kritik bir aşamada Türkiye’nin değil, ABD ve İsrail’in peşinden gider.
Diğer taraftan AKP kendi içinde keskin bir bölünme yaşamaktadır. Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Bülent Arınç ve Ali Babacan’ın temsil ettiği bir grup yeni hamle için fırsat kollamaktadır. Emperyalist ülkeler ve tekelci sermayeyi arkasına alan bu kesimin gücü küçümsenmemelidir. Ayrıca Türkiye’nin giymiş olduğu ekonomik elbise artık dikiş tutmamaktadır. Kıyafetin birçok yerinde yırtıklar vardır; yamalar çare olmamaktadır. Referandum sürecinde döviz fiyatlarını denetim altında tutmak için Merkez Bankası’nın döviz rezervleri eritilmiştir. Ülkenin her karış toprağında ekonomik sıkıntılar şaha kalkmıştır.
AKP Türkiyeyi ve kendisini batırmıştır. İslami hükümet denemesi bir daha gelmemek üzere batmıştır. Tabii bunun bir sonucu var, Kemalizm kazanmıştır, bunu açıklıkla söyleyebiliriz. Kimse AKP ile Kemalizmin savaşında Kemalizmin kazanacağından şüphe etmemelidir. Üç gün sürer, beş gün sürer, on yıl sürer ama Kemalizm kazanır, artık AKP’nin kazanma şansı yoktur.
Acile ölü getirilen bir hastaya son müdahaleler yapılıyor, ama nafile. Zorlu bir geçiş sürecinden sonra odadaki kıdemli doktor, Amerikan dizilerini andıran bir tavırla, “Tamam, yeter” diyecek ve ölüm saatini söyleyecek.
Belki de saat 9’u 5 geçe olacak.