Diyanet paradoksu

Konu sahibi son olarak 793 gün önce görüldü
bu konu hakkında uzun uzun yazardım da diyanet gibi içi boş ve çürümüş bir kurum için uğraşamayacağım şimdi.
 
Diyanet kapatilsin.Cok net.
 
@Süreyya, manisa merkezde kanuni yavuz zamanında yaşamış ahmed şemseddin marmaravi hazretleri var .bu zamanki gibi bir sürü sahte seyh çıkmış .padişah tarikatleri denetlemek sahtelerini ayıklamak için manisadan çağırmış .işini yapıp geri dönmüş . Diyanet olmasa camileri bunlar işgal eder
 
müslüman bir ülkede diyanetin kapatilmasini istemek acebe nasil bir duygu

almanyada diyanet camilerimiz yokken evlerin bodurum katlarinda müslümanlar namaz kilardi
canazelerimiz yikanmazdi cocuklarimiz caminedir dilmezdi

galiba sizler gene eski dönemdaki gibi müslümanlar belersiz ortada kalsin istiyorsunuz
tabiki bürsürü dürst tarikatlar var ama hic biriside islami diyanet gibi koruyup yayamiyir
diyanetin sayesinde avrupada hiristiyanlardan müslümanlarin hakkini aliyoruz
 
@Süreyya, manisa merkezde kanuni yavuz zamanında yaşamış ahmed şemseddin marmaravi hazretleri var .bu zamanki gibi bir sürü sahte seyh çıkmış .padişah tarikatleri denetlemek sahtelerini ayıklamak için manisadan çağırmış .işini yapıp geri dönmüş . Diyanet olmasa camileri bunlar işgal eder
Yazida ne yazmis yazar?
Bilgiye ulasmak zor degil bu cagda.
Tarikata da ihtiyac yok,diyanete de.
 
Diyanetin kapatılması değil ama ıslah edilmesi şart. Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde İslam dinine düşman, saçma sapan bir sürü insan var. Bugünkü diyanet başkanının yazdığı kitabın arka sayfasında yazılanları size söyleyeyim, siz oradan biçin İslamiyet için çalıştıklarını veya çalışmadıklarını;

"Hıristiyanlık, vahye dayanan dinler içerisinde en nev-i şahsına münhasır teolojiye sahip olan bir dindir. Gerek kredo ve dogmaları ve gerekse ayinler boyutuyla incelendiğinde, Hıristiyanlığın bu özelliği hemen farkedilir. İzahı mümkün olan hususları anlama ve anlatmada her hangi bir problem yoktur. Ancak 'izah edilemeyen fakat inanılan' diye formüle edilen bir çok husus vardır ki,325 yılında yapılan İznik Konsili'nden 1962-1965 İkinci Vatikan Konsili'ne kadar 21 genel konsilde ve hatta 325'den önce ve sonra toplanan milli ve bölgesel konsillerde bu anlamda yüzlerce problem yüzyıllarca tartışılagelmiştir."

Hıristiyanlıkta İbadet - Ali Erbaş​

Sizce böyle bir önsözü yazan adamın İslamiyet ile bağı nedir?
 
Ben zahmet edip ve 10 dakikamı ayırıp yazının tamamını okudum.Yazar diyanetin kapatılması anlamında hiç bir kelime sarfetmiyor.Diyanetin Din adına eksikliğinden dem vuruyor.Diyanetin sadece Sünni cenaha göre adımlar attığını,bu raddede haksızlık yaptığını.Hatta daha ileri gidip,Hristiyan ve Musevileri dahi diyanetin temsil etmesi gerektiği gibi komik söylemleri de var.

Diyanetin geçmişine bakınca Atatürk tarafından,dönemin din konularını ele alıp,bu konularda halkı bilgilendirmek amacı güdülerek kurulduğunu görüyoruz.Lakin şirazesi siyasete doğru kaydığı için,günümüzde itibari iyi anılmıyor.Diyanet gerekli bir kurumdur,lakin yeni kadrolar ile işlenmesi gerektiğini düşünüyorum.
 
Diyanetin kapatılması değil ama ıslah edilmesi şart. Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde İslam dinine düşman, saçma sapan bir sürü insan var. Bugünkü diyanet başkanının yazdığı kitabın arka sayfasında yazılanları size söyleyeyim, siz oradan biçin İslamiyet için çalıştıklarını veya çalışmadıklarını;

"Hıristiyanlık, vahye dayanan dinler içerisinde en nev-i şahsına münhasır teolojiye sahip olan bir dindir. Gerek kredo ve dogmaları ve gerekse ayinler boyutuyla incelendiğinde, Hıristiyanlığın bu özelliği hemen farkedilir. İzahı mümkün olan hususları anlama ve anlatmada her hangi bir problem yoktur. Ancak 'izah edilemeyen fakat inanılan' diye formüle edilen bir çok husus vardır ki,325 yılında yapılan İznik Konsili'nden 1962-1965 İkinci Vatikan Konsili'ne kadar 21 genel konsilde ve hatta 325'den önce ve sonra toplanan milli ve bölgesel konsillerde bu anlamda yüzlerce problem yüzyıllarca tartışılagelmiştir."

Hıristiyanlıkta İbadet - Ali Erbaş​

Sizce böyle bir önsözü yazan adamın İslamiyet ile bağı nedir?


Diyanetde yeni bir düzenleme gerektigine bende katiliyorum
ama kapatilmasina asla katilmiyorum
 
@Süreyya, tarikat kalmadı .elimizde sadece tasavvuf kitapları kaldı. Yapacağımız sadece ilmihal ve tasavvuf kitaplarını okumak anlamadığımız yerleri anlayabilen kişilere sorup tatbik.etmek .
 
@Süreyya, tarikat kalmadı .elimizde sadece tasavvuf kitapları kaldı. Yapacağımız sadece ilmihal ve tasavvuf kitaplarını okumak anlamadığımız yerleri anlayabilen kişilere sorup tatbik.etmek .

İlmihal okuyarak sadece Akaid konusun da bilgi edinirsiniz.Meal okuyarak ise sadece Kuran'ın mana itibarı ile ne dediğini öğrenmiş olursunuz.Tefsir ve Teolojik kitaplar okumalısınız.Lakin bunu yaparken bir yandan da batının önde gelen filozoflarının eserlerini de okumakta fayda var.Aksi takdirde bir yanınız bilgi babında eksik kalır.
 
Aslında yazı, birazda düşündüğümüzü yazmış. Arkadaşlar önce şu yanlış anlamayı bir düzeltelim. Din ve devlet işleri birbirinden ayrı olmaz. Mümkün değildir. Eğer Müslüman iseniz, laikliği benimsemeniz de mümkün değildir. Çünkü laiklik dediğiniz; Ya Rabbi sen bizim devlet yönetimimize karışma, sen o işlerden anlamazsın kendi kurallarımızı biz kendimiz koyarız anlamına gelir (haşa ve kellâ).

Ancak bir gerçek de şudur ki; Devletin DİNİ olmaz. Devletin tek düsturu ADALET olmalıdır. Selçuklu ve Osmanlı'da durum hep böyleydi. Müslümanların mahkemeleri ayrı, Gayrimüslimlerin mahkemeleri ayrıydı. Kimseyi zorla İslam şeriatına göre yargılayamazdınız. Zaten İslam Şeriatı, bağlayıcı kanunların ilkine kişinin Müslüman olması şartını koymuştur. Müslüman olmayan birisini ya da inanmayan birisini siz nasıl şeriat ile muhakeme edeceksiniz?

Dolayısıyla Laiklik, inanmayan birisi için geçerli olabilir. Onda da başka sıkıntılar vardır. Şuan da bizim kullandığımız anayasa ve hukuk kanunları hep batıdan alınmadır. Alman kamu & ceza hukuku, Fransız medeni hukuku, İtalyan maliye & borçlar hukuku vs. vs. Bu kanunlarda farklı milletlerin yine Hristiyanlıktan alıp uygulamaya koyduğu kanunlardır. Yani Laiklik ile idare edildiğini düşünen herhangi birisi, aslında Hristiyan hukukuna göre yargılanmaktadır. Yani işin içinde yine din vardır. O sebepten Laiklik dediğiniz şey, aslında din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması değil reddettiğin bir dinin yerine başka bir dinin hukukunu almak demektir.

M. Kemal Paşa'da kurulan ilk cumhuriyet döneminde önce bu kanunları getirmiş ama teorik olarak uygulamada çıkan bazı problemlerden ötürü eski sistemi biraz ıslah ederek dönüş çalışmalarına başlamıştır. Nitekim, İzmir İktisat Kongresi'nde yaptığı hilafet ve ekonomi vurgusu aynı zamanda hilafet emanetlerini İstanbul'a getirtmesi bunun en önemli işaretidir. (Ömrü yetmedi o ayrı konu.) Çünkü Selçuklu ve Osmanlı zamanında ortaya konulan ekonomi & hukuk sisteminin aslında biraz düzeltmelerle güzel sonuçlar vereceğini sonradan fark etmiştir.

Gelelim dini konuya. Diyanet zamanında bozulan ilmiye ve din sınıfını kontrol altında tutmak için kurulsa da, zamanla şirazesinden çıkmıştır. Diyanet İşleri, kendi topraklarında yaşayan tüm insanların dinlerine eşit mesafede ve ADALETLİ olmak zorunda iken bugün bambaşka bir şekle evirilmiştir. O sebepten Diyanetin hızlı şekilde ıslah edilmesi de elzemdir.
 
@Süreyya, tarikat kalmadı .elimizde sadece tasavvuf kitapları kaldı. Yapacağımız sadece ilmihal ve tasavvuf kitaplarını okumak anlamadığımız yerleri anlayabilen kişilere sorup tatbik.etmek .
Her insanin fitrati kaldirmaz tasavvuf ve ya ilmihal ögretilerini Pomak abi.
 
@Süreyya, tasavvuf ahlak ilmi .giybet sui zan iftira haset ucub gibi kalb hastalıklarıni öğretiyor ve ilacini . Tasavvuf tek başına öğrenilir . Öğrenmek de farzdır . Tarikat sünnet tasavvuf farz
 
Geri