Din bilimle çelişir mi?

Konu sahibi son olarak 1660 gün önce görüldü
yatadılış-evrim diye,daha sıfır noktasında yollarını ayıran bilim ve din,birbiri ile çelişir mi diye sormak bile komiktir.ne çelişmesi? Taban tabana zıt


iyi ama yaratili$i evrimi ara$tirmak dine neden zit olsun? ben onu diyom,
din ara$tirmayin, bilmeyin demiyoki,
aksine bilgilenmemizi isteyen bi dinden bahsediyoz,
yani diyomki tabandan itibaren birlik ^^
 
Bilimle İslam kesinlikle çelişmez. Ancak, müsbet bilim sürekli aşama kaydedip, değişken bir özellik ortaya koyar. Bilimsel araştırmalar sonucunda emprizm (deneycilik) yönetimi ile somut olarak ispat edilmiş net bilgilerle İslam kesinlikle çelişmez. İslam dini aklı, tefekkürü, okuyup araştırmayı, bilimi vb. hususları vazgeçilmez olarak tanımlamıştır. Ancak, fizik, kimya, tıp vb. bilim alanlarında teori olarak ortaya atılan bilgiler kesin bilgiye dönüşmediği sürece çelişki varmış gibi görünen hususlar olabilir. Bu çelişki bilimin o alanda henüz doğru, somut bilgilere ulaşmadığını gösterir.
 
dostum neyi araştıracaksın,topraktan adem yaratılıyor.ademin kaburgadan Havva..sonra al takke ver külah bugünlere geliyoruz.
 
bazı dinlere göre dünya bi zamanlar düz idi, şimşekler tanrıların kızgınlığının simgesi idi, bazen kurt şeklinde bir tanrı güneşi yutarak insanları kısa süreli bir karanlığa mahkum ediyordu... düşünün bilimsel olaylardan haberin olmadığı bir zamanlar güneşin ortadan kaybolduğunu.. bu ne kadar rahatsızlık verici bir olay olurdu değil mi :) bu gün buna güneş tutulması diyoruz..

her neyse eğer din bilimle çelişirmi? diye bi soru sorarsanız buna cevabım evet olacaktır..

din tarih boyunca bilime ayak uydurmaya çalışmıştır...ama bu beyhude bir çabadır..
 
ikisi de tek başına yetmiyor, birbirini tamamlıyorlar..
 
Bilimin en temel özelliği yanlışlanabilir olmasıdır. Örneğin "bu kalem kırmızıdır" dediğinizde bu önerme yanlışlanabilir. Hayır kırmızı değil, mavidir de denebilir.
Ama din böyle değildir. Dinde doğru doğrudur. Yanlış olması düşünülemez! Örneğin "ölümden sonra hayat var" önermesi yanlışlanabilir ve gözlemlenebilir bir olgu değildir.

Düşünelim biraz. Evren bir anda olsun diyen bir tanrı veya öbür tarafta bizi ödül-ceza beklediğini düşünen bir mantaliteyi bilime uygulayabilir miyiz? Bence hayır. Aksi halde pek çok hata yapılırdı. Buna da örnek vermek gerekirse insanların Adem ve Havva'dan türediği kabul edilseydi kimse herhangi bir ilkel insan fosili aramaya kalkışmaz. Dünyanın 6 günde yaratıldığı kabul edilseydi(sonradan bu 6 gün değil 6 aşama olarak değiştirilmiştir) bilimadamları dünyanın yaşını öğrenmek için uğraşmazdı.

Ben bunların ötesinde teist inanışların (özellikle semavi dinlerin) bilimin aktivitesini olumsuz etkilediğini düşünmekteyim. Söz gelimi bu dünya eğer faniyse, gelip geçiciyse, öteki tarafa yani sonsuz bir mekana hazırlıksa kişinin bilimsel eylemleri burada tamamen sekteye uğrar ve dincilerin "ilim çin'de de olsa gidin" sözüyle çelişir. Çünkü imtihan dünyası bize bol bol dua etmeyi ve ibadetlerde bulunmamızı, günlük yaşantımızı dine göre uyarlamamızı ister. Hal durum bu iken inançlı kişi ömrünü otu, böceği, kelebeği sınıflandırmayla uğraşacağına veya dağın taşın katmanlarını, tabakalarını araştıracağına ömürünü ibadete ve öteki dünyaya adaması, iyi bir mümin olmaya çalışması kendi dinleri açısından daha tutarlıdır.

Örnekleri daha sonra çoğaltacağım. Şimdilik brada bırakıyorum.
 
Din bilimle çelişir mi sorusu zaten çelişkili ve yetersiz bir soru.Çünkü dünya üzerinde tek bir din yok, politeizm bile hala mevcut. Kendi dinimin bilimle çeliştiğini düşünmüyorum. Sadece yazılanların herkesçe farklı yorumlanması çelişiyor gibi gösteriliyor ki sureleri değiştirenler de çok. Bilimin göbeğinde bir bölüm okuyorum insanlar buluşlarıyla tanrılaşıyor ama bu tüm evrenin bir enerjiden geldiğinin kanıtı değil bana kalırsa. Din, bilimle çelişir ama Tanrı (Allah,yaratıcı) ile çelişemez
 
Gençler belki benim patates dinim bilimle çelişiyor olamaz mı neden her şeyi islamiyet adına yorumluyonuz ?
 
Bilimle İslam kesinlikle çelişmez. Ancak, müsbet bilim sürekli aşama kaydedip, değişken bir özellik ortaya koyar. Bilimsel araştırmalar sonucunda emprizm (deneycilik) yönetimi ile somut olarak ispat edilmiş net bilgilerle İslam kesinlikle çelişmez. İslam dini aklı, tefekkürü, okuyup araştırmayı, bilimi vb. hususları vazgeçilmez olarak tanımlamıştır. Ancak, fizik, kimya, tıp vb. bilim alanlarında teori olarak ortaya atılan bilgiler kesin bilgiye dönüşmediği sürece çelişki varmış gibi görünen hususlar olabilir. Bu çelişki bilimin o alanda henüz doğru, somut bilgilere ulaşmadığını gösterir.

bilimle islam çelişir mi yazmışsın googl'a da keşke kaynak da belirtseydin
 
Din, Allah'ın dini; bilim, Allah'ın bilimi. Allah'ın yarattığı bu düzeneğin, gönderdiği Kuran'la çeliştiğini söylemek hangi akla hizmettir ya ademoğlu? Kuran'da bilim de var, ilim de var, matematik de var, uzay da var, nicesi var. Her birimizi atomuna kadar bilen, e zaten yaratıcısı olan, haliyle kainatın yaratıcısı ve daimi sahibi olan Allah, neden yarattığıyla yazdığını çeliştirsin? Allah kainatı yaratmış, sonra anayasayı yazmış. Örneklendirelim bari, daha oturaklı olur. Hani bu sahillerde bankları boyayıp üzerine "dikkat, yeni boyandı" diye not düşülür. Sen şimdi bu uyarıyı okumadan oturursan komik duruma düşersin. Allah da diyor ki, ben bir düzenek kurdum ve bu düzeneği anlamanız için size bir anayasa yolladım. Bunu okuyun ve ona göre hareket edin. Hatta siz kafanıza göre algılayacaksınız, bu yüzden de sizlere anayasayı anlatacak olan elçiler gönderdim, alimler gönderdim. Başınız sıkışırsa onlara danışın. Kafanıza göre takılmayın diyor yani. Yoksa küfrün içine batar, kurtuluşunuz olmaz diyor. Anladın?

Felsefe yapacaksınız diye sorudan evvel siz düşmüşsünüz asıl çelişkiye. İslamiyet Allah'ın da, bilim Allah'ın değil mi yani? İnsanların bilim yolunda ilerlemelerini sağlayan, o bilimin yaratıcısı Allah'tır.

Bu tür sorulara çok denk geliyorum ve açıkçası kızıyorum. Çünkü bu sorulara kafası takılan insanlar, genellikle Allah ve Allah'ın anayasası hakkında bilgi edinmeye başlamamış insanlardır. Alfabeyi öğrenmeden metin okuyamazsınız. Önce dinin abecesinden başlamak gerekir.

Yine benzer bir tartışmada arkadaşlardan biri çıkıp bana konuyu neden İslamiyet'e getirdiğimi sordu. Allah katında tek ve hak din sadece İslamiyettir. Yoksa dünya üzerinde bir sürü din ve inanç sistemi var. Hepsi birbirinden farklı renklere sahip. Din dediğin insanlığa göre bir tane değil ki. E haliyle İslamiyet'e göre değerlendirilmesi gerekir. Yani müslüman olan biri kalkıp da budizme göre cevap verecek değil herhalde.

Bilim, Allah'ı ve onun sistemini akıl yoluyla görmektir. İlim, aklın yetmediği sistemi kalp yoluyla görmektir. Bu da her insanın kaldırabileceği veya mecbur olduğu bir durum değildir. Bu tamamen farklı bir çaba ister. O çabayı göstermek insanın kendisine serbest bırakılmıştır. İşte 32 farzın manası da budur. İlla 7/24 rabıtada olmasan bile bunları yapman seni zaten kurtarıyor. Bunun yanı sıra beşeri hayatta mesleki anlamda faydalı olmak adına bilimle uğraşmak ise sana ayriyetten puan kazandıran bir tercihdir. Mevzunun aslı astarı budur. Bırakalım şu Yunan helenistik felsefe ağızlarını. Hiç gerek yok öyle şeylere. Kolaylaştırma varken zorlaştırma yolunu tercih etmemeli...
 
İslamiyet üzerinden örnekleme yapmayı pek sevmesem de konu islamiyet inancı ekseninde olduğundan bununla ilgili birkaç örnek vereyim:

Kuran’a göre ilk insan Adem, bugünkü insandan farksızdır. Konuşabilir, zekidir, düşünme kapasitesi, bilinci ve yetenekleri bizlerle aynıdır.

Bilime göre ise insanların bilinç, konuşma, zeka gibi yetenekleri zaman içinde evrimleimiştir. İlk insanların beyin hacimleri daha düşüktür, beyin kabukları gelişmemiştir, konuşamamaktadırlar ve iskelet yapıları farklıdır.


Kuran’a göre ilk insanlar uzun yaşamıştır. Adem 930 yıl, Nuh 950 yıl vs gibi.

Bilime göre ise, ilk insanların ömrü tam tersine günümüzdekinden kısa olup, evrim sürecinde giderek uzamaktadır. Romalılarda bile ortalama ömür 40 yıl civarındadır.


Kuran’a gore Adem’in çocuklarından Habil çiftçi, Kabil koyun çobanıdır. Yani ilk insan döneminde ziraat ve hayvancılık vardır. Bu günkü toprak yapısı ve bitkiler, ağaçlar vs mevcuttur.

Bilime göre ise ilk insanlar avcı ve toplayıcıdır. Ziraat ve hayvancılığın tarihi sadece on bin yıldır. Ekilebilir mevcut toprağın, bu günkü haline gelebilmesi ancak 100.000 sene önce olmuştur.


Kuran’a göre, Adem’in çocuklarından Habil, Kabil’i öldürür ve gömer. Yani ölü gömmek, ilk insanlardan beri vardır.

Bilime göre ise, insanlar ölü gömme bilincine elli bin yıl önce erişmiştir.


Kuran’a göre ’Allah koyun, keçi, deve, at, eşek, sığır yaratmıştır’. Yani bu hayvanlar ilk ortaya çıktıklarından beri aynıdırlar. Ve ilk insanlarla aynı anda yaratılmışlardır.

Bilime göre ise bu hayvanlar başka türlerden evrimleşmiş ve insan tarafından evcilleştirilerek, muhtelif seçmelerle (çiftleştirme, eleme vs) bugünkü konumlarına gelmişlerdir. İlk insanların devrinde bu tip hayvanlar yoktur, bunların yabanıl ataları vardır ve bahsedilen evcil türler sadece 10.000 senedir vardır.


Kuran’a göre meyveler, sebzeler bugünkü özelliklerinde (renk, tat, şekil, büyüklük vs) yaratılmışlardır.

Bilime göre ise günümüzde bulunan sebze ve meyveler, insanlar tarafından seçildiği için, bugünkü tat, koku, renk, ve boyutlarına ulaşmışlardır. Mısır 5.000 yıl önce 2-3 santim iken, insanlarca devamlı suretle irileri seçilerek ekildiği için bugünkü boyutuna ulaşmıştır. Armut, elma gibi meyvelerin acıları, beğenilmeyen türleri, ekilmemiş ve beğenilen türleri korunmuştur. Yani günümüzde tüketilen tüm sebze ve meyveler, insanlarca geliştirilmiştir.

Kullandığım Kaynak : Aydın Türk - Propaganda Yayınları
 
bilimle islam çelişir mi yazmışsın googl'a da keşke kaynak da belirtseydin




Bilim adına pek çok bilim adamı tarihin derinliklerindeki dönemlerde, “Ay, Güneş ve Gezegenler dönmüyor” diyorlardı. Halbuki Kuran-ı Kerim her birinin bir yörüngede döndüğünü haber vermiştir. ( Enbiya:33 – Yasin:38) O dönemdeki bilimsel sonuç ile İslam’ın görüşü çelişkili olarak görülebilir. Bilim o alanda yeterli bilgi ve birikime sahip olmadığı için doğru bilgiye ulaşamamıştır. Kalkıp ta o dönemdeki bilim adamları İslam’ın ortaya koyduğu bilgiler yanlıştır, çelişki var deseydi doğru olur muydu? Hayır kesinlikle doğru olmazdı. Aradan geçen süreçte müsbet bilim, İslam’ın ortaya koyduğu en doğru ve gerçek bilgiye ulaşmış ve Kuran’ın 14 asır önce verdiği bilginin doğru olduğu tescillenmiştir.

Yetmişli yılların sonuna doğru İ.H. Lisesindeki öğrencilik yıllarındaki öğrendiğim sözde bilimsel bilgilerden çelişkileri sunmak istiyorum.

Kimya dersimizde “ Maddenin bölünemeyen, parçalanamayan en küçük yapı taşına Atom” denildiği öğretilmişti. Yani bilimin ortaya koyduğu görüşe göre Atom bölünüp parçalanamazdı. Ancak tarih dersinde de 1945 yılında ikinci dünya savaşında Nagazaki ve Hiroşima’ya Atom bombasının atılarak büyük tahribatlar yaptığı da öğretilmiştir. Sonuç olarak atom hem bölünmüş, hem de parçalanmıştır. Atom bombasının atılmasından sonraki 30 (otuz) yıl boyunca bilim adına bu yanlış bilgiler okutulmuştur.

Hastalıklar için kullanılan ilaçlarda zaman içinde büyük değişiklikler olmaktadır. Önceki yıllarda -A- hastalığına -B- ilacın iyi geldiği ifade edilmesine rağmen aradan geçen süreçte, hastalarda ortaya çıkan sonuçları itibariyle hastayı o ilacın iyileştirmediği, yan etkilerinden dolayı başka uzuvlara da sıkıntı verdiği görülebilmektedir. Sonuçta “-A- hastalığına -B- ilacının değil, yeni bulunan -C- ilacı iyi gelmektedir” denilebilmektedir. Bilim uğraşı alanında en doğru gerçek bilgiye ulaşmışsa, bu bilgi ile aklın, İslam’ın çelişki içinde olmayacağı aşikardır.

Şimdi bu örneklerde verdiğim bilgilere dayanarak İslam’la bilim çelişiyor dersek inandırıcı olur mu? Hayır, inandırıcı olmaz. İslam ile bilim kesin olarak çelişmez. Bir çelişki varsa bilimin o çelişkili olan alanda gerçeğe ulaşmadığını gösterir. İnsan ve Kainatı mükemmel olarak yaratan Rabbimiz, ihtiyaçlarımızı da en iyi bildiğinden bize verdiği bilgiler değişmez ve değiştirilemez bilgilerdir. İnsanlar akıl ve bilim v.b. güzellikleri kullanarak bu gerçeği kavrar. Einstein; “Dinsiz ilim kör, ilimsiz din de topaldır” demiştir.

Son günlerde İslam düşmanlıklarından dolayı bazı üniversite rektörleri, öğretim görevlileri, bilim merkezlerinde öğrencilere en güzel bilgileri, araştırma imkanlarını sunma yerine başörtüsüyle üniversitelere giremezsiniz diyerek özgürlüklerin merkezi olması gereken mekanları zulüm merkezlerine dönüştürmüşlerdir.

Bilim merkezleri, inançları tartışamazlar. Ancak her inancın kendini rahatça ifade etmesine, istediği gibi yaşanabilmesine izin verirler. “İnançlar sadece doğmalardır” diyerek “bilime aykırıdır” diyemezler: İnançlar hür iradelerde tercih edilir ve ona uygun hayat yaşanır. Biz kimsenin inancına veya inançsızlığına karşı değiliz. İsteyen istediği gibi insansın diyoruz. Ancak inandığım değerlere inançsızların hakaret etme hakları yoktur diyoruz. Kısacası bizler sizlerin inanç ve inançsızlığınıza saygı duyuyoruz. Aynı saygıyı bizim inancımıza göstermenizi en tabi bir hak olarak da sizden bekliyoruz.

Sözde bilim adamları, eğer gerçekten akıl ve bilime, sahip çıkarlarsa onlara birkaç somut örnek vererek soru sormak istiyorum. İçkinin insan vücuduna yaptığı tahribatı hepimiz biliyoruz. Bilimsel olarak da içkinin zararları somut bir şekilde ispat edilmiştir. Ateist, Hıristiyan, Yahudi, Müslüman birçok bilim adamı, içkinin insan vücuduna; beyinden mideye, karaciğere vb. kısacası tüm uzuvlara zarar verdiğini vurgulamışlardır.

Şimdi şunu sormak istiyorum: bilimsel sonuçları bilindiği halde içkiyi neden yasaklatmak için bir çabanın içinde değilsiniz? Üniversiteye girmesine niçin izin veriyorsunuz? Yoksa sizin bilimselliğinizde içkinin çok yararlı olduğunu mu keşfettiniz?

Siz, tertemiz başörtülü öğrencileri üniversitelerinize alın ve korkmadan bilimin ortaya koyduğu gerçekleri onlara öğretin. Yeter ki sizin kafanızdaki fikirler baskı aracı olarak kullanılmasın. Bilimin objektif kriterleri sonucu elde edilen bilgileri onlara öğretin. Ama şunu unutmayın ki yapılan yanlışlar ve haksızlıklar yapanının yanına kar kalmaz. İlahi adaletin tecellisi sonucu herkese hak ettiği verilir. Kısacası, Zulüm ile abat olanın ahiri berbat olur. Üniversitelerde aklın, bilimin gerçek anlamda hakim olması sonucu özgür Üniversiteler dileği ile…


Kaynak:http://www.facebook.com/pages/Damıtılmış-Damlalar/164787130209583 kaynağını merak eden arkadaslar burdan gorebilir (;
 
Yok din bilimle çelişirmi

Yok Alevilik Şöylemedir, Yok kürtlük böylemedir.

Herşeyimiz tamam , Mükemmeliz, Ülkemiz Dünyanın en güçlü ülkesi

Açlık yok kıtlık yok, Tek bu konu eksikti .

Yazık gerçekten. Biz bu konulara takılıp kalalım Dİğer ülkeler Marsta , Uranüste Hayat araştırsın.
 





Bilim adına pek çok bilim adamı tarihin derinliklerindeki dönemlerde, “Ay, Güneş ve Gezegenler dönmüyor” diyorlardı. Halbuki Kuran-ı Kerim her birinin bir yörüngede döndüğünü haber vermiştir. ( Enbiya:33 – Yasin:38) O dönemdeki bilimsel sonuç ile İslam’ın görüşü çelişkili olarak görülebilir. Bilim o alanda yeterli bilgi ve birikime sahip olmadığı için doğru bilgiye ulaşamamıştır. Kalkıp ta o dönemdeki bilim adamları İslam’ın ortaya koyduğu bilgiler yanlıştır, çelişki var deseydi doğru olur muydu? Hayır kesinlikle doğru olmazdı. Aradan geçen süreçte müsbet bilim, İslam’ın ortaya koyduğu en doğru ve gerçek bilgiye ulaşmış ve Kuran’ın 14 asır önce verdiği bilginin doğru olduğu tescillenmiştir.

Yetmişli yılların sonuna doğru İ.H. Lisesindeki öğrencilik yıllarındaki öğrendiğim sözde bilimsel bilgilerden çelişkileri sunmak istiyorum.

Kimya dersimizde “ Maddenin bölünemeyen, parçalanamayan en küçük yapı taşına Atom” denildiği öğretilmişti. Yani bilimin ortaya koyduğu görüşe göre Atom bölünüp parçalanamazdı. Ancak tarih dersinde de 1945 yılında ikinci dünya savaşında Nagazaki ve Hiroşima’ya Atom bombasının atılarak büyük tahribatlar yaptığı da öğretilmiştir. Sonuç olarak atom hem bölünmüş, hem de parçalanmıştır. Atom bombasının atılmasından sonraki 30 (otuz) yıl boyunca bilim adına bu yanlış bilgiler okutulmuştur.

Hastalıklar için kullanılan ilaçlarda zaman içinde büyük değişiklikler olmaktadır. Önceki yıllarda -A- hastalığına -B- ilacın iyi geldiği ifade edilmesine rağmen aradan geçen süreçte, hastalarda ortaya çıkan sonuçları itibariyle hastayı o ilacın iyileştirmediği, yan etkilerinden dolayı başka uzuvlara da sıkıntı verdiği görülebilmektedir. Sonuçta “-A- hastalığına -B- ilacının değil, yeni bulunan -C- ilacı iyi gelmektedir” denilebilmektedir. Bilim uğraşı alanında en doğru gerçek bilgiye ulaşmışsa, bu bilgi ile aklın, İslam’ın çelişki içinde olmayacağı aşikardır.

Şimdi bu örneklerde verdiğim bilgilere dayanarak İslam’la bilim çelişiyor dersek inandırıcı olur mu? Hayır, inandırıcı olmaz. İslam ile bilim kesin olarak çelişmez. Bir çelişki varsa bilimin o çelişkili olan alanda gerçeğe ulaşmadığını gösterir. İnsan ve Kainatı mükemmel olarak yaratan Rabbimiz, ihtiyaçlarımızı da en iyi bildiğinden bize verdiği bilgiler değişmez ve değiştirilemez bilgilerdir. İnsanlar akıl ve bilim v.b. güzellikleri kullanarak bu gerçeği kavrar. Einstein; “Dinsiz ilim kör, ilimsiz din de topaldır” demiştir.

Son günlerde İslam düşmanlıklarından dolayı bazı üniversite rektörleri, öğretim görevlileri, bilim merkezlerinde öğrencilere en güzel bilgileri, araştırma imkanlarını sunma yerine başörtüsüyle üniversitelere giremezsiniz diyerek özgürlüklerin merkezi olması gereken mekanları zulüm merkezlerine dönüştürmüşlerdir.

Bilim merkezleri, inançları tartışamazlar. Ancak her inancın kendini rahatça ifade etmesine, istediği gibi yaşanabilmesine izin verirler. “İnançlar sadece doğmalardır” diyerek “bilime aykırıdır” diyemezler: İnançlar hür iradelerde tercih edilir ve ona uygun hayat yaşanır. Biz kimsenin inancına veya inançsızlığına karşı değiliz. İsteyen istediği gibi insansın diyoruz. Ancak inandığım değerlere inançsızların hakaret etme hakları yoktur diyoruz. Kısacası bizler sizlerin inanç ve inançsızlığınıza saygı duyuyoruz. Aynı saygıyı bizim inancımıza göstermenizi en tabi bir hak olarak da sizden bekliyoruz.

Sözde bilim adamları, eğer gerçekten akıl ve bilime, sahip çıkarlarsa onlara birkaç somut örnek vererek soru sormak istiyorum. İçkinin insan vücuduna yaptığı tahribatı hepimiz biliyoruz. Bilimsel olarak da içkinin zararları somut bir şekilde ispat edilmiştir. Ateist, Hıristiyan, Yahudi, Müslüman birçok bilim adamı, içkinin insan vücuduna; beyinden mideye, karaciğere vb. kısacası tüm uzuvlara zarar verdiğini vurgulamışlardır.

Şimdi şunu sormak istiyorum: bilimsel sonuçları bilindiği halde içkiyi neden yasaklatmak için bir çabanın içinde değilsiniz? Üniversiteye girmesine niçin izin veriyorsunuz? Yoksa sizin bilimselliğinizde içkinin çok yararlı olduğunu mu keşfettiniz?

Siz, tertemiz başörtülü öğrencileri üniversitelerinize alın ve korkmadan bilimin ortaya koyduğu gerçekleri onlara öğretin. Yeter ki sizin kafanızdaki fikirler baskı aracı olarak kullanılmasın. Bilimin objektif kriterleri sonucu elde edilen bilgileri onlara öğretin. Ama şunu unutmayın ki yapılan yanlışlar ve haksızlıklar yapanının yanına kar kalmaz. İlahi adaletin tecellisi sonucu herkese hak ettiği verilir. Kısacası, Zulüm ile abat olanın ahiri berbat olur. Üniversitelerde aklın, bilimin gerçek anlamda hakim olması sonucu özgür Üniversiteler dileği ile…


Kaynak:http://www.facebook.com/pages/Damıtılmış-Damlalar/164787130209583 kaynağını merak eden arkadaslar burdan gorebilir (;

Verdiğin link facebookun anasayfasına yönlendiriyo ne ima etmeye çalışıyon ?
 
Yok din bilimle çelişirmi

Yok Alevilik Şöylemedir, Yok kürtlük böylemedir.

Herşeyimiz tamam , Mükemmeliz, Ülkemiz Dünyanın en güçlü ülkesi

Açlık yok kıtlık yok, Tek bu konu eksikti .

Yazık gerçekten. Biz bu konulara takılıp kalalım Dİğer ülkeler Marsta , Uranüste Hayat araştırsın.
işte dini dogmaları terkederek buralara varmışlar.aslında hepsi aynı ama sekülerleşebilenler gelişmiş diyebiliriz.yoksa şu an islam ülkeleri giderdi o dediğin yerlere.tamam dininin gereğini yap ama kansere muska yazma.kendimizi korumamız gereken din değil aslında.bağnazlık haklısın.zaten bağnazlıktan kurtulsak dinsizleşmeden de dediğin seviyeyi yakalarsın.yada akp nin dinin teminatı olmadığını anlarsın.
 
Konuyu beğenmeyenler yorum yapmak zorunda değil beyler, beğendiklerinize yazın.Bende beğenmediğim konulara yazmaya kalksam beğendiklerime yorum yapmaya vaktim kalmaz.Hem konu islam bilimle çelişirmi değil genel olarak din diye bahsedilmiş, siz neye göre cevap verirseniz verin ,ha çok saçma geliyorsa da okuyup geçersiniz. Nelere takıyorsunuz yahu :)
 
Mueddeb eh be yeter! İnsanların zekasıyla dalga mı geçiyorsun? Ne demek beğenmediğine yorum yapma! Bu kadar faşist bir yorum olur mu? Sana mı soracaz kime ne yorum yapacağımızı.elbette din deyince islamı alacaz.tibet mi burası Budizm olarak alalım.forum burası abla forum! Argümanlarımız ortada.sekiz defa bitirdim ben o kuranı da sonra mürted oldum.andavallı biri değilim.iş güç meslek sahibi kırk yaşında adamım ben.entelektuel seviyede koy argümanlarını.dinin bilimsel temellerini anlat ve ikna et milleti.et ki insanlar sana inansın.yıksa "ayol böyle şey mi olur kapatalım bu bahsi" diyerek gelme benim karşıma.hadi sana iyi geceler
 
climax 8 defa Kuran'ı mealinden mi bitirdin yoksa hiç tefsirinden de okudun mu ? Okuduysan hangi tefsir ya da tefsirlerdir merak ettim ..
 
Geri