Dil öğrenim süreci boyunca kaynağın tek başına hayati bir anlam ifade ettiğini düşünmüyorum. Süreç boyunca sürekli bir "The Kaynak" arayan arkadaşlara çok sık denk geliyorum. Bunu kaynak kullanımını küçümsediğim veya işe yaramaz gördüğüm için değil, odağı saptırdığı için söylüyorum. Buna karşın A1 ve A2 seviyeleri için kaynak kullanımını oldukça değerli ve önemli buluyorum zira bu seviyede kaynak kullanımı kafada bir şablon oluşmasına ve bütün o soyut şeylerin bir anda somutlaşmasına olanak sağlıyor. Öte yandan bu seviyelerde kaynak kullanımının en önemli yanı -bence dil öğreniminin en kritik noktalarından biri- "yapabiliyorum" hissini yaşatması. Sonuçta insan motivasyonlar ve birtakım ilkel kazanımlarla kamçılıyor kendini. Bu noktalarda yaşanacak duvara çarpma hissi süreci %99 değil, %100 oranında başarısızlığa sürükleyecek. O sebeple bu seviyelerde belirli kaynaklar yardımıyla öğrenilen şeylerin somutlaştırılması ve bir aşama kat etme hissi yaşanması kıymete değer.
Ukalalık yapmadan dil konusunda bir iki hususu belirtmek istiyorum ki bunların bir kısmı tartışmaya açık olabilir zira bu işin tek bir doğrusu yok. Dil öğrenmeye başlamadan evvel muhakkak Türkçe dil bigisine vakıf olun ve öğrenilecek dilin dil bilgisini de yabana atmayın. Gramer saplantılı olmanın lüzumu yok ama temeli ne kadar sağlam atarsanız süreç boyu o kadar az yıpranırsınız. Eğer bir sınava girmeyecekseniz kelime konusunda yok yere kendinizi yıpratmayın zira oturup kelime ezberlemek çekilen eziyete kıyasla getirisi çok az olan bir uğraş. Onun yerine süreç içerisinde kullanarak, yaşayarak ve maruz kalarak öğrenmek daha doğal öğrenmenize olanak sağlar. Aynı şey gramer için de geçerli. Çok klişe olacak ama dil, kullanılmadan öğrenilmez. Öğrenmenin tek yolu onu kullanmak. Nasıl ki bir oyunu oynadıkça öğreniyor ve öğrendikçe süreç içinde ustalaşıyorsak dil de aynı şekilde kullandıkça gelişir. Bu anlamda daha temeli inşa ederken o dili kullanmak, o dile maruz kalmak, o dille yaşamak gerek. Bizde saplantılı bir gramer ve reading eğilimi var. Bu da belirli bir seviyede tıkanıp kalmaya sebebiyet veriyor. Bir kere düşünmek ve o dilde üretmek gerek. Yazma eylemi bizde sadece yabancı dilde değil, Türkçe yazarken dahi bir külfet gibi geliyor ama yabancı dil öğrenim sürecinde yazma bütün o parçaları birbirine bağlayan hayati ve en önemli parça. Bunun için bir kaynağa gerek yok. Okumak, üzerine düşünmek ve harekete geçmek gerek. 1 satır veya 1 paragraf fark etmiyor, o üretimi yapmak, "yapabiliyorum"u yaşamak sonrası için işleri inanılmaz kolaylaştırıyor. Son olarak şunu ekleyeyim, ben dil öğrenim süreci boyunca sözlüğün hayati olduğunu düşünüyorum. Oxford Learner's gibi bir sözlük dil öğrenirken hayatı fazlasıyla kolaylaştırıyor. Yine İngilizce için More to Read ve Reader at Work gibi kült eserleri tavsiye ederim. Kolaydan zora motive edici bir şekilde okuma becerisini geliştiren çok kıymetli kaynaklar bunlar. Sesli kaynak olarak Luke's English Podcast, All Ears English gibi yine çok popüler ve süreci kolaylaştıran podcastleri tavsiye ederim. Konuşma ve yazma için bugün neredeyse tüm yapay zeka araçları gayet tatminkar seviyede.