Deprem seviciliği

Konu sahibi son olarak 635 gün önce görüldü
Son dönemde yaşanan Elazığ depreminden sonra etrafı, medyayı ve konvoya dahil bütün insanları (iyi-kötü) gözlemledikten sonra tekrar fark ettim ki millet olarak gerçekten gösterişi seviyoruz. kanımca bir çok insan buna benzer konularda gösterirken abartmayı, caka satmayı, akıllarda ki kötü imajı son düzlemde iyi olarak hatırlatmayı, insanların acıları - üzüntüleri üzerinden ajitasyon yaparken bunu göstermeyi ve buna hitaben geri dönen bütün övgülerden haz almayı seviyor. çünkü bu tarz insanlar hayatında herhangi bir derinliğe vakıf olamamaktan hep yoksun kalmışlar, hep yüzeysel yaşamışlar hep birilerinin yönlendirilmesiyle büyümüşler.

yardım yapılsın. destek verilsin. bütünleşme tabii ki olsun. acıları da mutluluklar kadar paylaşmak gerek bu konuda hiç bir karşıtlığım yok lakin bunu yaptığı - topladığı bağışı göstererek, bir şekilde bağış isteyerek gündeme gelerek, yeri geldiğinde göçük altında kalan o insanlarının kanını bir şekilde çıkarı için emmiş para babalarından tutun devlete kadar kendini aklamak adına yaptıkları bu sahte vicdan gösterişini samimi bulmuyorum.

10 kasımda sosyal medya hesaplarını Atatürk'le doldurup siyaha boyayan insanda, milli bayramlarda yine aynı sosyal medyada bayrak dalgalandıran da. bilumum dini bayramlarda dualar paylaşıp inancını hatırlayanlar da. teknoloji basitliğe evrildikçe bu tarz insanların içi boşalıyor ve günden güne başkalarının hayatlarına imrenirken kendi öz benliklerini kaybettiklerini düşünüyorum. yine bu güruha mensup insanlar günden güne sorgulamaktan uzaklaşıyor, anormallikleri sıradanlaştırarak kabulleniyor ve kolektif bilinç namına hiç bir şey yapmıyor. bence bu çok rahatsız edici. şahsi düşüncem dünya ile birlikte insanlığın çoğunluğu günden günde yozlaşıyor.
 
Haluk Levent ahbap derneği sayesinde sosyal medyayi da kullanarak çok iyi işler çıkardı. Aynı şekilde acun da TV yi kullanarak Elazığ icin muazzam yardım topladı. Problem olan ne?

Yardım da bile bölücülük yapılıyor. Adam Tayyibe yakın diye soylemedikleri şey kalmadi. Herif 50 milyona yakın yardım topladı. Öyle ya da böyle. Instagram'da enkaz fotosu paylaşımından başka bir şey yapmayan insanlar da sırf akp ye yakın olduğu için adamı karaliyor.
 
Günümüzde artık bu tarz yardım kampanyaları insanları teşvik ediyor. Katılım daha fazla oluyor ve özendiriyor. Bu bir gerçek. Doğru dur yanlıştır orasını bilemem
 
Vicdanımız fikirlerimizin, görüşlerimizin önüne geçmedikçe"insanlık" dediğimiz o seviyeye ulaşmamız mümkün olmayacak.
 
Farkındaysanız siyaset bulastirilmayan bir tane olay yok. Ülke öyle bir raddeye geldi ki gök taşı düşse bir kısım hükümetten bir kısım muhalefetten bilecek. Valla midem bulanıyor artık. Çoluk çocuk olmasa allahim sonumuz Suriye gibi olsun diyecegim. Aleviler sunnileri vursun Kürtler Türkleri vursun tayyipciler muhalifleri vursun. Çoluk çocuk sağda solda mülteci konumunda kalsin. Bugün Suriyelilere nasıl davraniyorsan ya da haklarında ne düşünüyorsan senin de mülteci konumunda kaldığın ülkede aynısı başına gelsin.

Az kaldı ama yakındır. Lan ne doluyum ya
 
Depremzedeler saray da kalsa olur mu ? olmaz. Peki her türlü yardım kampanyası nerede duyurulmalı ? tv8 ? evet. Deprem birilerinin hayatını zehirlerken birilerininde elbette ki rantı olmak zorunda olucak.
Yaşadığınız dünya bildiğiniz gibi güzel bir yer değil. Ancak acıların üstüne doğrular söyleyince "acımıza saygın olsun be" bir tür bahaneye dönüşebiliyor maalesef. Yardım edilmesinden çok yardım edicilerin insafında durum taraf değiştirir bir hal alıyor.
 
Deprem seviciliği ne la! Sorundan fırsat yaratabilen insanlar bile deprem sevmez. Saçma...
 
Sap ile samanı birbirine karıştırmaktır sizin bu yaptığınız. Sokakta yardım ettiği herhangi birini ekrana çıkarıp reklam yapmış gibi muamele edemeyiz bu konuda. Bu tüm toplumu ilgilendiren, herkesin bir ucundan tutmak istediği bir konuydu. Farklı şekilde de yardım edilebilirdi, ama bu kadar büyük bir yardım olamazdı. Ben Acun'un kanalını normalde izlemem, hiçbir programını da takip etmem ama dün başından sonuna kadar takip ettim. Uyurken devam edecek diye televizyonu açık bıraktım. Fakat bu bahsettiklerim sadece dün için geçerliydi. Bundan sonra da Acun seviciliği yaşamayacağım. Her şeyi eleştirmek için eleştirmiş olmayalım, tebrik edilecek şeyleri erdemlice tebrik etmeyi bilelim.
 
Mesele şu ki hepimiz yaptıkları yardımları el altından yapmalarını istiyoruz ama şöylede bir güzel yanı var gösteriş için bile olsa bir birlerini teşvik ediyorlar ve yapılan yardımın dahada fazla olmasını sağlıyorlar tabi ki bu tarz insanların acılarını kendi primine dönüştürmeye çalışan kaostan beslenen insanlarda var aralarında ama ne olursa olsun fazladan bir kişiye daha yardım edilecekse istedikleri kadar gösteriş yapabilirler benim açımdan hiç bir sorun yok.
 
Hatem

evet yukarıda da benzer bir örneği mevcut, benimde rahatsız olduğum konu aynı şey bakış açılarımız farklı sadece. a ya da b kişisi, acun ya da haluk levent teşvik ya da özendirmek adına ne koyarsan koy, sana samimi gelebilir ya da bir başkası bu tarz durumları savunabilir, ben bireysel yozlaşmanın getirdiği yönlenmeden bahsediyorum. beni rahatsız eden yapılan yardımın samimiyeti değil, samimiyetin üstüne çöken sinsilik - sömürü. 99 dan itibaren alınan vergiden toplanan paraların gerçekten ne şekilde nereye yatırıp yapıldığını ne bilen var ne de gösteren, her yerde bir örtülü ödenek, her şeyde bir gizlilik-saklılık o yüzden siyaseti dahil etmedim bile. devlet nazarında olması gereken gorbaçov'un yöntemi olmalı bu tarz toplumsal olaylarda.

Xasthur
ne demek istediğimi en iyi sen yakalamışsın teşekkür ederim.

Eru
tekrar oku arkadaşım.

Kitapella
sapı samandan ayırmak gerek elde hangisinin ne kadar olduğunu ve ne işe yaradığını görebilmek için, sizde ne dediğimi anlamak istemiyorsunuz sanırım. kurumlarla kişilerle bir problemim yok, yapılan yardımlar kişinin kendi vicdanıyla tabii ki sadece insanların bu tarz şeyler üzerinden bencilce caka satarak gösteriş yapmasından rahatsız oluyorum demek istedim. bir takım ince çizgiler var ve sizin bir günlüğüne acun'u bir yere oturtabiliyorsunuz ama benim için hep havada kalıyor.
 
Konu Acun'dan açıldıysa tam olarak ne tür caka satmaktan veya iddia edildiği gibi imaj tazelemekten bahsediliyor? Çünkü aynı Acun'dan bahsediyorsak imaj düzeltmesi veya caka satması için bir neden göremiyorum ben.
Bugün sokaktan 10 kişiyi çevirseniz Acun hakkında sorular sorsanız en az 6'sı olumlu cevaplar verir.
Kaldı ki bazı insanların toplum üzerinde etkilerini tartışmaya gerek yok. Acun da bu insanlardan. Kendisinin teşviki ile bir farkındalık oluşması gayet de güzel bir hareket.
Nihayetinde aklında yardım yapmak gibi düşüncesi olmayan herhangi bir insanın algısını değiştirmiş olabilir.
 
tekrar oku arkadaşım.

Okudum. Deprem sadece basit bir örnektir. Diğer kan emdikleri konularda da böyleler ama; ben o tip insanlardan nefret etsem de, depremi sevdiklerini düşünmüyorum. Sadece fırsat onlar için... Umarım anladın. Deprem, zengin-fakir ayrımı yapmaz... Depremi sevmiyorlardır. Bunu demek istedim.
 
Maalesef bunlar oluyor arkadaşlar. Depremzedelerin göçüklerini yağmalayan insanlar var. 99 depremini bilenler hatırlayacaktır. Bu bir deprem seviciliktir mesela. Evet siz üzülürsünüz ama başkaları yaşayabilmek için o fırsatı kullanır. Bunu yanlızca evsizler yapmıyor. Deprem seviciliğin subtext`i fırsatçılık oluyor.
 
Hatem

evet yukarıda da benzer bir örneği mevcut, benimde rahatsız olduğum konu aynı şey bakış açılarımız farklı sadece. a ya da b kişisi, acun ya da haluk levent teşvik ya da özendirmek adına ne koyarsan koy, sana samimi gelebilir ya da bir başkası bu tarz durumları savunabilir, ben bireysel yozlaşmanın getirdiği yönlenmeden bahsediyorum. beni rahatsız eden yapılan yardımın samimiyeti değil, samimiyetin üstüne çöken sinsilik - sömürü. 99 dan itibaren alınan vergiden toplanan paraların gerçekten ne şekilde nereye yatırıp yapıldığını ne bilen var ne de gösteren, her yerde bir örtülü ödenek, her şeyde bir gizlilik-saklılık o yüzden siyaseti dahil etmedim bile. devlet nazarında olması gereken gorbaçov'un yöntemi olmalı bu tarz toplumsal olaylarda.

Xasthur
ne demek istediğimi en iyi sen yakalamışsın teşekkür ederim.

Eru
tekrar oku arkadaşım.

Kitapella
sapı samandan ayırmak gerek elde hangisinin ne kadar olduğunu ve ne işe yaradığını görebilmek için, sizde ne dediğimi anlamak istemiyorsunuz sanırım. kurumlarla kişilerle bir problemim yok, yapılan yardımlar kişinin kendi vicdanıyla tabii ki sadece insanların bu tarz şeyler üzerinden bencilce caka satarak gösteriş yapmasından rahatsız oluyorum demek istedim. bir takım ince çizgiler var ve sizin bir günlüğüne acun'u bir yere oturtabiliyorsunuz ama benim için hep havada kalıyor.

Sizinle aynı fikri (siyasi bir kaç cümle ile) savununca sizi anlamış mı oluyoruz peki? Ben sizin ne demek istediğinizi çok iyi anladım açıkcası. Fakat baktığınız gözlük kabul etmeseniz de siyasi bir gözlük. Onu çıkarıp bu olayı öyle değerlendirin. Bu insani bir dram. Gösteriş olsun-olmasın buna ihtiyacımız vardı. Ben bu depremi duyduğumda arkama yaslanıp 'vergim vardı ordan halletsinler' diyemedim. Devlet şuan hiçbir şey yapmıyor da diyemeyiz zaten. İnsanlar devletin yardımı üstüne bir şeyler daha koyabilmek istiyordu, koydu. İnsanların karakterleri ile ilgilenmekten, yaptığı işlere göz yumamayız. Bu haksızlık, bu dallarla beraber ağaçları da kesmek.
 
Eru Xasthur
sana diyeceğimi xasthur rumuzlu arkadaş tam olarak açıklamış. evet hiç bir doğal afet ayrım yapmaz ama sevilmiyor konusu bence göreceli, her fırsattan istifade eden bir kesim var. 99 depreminde başka şehirlerden yardım edeceğiz diyerek gelen yağmacıları da göz ardı edemeyiz ki aynısının bu depremde olmadığı ne malum?
 
Başlık açıcıyı okudum sadece.

Kapsamlı bir sosyolojik konuya değinmiş bence. Başlığı deprem seviciliği diye tutmasa da olurmuş ama güncel konu olduğu için seçilmiş anlaşılan.

Gelişen teknoloji ile artık insanlara ulaşma sorunu yok ama iletişim diye bir şey de yok aslında. Bir yazı gönderiyoruz, bitiyor iş. Geçmişte karşındakinin yüzüne bakıp konuşurdun, görürdün onu! Burada teknoloji suçlanamaz. Yaşam değişti, Dünya değişti. İnsanlar, daha hızlı hareket edip daha hızlı yaşıyor. Dolayısıyla iletişim de olanaklara göre kullanılıyor. Bu iletişimde samimiyet her zaman sorgulanmaya açıktır ama karşıdaki kişiyi bilemiyoruz. Ya gerçekten samimi ise, ya değilse.?. Niyet okumak olur bu sadece.

Değişen teknoloji ile sosyal medya da girdi artık hayatımıza ve insanları kısa sürede etkileyip örgütleyebiliyor. Buradaki örnek yardım kampanyası temelli imiş. Cedi Osman'ın da bu konuda bir tiviti var mesela. Yardım kampanyasına başladığında samimiyet sorgulayanlar vs olmuş muhtemelen, tepkilere üzüldüm tipinde bir açıklaması olmuştu. Ama onun kampanyasına birkaç katılım daha oldu, etkilediği bir kitle var çünkü. Toplanan miktarı da yazmasını, toplanmadı gerçi, doğru buluyorum. İnsanları bu da tatmin etmez muhtemelen. Dekont bile görmek isterler. Dekont olsa da yardım yerine ulaşıyor mu diye görmek isterler çünkü böyle bir haber de vardı. A partisini biri yardımları kendi partisine yakınlara dağıtıyormuş diye haber çıktı. Samimiyetsizlik, güvensizlik toplumun her yanına sinmiş vaziyette artık.

Eklenti:
99 depremi ile bu depremi kıyaslayıp daha güçlü hükümet şovuna girişenler de var. Bu da samimiyetsizlik, şov kokuyor.
 
Eru Xasthur
sana diyeceğimi xasthur rumuzlu arkadaş tam olarak açıklamış. evet hiç bir doğal afet ayrım yapmaz ama sevilmiyor konusu bence göreceli, her fırsattan istifade eden bir kesim var. 99 depreminde başka şehirlerden yardım edeceğiz diyerek gelen yağmacıları da göz ardı edemeyiz ki aynısının bu depremde olmadığı ne malum?

Kanalistanbul eleştirileri yükselecektir. Bizim gibi eleştirenler olacak, adamların başına bela olacak... Bunu neden sevsinler? Şov yaptılar bunu fırsat bilip. Ya sonra? Ben onları savunmuyorum, sadece tokat oldu bu onlara... Deprem sevici değiller... Eleştirirken doğru eleştirmezsen, vay halimize!
 
Kitapella hanım benimle aynı fikirde olmayışınız sizi benim nazarımda ötekileştirmez. herkesin düşüncesine, fikrine saygım var. bu ve bu tarz konularda karşıt veya aynı görüş olsun olmasın müzakere etmek hoşuma gider. kabul etmemekte ziyade çekilebilir diyelim. siz siyasi kısmını görmek istediğiniz müddetçe sosyolojik boyutundan ya da bireysel içsellikten bahsetmek mümkün olmaz. son paragrafta ya da son noktada değinerek kaygılandığım şey hiçte siyasal bir gözlük değildi. dramı dramatize etmeye gerek yok, çünkü bu tarz toplumsal acıların benim gözümde dramatize de yeri yok. acınız, acımızdır diyerek, gerçekten empati yaparak düşünebilen vicdanı saf ve hür olan herkesin yaptığı işe de taşıdığı duyguya da saygı duyarım.
 
Dayanışma ile yardım etmek/bağış yapmak farklı şeyler. Biri köleliğe karşı mücadeleyi büyütürken diğeri minnettarlığı ve köleliği besler.

Kişi muhtaç durumdakine yardım ettiğinde kendini mükkemmel görürken yardım ettiği kişi ise kendini borçlu, aşağılanmış ve suçlu hissedecektir.* diyor Sade. Sizce Acun kendini mükemmel hissetmiyor mu? Hissediyordur elbette.

Borçlu, aşağılanmış ve suçlu hissediş minnet duygusudur. Sanılanın aksine ‘iyilik’ zırvalarını değil, minneti besler. Bu da köleliğin derinleşmesine tekabül eder. (Borç teriminin suçlulukla aynı kökenden geldiğini, dinlerin bunu kendine temel yaptığını Nietzsche’nin Ahlakın Soykütüğü kitabından okuyabilirsin) Ezik kişinin muhtaçlığında ezen, yardımseven ve buna izin veren kişinin pasifliği aynı kümededir. Muhtaç kişinin özgürleşmesi nasıl gerçekleşir öyleyse bu durumda? Yardım edenin ölümüyle olduğunu söyler, yine Sade. Bunu biraz daha açmak gerekirse, kişiyi muhtaç duruma düşüren koşulları ve kendisinin pasif durumunu yenmesiyle gerçekleşebilir özgürleşme. Muhtaçlık, pasifliktir. Böylelikle fırsatçı hayırsever zırvalara da fırsat verilmemelidir. Ne var ki ezilenler minnettarlığı bir erdem edinmiştir, kendi hapisanelerinin tuğla örücüleri olarak.

Ayrıca Türkiye'yi akşamları Erdoğan değil Acun Ilıcalı gibi soytarılar yönetiyor. İnsanları yönetme sanatı, o insanların gündemini, düşünce ve davranışlarını yönetme sanatı demektir. Ülkeyi ister bok götürsün, katliamlar, hak ihlalleri olsun; o sırada insanlar sözgelimi izlediği Benim Stilim programında hangi kadına hangi kıyafetin yakışıp yakışmadığını düşünecektir. İnsanlarda bu gündemi yaratabilmek, yönetimde başarılı olmak demektir.

Gündüzleri ofiste, fabrikada, okulda patronlar tarafından teslim alınan aklımız akşamları televizyona devrediliyor...

Halbuki kimse size televizyonu zorla izletmez. Bu gönüllü kölelik yerine kitap okunabilir. Acun Ilıcalı gibi soytarılarla meşgul olacağınıza sözgelimi Kafka'yla meşgul olabilirsiniz mesela

Gündeminizi belirleyenin Acun Ilıcalı yerine Kafka'nın olması arasında elbette büyük bir fark olacaktır. En azından doğa felaketlerine göz göre canımızı verirken, ya da savaşlarda cepheye sürülürken, açlıktan intihar ederken birilerine muhtaç düşüp, sadaka dilenmek yerine hesap sorabiliriz belki...

Ek olarak yine Acun beş saat canlı yayında vicdan ************uyla burjuvadan para toplayabilirken, yayının beş dakikasını bunca yıldır toplanan deprem vergilerini sorgulamaya ayırsaydı, bu kadar tantanaya da gerek kalmazdı belki.

Evet halkımız yoksul, perişan, ölüyor, kırılıyor ve sadaka kültürüyle sürekli bir şeylere muhtaç halde birilerinin onu kullanmasına hazır hale getiriliyor. Bu bir dramdır ey ahali!
 
Buna sevicilik demek ne kadar doğru tartışılır ama acı, övünç, mutluluk gibi bazı hisler kitlelerin birleştirici noktası olur ve bu kitlesel hissi bireyler yansıtabilir.. Bu his bazen bir afete, bazen bir müsabakaya, bazen de bir kayba bağlı olabilir..
 
  • Beğen
Tepkiler: Eru
Geri