Deli Dünyam

  • Kullanıcı Rose
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
Konu sahibi son olarak 1212 gün önce görüldü
1797377_356032427933695_625685565317008754_n.jpg
 
Biliyorum hâlâ günlüğümü okuyorsun. Bunu da öğren o halde. Ben şiir sevmiyorum moruk. Nerde dörtlük halinde bir yazı görsem kafamı çeviririm hatta. Çünkü ben de denedim. İnancın olsun; "beceremiyorum" deyip vazgeçmedim. Ya da tıkandığım, içime sinmediği için değil. On üç, bilemedin on dört yaşındaydım ilk denediğimde. Aklımda kalan iki satır var ama tam emin değilim, şöyle bir şeydi galiba;

"Gözlerin bana gönderilmiş dindir
Ağzından çıkan her cümle ayettir
kulaklarıma sağanak yağmur gibi indir
Tut elimi içimdeki yangını dindir"

Hani şiir ya, sonları uysun diye götümü yırtmıştım afedersin. Böyle saçma sapan bir şeydi işte. Her neyse. Nuriye diye bir kız vardı o zamanlar. Onun sırasına usulca yaklaşıp, gizlice kitabının arasına sıkıştırdım. Çocuk aklı işte. Sonra bizimki kağıdı aldı, önce okudu. Sonra tahtanın önünde dikilip, dalga geçti yüksek sesle okuyarak. Ulan Nuriye değil de, ruhumu bedenimden çıkarırken aslında yanlış kişiyi öldürmeye çalıştığını fark edemeyen Azrail vardı sanki o tahtanın önünde. Çünkü ölmüyordum. Ölemiyordum. Kalemtraşın keskin ucunu bile sökmeyi düşündüm o an. İçim sikildi inan. Herkes dalga geçti. Ben bile. Kimse çakmasın mevzuyu diye Amerikan filmlerinde bile nadir... ne nadiri eşine rastlanamayacak derecede bir rol kestim. Böyle boktan bir durum işte. Sonra ne yaptım biliyor musun? Bıraktım şiiri. Çünkü arkasında duramadım şiirimin. O gün eve gidip aklıma gelen en pis şeyleri yazdım. Bırakın dalga geçmeyi, kimsenin okumaya götünün yemeyeceği şeyler yazdım. Üç gün sonra Nuriye'nin sırasına yine gittim. Bu sefer gizlemedim kendimi. Al, dedim. Bu ne, dedi. Okursan görürsün, dedim. Aldı eline. Önce baktı. Sonra göz gezdirip birkaç cüme okudu içinden. Daha sonra da buruşturdu avucunda. Yüzü çok garip oldu. Kızardı. Konuşamadı. Gülümsedim. Şimdi de dalga geçsene amına koduğum, (!) diye haykırdım.

Şimdilik bu kadar!
 
Sevdiğim, kendimi kaybettiğim, bitmesini istediğim veya sonsuza kadar sürsün dediğim anlar oldu. Duvarları yumruklayarak karanlıkta kalan duygularımı kurtarmak için etimden mor bir fener yaptığım günler ve uykusuz kaldığım geceler oldu. İşte bunların hepsi, sevdiklerimin üzerimde ateşi yeniden icat etme çalışmalarının yan etkileriydi. Öyle ki; Tanrının, cehennemine en büyük rakip bendim artık. Nefret olarak daha fazlası. Dokunduğum her şeyi yakabilir, baktığım her yeri dondurabilirim.
 
Bakmak ve görmek aynı değildir, derler ya,
ha işte bazen asıl sorun görmektir.
Evet, görmek.
Gizleyemeye çalıştığın her şey çırılçıplak ortada dolaşıyor
ve çok net görüldüğü halde bakan olmuyorsa, delirirsin.
Hiç kimse rahatsız olmuyor diye rahatsız oluyorsan, kurtulamazsın.
Tedavisi yoktur bunun.
 
Katı değilim, içim boş..
Gözlerimin ardında uyuşmuş,
felç olmuş bir mağara,
bir cehennem kuyusu,
alaycı bir hiçlik duyumsuyorum..
 
Benim derdim içimdeki kendimle...
 
Söylenemiyor çok şey, susmadan...'
 
Bazen sadece sevdiğinin iyi olması yeterlidir, onun iyiliği için, mutluluğu için..
Gitmesi gerekiyorsa, gitmek isityorsa izin vermen gerekir, sadece onu çok sevdiğin için arkasından el sallarsın yüreğinin onunla gitttiğini bile bile.. Sevdalanmak sabretmektir, her türlü zorluğa sevdiğin için sabretmektir.
Aşk dediğin gelir geçer..
Sevdalanmak öyle değil.. Sevdalanınca susarsın katlanırsın, sevdiğine birşey olmasın diye susarsın en çok, bazen susmak ve uzaklaşmak sevdiğin için yapabileceğin en iyi şeydir..
Tuhaf biliyorum ama öyledir, bazen çok sevdiğin için terkedersin, gidersin..
 
Bir daha mı?
Çıkmaz sokağım olsan, Tünel kazarım..
 
Baktım çözülecek gibi değil , bir düğüm de ben attım.
 
Kendisini vazgeçilmez sanan herkesten vazgeçtim.​
 
İçine atmak diye bir şey varken, anlatmaya ne gerek vardı.
 
"Bağıran bir stadyum dolusu ses duydum içimde.
Çok yorgundum.
Herkesten çok.."
 
Üzülme değmez sözünü duymaktan sıkıldım.
Değmeyenlere zaten üzülmem.
Üzüldüğüm şey, değmeyenlere yüreğimin değmiş olması.​
 
Bütün bir geceyi uykusuz geçirmene
Sebep olan şeyleri,
Bir nefeste anlatmazsın.
Önce içine atarsın.
Sonra mı?
Sonra susarsın.​
 
Çünkü her tarafı gece olan birini, ışıkları kapatarak korkutamazsın.
 
[YOUTUBE]gwaszC9BmwA[/YOUTUBE]

Ben yine taşlara vurdum deli başımı
Sürüklüyorum kendimi tesadüf aşklara...
 
10 dakika önce çok mutluyken, 10 dakika sonra çok mutsuz olabilme potansiyeline sahibim.
 
Ben kimse üzülmedin diye bir sürü şeyden vazgeçtim,
kimse kırılmasın diye kendimi kırdım paramparça oldum.
 
Geri