Chiron

S
  • Kullanıcı Simurg
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
Rüzgarlar ne çok şey fısıldıyor oysa ki:
"Ya savrul bemimle , ya da sadece seyret bir köşede"
Savrulalım, çılgınlar gibi...
 
Berrak olabilmekti mesele,
Kendin olabilmekti.
Ama altından , ama çamurdan...
Özünde kalabilmekti.
 
Hayvanları seven insanları da sever diyorlar bana
Sanki insanları sevmek daha kolaymış gibi.
Katlanamıyorum bazen en ufak çıtırtıya bile.
Çocuk kıkırdamaları,bahar coşkusu kıpırdatmıyor içimi
Hırçınlığım, bazen acımasızlığım belki de bu yüzden:
Sevdiğimi zannediyorum bazen insanları.
Bir yalana alet ediyorum sanki kendimi zorla.
Ben mi insanlıktan çıktım yoksa insanlıktan çıkmışlar mı kuşattı dört bir yanımı?
Ne demişti yazarın teki;"Sanırsın cehennemde bir tek ben yanacağım".
Sevgili bir çok beyler ve kadınlar;
Şempazenin zeka bulmuş halisiniz.
Sevginiz de, o kendine toz kondurmayan 'sıçmık' karakteriniz de tiksinç.

Ordan bir dal kedi,ıssız ada ve içinde sonsuz kütüphane bulunan ev lütfen.
Teşekkürler.
 
Duvarlar yetmez, labirentler kurarsın hayat çemberine bazen; sıyrıl labirentlerinden,karanlıklarından,ehvamlarından...
Bağıra bağıra şuursuzca koşmaya başla, her adımda bir yük kopup gitsin ruhundan...
İyisiyle kötüsüyle yak tüm anıları, küllerinin rüzgarda savrulup zifiri gecede kayboluşunu izle...
Kuru bir yaprak gibi rüzgarla seviş, sonsuz özgürlüklere açıl, çırılçıplak benliğinle kendine ; özüne kavuş.
 
Yeni bir başlangıç,yeni bir düzen,yeni yeni yeniler lazım bazen.
 
İnsanlar daima işine gelen algı süzgeciyle,işine geldiği kadar algılar ve işine geldiği kadar algıladıklarını işine geldiği ölçüde deklare ederler.
Geri zekalı değiller yani, anlıyorlar.
Sadece seçtikleri süzgeç türüne göre sizin anlatmak istedikleriniz geçmiyor bazen.
 
Sonbaharı çok severim.
Ölüm mevsimidir, buram buram ölüm kokar.
Yoğun empati enjekte edilir ruha,hayat daha önemsizleşir.
Hoş geldin Sonbahar.​
 
İnsanlar istediklerini dinler,
İnsanlar istediklerini dinlese dahi,istediği kadar dinler.
İnsanlar istediklerini görür,
İnsanlar istediklerini gördüğünde dahi,görmeyi ümit ettiğini görür.
İnsanlar istediklerini koklar,
İnsanlar isediklerini koklasa dahi,koku ne olursa olsun arzu ettiği kokuyu algılar.
İnsanlar istediğini yapar.
Bu sebepten insanlardan mümkün mertebe bir şey istemeyin.
Ne anlamalarını, ne dinlemelerini,ne de görmelerini...
Dilinizden dökülmeden isteklerinizi sunabilmeli severleriniz.
 
SIĞIR süper bir fabrika...
Ottan saptan süt sunabiliyor.
Yoğurda,tereyağına,envai çeşit peynir türüne ne demeli?
Etinden,derisinden,gücünden bahsetmiyorum bile.
KEDİ, KÖPEK süper bir terapist...
Dürüst dostlar, en yılmaz depresyonlar bile yok olmaya mahkum çoğu zaman yanlarında.
EŞEK süper bir yoldaş...
Ne yükler,ne aşlar taşıdı zamanında...
Birilerine hakaret ettiğinizde bu ya da başka hayvanları kullanırken hunharca oksijen tüketmekten başka bir vasfınız var mı diye sorgulayın olur mu?
Hoş, olsa neye yarar?
Empati yok,derin düşünce yok,hissederek yaşamak yok.
Bak sığıra; otu süt olarak sunuyor, bak kediye, mırıltısıyla ne bunalımları sağaltıyor.
Peki siz?
Ne ile ne yapıyorsunuz?
 
Yaşantımdan kesitleri aktarabileceğim özgün bir saham olsun.
Adı da başucu kitabımla aynı olsun.​
 
John Coffey'den hallice bir anlaşılmazlık çukuruna düşeriz bazen.
O kadar anlaşılmak istemeyiz ki, John'ların ışıksız uyuyamamaktan hallice sevimli ve masum yönleri görülmek istenmedi.
İnsanlar ruhlarına dokundurmak istediklerini görürler sizde;hangi pantolunu giydiğinizin,hangi tonda düşündüğünüzün çoğu zaman farkında olmasanız da bir önemi yoktur.Beyazken siyah,siyahken beyaz görebilirler,yeter ki istesinler.
Bazen uzunca bir süre duraklayın ve enerjinizi harcadığını kişilerin gerekliliklerini gözden geçirin.
Güçlü hissediyorsanız,yalnızlık güzel bir enerji.

Ara ara deneyin derim.
...ve derken bu saatte hala hindi besleme notlarına göz atan bir ben var.
Güvercinle tavus kuşu da bitti, son hindi kaldı -.-
Artık ona da yarın akşam bakayım ya.
Şu quizi sağ salim atlatıp Mevlana'ya atmak istiyorum kendimi.
Huzur depolama seanslarımı çok ihmal ettim.
Peki Şems'siz olur mu? Asla!
 
Siz "Siz" iseniz eğer;bunu verdiğiniz doğru kararlardan, hayatınıza soktuğunuz doğru insanlardan çok ; yaptığınız hatalara,hayatınıza soktuğunuz yanlış insanlara borçlu olduğunuzu bilmelisiniz.
O yüzden hatırladıkça yüzünüzü buruşturmak, 'unutsam' diye hayıflanmak yerine geçmişinizle yüzleşin.
Bir insanı beyazlardan çok siyahlar dönüştürür.
Hayal kırıklıklarınız dönüşümünüze,küllerinizden daha güçlü doğmanıza vesile olacak.
Hayal kırıklıklarınızı sevin.
Ne sonsuz bir kış, ne de iyileşmeyen yara vardır.

:hello:​
 
Çocukluğumda (6-7 yaş) annemle pazara gitmiştik, yazdı.
Terlik alacaktı bana pilaj için.
İştahla sigara içen bir teyzenin tezgahının önünde durduk terliğimi ondan aldık.
Teyze o kadar hızlı sigara içiyordu ki hala aklıma geliyor. Min.60 yaşında vardı.
İnce zayıf biriydi.
O kadar hızlı sigara içiyordu ki, daha ağzındaki bitmeden yenisini tüttürüyordu.
Annem merakına yenilip "teyze kaç paket içiyorsun günde?" dedi.
"İki paket" diye cevap verdi kadın.
Anormal, çok tuhaf bir durum yok değil mi?
Benim dikkatimi çeken, merak ettiğim şey neden bu teyzenin yılda bir iki kez aklıma geldiği.
Az önce yine aklıma geldi.
Yıllar önce çok kısa bir an karşılaştığım bu kadın hafızama neden kazındı acaba? buna sebep olan şey ne idi?
İyi bir hafızam olduğuna inanıyorum evet fakat bu ve bunun gibi çok da enteresan bir yanı olmayan,ara ara aklıma gelen bir ton anı var ve nedenini bilmiyorum.
Belki bilinçaltımı etkilemiş,farkında olmadığım anektodlar vardı o an.
Bilemiyorum.
...ve tabi şunu da merak ediyorum: acaba hala yaşıyor mu? İçimden bir ses adını bile bilmediğim bu kadının hala yaşadığını söylüyor.
 
Hiçbir zaman oldu/oldum dememeli insan.
Koşullar ne olursa olsun var olan yok olabilir,yok olan var olabilir.
İrademiz kumsaldaki bir kum tanesi gibi çoğu zaman; koca kumsala,koca denize söz dinletebilmek ne mümkün.
 
Sevdiğinizi söyleyin.
Sevmediğinizi de söyleyin.
Ne sevdiklerinize kıymet bilmemezlik yapın,
Ne de sevmediklerinizi kendinizle birlikte oyalayın.
Hayata geç kalmayın,çok kısa çünkü.
 
Bazı insanlar o kadar iyidir, başka bir gezegendeymişsiniz gibi o kadar temizdir ki; onları sevmek,hayatlarında olmak istemek büyük bir suç işliyormuşsunuz gibi hissettirir size.
Uzaktan sevmeyi bile hak etmediğinizi düşünürsünüz.
Bir de zamanında farkına varsak ne ala, hep çok geç kalınca anlarız.
Şimdi kuvvete muhtemel tuvalette s*çmakla cebelleşen o kişinin neden mesajınıza dönmediğini düşünmeyi kesin ve sizi usanmadan karşılıksız seven insanlara ne kadar değerli olduklarını hissettirin.
 
İnsanlar kendilerinde görmek istemedikleri gerçekleri başkalarında görürler.
Afili ya da berbat, çoğu zaman ürkerler kendileri ile yüzleşmekten.
...ve bunca tanınmazlık,bilinmezlik azıcık ta dengesizlik silsilesi içinde birilerine güvenmemiz öğütlenir.
Garip.
 
Hayat yorar
Hayat değiştirir
Hayat alır
Olmaz deme olur
Olur deme olmaz
Gitmez deme gider
Yapmaz deme yapar
Yapmam deme yaparsın
Karışamazsın

Tanrının dilediği,kaderin zincirleri varken; fazla cesur adımlar atıyor,fazla bilmiş laflar ediyoruz.

İyisi mi?
Hayırlısı...​
 
Bazen o kadar çok hayal kırıklığına doyar ki insan; hani yazın kan ter içindeyken şuursuzcu üzerimizdekileri çıkarıp, paçavra gibi nereye düşüceğini umursamadan fırlatıp atarız ya...
Tam olarak o seviyeye gelir artık: Hayatının sınırlarında kimlerin dolandığını ya da kimlerin hayatından çıktığını umursama düzeyi.
 
Geri