Bu ne biçim hikaye böyle.

Konu sahibi son olarak 3332 gün önce görüldü
Zaman hızla akıp giderken etrafımda olanlara seyirciymişim gibi bakakalıyorum.
Yanımdan geçip gidiyor herkes ve her şey ben uzanamıyorum, yakalayamıyorum ve ulaşamıyorum.
Hiç bir şeye müdahale edemiyorum ve bu çok can sıkıcı.
Zamanın dışında kalıyormuşum gibi hissediyorum.
Kendimi dışarıdan izlemek gibi bir şey.
Akış çok hızlı ve ben çok yavaşım.
Çemberin dışında kalıyor kendi hayatıma müdahale edemiyorum.
Çok saçma yea. :T:​
 
tumblr_muawb6YeIP1rdgjefo1_500.jpg

Herkes tecrübe diye teselli veriyor.
Şeyyapayım böyle tecrübeye. :T:
Ben tecrübe sahibi olmak istemiyorum ki.
Kafama yorganı çekip uyumak istiyorum.
Akıp gitsin zaman ve uyandığımda her şey bitmiş, geçip gitmiş olsun.
Ben de kalacak elbet açılan her yara ama canımı yakmasın, kabuğunu bağlasın otursun oturduğu yerde..
Bile bile yaptığım hatalardan ders çıkarabiliyorum da şuursuzca yaptıklarımı ne yapacağuk?
Keşke lerden bıktım. Ne çok keşkem birikti -iyi ki lere çevrilmeyi bekleyen.​
 
[YOUTUBE]tyWnnXwEbAw[/YOUTUBE]

-Paylaşmış mıyım ben bunu?
 
Bana bişeyler oluyo Kamil.
Dürtte bi kendime geleyim. :/
 
[YOUTUBE]Qe14RVLiKRU[/YOUTUBE]​

Bugün güneşli bir gün olsun diye dua ettiydim ama karlı bir havaya uyandım. Gün yine karanlık. Böyle kasvetli havalarda beni de kasvet bürüyor. Bu kadar çok uyuyup uykusunu hiç alamayan bi ben mi varım acaba. Biriken işlerimi yine yapmıyorum. Aslında bugün bitirsem de sonra yine biriktirsem. kjdfgk Elimi bir yere çizdirmişim ama nereye bilmiyorum. Acıyo ince ince. :/
Bir de diyorum ki;
Bazen insanların içlerinde yatan gerçek düşünceleri öğrenmek için arada kuyruklarına basmak gerekiyor sanırım. Hislerime güvenip onlarla hareket etmeyi öğrenmem lazım. Duygularımla hareket ettiğimde yanlış yaptım genel de ama hislerim beni hiç yanıltmadı. Öfke içimde çığ gibi. Büyüyüp gözümü karartması tek endişem. Gerisi hiç umurumda değil. Öğrendim artık atılan oklara hedef olmadan sıyrılmayı. Kapadım kapılarımı ördüm duvarlarımı içi pas tutmuş köhne kalplere. Bana içi sevgi dolu yürekler gerek. Yüreksizler yerinde dursun bir zahmet.​
 
tumblr_njf43ppp0q1tt81zbo1_500.jpg


Demiş şair beyendim güzel demiş..​


corredor


Bir film izledim yine bütün özlemlerim depreşti. Bir dizi bu kadar özlenir mi? Ben özlüyom abi. 1.5 sene oldu biteli, bittikten sonra 2 kere daha izledim 3 sezon yine de özlüyom. Bu gemi ne zaman gelecek ya? Gelsin artık bi zahmet de görek. Arada bir şöyle filmler yapsalar da hasret gidersek. Bildiğin özlemi level atladı hasrete doğru gidiyo. Of ulan off yine efkarlandım. :T:

Pk-07.jpg


Şu filmi bir kerecik izleyin de düşünemeyen yerleriniz çalışsın biraz. Hintlileri hep sevimli bulmuşumdur da Aamir le daha bir arttı sanki sevgim. Güzel tatlış ve öğretici bir filmdi. Çok soru soran biri olarak derim ki soru sormak iyidir, beyni zinde tutar...​
 
burak-aksak-twitter.jpg


Yine güldürdü beni şapşo ya.. Bir dizi projesi varmış öyle duyumlar aldım ben bunu bir araştırıp heyecanlanayım.​
 
tumblr_mw4a1xYXSE1raenzpo1_500.jpg


Benim kendi içimde yaşattığım bir dünyam var bu gezegenle hiç alakası olmayan.. Kocaman surları var etrafında kapıyı her çalanın içeriye giremediği, içeriye almak istediklerime ardına kadar açılan kapıları. İçeriye girmek çok basit aslında yüreğime dokunmanız lazım. Bunun da anahtarı samimiyet. Düz bir insanım aslında fazlasıyla sade anlamak isteyene. Herkese aynı değilim mesela öyle olsam karşımdaki insanın bir özelliği olmaz o zaman. Hayatımdaki her insan özeldir benim için. Dünya üzerinde kaç milyar insan vardır bilmiyorum ama benim dünyamın nüfusu o insanlar kadardır. İnandığıma bağlanırım, bağlandığıma inanırım. Kırıldığım da değişirim genel de bağlandığım ipler kesilince daha sıkı tutunamam haliyle. Bazen ben kopartırım o bağları kanata kanata, acıta acıta. Başkalarının beni nasıl bildiğiyle pek ilgilenmem beni kötü bilip benden uzak duruşları benim menfaatime sonuçta. Ne kadar az kırılırsam o kadar kardır bana. Hafızam çok kuvvetlidir mesela hiçbir şeyi unutmam. Balık hafızalıyımdır da aynı zamanda. Benim için el olmuş olanlar hatıralarımdan da silinirler. Unuturum, çok çabuk unuturum hemde.
Neyse öyle işte. Ben yine bu ara garip hallerdeyim bir tuhaf özlemler içindeyim.​
 
İçimdeki kuş seslerini öldürüyosunuz yeminlen. Herkes mi dertli olur herkes mi aşık herkes mi sevdiğine kavuşamamış. Bu hayatta çok daha büyük acılar ve mutlu olmaya sebep küçücük şeylerde var.Mesela ben kuru üzüm aldım bugün kan yapıyomuş. Ben kendi kanımı kendim üretirim dediysem yaparım. Yalnız oldum bittim sevmem şu üzümün çekirdeğini. Yaş üzümün bile İzmir olanını yerim çekirdeği olmadığı için. Sırf çok çekirdekli diye karpuz yemeye üşenen insanım ben. Bide çekirdeğiyle ye dedi aktar amca. Gel de sen ye çıtır çıtır ağzımın içinde şifa mı buluyoz eziyet mi çekiyoz belli değil. :/
 
Keşke kendi hayatlarımızın senaryolarını yazabilseydik. Benim ki bir peri masalı değil kesin absürt bir şey olurdu.
Çabuk sıkılır sürekli yer, mekan ve hayatımdaki kahramanları değiştirirdim. Önce mükemmeli yakalamaya çalışır sonra -Bu çok mükemmel oldu yeaa birazını eksiltelim der tepetaklak ederdim. Ama kesinlikle bir mahallede yaşardım lüks yerler yerine. Kasvet rüzgarları sardı dört bir yanımı. Ne güzeldi hava kaç gündür. Bugün ince giyindim ya kapanmalıydı hava. Çünkü ben ince giyindiğimde öyle olmalı bu işin fıtratında var. Bu Miko hiç sevmiyo beni. :/
 
Daha mide ve Brutus yazmasını bilmeyen cahillerle muhatap oluyorum. Vay ben ölem. .p
 
Bambaşka şeyler yazmaya gelmiştim buraya ama nasıl üşüdüysem hepsi uçtu gitti aklımdan. Bu saatlerle neden oynuyorlar arkadaş. İlk bir hafta kadar bir düzen tutturamıyorum gece 3 lere kadar dön dur. Sonra sabah erken kalk uykusuz uykusuz işe gel. Hava da çok kararsız bugün. Yağsa mı açsa mı bilememiş değişip duruyor. Daha ne kadar kalın giyineceğim bilemiyorum ısınmak için.

Hafta sonumu başladığım kitabı okuyarak geçirdim ve bitirmiş bulunmaktayım. İlk başlarda "ahaha ulan yaaa" diye okumaya başladığım kitap bitmeye yakın yerini "ahhh ahh hey gidi çocukluğum" diyerek bitti. Bu adam nasıl bir beyine sahip diye düşünürken çocukken belliymiş aslında. O yaşta ben böyle şeyler düşünebiliyor muydum diye şöyle bir geçmiş taraması yaptım ama onun kadar olmadığına karar verdim. Neden insan hep çocukluğuna özlem duyar ki? Bizim zamanımızda çocuk olmak güzeldi, doyamadığımızdan mı acaba?

Leyla ile Mecnun'u arşivlemeye karar verdim söylemiş miydim? 5. kez izlemeye başladım. Hala gülüyom ben bu diziye. Özlüyoruz ya keşke bitmeyeydi yada şöyle şanına yakışır bir final yapılaydı. Bişi denicem ama daha cesaretimi toplayamadım. Pek umudum yok ama başlamak başarmanın yarısıdır -yada öyle bir sözdü işte- sözüyle kendimi gaza getiriyom.

Sendromsuz pazartesi olur mu hiç? Sendromlu bir pazartesiden merhaba.
Pazartesi günlerindeki ruh halim;

safe_image.php
 
Küçükken misafirliğe gitmeden önce annemin bizi "aç olan varsa şimdi doyursun karnını, gittiğimiz yerde sofra kurarlarsa önce siz oturmayın, üstünüze yemek falan dökmeyin, milletin evini batırmayın" diye dikte ettiğinden midir nedir evimden başka yerde yemek yiyemem.

Az önce yemek yemek için gittiğim restoran da aldım yemeğimi geçtim masama. Şu saçlarımı da toplayayım da girmesin bir şeylerin içine derken pat tek bir tel düştü yemeğin içine. "Ulan bu benim saçım mı ki, alsam mı almasam mı" diye gel-gitler yaşarken karşı masadaki kadınla göz göze geldik. Ağzını yüzünü buruşturdu. Gurur mu yaptım nedir bıraktım tepsiyi öylece çıktım gittim. Yahu gurur senin neyine? Nerede görecen kadını bir daha? Kendi saçın işte otur ye yemeğini. Aç aç gez dur şimdi. Zaten yemeğin suyuna da ekmeği banamıyom. Sefer tasıyla evden mi getirsem yemeğimi ne yapsam? Kafam da yine deli sorular..​
 
Geri