türk aile yapısı: kocası olmadan neredeyse hayatını idame ettiremeyecek kadar çaresiz bir kadın figürünün sabır ve ihsan denilen doğaüstü güçlerle başına gelen her türlü kötülüğü, hakareti, şiddeti göğüslemek zorunda olduğu; bunların kocasından gelmesine bile gerek olmayan, bazen kocasının akrabaları (kaynanası, kaynı, görümcesi vs) tarafından yapılanları da sineye çekmek zorunda kaldığı, kadına bu mecburiyetleri daha imza attığı anda yükleyen sistem. bu sistemde kadın bazen "canıma tak etti artık" diyebilir fakat tek başına ayakta kalacak gücü olmadığından sonuç aşağı yukarı bellidir. böyle durumlarda devreye "ailenin büyükleri" denen akil insanlar girer. bu kişiler genellikle çiftin ayda yılda bir gördüğü, evliliklerine dair neredeyse hiçbir şey bilmeyen, tek marifeti yaşça büyük olmak olan kimselerdir. iyi bir şeye vesile olmak amacı gütseler de olan bitenden bir haberdirler, anlamaya da gelmemişlerdir. oturur dinlerler fakat final %90 şudur; "kızım erkek adam sonuçta" ve "bakın çocuklarınız var". çoğunlukla o evlilik ite kaka yürütülür fakat kimse mutlu değildir.
bu yapı büyükşehirlerde yaşayıp iş güç sahibi olan, kendi ayakları üstünde durabilen kadınlar tarafından bir zamandır sekteye uğramıştı zaten ama çok dar bir alandı bu. genelleme yapılacak olsa %10 anca ediyordur sanırım. fakat günden güne kadınların daha da bilinçlenmesiyle, internet gibi faktörlerin hayata direkt etkisiyle, en ücra kasabada büyümüş bir kız çocuğunun bile zihnine annesinin, teyzesinin, halasının yaşadığından farklı bir hayat yaşayabileceği bilinci düştü. bu bilinç aydınlanma seviyesinde bir olay değil elbette ama bir kıvılcım. ve bir anda da olmadı, toplumların değişimi uzun yıllara yayılır.
dikkat edin; istanbul sözleşmesi dahil birçok şeye karşı çıkan tipler çoğunlukla tarikatçı, tasavvufçu tipler. çünkü bu iş %10'u aştı ve kendi mahallelerine kadar geldi artık. bu da onları rahatsız ediyor. bunlar "çalışan kadın fuhuşa hazırlık sürecindedir" diyecek kadar aşağılık, primat seviyesinde insanlar. al karşına ve "kadının çalışmasına karşıyım abi ateşle barut yanyana durur mu hiç?" diye sor, %99'u "haklısın" diyecektir. biri çıkıp "yahu sen eşine, kız kardeşine güvenmiyor musun?" diye sorsa, onu da komünist ilan ederler.
istanbul sözleşmesini baştan aşağı okumadım o yüzden her noktasına kadar savunamam ama bunların asıl derdi yansıttıkları gibi erkeklerin yaşadığı mağduriyetler olsa, eşcinsellikle ilgili çekinceler olsa, madde değiştirmeyi veya eklemeyi teklif ederler, niye toptan kaldırmak? ne burada ne de başka bir yerde prim vermeyin, muhatap dahi olmayın.