Ben tüm bunları milenyum sonrasında teknolojinin de gelişmesiyle beraber bireysel farkındalığın yükselmesine bağlıyorum ve konu başlığından belirtilen ithamlara katılmıyorum. Niye?
Yukarıda da bahsettik ya, son zamanlarda, özellikle teknoloji ile gelen bireysel farkındalık söz konusu. Bu farkındalık neticesinde de boşanma oranları arttı ve evlenme oranları azaldı. Konu başlığında da bahsedildiği üzere kültür ve ahlak dediğimiz insana özgü kavramlar zamanla değişime uğradı, uğramaya devam ediyor.
Zaten en başında insani kaidelerin geçerliği olduğu ahlaki değerler yine insani kaidelerin geçerli olacağı şekilde evrimleşmeye devam ediyor. Bunun adı yozlaşmadan ziyade zamanla gelişen izan değişimidir. Zaten ahlakı da sığ bir bakış açısı ile sadece cinselliğe indirgeyemeyiz, eğer öyle yaparsak bugün yaşadığımız başlıca ahlak problemlerini yaşamaya devam ederiz. Örneğin ülkemizdeki ticaret ahlakı yerlerde sürünüyor ama kimsenin gözüne batmıyor, bu durum çok garip değil mi? Toplumuzdaki ahlak anlayışını eleştireceksek bütünüyle eleştirmemiz gerekiyor, insan bedeni üzerinden değerlendirilecek ahlaki eleştiri despotluktan başka bir şey getirmeyecektir.
Tüm bunların yanında teknoloji geliştikçe, sosyal ağlar yaygınlaştıkça insanlar prangalarını çıkartmaya başladılar. Çünkü mutsuz bir aile ortamından sıyrılabilecekleri, farklı yüzler görebilecekleri, farklı kişiler tanıyabilecekleri alanlar elde ettiler. Ve bu alanları değerlendirerek hayatlarıyla ilgili kararlar almaya başladılar. İşinin, eşinin, evinin ve mahallesinin arasında sıkışıp kalmış bir hayatı reddedebileceklerini fark ettiler.
Dünya büyük, internet ise dünya'dan da büyük ve özgürlüğü iliklerine kadar hissedebileceğin devasa bir sistem. Dolayısıyla teknoloji sayesinde insanların ufku da açıldı ve kendilerini daha iyi tanıma fırsatı elde ettiler. Her insan öncelikle kendisi için yaşar ve kendi çıkarlarını gözetir. Kişilerin tekonolojiyi kendi çıkarları doğrultusunda kullanmalarını abes karşılamamak gerekir. Zira kişinin kullanımına sunulmuş bir hizmeti kendisi için kullanmasından daha doğal ne olabilir ki?
Yani demem o ki, bozulan, dağılan, parçalanan, yok olan herhangi bir şey yok esasında. Belki de yüz yıl sonra birileri bozulan, parçalanan şöyle geleneklerimiz, böyle adetlerimiz vardı diye sitem edecek. Oysa gelişen, değişen bir hayatta yine gelişen, değişen insani değerler söz konusu. Bu değerler hayat var oldukça değişmeye, gelişmeye devam edecektir.