Konuşmayla ilgili rahatsızlığımın bir kısmı, sizin alıntıladığınız ilk mesajımda mevcut. Kendimi tekrar etmekten hoşlanmam, dilerseniz tekrar okuyabilirsiniz. Türkiye, an itibarıyla Suriye'nin geleceği için görüşmelerin yapıldığı, ya da öyle görünmekle birlikte bariz bir pazarlık masası olan zirvelerin ve diplomatik temasların hiçbirinde taraf olarak kabul edilmiyor. Türkiye'nin, Suriye meselesinde iki temel gayesi var: Akdeniz ticaret koridorunun parçası olmak ve sınırını güvenceye almak, hem de bu önem sıralamasıyla. Mesela İran da aynı şekilde Akdeniz'e açılan yol olan Suriye ile iyi ilişkilerini kaybetmek istemiyor ve Suriye'de duran Arap Baharı silsilesinden kaçınmaya çalışıyor, fakat akıl ve sağduyu gereği Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve meşru yönetimini destekleyerek bu temaslarda konumunu koruyabiliyor. Diplomasi hassas dengeler üzerine kuruludur, siz bir gün rejim karşıtı milisleri destekler, bir gün teröristlere "öfkeli gençler" derseniz; ertesi gün başka milislere karşı pozisyon aldığınızda, kimse sizi böyle ciddi bir konunun tarafı olarak görmez. Kendinizin ciddi bir taraf olduğunu ispatlamak için aylardır, yıllardır sesinizi çıkarmadığınız önemli diplomatik kriz ve haksızlıkları tekrar masaya getirmeye çalışırsınız bu konuşmada olduğu gibi. Şayet bu konuşmanın genelindeki çözüme yönelik cesur duruş, gerçek bir duruş olsaydı; konuşmada bahsi geçen çoğu şeyi yaşamazdık. Çünkü hepimiz biliyoruz ki Türkiye canlı bombaların büyük bir kısmını durduramayacak, Cemal Kaşıkçı cinayetini çözemeyecek, Yunanistan Ege'deki Türkiye toprağı adalara belediyeler kurarken buna mukavemet edemeyecek derecede güçsüz bir ülke değil. Ama bunların hiçbirini yapmadı, tercih etmedi.
Not 1: Her Türk'ün nasıl doğduğuna dair fantezi dünyaları ilgimi çekmiyor. Futbol yorumculuğunu bilmem fakat aşçılık tecrübeye dayanan bir meslek, siyaset bilimi ise akademik bilgiye dayanan bir bilim dalıdır. Gündelik kahve sohbetlerini veya reel politik tartışmaları bir bilim dalıyla karıştırmamanızı tavsiye ederim.
Not 2: Siyaset bilimi eğitimimi hem memleketin hem de dünyanın en köklü kurumlarından birinden aldım, merak etmeyin.
Not 3: Madem mülteci, sığınmacı ve göçmen arasındaki farkı biliyorsunuz, bildiğiniz doğru biçimleri dahilinde kullanmanız öncelikle sizin sonrasında hepimizin faydasına olur.
Sevgiler.