Bir şiir dizesi bırak

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
ya sohrab sen nasıl bir şeysin, perişan ettin bizi....

ben müslümanım.
kıblem bir kırmızı güldür,
namazlığım bir pınar,
mührüm ışıktır,
ova seccadem.
penceremi titreştiren ışık ile abdest alırım.
namazımın içinden ay geçer, tayf geçer,
namazımın bütün zerreleri billurlaşır,
namaz kaybolur taş görünür,
rüzgâr, selvilerin üstünde ezan okuduğunda,
namaz kılarım ben.
otların tekbirinden sonra,
denizdeki dalganın kamedinden sonra
namaz kılarım.

kâbem su kıyısında,
kâbem akasyaların altındadır.
kâbem bir esinti gibi bahçeden bahçeye,
şehirden şehre gider...
 
İnsan
eşref-i mahlûkattır derdi babam
bu sözün sözler içinde bir yeri vardı
ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman
bu söz asıl anlamını kavradı

İsmet Özel
 
"Şimdi bizi iyi dinle:
Düşmanımızsın sen bizim
Dikeceğiz seni bir duvarın dibine
Ama madem bir sürü iyi yönün var
Dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
İyi tüfeklerden çıkan
İyi kurşunlarla vuracağız seni.
Sonra da gömeceğiz
İyi bir kürekle
İyi bir toprağa."

Bertolt Brecht
 
Ya ağlamasın hiç kimse yada gülmesin şu her zaman gülenler.

Ya kimsede olmasın para denen illet yada paylaşmasını öğrensin paralı millet.

Ya kimse söylemesin sevdiğini yada yapsınlar sevginin şu asıl tarifini.

Ya şu bayramlar hiç yaşanmasın yada bayramda et yemeyen kalmasın..

A.Demirci
 
"Şimdi bizi iyi dinle:
Düşmanımızsın sen bizim
Dikeceğiz seni bir duvarın dibine
Ama madem bir sürü iyi yönün var
Dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
İyi tüfeklerden çıkan
İyi kurşunlarla vuracağız seni.
Sonra da gömeceğiz
İyi bir kürekle
İyi bir toprağa."

Bertolt Brecht

dünyanın en güzel ikinci şiiri. her döneme gider. nazi döneminden önce kaleme alınmasına karşın 'nazilerin şiire alınıp, bertolt'u vatandaşlıktan atmış' olmaları...
 
dünyanın en güzel ikinci şiiri. her döneme gider. nazi döneminden önce kaleme alınmasına karşın 'nazilerin şiire alınıp, bertolt'u vatandaşlıktan atmış' olmaları...
Ah, güven içinde olan dostlar
Neden böyle düşmanca tavrınız?
Biz, haksızlığın düşmanlarını,
Düşman mı görüyorsunuz kendinize?
Haksızlığa karşı savaşanlar yenildiyse
Haklı değildir haksızlık gene de!

severiz düşüncelerini
 
Yaşamın, beklediğinin gelmemesi -ki, işte:
senin de, gelmeyeceğini bildiğini beklemen olacak.

Oruç Aruoba
 
Uçurumun kenarındayım hızır bir gamzelik gülücük yetçek ha itti beni ha itçek
 
en sevdiğim mayakovski şiirlerinden biri pantolonlu bulut.
güzelliğine bakar mısınız şunun.



Düşünceniz
Sünepe beyninizde yatar ya miskin miskin
Yağ bağlamış bir uşak yatar gibi pis bir yatakta
Çileden çıkararak kanlı paçavralarıyla yüreğimin
Alaya alacağım onu, hınzır ve hayta
Ne gönlüme tek bir ak düştü,
Ne ihtiyar bir sevecenlik başımda!
Tuttu bütün dünyayı sesim, o korkunç gümbürtü;
Yakışıklı yürürüm şimdi
Yirmi iki yaşımda.
Siz çıtkırıldımlar!
Kemanlara geçirenler sevdayı.
Siz geçiren hamhalatlar dümbeleklere.
Derinizi kolaysa tersyüz edin benim gibi,
Ortada baştan aşağı dudaklar kalsın bir kere!
Gelin de görün –
Melekler takımında görevli bir hanım var salonda,
Keten gibi düzgün.
Ahçı nasıl çevirirse yemek kitabını
Dudaklar çeviriyor yollu yordamlı o da.
İsterseniz
Ben çılgına dönerim tenden,
-ya da renk değiştiren bir gök gibi ufukta-
isterseniz öyle çıtkırıldım olurum öyle incelirim ki
çıkarım insanlıktan, dönerim pantolonlu bir buluta!
İnanıyorum çiçekler içindeki bir Nis’e!
Yine herkes benim yüzümde tafra sahibi,
Bir hastane gibi köhne erkekler de,
Yıpranmış kadınlar da bir atasözü gibi.
 
en sevdiğim mayakovski şiirlerinden biri pantolonlu bulut.
güzelliğine bakar mısınız şunun.



Düşünceniz
Sünepe beyninizde yatar ya miskin miskin
Yağ bağlamış bir uşak yatar gibi pis bir yatakta
Çileden çıkararak kanlı paçavralarıyla yüreğimin
Alaya alacağım onu, hınzır ve hayta
Ne gönlüme tek bir ak düştü,
Ne ihtiyar bir sevecenlik başımda!
Tuttu bütün dünyayı sesim, o korkunç gümbürtü;
Yakışıklı yürürüm şimdi
Yirmi iki yaşımda.
Siz çıtkırıldımlar!
Kemanlara geçirenler sevdayı.
Siz geçiren hamhalatlar dümbeleklere.
Derinizi kolaysa tersyüz edin benim gibi,
Ortada baştan aşağı dudaklar kalsın bir kere!
Gelin de görün –
Melekler takımında görevli bir hanım var salonda,
Keten gibi düzgün.
Ahçı nasıl çevirirse yemek kitabını
Dudaklar çeviriyor yollu yordamlı o da.
İsterseniz
Ben çılgına dönerim tenden,
-ya da renk değiştiren bir gök gibi ufukta-
isterseniz öyle çıtkırıldım olurum öyle incelirim ki
çıkarım insanlıktan, dönerim pantolonlu bir buluta!
İnanıyorum çiçekler içindeki bir Nis’e!
Yine herkes benim yüzümde tafra sahibi,
Bir hastane gibi köhne erkekler de,
Yıpranmış kadınlar da bir atasözü gibi.


bu da ataol behramoğlunun düzenlemesi, tahrifi desek daha doğru olur aslında.

pelteleşmiş beyninizde
kirden parlayan bir kanepede yan gelip yatan semiz bir uşak gibi
hayal kuran düşüncenizi,
kanlı bir yürek parçasıyla tedirgin edeceğim,
dalga geçeceğim, geberesiye küstah ve zehir dilli.

tek bir ak saç yok ruhumda,
yaşlılığın çıtkırıldımlığı yok onda!
dünyayı bozguna uğratarak sesimin gücüyle yürüyorum
– yakışıklı, yirmi iki yaşında.

çıtkırıldımlar!
kemana yatırırsınız aşkı siz.
kabalar, onu trampete yükler.
fakat, tersyüz edebilir misiniz, kendinizi benim gibi,
öyle ki, dudaklar kalsın ortada, salt dudaklar!

çık da gel konuk odasından gel de bir adam tanı,
kibirli, patiskadan ve melek soylu memur karısı.

sen ki dudaklar çevirirsin aynı kayıtsızlıkla,
bir aşçı kadın nasıl çevirirse yemek kitabının sayfalarını…
 
canımı isterse canan
minnet canıma
bir can nedir ki ?
feda etmeyeyim cananıma
 
kendimi bir yere ait hissetmiyorum.anlamsızlıklar içinde dolaşan anlamsız bir görüntüden ibarettim sadece..Ybn
 
Bazıları hiç delirmez
ben, bazen koltuğun arkasında
3-4 gün boyunca yattığım olur
orda bulurlar beni
melaikeymiş derler
sonra gırtlağımdan aşağı
şarap döküp
göğsümü ovarlar
yağ serperler üzerime
sonra kükreyerek kalkarım
atıp tutar, köpürürüm
onlara ve evrene küfreder
bahçeye kadar kovalarım
sonra kendimi çok iyi hisseder
tost ve yumurtanın başına otururum
bir şarkı mırıldanıp
aniden
pembe besili bir balina gibi
sevimli olurum
bazıları hiç delirmez
ne korkunç hayat sürüyorlardır
allah bilir.
 
Ufuktaki yokoluş telaşı başlamıştı çoktan..Yokuş aşağı savrulan ömrün yükü omuzlarındaydı artık.
İçinde tükendiğim şey hayat mı yoksa bir hayal mi çözemedim.yorgunluğumu yorgan yapıp uyudum sessizce..gördüklerim birer rüyaymıydı yoksa benmiydim rüya olan bilemedim..Ybn
 
Yitirmeli büyük yolların birinde ne varsa
Böcekler gibi başlamalı yeniden
Bu Allahsız bu yağmur işlemez karanlıkta
Yan garipliğine yürek yan
Gitti giden.


Gülten Akın
1955
 
Bugün hiç yokmuşum gibi davrandım.kendimden alakasız yaşamaya çalıştım.yarına kalırmıyım bilemem,bilmekte istemem.varlığımla dalga geçer gibiydim.geri kalan ömrüme bir teselli bulmam lazım...Ybn
 
kim bizi tersine çevirmiş böylesine,
her ne yapsak,
yola çıkan birine benziyoruz
nasıl o, o son tepede
vadiyi görünce bir kez döner, duraklar ve oyalanırsa
biz de öyle yaşıyor ve “hoşça kal” diyoruz daima...

rilke, rilkem, rilkemiz... gece gece.
 
“Anlıyordum ki, bu dünya bana göre değildi. Bir takım utanmaz, yüzsüz, sefil, aç gözlü alçak insanlar içindi. Bu dünyaya layık, yerlerin göklerin efendilerine, kuru bir ekmek parçası için kuyruk sallayan köpekler gibi, dilencilik ve yalakalık yapmaya yaratılanlar için di…”

Sâdık Hidâyet
 
Saçların güneş gibi ışıldıyor,gözlerin ise yıldızlar kadar parlak,biliyorum şımartıyor seni O niyeti bilinmez bakışlar. söyle bana şimdi güneş dayanabildi mi gelen karanlığa ya yıldızlar aydınlığa söyle sen dayanabilecekmisin seni yavaş yavaş yok edecek zamana.ölümle başa çıkacakmısın işte onlardan farkım bu kimine göre bir ışıltı bana göre bir yanılgısın..Yabani
 
Başımızın
Üstünden uçan
Ve giren serseri bir bulutun karışık düşüncelerine
Ve sesi kısa bir mızrak gibi geçen, ufku baştanbaşa
O karga
Kente götürecek bizim haberimizi
Herkes biliyor
Herkes biliyor
Sen ve ben o soğuk asık yüzlü delikten
Bahçeyi gördük
Ve kopardık elmayı
O oynaşan ve uzak daldan
Herkes korkuyor


furug.
 
Geri