Bir şiir dizesi bırak

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Sen ey kendiyle yetinen;
Ne derlerse desinler
Su eğimine gidecek.
Sen şaraba banılmış ekmek;
Deltasıyız bütün sözlerin
Ve söz sonunda bak nasıl
Senle bana gelecek.
Sen yarım kalmış bir aşkın
Kaçınılmaz sürgünü,
Katlanan göğsündeki kayaya.
Sen orda şimdi bir hüznü köpürt,
Ben bir çocuğa su vereyim burda.
Ben ki kiracıyım bir acıya.
Sen imzalarsın sabah akşam
Defterini bensizliğin,
Bense kanla öderim
Kirasını kaldığım evin.
Bir takvimi tersten açardık,
Eğer isteseydin.
Sen ey kendiyle yetinen!
Artık suyumuz bulanık,
Bir güneş bile olsa sonunda
Yolumuz kırık, önümüz karanlık.
Metin Altıok Kiracıyım Bir Acıya
 
öylesine bir Mayıs. bu
ikinci, sen yoksun. ruhum
çinko bir tepside. yalnız;
arayan değil dönen biridir her yer bulaştı üstüme.
kirliyim,
bir zenci kadar telaşlı. bağırın,
diye sustum, söz ve ses
yabancıdır, ten yanılmaz. ansızın
bir teleferik, termometre ya da aysar...
deliyim, bir gece bekçisi kadar dalgın. kefen
diye örtünmedin üstümeişte herkes çekip gitti. geç oldu, ama
anladım, insandan korkmak gerektiğini. söyler-
im, zaman ve veznedar cüreti:
'esrik bir kadını öpüyorum. bakmayın
adımı bilmiyor. nasılsa unutur
güneşin kuzeyden battığını. kasıklarımda
cinlenen hin'e sarılıyor. bildiğim
tek özgür ülke, nüfus: 1, rakım: 1.72! 'içime döndüm yine. seni severek
Kullandım çarşı iznimi
 
Bahçalarda mor meni
Verem ettin sen beni
Nasıl verem olmayım
Eller sarıyor seni
 
Sen bir yay ben ise ok
sıkı giyin dışarı zong
kız öyle uzak uzak durma
yanaş da ellerini cebime sok

dışarıdan bakınca 90b
oyş kız onlar ne öyle
o kadar dedim dinlemedin de
bari memeleri bluzun içine sok

Bu da böyle bir şiyirimdir...

Ah 90b Leyla...

https://youtu.be/JlGiow_tjUs

 
bu dünyada insan dediğin ikiye ayrılır jospi
bir: ayrıldıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi
davranan medeniler;
bir: atlarına davranan barbarlar.
onlar atlarını çöle, topuğunu dikene sürerler.

bilesin, sultan sazlığı’nda boynu eğri bir kuşun
ince boynuna yediği kurşun gibi hainiz hepimiz.

birhan keskin
 
En eski hikâyedir kadın
Saçından iktidar, makyajından medeniyet devşirilen
”Erkek” ve “Erken” kelimelerinin arasında nefes almaya çalışırken Kadın;
Boynunda cinsiyet künyesi, alnında namus fünyesi
Dünyanın orta yerinde,ortasından taşır kederi
Aşık olunası, hatta aşktan öldürülesidir nazarda,
Bu yüzden yaşayan her kadına ölü bir çiçek,
Ölen her kadına canlı bir çam ağacı hak görülür başucuna.
Herkes yaşamı boyunca bir kadını öldürür hattı zatında
Kimi doğururken, kimi doğurduğu tarafından
Kimi alın terinde boğar, kimi şehvetine adak tutar
Bazıları çok severek, bazıları hiç sevmeyerek öldürür
Bazen de yok sayarak dizlerinin üzerine düştüğü caddelerde,
Kim vurduya sarılarak gönüllü linç’in ellerinde
Ahir hakkı töredir, gelenektir, günahtır.
Altından da örse huzuru,
Kuyumcuda bozdurulur gülüşü
Kendi yuvası açık cezaevi, sokakta namusu saman alevi,
Yürüse suç, ağlasa ayıp, koşsa edepsiz ve ölse kadersiz...
 
Benim için dünyanın en güzel şiiri, hatta katıldığım canlı yayında sorduklarında da bunu söylemiştim.

"Yangınlardan geliyorum dedi adam ve yangınlara gitti yanık.

Depremlerden geliyorum dedi kadın ve depremlere gitti yıkık."

- Metin Altıok
 
"hem nereden çıkardınız palyaçonun yalnızlığını
kaç kilo çeker ki bir palyaço
hem neden yüzüme vuruyorsunuz
bir çirkin ördek yavrusu olduğumu"

turgut uyar
 
Hele martılar, hele martılar,
Her bir tüylerinde ayrı telaş!...
Gün olur, başıma kadar mavi;
Gün olur başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi...

Orhan Veli Kanık
 
belki’yle basladiğin cümlelerin rotasında
her kelimeyi içime çekerek
isini soluğumda saklamak
..
sana insafsızlık, bana acı, zamana inattan baska
nedir(?)
..
sırf parmaklarında yorulan üzüntülerin
sabaha karşı ovuşturduğum bunalişların
uyandığında hatırlayamadığın devrilişlerim için
dünyanın en güzelinin sen olduğuna inanman için
geleceğe gark olmus düşlerinde yok olmak için
sevginin çaresizliğni göstermek için
sadece senin için;
geceleri, kendimi
ve bildiğim tüm çiçekleri
aklına bırakıyorum
..
bu son olsun diye
bitsin artık diye
sen bir daha hiç üzülme diye
unutmak için değil
bu defa
unutulmak için gidiyorum..

Krizantem - Adını öğrenmeyi çok istedim zamanında ancak cesaret edip soramadıklarımdandı.
Ncikiyle yazalım o zaman

şu begeniden sonra yeniden girdim krizantemin blogu, meğer ne çok severmisim o zamanlar.

Kalemimim namlusu hala seni gösterse de,
bu mazinin itibarıdır, sen üstüne alınma..
Ya hava soğuktu, ya gidişin,
ya kalışım, ya çırpınışım, karmaşıklığım…
Vardı bir yerde bir yanılgı,
bulunsa da hep inkar edilecek.
Üstesinden gelinmesi umulan çaresizliklerle sarmaş dolaş,
adı konamayan bir tutam duyguya esir,
eylem hazırlığı yaparken bir devrime yenik,
yine bedbah, yine düşünceli, yine yalnız ben..
Ayağa kalkabilme ihtimalimi bir çırpıda devirirken, düşünüyorum;
kederimi soylu kılmak değil derdim ama
ne kadarlıktı ki adım, hafızana ağırlık yaptım?

Cümlelerin buğusuna yazdığım kederleri
bir Ağustos vakti,
“elbet birgün buluşacağız” bestesiyle kandırılmış,
suçlu, ezik ve artık saçmasapan hayallerle yoğurmaktan yoruldum.
Umurumdan taşsın istediğim,
içimde tuttuğum kamyon yükü “neyse”lerim,
ne yapsam başa çıkamadığım “keşke”lerim,
hayalini kurduğum imkansız “belki”lerim var benim.
Yol güzel, yol uzun, yol senin yolun da,
gelip de halimi hiç sordun mu?

Ya bir yanılgının yangınıydın ya da bir yazgının,
aslında ne kanıyor, ne kabuk bağlıyor,
yarım kalmış bir bedduaya ne denir bilemem..
Cebimde kendimden öte bir boşluk,
her devrilişimi afişe etmeyecek kadar onurlu cümlelerim,
anlarsa da anam anlıyor, ağlarsa yine anam..
Özlem kokan şiirlerin en ücra mısralarına gizlenip,
yokoluşumu izlemeyi bırak artık..
Çünkü yazacaklarım sil sil bitmiyor
ve hayat geç kalmayı affetmiyor…

Dedim ya kalemin itibarını kendinde arama,
ve bence artık maziyi de üstüne alınma…

şiir ; krizantem
 
Gelip kondu bir güvercin
Ellerine o gece
Kırmızı bir çelenk oldu
Bileğinde kelepçe

Ülkü Tamer
 
Sende toplanır savaşlar ve uçuşlar.
Yükselir senden şarkı kuşlarının kanatları.
...
Pablo Neruda
 
ben bir mayıs böceğiyim, başkalaşım geçiren nehrin yüzeyinde.
ve ilkbahar geldiğinde mayıs böceğini yemek için zamanında gelen kuşum.
ben bir kurbağayım, mutlu bir şekilde berrak su birikintisinde yüzen.
aynı zamanda da yılanım.
sessizce yaklaşan ve kurbağayla karnını doyuran.

thich nhat hanh.
 
Çünkü yaşamak gibi bir şeydi yaptığı
Anasız bir tay gibi coşkun ve hüzünlü...
 
Okunu attı mı ölüm, siperler boşuna;
O şatafatlar altınlar, gümüşler boşuna;
Gördük bütün insan işlerinin iç yüzünü;
Tek güzel şey iyilik, başka düşler boşuna.
 
Güzel satırla merhabalar…


Geççek geççek elbet bu da geççek

Gör bak umudun gününü gün etçek

Oh oh zilleri takıp oynıycaz o zaman

O çiçekten günler çok yakın inan

*****

Gitçek gitçek geldiği gibi gitçek

Her şeyin sonu var, bu çile de bitçek

Oh oh zilleri takıp oynıycaz o zaman

O çiçekten günler çok yakın inan
 
Geri