Bir karakter olman, bir karakterin olduğu anlamına gelmez.

  • Kullanıcı Arpes
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
Konu sahibi son olarak 193 gün önce görüldü
Ben yoldan usanmam. Bu yolda geçtiğim diyarlarda bir yere varamayacağımı ileri sürenler kendilerini kafeslerinden bir adım ileriye atamamış acizlerdir. Cehalet diyarında mülk zengini olmak ile bilginin yolunda seyyah olmak farklı yansımalardır. Bu yol kibir yolu gibi görünse de yolu, yolcusu ile tanımlamak pek esefli bir durum. En yakın mesafelerin bile "Kaf" geldiği bu yolculukta vazgeçip korkanlardan olmamak dileği ile.
 
Sevmek; güzel birinde aşkı aramak değil. O kişide, bilmediğin bir zamanın beklenmedik bir anında, kendini bulmaktır.

Fyodor Dostoyevski
 
“It's a cruel and random world, but the chaos is all so beautiful.”
― Hiromu Arakawa

- Bu acımasızlık ve rastgelelik ile dolu bir dünya, ama kaos da bir o kadar güzel. -
 
Yalnızlığın böylesini hayal etmek bile mümkün değil. Ama gerçek, hayallerin ötesinde. Bir su damlası okyanusun içinde yalnız, oysa binlerce damlayla iç içe!
 
Acı çekmeksizin alınan ders anlamsızdır; çünkü insanlar bir şey feda etmeden, hiçbir şey kazanamaz.

Ama, acıya dayanıp üstesinden geldiğinizde herkesinkinden daha güçlü bir kalbe sahip olursunuz.

Evet, tamamen çelikten bir kalbe...
 
Yeryüzünde ve zihnimin derinliklerinde dönebileceğim hiçbir yer yok artık. Artık madden ve manen vatansız hissediyorum kendimi. Zamanında bununla ilgili konuştuğum biri bana "dönebileceğin hiçbir şey yoksa, gidebileceğin tek bir yer kalmış demektir" demişti.

Evet.

Dönebileceğim hiçbir yer yok, bu yüzden sadece ileriye gidebilirim. Daha ileriye.
 
happiness.jpg
 
Dünyanın en eski mesleği kendini satmaktır. Bunu fahişelik ile karıştırmak da bir o kadar eski bir yanılgıdır.
 
İnsan kararlarından emin olamasa dahi, eylemlerinden emin olmak ister. Bu sebeptendir ki son anına kadar ve hatta sonrasında dahi kendini sorgulardan alıkoyamayan Raskolnikov bir bıçak değil bir balta tercih etmiştir.
 
Çok güzelsin Kelebek,
Yaklaşma bana.
Ben Gamlı Karga.
Sen bugün ölürsün,
150 yıl seni düşünürüm...
 
Herkes aya benzer. Karanlık bir tarafı vardır ve onu kimseye göstermez.

- Mark Twain
 
women-music-Fever-Ray-faces-1571102-480x320.jpg


Hakikatin temsilcisinin en az olduğu zaman, onu dile getirmenin tehlikeli olduğu zaman değil, can sıkıcı olduğu zamandır.​
 
Bunu uzun zaman önce bir yerde okuyup bayağı ilginç bulmuştum, çocukluğuma dair heyecanlarımı biraz kursağımda bırakma potansiyeli olsa da gerçekten çok çok farklı bir bakış açısı.


''hayatınızda pokemon izlediyseniz, sevdiyseniz ve orada yaşamak istiyorsanız, bir kez daha düşünmeniz gerekli. ilk olarak pokemonlar poketoplarının içinde napıyorlar sorusu geldi aklıma, eğer kuantum transferiyle ilgi bir şeyler biliyorsanız, bir şeylerin, ışınlanabileceğini ve bunun yansıyan bir kaç ayna düzeneği temel alınarak yapıldığını biliyorsunuzdur, bilmiyorsanız da öğrendiniz, böylece fiziksel şeyler data olarak bir yerden bir yere aktarılabiliyor,(poketoplarının içi aynalıdır, fark ettiyseniz pokemon dünyasında ışınlanma o kadar garip bir şey değil) poketopları ışınlanabiliyorlar 6'dan fazla pokeman yakaladığınızda olduğu gibi, şimdi pokemonlarınız poketoplarının içinde durmuyorlar, sadece bir yere aktarılıyorlar ama neresi? şimdi poketoplarını burda bırakıp en büyük problemlerden biri olan ash'in babasını ele alalım, ash'in babasına ne oldu? ya da diğer bütün çocukların ailelerine, brock niye bi ton çocuğa 10 yaşında bakmak zorunda kalmış? çünkü petrol ve enerji kaynaklarının azalmasından dolayı, büyük bir savaş çıkmış, ve büyük bir olayda bütün askerler ölmüş, efsanevi pokemonlar yüzünden vs. ash'in babasıda ölü,hatta bütün bellirli bir yaş üstü erkekler ölü hatta bir çok kadında, neredeyse çocuk oranının %1 i kadar yetişkin var, peki bunu baz alırsak, ash'in seyahetlerine kim para sağlıyor? yada gym liderlerinin parasını kim ödüyor jenny ve joy'ların parasını? devlet? işte asıl eksikliklerden biri, pokemon dünyasında bir demokrasi örneği veya krallıklar yok, sadece belediyeler var, ama başta kim var? savaşı kim kazandı? tabi ki savaşa silah sağlayan kişiler silph şirketi pokeballları pokedexleri hatta pokemonları en başta üreten ilk ve tek şirket, bu şirket "unknown" adında ki ilk pokemonu uzaylı dnasından üreten şirket ( arceus olayı tam yalan pokedex'i kendileri üretiyorlar ve pokemonlara meşruluk kazandırmak için kullanıyorlar) (pokemonların yapay olarak üretilebileceğini mewtwo'dan biliyoruz) (arceus'u tanrı olarak tanıyan bir pokedex var ama "unknown" kaynağı bilinmeyen pokemon olarak geçiyor orda bi yalan olduğu açık) ve bu şirket tüm herşeyin sahibi tüm marketlerin, pokemon hastanelerinin, tüm herşeyin, hatta jenny ve joy'ların bile (bulut atlasını izlediyseniz orada ki klon üreten şirketlerin yaptığı gibi düzeni sağlamak için üretilmişler) bu şirket her şeyin tek yöneticisi ve petrol savaşından sonra düzen nasıl sağlanmış? küçük çocuklara doğada öyle üreyen başı boş pokemonları avlatarak, pokemonları avlıyor ve geliştiriyorlar niye? şampiyon olmak için gotta catch em all peki niye hepsini yakalamak zorundasın neden bütün herkes pokemon yakalamaya çalışıyor ve pokemon yakalamak neden bu kadar çok özendiriliyor, etrafta hiç enerji üreten bir şey gördünüz mü birkaç pikacudan oluşan jeneratör hariç ki bu da benim teoirimi destekliyor, işin asıl başlangıcı o eski pikachu jeneratörü işte büyük cevap pokemonları enerji kaynağı olarak kullanıyorlar, pokemonlar, poketoplarıyla yakalandıklarında bir yerde saklanıyor, tıpkı matrix'te makinelerin insanlara yaptığı gibi, silph de pokemonlardan enerji topluyor, o yüzden çocukları yakalamaya teşvik ediliyor, ash'in harçlığını bu şirket veriyor, o yüzden pokemon hastanesi bedava, o yüzden hiç benzinci yok, hava o yüzden bu kadar temiz, ve o yüzden pikachu topuna girmek istemiyor , durun daha bitmedi, peki pokemonlar hiç savaş sırasında ölmüyorlar mı? insanları ve pokemonlar hiç yemek yerken gördünüz mü ? peki pokemonlaradan başka hayvan gördünüz mü? peki onlar ne yiyor? muhtemelen ölen pokemonları jenny'leri ve joy'ları yiyorlar. peki team rocket bu işin neresinde büyük savaştan hayatta kalan patronları giovanni ile pokemonları çalmaya ve en güçlü pokemonu elde etmeye çalışıyorlar ki silph'i devirebilsinler. giovanni gerçeği biliyor ama terörist gibi muamelesi görüyor, halbuki giovanni'nin gerçekten birinini incittiğini gören var mı? giovanni aslında devrimci lider ve roket takımı bir avuç devrimci, dünyayı yöneten tek şirket tarafından terörist olarak lanse ediliyorlar sadece.

dünyayı yok olmaktan kurtarmak için!
tüm insanlığı ulusumuzla birleştirmek için!
gerçeğin ve sevginin kötülüklerini açığa vurmak için!
amacımız yıldızlara ulaşıncaya kadar!

bu sözlerin bir anlamı olmalı değil mi ? dünyayı yok olmaktan kurtarmak ulus devlet gerçeğin ve sevginin kötülüklerini açığa vurmak? nasıl yani der gibi oldunuz evet pokemon, pokemonların avlandığı, enerji üretmek için kullanıldığı, ölünce yenildiği, ve bunları çocuklara yaptıran tek büyük bir şirket tarafından yönetilen bir kaos ütopyasıdır, hemde 1984'den cesur yeni dünyadan matrix'ten ve bulut atlasından daha karmaşık bir şekilde, ve bu hikaye allı pullu anlatılmaktadır, gerçeği bilenin ağzından değil, silph'in ağzından mutlulukla reklamı yapılarak, ve sizde bunu yediniz, pokemon dünyasını mükemmel sandınız, orada yaşamak istediniz, ve verilmeye çalışan mesajda bu, şirketler zaten her şey yolundaymış gibi hissetmenize neden olarak sizi köle haline getiriyorlar, yavaşça ısınan su ve kurbağa misali, her şey mükemmel hadi gidip pokemon yakalayalım, birilerinin dünyayı tek başına yönettiği bir yerde her şey yolundaymış gibi gözükür.''
 
I was not caught
Though many tried
I live among you
Well disguised

I had to leave
My life behind
I dug some graves
You’ll never find

The story’s told
With facts and lies
I had a name
But never mind
 
giphy.gif


Tüm zamanların en tehlikeli silahı, en keskin kılıcı, en hızlı kurşunu, en azılı katili idim. Satmamak için yazdığım öykülerin figüranı idim. Yeryüzünde tebessüme sebebiyet verebilecek her şeyin en azılı düşmanı, ama aynı zamanda mutsuzluğun kaynağına bir tıpa gibiydim. Her devirde ayrı isimlerle ama aynı sıfatlarla anılmıştım. Küçük, camdan bir fanusta insanın zahiri yansımasından ibarettim. Gerçek miydim peki? Yada hiç gerçek olduğumu hissettirebilmiş miydim kimseye?​
 
Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna sistematik bir baskı uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum...

Anthony Burgess - Otomatik Portakal
 
Duygularını gizlemek,aklından geçenlerin yüzüne yansımasını önlemek,herkes ne yapıyorsa onu yapmak,içgüdüsel bir tepkiydi.
 
''Nen var Zeze?”
”Hiç. Şarkı söylüyordum.”
”Şarkı mı söylüyordun?”
”Evet.”
”Öyleyse ben sağır olmalıyım.”

İnsanın içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor muydu yoksa? Bir şey demedim. Bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim.

Şeker Portakalı, José Mauro De Vasconcelos
 
"Satranç hayat gibidir." Her parçanın kendi işlevi vardır. Bazıları zayıftır, bazıları ise güçlü. Bazıları oyunun başında işe yarar, bazılarıysa sonunda. Ama kazanmak için hepsini kullanmak zorundasın. Aynen hayatta olduğu gibi, satrançta da skor tutulmaz. On parçanı kaybedip, yine de kazanabilirsin oyunu. Satrancın güzelliği budur işte. İşler her an tersine dönebilir. Kazanmak için yapman gereken tek şey tahtanın üzerindeki olası hamleleri ve anlamlarını iyi bilmek ve karşındakinin ne yapacağını kestirebilmek. Satranç hayat gibidir…

Olasılıksız, Adam Fawer
 
Büyük hayallere kapılmak, fütursuzluktur. Sizi çok daha büyük hayal kırıklıklarına gark etmeleri oldukça muhtemeldir.

Onun yerine küçük hedefler yahut umutlar edinin. Onları çabanızla büyütün, kocaman planlar olacak şekilde yetiştirin ama ayakları da yere bassın.

Böylelikle bu hedefleriniz bir bir elinizden kayıp gitse dahi elde ettiğiniz şey hayal kırıklığı değil mücadele ruhu olacaktır. Ve bu hayattaki en kıymetli şey budur. Çünkü evrenin en basit kuralı güçlü olanın hayatta kalmasıdır.

Şehirleri, ülkeleri, devrimleri, diktatörlükleri ve hatta dünyayı yerinden sallayan kişilerin tek ortak özellikleri sabır ve mücadele ruhudur.
 
Geri