Bir günmüş gibi o gün bugünmüş gibi...

Konu sahibi son olarak 3544 gün önce görüldü
Ben KÜFÜR bilmiyorum, öğretiyorlar;
Kızmıyorum, KIZDIRIYORLAR,
Ben küsmüyorum, KÜSTÜRÜYORLAR,
Kırılmıyorum, KIRIYORLAR,
SEVMEYEN ben değilim, DEĞER VERMEYEN onlar,
Usanmıyorum, USANIYORLAR, USANDIRIYORLAR,
Yemin ederim bazen DARALIYORUM...
HATASIZIM demiyorum ama YALAN' da söylemiyorum,
YANLIŞLARIM yok değil ama SIRTIMI dönmüyorum,
Birilerini tabi ki KIRIYORUM ama,
Kimseye de YOKMUŞ GİBİ DAVRANMIYORUM...
Tabi ki GELGİTLER yaşıyorum,
Ama KIVIRMIYORUM...
Anlatabiliyor muyum..?


Anlatabiliyor muyum..?
Anlatamıyorum..!
Susuyorum..!
 
büyüdük artık..
kanarken ağlamayı,
ağlarken susmayı
susarken özlemeyi
özlerken yürek acısını yastık altlarına bıraktık...

öyle işte
 
"Bu yüzümüzdeki çizgiler birer dizeye benziyor sanki,
her bir dize bizi bir yolculuğa çıkarıyor;
ve bazen karanlık oluyor her yer ,bazende aydınlık..."
 
Bazı sorular vardır ki:
Nekadar sadakatsizdirler
Bir yonca yeşili gibi
Üç yapraktırlar ve asaletsizdirler
Bazı sorular vardır ki:
Nekadar sadık ,sade ve temizdirler
İşte onlar dört yapraklı yonca gibi asildir.
Aynı şekilde cevaplar içinde
Geçerlidir bu...
 
Aşkla bakmak; yürekle bakmak demektir. Göz sadece bir fonksiyonu yürütür; ama fonksiyonun içini dolduran, onu san’ata dönüştüren gönüldür. Biz gözümüzle bakarız; ama gören gönüldür.
 
Özlem
Sevginin yüreğe yüklediği.
Öyle bir yük ki.
Üstesinden gelebilen.
Her yürek.
Vuslata erip kahraman olur...
Özlemler her zaman.
Vuslata nail olmaz ki.
Çoğu zaman.
Hasret ateşine dönüşür.
Yakar özleyen yüreği..
 
Deli bir devrandır başımda dönen
İçim kararıyor yok mu hiç ışık?
Gözyaşım gelmiyor yaş değil inen
Gözlerim düşüyor kanla karışık

Yoksun ya, silindim ben de bu Yer’de
Neden duyulmuyor attığım çığlık
Hani eski günler, dostlarım nerde?
Bir el uzatsalar tutsam azıcık

Bir pencere olsa, maziye baksa
Rüzgar getirse de kokunu duysam
Beyaz güvercinim haber bıraksa
Okusam, sen diye sîneme koysam

Mor bulut olsan da arasan bulsan
Yağmur olup yağsan hiç aralıksız
Hani seller gibi gönlüme dolsan
Yanan yüreciğim sönse apansız

Anılar bulanık, ecelin sinsi
Düşlerin içinden çıkıp da gelsen
Sarılsam, çıldırsa kalbimin sesi
Nasıl da hasretim sana bir bilsen
 
Adını aşk koyduğun o büyük boşluğa
Ben koca bir hayatı sığdırdım
Beni sevmemene isyan edip kaçmak
Sende aradıklarımı hayatla doldurmaya çalışmak
Ruhumun en büyük yanılgısıydı

Hayat bana en acımasız yüzünü
Sevgini inkar ettiğim zamanlarda gösterdi
Ve şimdi asıl olmama gereken yerde
Hayata başladığım yerdeyim
KALBİNDEYİM

Vazgeçilmez oluşunun sırrı bu işde
Senin olmadığın yerde ne olduğunu biliyorum...
 
Anılardan Silmişsin

Bir resmin bile kalmamış bende
Anılar yok olmuş
Maziden tek kalan
Yazdığın selam olmuş

Seviyorum diyorsun
İnanmıyorum
Sevenim diyorsun
Yalansın diyorum
Seninim diyorsun
Nerdesin diyorum
Gelirim diyorsun
Bekletiyorsun
Ne bileyim sevdiğini
Geleceğini
Hangi sözüne inanayım

Resmine hasret,
Kendine hasret
Sevgine hasret,
Sevmene hasret
Maziye hasret,
Nasıl sevgiymiş bu

Almışsın albümdeki tek resmini
Anılardan silmişsin hepsini
Maziden yazmışsın bir selam
Nasıl sevmeymiş bu

Dinçer Demirel
 
biliyor musun
aşk şiiri yazmaktan bıktım
bir gün şöyle bir baktım
yazdığım bütün şiirler öyle
bir sarsılma, nedir bu
bir otuz aşk şiiri daha
kendimi hiç suçlamadım

peki o zaman ben neden
dereceler sokayım koltuğumun altına
ateşim varsa zaten
ey gözleri maden
çünkü aşk bir suçlamadır
sonuna kadar yaşanmamışsa
bir bardak birada yeni bir deniz
ve yağmur
eski bir denizde yeni bir ada
yaşanmamışsa

sözgelimi Galata'dan Afrika'ya gidiyordum
korsanları kralları ve bazı ülkeleri
ve bütün madenleri
ve kendi sonumu
iyi görmüyordum sonunda
her türlü madeni
elimde bir sürü kağıtla
hazırladım kendimi


#Turgut Uyar

Sayfan hayırlı olsun aSk
 
Suç işlemiş gibi aşık olan insanlar var, titreyerek, utanarak..
Ne iyi..
 
biliyor musun
aşk şiiri yazmaktan bıktım
bir gün şöyle bir baktım
yazdığım bütün şiirler öyle
bir sarsılma, nedir bu
bir otuz aşk şiiri daha
kendimi hiç suçlamadım

peki o zaman ben neden
dereceler sokayım koltuğumun altına
ateşim varsa zaten
ey gözleri maden
çünkü aşk bir suçlamadır
sonuna kadar yaşanmamışsa
bir bardak birada yeni bir deniz
ve yağmur
eski bir denizde yeni bir ada
yaşanmamışsa

sözgelimi Galata'dan Afrika'ya gidiyordum
korsanları kralları ve bazı ülkeleri
ve bütün madenleri
ve kendi sonumu
iyi görmüyordum sonunda
her türlü madeni
elimde bir sürü kağıtla
hazırladım kendimi


#Turgut Uyar

Sayfan hayırlı olsun aSk


Tskler
Siirde guzelmis :)
 
Gerçek olan şu ki; insanları ciddiye almayı bıraktığın an hayatın seni daha az yorduğunu fark ediyorsun.
 
Siz siz olun, hiçbir şey için “son” demeyin.
Neyin gerçekten “son” olduğunu bilemezsiniz.
Hayat bazen, sonuncuyu çoktan yaşatmıştır size, esaslı bir finali bile çok görür; bazense “Bir daha olmaz” zannettiğiniz şeyi, ummadık anda karşınıza çıkarıverir.
En iyisi, her şarkıya son kez dinler gibi kulak vermek, her baharı bir dahakini göremeyecekmiş gibi içine çekmek, her dostla, ana babayla son buluşmaymış gibi sımsıcak kucaklaşabilmek, her aşkı en sonuncuymuş gibi doyasıya yaşayabilmektir.
 
- Gerektiğinde hayır demeyi öğrenin.
- Düşündüğünüz kadar önemli olmadığınızı kabul edin.
- İstemediğiniz ve sevmediğiniz şeyleri yapmayın.
- Başkalarından yardım istemeyi öğrenin ve istemekten çekinmeyin!
- Olabilecek her yerde en basit seçeneği seçin.
- Gerçekten ihtiyacınız olmayan hiçbirşey almayın.
- Her zaman gerçeği söyleyin.
- Karar verirken size keyif veren ve mutlu eden şeyleri temel alın.
- Bir tanesi haricinde diğer tüm kredi kartlarınızı iptal ettirin.
- Okurken de seçici olun ve harekete geçin bilmek kadar bildiklerinizi uygulayabilmenin önemini de göz ardı etmeyin.
 
"CANIM" ne güzel bir kelimedir öyle ;

İçinde İnsanın “CAN” ı var,
"AN" ı var,
"ANI" ları var ….
 
Düşünüyorum... her zaman yaptığım gibi ve her seferinde düşündüğüm şeyi. Her seferinde de bir anlam veremiyorum. Bir insan asla nefret ettiği bir dünya içerisinde yaşamak istemez. Hiç kimse bunu tercih etmez. Peki bunu neden başkaları düşünemiyor?

İstiyorum... her zaman istediğim ve hiçbir zaman da istemekten vazgeçmeyeceğim şeyi: Hayallerimi. Herkesin kurduğu bir dünya vardır. Benim dünyam, benim gibi farklı. Sadece isteyenlerin yaşayabileceği, nefretin olmayacağı bir dünya burası.

Uyumak ve hiç uyanmamak istiyorum. Nefes almak gittikçe zorlaşıyor. Nefes aldıkça terk edilecek, bir kenara atılacakmış gibi hissediyorum. Hayır, gerçekten bu kadarı yeter!

Ağlıyorum... her seferinde karşılaştığım bu duygu, bu his beni her defasında ağlatıyor. Ve hayatımın sonuna kadar da gözlerimin içinde akmaya hazır bir gözyaşı gibi saklanacak. Buna rağmen, yine de alışamıyorum.

Susun ve ağlamamı izleyin, sadece... sadece beni sevin istiyorum.
 
Çok şey söylerim, hiç kimse bir şey anlamaz. Hiç bir şey söylemem, insanlar türlü türlü şeyler anlar, türlü türlü şeyler ortaya koyarlar. Söylediklerim, sustuklarımdan daha çaresiz, daha etkisiz.
Konuşurum, bakarlar yüzüme. Farklı bir dil, farklı sözcükler, farklı harfler kullanıyormuşum gibi. Anlamazlar ne söylediğimi, anlayamazlar. Ben de anlasınlar istemem zaten. ‘Beni bir tek o anlasın!’ derim. Derdim. Artık demiyorum, diyemiyorum. Ona anlattıklarım, sustuklarım. Fakat ben o’na asıl susmak zorunda olduğum şeyleri söylemek istiyorum. O, o ve o. Hayat hep ‘o’nlardan ibaret gibi. Aslında değil. Belki ‘o’ aslında tam bir ‘hiç’tir. Belki de ‘o’ sadece ‘o’ değil, benim hayatımdır.

İnsan düşündüklerini dile getirdikleri sırada, düşündükleri şeyin tam olarak aynısını söyleyemez. Mutlaka arada bir kaç eksiklik olacaktır ya da düşündüğünüz şey, söylerken tamamen farklı bir anlam kazanıp farklı bir şeyler ifade edecektir. Bir de kendini ifade edememe var tabii ki. O her şeyden daha beter. Bir dilsizin, sağıra bir şeyler anlatması gibi, bir sağırın, köre bir şeyler anlatması gibi. Düşünürler, konuşamazlar. Düşünemezler, hiç konuşamazlar.
Yüksek ses…
Kafamın içi bavul gibi. Artık tek bir ses daha duymaya tahammülüm yok. Düşüncelerimi de alın gidin! Bir daha onları görmek istemiyorum!
Sessizlik…
Beynim bomboş. Kafamın içinde bir sessizlik var. Düşüncelerim nereye kaçtı? Gören var mı?
Her şeyi bir kenara at. Gürültülü bir şekilde susanlara ne demeliyiz? Onlara yorum yok. Bence onlar aşkını kalbinde yaşayanlar. Hatta sadece aşkını değil, her şeyi içinde yaşayan insanlardır. Ben de onlardan mıyım bilmiyorum. Ben ne olduğumu bilmiyorum, en önemlisi de bu değil mi? Keşke ne olduğumun, kim olduğumun farkına varabilsem. Susmasam, konuştukça sussam, susstukça bağırsam.
 
Verdigin Değerin Aynısını Bırak Az'ını Bile Göremiyorsun..
Ama Senin Karakterin Geregi Karşılıkta Beklemiyorsun.

Az'ından da Vazgeçersin Ama,
Bu Sefer Canını Acıtmaya Başlarlar..
ve Sen Sadece Sevdigin için Yine Susarsın.
Susuyor Oluşun Canım Yansada Seni Yine Severim Manasındadır.
Ama Karşındakine Göre Böyle Bi Anlam Taşımaz.
O'na Göre Manası ;
'' Belliki Fazla Acımamış Canın Dur Biraz Daha Yakayım ''dır..
Başka Bir izahı Yok Bunun !

Yani Diyecegim O ki ;
Kim Sevmişse Canı Yanacak.
Aslında Canını Yakanın En Sevdiginin Olması Acıların Şahıdır..

Bu Yüzden Ne Diyoruz ?
- ALLAH Yar ve Yardımcımız Olsun..
 
Artık hiç bir şey eskisi gibi değil.
Ben de öyle.
Çok dikkat etmiyorum uzun süredir kendime.
Kılığıma kıyafetime...
Çorapsız da basıyorum artık yere.
Eskisi gibi de korkutmuyor beni ne grip ne nezle.
Nâne limonun iyi gelmediği daha büyük sıkıntılarım var herkes gibi benim de.
Takılmıyorum artık şu her kış ve bahar şişen bademciklerime.
Çok sıcak yada soğuk şeyler yiyip içmem, hepsi hepsi bir kaç gün gene.
Olur biter
Geçer gider.
Ama canımı yaka yaka yutkunduğum şeyler var.
Olup bitmeyen,
Geçip gitmeyen.
Zaman zaman yine uykusuzluk çekiyorum ama...
Çokta takılmıyorum artık bu uyku konusuna,
Uyuyunca geçmeyen şeylerin olduğunu anladığımdan bu yana..
 
Geri