Bir günmüş gibi o gün bugünmüş gibi...

Konu sahibi son olarak 3542 gün önce görüldü
Görüyorum, sokağını kaybetmiş küçük bir kız duruyor ıslak gözbebeklerinde. Tüm suçları kabul etmişcesine suskun. Tüm hüzünleri kendi dudaklarıyla emecek kadar durgun. Kelime boylarında bir deliveren yetişmekte. Gölgesinde ise sancılar belirmekte.Sınır boylarında adressizliğin. Söyle bana hangi adressizlik senin? Gözlerindeki korku kime ait, bedenindeki recm izleri kimden kalma, dudaklarının arasındaki boşluk kimden sana miras kalmakta ? Biliyorum susacaksın adın gibi..Göm cümleleri dudak kenarlarına. Susmaya devam et boylu boyunca.Susabildiğin büyüdüğünü unutma. Tattığın acı kadar büyürsün. Yediğin ayrılık acısı kadar olgunlaşırsın. Yoksa büyümek istemiyor musun ? Hep mi küçük kalmak, hep mi suskun kalmak istersin ?

Herkes yol alırken hayatın derin suskularında, sen susuyorsun aynanın karşısında. Ayak izlerinden belli eğikliğin.İstifledim eteklerinden dökülen cümleleri. Sen susarsan ben dile gelirim;
Ey Azrail;

Cesedime vurulmuş etiketin duvağını kaldırdım / öp beni artık.
Hem de alnımdan..Sızmasın içimdeki birikmişler,irinleşmesin bir türlü kapamayadığım gediklerim. Kollarımı sıvadım, kendi cenazemin arifesindeyim. Yüreğimin morluklarını ancak ölüm paklar. Sicillerim, eksildiğim yüreklerden ancak beni kara toprak kurtarır. Açın yolları ey karanlık. ben geliyorum. Elif 'in saçlarındadır zincirlerim. Körpe bir dal iken sevgi agacında, budayın beni gövdemin en kalın yerinden. Susuşlarımdan asın beni. Gölgelerimin soğukluğu yetmezmiş gibi bir de yüreğimin sıcaklığına akıtın ayrılığı.

“ Hangi Çığlık Denk Gelir Ki Dudak Payı Boşluklara”

Hangi ayrılık senin ? Hangi yüz senin ? Yüreğinden dökülmeyen mürekkebin hatrına konuş. Sen ki; acıya kanat geren'din. Sen ki; Yusuf'u kuyulardan düzlüğe çeken'din.Sen ki, acıya gözyaşını verip umudu filizlendiren'din. Şimdi hangi yüze çevirdin kıblegâhını ? Hangi saf'a durdu gözlerin. Bilmediğin yerdeyim deme bana. Aynanın karşısında yüzünün bilinmezliğinde, yüreğinin ötesinde kendine gülümsemektesin. Göremiyorsan, kır o aynayı..Kırıklarından topla dağınık saçlarını...

Sürükleme cesedini sen / sonbahar kaldıracak ya adressizliğini..

Hangi cümlenin sonunda kırıldı düşlerin..Hangi mahrem ellerin zorlamasıyla alındı içindeki kanamalı çocuk ? Susma diyorum sana susma. Becerebildiğin tek şey, boynunu büküp suskunluğun secdesine başını koymak mıdır ? Unutmak dururken masada, yüreğine recm emrini vermek neyin nesi ? Tükür kil tutmaz toprağın yüzüne. Kaldır cesedini ortalık yerden. Sesinin kısıldığı yerden konuş, duyulmasa da haykır eksikliğini. Susturulsa da sen fazlalığını bırak tabutuna. Söylesene “ sen kime fazlasın / kime eksik..”

Üryanlığını örtmeye kalkıştıkça öbür yamaların sökülüyor dikişlerinden.Uğraşma kendi ayaklarına çorap örmeye. Gözünü yumup yeltenme artık kendine çelmeler takmaya. Olduğun yerde dönme öylece, çevir yüzünü gökyüzüne. Korkma adım atmaktan. Sen ki ;yeni bir bebek değilsin...Koca bir kız oldun, gözlerini büyüt ve sık bileklerini kelepçelerinden. Kanın donduğu yerde ölürsün o kadar. Susma diyorum sana susma..Elif sustu derlerse benim ahvalim ne olur acep ? Bu zan seni kaç gün yaşatır ? Bu itham seni kaç gün daha götürür. ? Hayır kaldıramazsın bu zânnı / bir suçun altından bir daha kalkamaz gönlün. En iyisi vur kendini en ince yerinden / öylece kalsın us'un.

Kime fazlasın / kime eksik. Sorma bu soruyu kendine. Çünki en iyi cevabı suskunluğun verecektir. Bil ki kalbin acırsa bu sorunun cevabını ararken eksikliğin dikilecek karşına. Yok kalbin sevdiğine acırsa işte o zaman fazlalığın zuhur edecek. Şimdi bedbin ve hodgam bir nefsin zulmüne inat sen besmele'nin safına gir. Züleyha'lığına zelâl getirtme..Suskunluğuna bir de helallik istetme.

Unutma " bu dünyada sana ancak unuttuğun kadar yaşama hakkı verildi "

Unut, unutulduğun yerden..
Kırılsa da içindekiler,
Unutulduğun kadar yaşarsın.
Kime fazla isen orada unutulursun..
Kime eksik isen orada kendini bulursun...

Görüyorum, sokağını kaybetmiş küçük bir kız duruyor ıslak gözbebeklerinde. Tüm suçları kabul etmişcesine suskun. Tüm hüzünleri kendi dudaklarıyla emecek kadar durgun. Kelime boylarında bir deliveren yetişmekte. Gölgesinde ise sancılar belirmekte.Sınır boylarında adressizliğin. Söyle bana hangi adressizlik senin? Gözlerindeki korku kime ait, bedenindeki recm izleri kimden kalma, dudaklarının arasındaki boşluk kimden sana miras kalmakta ? Biliyorum susacaksın adın gibi..Göm cümleleri dudak kenarlarına. Susmaya devam et boylu boyunca.Susabildiğin büyüdüğünü unutma. Tattığın acı kadar büyürsün. Yediğin ayrılık acısı kadar olgunlaşırsın. Yoksa büyümek istemiyor musun ? Hep mi küçük kalmak, hep mi suskun kalmak istersin ?

Herkes yol alırken hayatın derin suskularında, sen susuyorsun aynanın karşısında. Ayak izlerinden belli eğikliğin.İstifledim eteklerinden dökülen cümleleri. Sen susarsan ben dile gelirim;
Ey Azrail;

Cesedime vurulmuş etiketin duvağını kaldırdım / öp beni artık.
Hem de alnımdan..Sızmasın içimdeki birikmişler,irinleşmesin bir türlü kapamayadığım gediklerim. Kollarımı sıvadım, kendi cenazemin arifesindeyim. Yüreğimin morluklarını ancak ölüm paklar. Sicillerim, eksildiğim yüreklerden ancak beni kara toprak kurtarır. Açın yolları ey karanlık. ben geliyorum. Elif 'in saçlarındadır zincirlerim. Körpe bir dal iken sevgi agacında, budayın beni gövdemin en kalın yerinden. Susuşlarımdan asın beni. Gölgelerimin soğukluğu yetmezmiş gibi bir de yüreğimin sıcaklığına akıtın ayrılığı.

“ Hangi Çığlık Denk Gelir Ki Dudak Payı Boşluklara”

Hangi ayrılık senin ? Hangi yüz senin ? Yüreğinden dökülmeyen mürekkebin hatrına konuş. Sen ki; acıya kanat geren'din. Sen ki; Yusuf'u kuyulardan düzlüğe çeken'din.Sen ki, acıya gözyaşını verip umudu filizlendiren'din. Şimdi hangi yüze çevirdin kıblegâhını ? Hangi saf'a durdu gözlerin. Bilmediğin yerdeyim deme bana. Aynanın karşısında yüzünün bilinmezliğinde, yüreğinin ötesinde kendine gülümsemektesin. Göremiyorsan, kır o aynayı..Kırıklarından topla dağınık saçlarını...

Sürükleme cesedini sen / sonbahar kaldıracak ya adressizliğini..
Hangi cümlenin sonunda kırıldı düşlerin..Hangi mahrem ellerin zorlamasıyla alındı içindeki kanamalı çocuk ? Susma diyorum sana susma. Becerebildiğin tek şey, boynunu büküp suskunluğun secdesine başını koymak mıdır ? Unutmak dururken masada, yüreğine recm emrini vermek neyin nesi ? Tükür kil tutmaz toprağın yüzüne. Kaldır cesedini ortalık yerden. Sesinin kısıldığı yerden konuş, duyulmasa da haykır eksikliğini. Susturulsa da sen fazlalığını bırak tabutuna. Söylesene “ sen kime fazlasın / kime eksik..”

Üryanlığını örtmeye kalkıştıkça öbür yamaların sökülüyor dikişlerinden.Uğraşma kendi ayaklarına çorap örmeye. Gözünü yumup yeltenme artık kendine çelmeler takmaya. Olduğun yerde dönme öylece, çevir yüzünü gökyüzüne. Korkma adım atmaktan. Sen ki ;yeni bir bebek değilsin...Koca bir kız oldun, gözlerini büyüt ve sık bileklerini kelepçelerinden. Kanın donduğu yerde ölürsün o kadar. Susma diyorum sana susma..Elif sustu derlerse benim ahvalim ne olur acep ? Bu zan seni kaç gün yaşatır ? Bu itham seni kaç gün daha götürür. ? Hayır kaldıramazsın bu zânnı / bir suçun altından bir daha kalkamaz gönlün. En iyisi vur kendini en ince yerinden / öylece kalsın us'un.
Kime fazlasın / kime eksik. Sorma bu soruyu kendine. Çünki en iyi cevabı suskunluğun verecektir. Bil ki kalbin acırsa bu sorunun cevabını ararken eksikliğin dikilecek karşına. Yok kalbin sevdiğine acırsa işte o zaman fazlalığın zuhur edecek. Şimdi bedbin ve hodgam bir nefsin zulmüne inat sen besmele'nin safına gir. Züleyha'lığına zelâl getirtme..Suskunluğuna bir de helallik istetme.

Unutma " bu dünyada sana ancak unuttuğun kadar yaşama hakkı verildi "

Unut, unutulduğun yerden..
Kırılsa da içindekiler,
Unutulduğun kadar yaşarsın.
Kime fazla isen orada unutulursun..
Kime eksik isen orada kendini bulursun...
Tırmanmak ne kelime
uctukca düşüyoruz!
 
Benim Zavallı Harflerim...
Çoktandır tanıyorum bu duyguyu. Bazen bir acı bazen sadece kimliksiz bir bulut sayesinde yirmi dokuz harfle burun buruna gelmek... Hadi yanındayız demeleri bana... Bizi hale yola sok, şekillendir, içindekilerden bir fihrist yap, sırala, yarala... Aslında komikler. Her şeye çare olabileceklerini sanıyorlar. Oysa beyaz kağıt üstünde bazen çaresiz lekelerden başka bir şey değiller. Mesela şu “a” harfini ele alalım. Üçünü bir araya getiriyorsun şaşkınlık oluyor. On tanesini yan yana diziyorsun çığlık kıvamına erişiyorlar.
Harfler kendilerini bir şey zannediyor.
Yazmakla ilgili ne söyleyebilirim ki, zamana karşı harf zayiatı. İç yerlerinde beliren gri bir bulutu başkalarının da anlayabileceği hale getirme uğraşı. Oysa ne gerek var bilmiyorum. Kime anlatıyorum? Niçin? Hüzne fiyakalı bir edebiyat giydirmekten başka nedir ki yazmak? Ya da okuyanı gıdık yerinden dürtmek. Gülsünler diye. Üzülsünler diye... Anlasınlar, anlaşsınlar diye. Ve en kimseyle anlaşamayanların işiyken yazmak...
Anlatabilseydim yazmazdım.
Yazınca çekilir biri oluyorum, tek bildiğim bu. Hep başkaları için kağıda döküyorum içimin kirlenen seslerini. Evet sesler de kirlenir. Kokular bile hatta. Eski tadı kalmayabilir buğunun.
Harflerin sözcük oluşturmak için bir araya gelmesi imece usulü bir hüzün inşaatıdır çoğu zaman.
Bu kadar üzgün olmasam yazmazdım.
Yeryüzünün bu yarımadasında (belki tamada olsaydı her şey daha kolay olurdu), y4ni bu coğrafyası bile yarım ülkede topu topu yirmi dokuz arkadaşım var. Bazılarıyla çok az görüşsem de, mesela “j” ile çok samimi olduğumuz söylenemez, hep yanımdalar. Bütün sırlarımı biliyor ve benden izin alma nezaketini bile göstermeden açık ediyorlar her şeyi. Kimseyi ağız tadıyla aldatamıyorum bu yüzden. Çizgisiz bir beyaz kağıtla karşılaşmaya görsünler, her şeyi anlatıyorlar. Hem de en burkucu tarafından. Şiir diye bir şey tuttur muşlar, kimseye acımıyorlar.
Bir tek senden korkuyorlar şu sıralar.
Bak şimdi de lafı sana getirdiler gördün mü? Ne zaman seni görsem etrafta kimsecikler olmuyor. Harflerim zavallı seslerin gölgelerine saklanıyor. Oysa her kese seslerini gere gere bağırıyorlardı. Kendilerini arayıp da bulamadıkları bir cakayla bir araya getiren bir dimağ bulmuşlardı ve havalarından geçilmiyordu. Biz istersek bir araya gelir gülmekten öldürürüz hepinizi ya da göz pınarlarınızı kanatırız istersek diyorlardı. Onlar benim dilimin kayganlığını aşıp meşhur olmuşlardı. Herkesi etkileyebileceklerini düşünüyorlardı.
Harflerim beni her şeye alet ediyordu.
Ama senden korkuyorlar işte. En çok da suskunluğundan. Zaman durdu sanıyorlar sen susunca. Aptallaşıyorlar. Şimdi ne yapacağız, diyorlar. Eyvah oluyorlar aniden. Ve panik halinde sesler çıkarmaya başlıyorlar. Onları unuttun, onları istemiyorsun sanıyorlar harflerini. Güleceksin belki ama kaşlarından bile ürküyorlar.
Kaşlarının yayına takılı ok oluyor çünkü gözlerin. Baktığı yerden ses getiren gözlerin.. Gözlerinin önünde küçülüyor harflerini. Üzücü bir suskunluğun içinde durup ‘Hepinizi tanıyorum, şaşırtıcı değilsiniz, biz de bu harflerden çok var’ der gibi bakıyor gözlerin.
Gözlerin olmasa yazmazdım ve gözlerin yokken ben iyi bir yazardım.
Bozdun harflerimin fiyakasını.
Ve seninle karşılaştığım, yani annenin seni doğurduğu, bizim birbirimizi doğurduğumuz o günden sonra ilk kez bir araya geliyorlar. Tembelleşmişler. Bir birlerini ilk kez görüyor, ilk defa yan yana geliyor gibiler. Ama şimdi tuhaf bir hevesle bu korkuya direnerek toplanıp bağırmaya başlamalarının bir anlamı olmalı. Sanırım sana alışıyorlar. Kıvırcık saçlı küçük bir kız çocuğunun adının ilk harfinden aldılar işareti belki... Şaka yaptığını biliyorlar artık. Seni seviyorlar.
İşte bu yüzden sürekli bana Seni seviyorum” dedirtiyorlar. Tekrara düşme, sıkıcı olma ya da anlamı aşındırma kaygısını bir yana bıraktılar. Çünkü onlar çok iyi biliyor ki iyi filmlerde çok zor söyletilir ‘Seni seviyorum’ cümlesi. Esas adam, yani sapma kadar insan yürekli, karizmasında fırtınalar barındıran ama işte Allah kahretsin ki sevgisini gösteremeyen adam filmin sonunda, ölürken söyler bazen. Hatta cümle ‘Seni hep sevdim ’e dönüşür. Hep sevmiştir, gizli gizli ağlamıştır ama o cümleyi söyleyememiştir işte...
Ama ben esas adamları sevmem.
Esas adamlar sıradan insanlar içindir.
Sırayı bozmasaydım yazamazdım.
Şimdi harflerim sana, bütün cesaretlerini toplayıp kendilerine çekidüzen vererek ve ‘Beğenmezse bozulmayalım arkadaşlar” cümlesinin ardına saklanıp, sahip oldukları sesleri titrete titrete bir cümle hediye etmek istiyorlar:
Merhaba, seni seviyorum, seni sevmeseydim yazamazdım.
 
Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum..
Ne tuhaf,
Vaktim olmazdı.
Yalnızlığı bunca bilirken kendimi hiç yalnız sanmazdım.
Çevremde hep birileri vardı, ben hep birilerinin yanındaydım.
Günler belirsiz bir gelecek için neredeyse kendiliğinden hazırlanırdı,
Aramızda habersiz gidip gelen gündelik armağanlarla
Kendi kendini taşıyan bir ırmağın akıntısında hayat bizi kendi sahillerimize ulaştırırdı ..
Bazı evlerden taşınırdık, bazı insanlar girip çıkardı hayatımıza,
Bazı mektuplar alırdık, bazı sözler, çiçek selamları..
Sonraları bazı tanıdıklarımızın ölümleriyle de karşılaştık,
Elde olmayan nedenlerle
Sudaki halkalar gibi genişleyen;
Küçük alınganlıklardan büyük dargınlıklara..
Vazgeçişler, unutuşlar, kayıplar
Birbirimizi çok sevdik hep yıllarla azala azala..
Şimdi ne zaman yalnız kaldığımı düşünsem,
Yalnız olmadığımı kanıtlamak istiyorum kendime
Eskiden iki albüme sığdırdığım hayatım,
Şimdi sığmıyor eskilenlerle çoğalmış fotograflara.
Telefonun başına geçiyorum,
Alt alta dizilmiş onca ad arasında seken ömür parçası..
Gün ölüyor meşgul numaralarla.
Şimdi ne zaman yalnız olduğumu düşünsem,
Şimdi ne kadar yalnız...
Yalnız olduğumu anlamam için beni hiç yalnız bırakmadınız.
Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum

Murathan Mungan
 
Öyle An Gelir ki, Sen Yaşadığın Şehrinde Hapsolduğunu Düşünürken Bir Ses Duyarsın Uzak Diyarlardan, Her Fısıltısı İçine İşleyen Bir Ses...
Belki O Ses Bir Hayaldir Erişemez Yüreğine Veya Kendi Dünyasında Hapsolmuş Bir Sevgilidir...
Kulaklarını Kapatmak Kafi Gelmez Ses Seninle Değilse Bile Sesinledir...
Gömersin Duygularını İçine, Aynaya Bakamazsın Ama Yüreğinde ki Nemli Hüzünleri de Yok Sayamazsın...
 
Bir Gün Birini Gerçekten Seversen, Sevebilmeyi Bilirsen, Yüreğinle Sevmeyi Öğrenebilirsen Biliyorum ki O Zaman Anlayabileceksin Gerçekten Beni...
Her Türlü İmkansızlığa, Bırakıp Gitmelere, Bitmelere Rağmen Sen Yüreğinle Direnip Aşkını Korumak İsterken Sevdiğinin Herşeyi Hiçe Sayıp Arkasını Dönüp Yokmuşsun Gibi Davranmasının Ruhunu, Canını Acıttığında Anlayacaksın Beni...
Sen Onunla Tek Bir Can Olmak İsterken Onun Hayatında Hiç Olmamışsın Gibi, Bir Duvar, Yerde Duran Bir Çakıltaşı Yerine Koyduğunda Seni Anlayacaksın Beni...
Beynin, Düşüncelerin Kendi Kendine Teselliler Verirken, Seni Haklı Bulurken, Gözlerine Söz Geçiremeyip Koca Damlalarla Sessizce İsyanlar Yaşadığında Anlayacaksın Beni...

Dünyaya Kafa Tutup Yaşadığım Aşk İçin Pişman Değilim...
Herkese Her Şeye İnat Göğü Yerle Birleştirip Senin Sevdanın Tadına ve Seyrine Doyamadığım Hiçbir An İçin Pişman Değilim..
Sevda Tadında, Yar Sıcaklığında Dokunduğum Ellerinde Yanmaktan, Yokluğunda Gecelerce Ağlamaktan Pişman Değilim...
Sevdanı Yaşadığımı Hissettiğim Her Anın bBedelini Hayattan Koparak Ödemekten, Bu Sevdanın İsyanın Bana Kazandırdıklarından, Kaybettirdiklerinden, Sana Verdiğim Yüreğimden Asla Pişman Değilim...
Yanlışın Adını Doğru Koyduğum İçin, Bu Yola Baş Koyduğum İçin, En Kutsal Varlıklar Adına Senden Vazgeçmediğim İçin, Döktüğüm Gözyaşları ve Acılar İçin Pişman Değilim...
Kırılan Kalem Fermanım Olsa da, Senin Sevdan Son Nefesim Olsa da Seni Solumaktan Pişman Değilim....

Yetmiyor İşte Bazen Sevmek; Deli Gibi Sevmek Yetmiyor...
Bir Aşkı Yaşatabilmek İçin Her Şeye İnat Uğrunda Günler Boyu Ağlamak Yetmiyor Bazen...
Anladım ki Sana Yetmedi Seni Çok Sevmem...
Yetmedi Uğrunda Hayatımı Sana Esir Etmem...
Daha Fazlasını İstedin Değil mi?
Büyük Olmak, Daha Daha Daha Fazla Sevilmek...
Bilmiyorum Benden Sonra Bunları Oldun Böyle Seven Buldun mu Ama Bir Şeyi Unuttun Sanırım Sen...
Önemli Olan Hiç Biri Olamasan da Bir Kalpte Var Olmak...!

Adıyla Var Olduğum ve Adıyla Yok Olacağım Darağacım, Mutlu Olmalısın Sen...
En Büyük Düşüm Bu Şimdi...
Mutlu Olmalısın ve Mutluluğunu Engelleyecek Hiç Bir Set Olmamalı Önünde...
Senin Mutluluğun Aydınlatacak Benim Dünyamı...
Gülüşlerin Güneşim Sıcak Tebessümün Ay Işığım Olacak...
Öyle Mutlu Olmalısın ki
Bu Hayata ve Bu Hayatın Getirdiği Onca Kötülüğe Rağmen,
Gözlerinin İçi Mutlulukla Işıl Işıl Olmalı...
Biliyorum Sen Mutlu Olacaksın...
Çünkü Ben Sadece Bunun İçin Du'a Ediyorum...
Ben mi?
Beni Boşver...!
Senin Mutluluğun Benim Yaşama Sebebim Olacak...
Bunu Bil Bu Yeter...

Mutlu Olabilirsin, Ben Artık İmkansızlığına İnandım…!

Her Güne Bir Harf Ekledim, Seni Yazdım, Seni Anlatım Beyaz Sayfalara Ama Artık Sonlara Geldim Galiba...
Sana Dair O Kadar Satır Var ki Neyi Yazmadım Diye Düşünüyorum…
Her Şeyden Bahsettim, Her Şeyi Anlattım Satır Satır...
Durdu Zaman Sanki, Kocaman Bir Boşluğa Sürükleniyorum...
Son Kez Sana Rastlamak Senle Konuşmak İstiyorum, Ama Yoksun Artık Biliyorum...
Gerçeklere Sarılıp Yalnızlığımda Bana Eşlik Eden Sözlerini Düşünüyor Mutlu Oluyorum...
Kısa da Olsa Bu Hayatta Sana Rastladığım İçin Mutlu Oluyorum...
Hayat Kısaydı, Verilen Sözlerin Söylenen Sözlerin, Yazılan Satırların Bir Gün Sonu Gelecekti...
İşte Sonu Görünmeyen Bu Yolda İlerliyorum Ama Hala Senli Hayallerimden Kopamıyorum...
Yapamıyorum, Bir Parçam Eksiliyor Sanki...
Ne Zaman Bu Aşka Noktayı Koymaya Kalkışsam Noktalar Gözümde Bir Çığlık Gibi Büyüyor...
Engel Olamıyorum, Yine Hayaline Dalıyorum, Anlıyorum ki Ben Hayallerim Olmadan Yaşayamıyorum...
Umudun Adıydı Güzel Hayaller, Düşlerde Bulduğum Mutluluğu Yitirmemek Adına Kopamıyorum İşte...
Alışmalı Bu Yürek Yokluğuna...
Hayalinle Yetinip Seni Uzaktan Sevmeye Devam Etmeli...
Ağlamak, Üzülmek Seni Bana Getirmeyeceğini Adım Gibi Biliyorum...
Hüzünleri Mendilimin Arasına Sıkıştırıp Uzaklaşmak En Güzeli…
Seni Seninle Yaşamak Kadar Güzel Bir Duyguyu Yaşamak
Yasaksa Bana Giderim Senli Düşlerin Arasına Sıkışmış Duygularımla…
Sadece Varlığına Yürüdüğüm Yollarda Seni Senle Yaşamaktı Savaşım. Ama Kazanamadım…
Payıma Yine Yalnızlık Düştü Sevdanın Dikenli Yollarında…
Üç Noktalı Başlamıştı ve Üç Noktalı Bitiyor Benim Hikayem...
Hep Özlem Vardı İçinde Bir de Özlemi Bulandıran Pişmanlık...
Notalar Eşlik Ediyor Artık Sensizliğime...
Durmadan Koşturan Beynim Seni Düşünmekten Yorulmuşcasına İsyan Ediyor...
Umutlanıyormusun Diyeceksin Şimdi, Hem de Tebessümle...
Nasıl Umutlanırım?
Ben Hala Beni Bıraktığın Yerdeyim...
Gelmeni Beklemeyecekcesine Ituruyorum...
Unutma Beni Sevgili...
Her Üzüldüğünde, Her Ağladığında ve Her Umutlandığında Sana Çok Yakışan Gülücüğünle Hatırla Beni...
Şimdi Susma Zamanı...
Seni Yüreğime Gömüp Susma Zamanı…
Hayallerimin Gerçekleşmeyeceğine İnanıp Hayallerime Küsme Zamanı…
Artık İçin İçin Yanarak Seveceğim Seni…
Hiç Bilmediğin Gibi, Hiç Bilemeyeceğin Gibi...
Ne Zaman Gidersin Hayallerimden?
Ne Zaman Yok Olduğunu Kabullenir Şu Yüreğim?
Şimdi Susma Zamanı...
Susmak İşe Yarar mı Sence Sevgili?
Şimdi Beni Hayata Bağlayan Seni Arıyorum...
Sevgimde Bencil Olmadığımı Bilirsin…
Beni Yine Sevme, Bu Beni Yaralamaz, Sen Mutlu Ol, Bu Bana Yeter Ama N'olur Arada Yaşadığını Bilmeme İzin Ver…
Ve Şunu da Unutma ki: Büyük Bir Aşkla Bağlandığım Sen; Her Zaman Benim En İyi Dostum Olarak Kalacaksın…
İçinde Sakladığın O Çocuğu Kısa Bir Süre de Olsa Benimle Paylaştığın İçin Sağol...
İyi ki Tüm Yaralamalarına Rağmen Hayatıma Girmişsin, Kısa Sürede Olsa Yüreğimde Kalmışsın…
Ve Sakın Unutma Sevgili, Koşarak Gittiğin Bu Kalp Seni Asla Unutmayacak...
Sen de Unutma Beni, Sevmesen de Unutma...!
Üzülmemek Çare Değil...
Ağlamamak Elimde Değil...
Seni Unutmak mı?
İşte O Mümkün Değil...!
____________________________________________________________________________________________

Öyle An Gelir ki, Sen Yaşadığın Şehrinde Hapsolduğunu Düşünürken Bir Ses Duyarsın Uzak Diyarlardan, Her Fısıltısı İçine İşleyen Bir Ses...
Belki O Ses Bir Hayaldir Erişemez Yüreğine Veya Kendi Dünyasında Hapsolmuş Bir Sevgilidir...
Kulaklarını Kapatmak Kafi Gelmez Ses Seninle Değilse Bile Sesinledir...
Gömersin Duygularını İçine, Aynaya Bakamazsın Ama Yüreğinde ki Nemli Hüzünleri de Yok Sayamazsın...

Sanırım Bütün Sorunum Özlemekle İlgili...
Keşke "Yaşlanmaya Başladım, O Yüzden Geçmişi Özlüyorum" Diyebilseydim...
Zerre Kadar Özlemiyorum Geçmişi...
Geçmişe Dair Ne Varsa Silinmiş Hafızamdan...
Ben Geleceği Özlüyorum, Belki de Hiç Yaşayamayacağım Geleceğime Dair Özlemlerim...
Asıl Sorunda Burdan Başlıyor Zaten...
Geleceğin Olmayacağını Biliyorum, Olmayanı, Olma İhtimali Bulunmayanı Özlüyorum...
Onsuz Bir Gecenin Kör Karanlığında İlerlemek Ne Zordur, Nasıl Ürperti Verir İnsana Bilemezsiniz...
Onsuz Bir Gece Anlamsızlığın Boşluğunda Kalakalmaktır Öylece, Anlayamamaktır, Anlatamamaktır...
Yokluğu Kordur Bana...
Onsuz, Bin Ateş Parçasına Bölünür Kalbim, Tenim Cehenneme Düşer, Avucumda Denizler Kurur; Çöller Başlar, Gözüme Geceler Üşüşür, Sözlerimi Hece Hece Alev Sarar; Dudağımda Yangınlar Başlar...
Susuşu Zordur Bana...
Onsuz, Yokuşlar Uzar, Yollar Uçurumlara Uğrar, Yaralarımın Kabuğu Açılır, Dünyanın Bütün Taşları Kirpiklerime Biner...
Aslında Geçmişe Dair Her Şeyi Unutmak Vardı Ama Artık İstesem de Unutamam Onu...
O Her Yağmurla Yeniden Yağıyor Şehrime ve Ben Her Yağmurda İliklerime Kadar Hissediyorum Onu...
Şimdi Değil Yüzünü Görmek Ne Sesini Duyup Onu İçimde Daha da Büyütmeye Cesaretim Var Ne de Silip Atmaya...
Onu Özlemek Güzel, Umut Etmek, İstemek, Hissetmek Çok Güzel...
Onu Onsuz Yaşamak Ağır Yükü Olsa da Üzerimde Sevdası Onurumdur Eğilmez Başım...

O Kişilikli Bir İnsan, O Onurlu Bir İnsan, O Gururlu Bir İnsan En Önemlisi İnsan Gibi Bir İnsan...
İnsanlara Olan Bütün Güvenimin Sarsıldığı, Kendimi Herkese Kapattığım Bir Dönemde Karşılaştım Onunla...
Hani İnsanı İnsan Yapan Değerler Vardır; Gururlu ve Onurlu Olmak Gibi...
Kendinden Emin Olmanın Verdiği Naif'liğe Sahip Olmak Gibi...
Vicdan ve Merhamet Duygularına Sahip Olmak Gibi...
O Bunların Hepsine ve Daha Fazlasına Sahipti...
Hani Bazı Anlar Vardır; Bakarsın ve Gördüğünü Yakalarsın Ya, Ben de Öyle Bir An Yakaladım Onun Bakışlarına...
İçinde Öyle Güzel Sevgi Işıltıları Vardı ki; Yüreğinin Bütün Güzelliği Sanki Gözlerinde Yazılıydı...
O An Nasıldı, Nasıl Duygular İçerisindeydi? Bilinmez Ama Ben O Bakışlarda, Yaşanmışlıklarının Vaktinden Önce Olgunlaştırdığı O Kocaman ve Güzel Yüreğini Gördüm...
Bu İnsan; Kendi Gibi Bir Benliği Bulamamışlığın Yorgunluğunu Taşıyordu...
Kişiliğini Oluşturan Değerlerine Hoyratça Saldırıda Bulunulmuş, Güveni İstismar Edilmiş, Sevmeyi Bu Kadar Güzel Bilirken, Sevilmek Duygusunu Yitirmiş, Sonuçta, Hiçbir Değere İnancı Kalmamış, Ruhunu Besleyen İmanı Dışında...

Evet "Güzel İnsan", "İnsan Gibi İnsan" Sen Hiçbir Zaman Değişme Olur mu?
Kimseye, Canım Diyenlere Bile Kendinden Fazla Asla Değer Verme, Verme ki O Güzel Duyguların, O Güzel Ruhun Daha Fazla İncinmesin...
Ta ki Biri Çıkıp Sana, Göğsünü Gere, Gere "İşte Buradayım; Sadece Senin Duygularını İstiyorum...
Onu Yüceltmek ve Ömrümce Sevmek İçin Buradayım, Sevilmeyi Haketmek İçin Buradayım, Seni Sen Olduğun İçin Seviyorum Diyene Kadar, Bunu İspat Edene Kadar Kimseye Kendinden Fazla Değer Verme...
Verme ki, Sevmek Dediğimiz, Ama Anlamını Şuursuzluklarda, Bencilliklerde Harcadığımız O Değerli Anlam Senin Erdeminde, Kişiliğinde ve İnsanlığında Bir Değer Kazansın...
Arkada Bıraktığın Şeyleri Düşünme...
Bulduğun ve Arkada Bıraktığın İçin Seni Tedirgin Eden Aşk Önünü Kesmesin...
Kişisel Hayatını Gerçekleştirmeni Engellemesin...
Yeter ki Bulduğun ve Arkada Bıraktığın Aşk Saf Maddeden Yapılmış Olsun...
Aşktan, Sevgiden, Sadakatten Yapılmış Olsun...
Üzerinden Bin Yıl Geçmiş Bile Olsa, Orada, Senin Bıraktığın Haliyle Duruyor Olacaktır Çürümeden, Bozulmadan ve Sen, Nasılsa Günün Birinde Oraya Döneceksin...
Arkada Bıraktığın Şeyleri Düşünme...
Kendi Yolunda Yürü...
Başını Dik Tut...
Kendini Yenilmiş Hissetme...
Bu Senin Öykün, Sen Sadece Yaşa...
Yüreğinin Sesini Dinleyerek, Yüreğinin Diliyle Konuşarak Yaşa...

Şunu Bil ki Güzel İnsan; Bu Gün de, Yıllar Sonra da, Dünyanın Neresinde Olursan Ol Senin İçin Endişe Eden, Senin İçin Du'a Eden Biri Olacak...
Seni Sonsuz Bir Aşkla Seviyorum...
Seni Hayalinle Yaşatmaya Devam Ediyorum...

Allah'u Teala'ya Emanetimsin...
 
Kimlere ağlamışım, kimlere gözyaşı dökmüşüm,
İnsan olmayanı insan bilip değer vermişim, sevgisiz yüreklere sevgi ekmeye kalkışmışım, yeterki o gülsün diye gülücüklerimi yok etmişim, yeterki o mutlu olsun diye sevgimi ayaklar altına sermişim...kısaca yazık etmişim kendime, yazık etmişim gözlerime, yazık etmişim sevgime şimdi kendimden af diliyorum kendimi incitiğim ve yok ettiğim için, herkesi kendi vicdanına bırakıp cekip gidiyorum...herkesi Allaha bırakıyorum o en güzelini bilir ve yapar, onu benden aldıgı için şükrediyorum, sevmeyi bilmeyenin sevginin içinde yeri yoktur bunu ögrettiği icin Rabbime şükrediyorum..
 
Bir garip boşluk içimde..
Suskunluklarımı biriktirdim sessizce..
Ve artık mutluluk kokan gülüşlerim yok yüzümde..
Bir yorgunluk taa içimde..
Vazgeçmişliklerim var vazgeçemesem de ..
Kaderden bir bekleyiş olmayacağını bile bile..
Ama yinede ümitleniyor insan işte..
Anlamıyor ki yürek..
Söz geçmiyor ki ne kalbe ne kadere ..
Dedim ya suskunum bu günlerde...
 
SUSTUM___
Karşılığında yalanlar,aldatmalar riyakarlıklar getiren....
Her güzel ve hayırlı sözleri söylememek için SUSTUM....
Özümle, samimi kalbime her açılan yaralardan dolayı....
Suçlu olan sadece öven ve mutluluk veren bu dilim ise SUSTUM.... Artık söz söylemek ve haklı olmak haksız olanların hakkı ise....
O hak olanı hak sahiplerine vermek için SUSTUM....
Dünyada olup yaşayarak dilin zehirini saçmak evla ise....
Ben dünyada değil sözümü ahirette söylemek için SUSTUM.....
 
Benim hayatımı yargılamak istiyorsan eğer,!!
Önce benim ayakkabılarımı giy, benim yürüdüğüm yollarda, sokaklarda, yürü..
Sonra yaşadığım üzüntüleri, sevinci, acıyı hisset...
Yıllarca aldığım hayat dersini sende al, ayağıma takılan her taşın üzerinden tökezle, Düştüğünde tekrar ayağa kalk ve yola devam et..! Sırf benim yaşadıklarımı yaşa... Hala beni yargılamak istersen, BUYUR O ZAMAN SÖZ HAKKI SENİNDİR..
 
Sus gönül sus...!
Kendi kendini yaralarsın...
Payına düsen hasreti nimet bil kendine...!
Issız ve siyaha boyanmıs olsada gönül odalarım..
uzaktan los bir ışık sızar en derinlere...
... Yaslarım başımı yorgun bir bilinmeze...
Yarına ne kadar kaldı...?
Yarın var mı...?!?
Yarında barınanlar derdime derman mi...?
...
Gectigim yollara kimseler ugramaz oldu...
Hadi yüregim sana en yakışanı susmak...
Sessizce yaşamak.....
 
Sen hayal kurmayı bilir misin..?
Ya geceler boyu uykusuz kalmayi..?
Oturup pencerenin kenarina bekledin mi sevdiğini..?
Yıldızları seyrederken ağladığın oldu mu..?
Bir yıldız kayınca uzattın mı elini belki tutarim diye farkinda olmadan,
... sonra boş kalinca ellerin avuçlarınin arasına alıp başını ağladin mi geceler boyunca hıckıra hıckıra, iki damla yaş değildir ağlamak,
Önce düşünmek sonra düşlemek..
Hayal etmek, anıları yaşamak, büyük bir özlem içinde o küçücük resme sarılmak,
işte budur ağlamak ve yanlızlığı yeniden yaşamak..
 
Kalemimle yazamamanın ezikliğini yaşıyorum bu gece. Fikirlerim ya da zikredemediklerimle boğuşuyorum. Öyle bir ikilem ki. Ateşin içinde erimeyen buz kristalleri gibi. Sen yardımcı olmayınca erimez onlar. Terk ettiğin gün alevlendi. O günden beri her gün artarak çoğalan alevlerdeyim. Gözümden düşen ilk damlayı saklıyorum hala. Kristalleşti zamanla oda. Tam göğsümün ortasında Kalbime saplı bir hançer gibi. Elleyemiyorum alevlerden. Ya da ellemek istemiyorum. Kalsın saplandığı yerde sonsuza kadar. İbret alsın herkes. Bakarak alevlerin içine kendilerini görürler. O parlayan ama erimeyen buz kristalinde de, Beni, seni, bizleri....
 
Bazı sevmeler vardır. Ama sevginizi karşı tarafa söyleyemezsiniz. Çünkü sonu olmayan, yarını olmayan birini sevmişsinizdir. Söylemeye korkarsınız. Söyleme cesaretini bulup karşısına çıkıp sevginizi haykırmayı istersiniz. Ama söylesen ne fayda ki. Çünkü onunla olmayacağını biliyorsunuz. İkinizin yanyana gelmesi. Güneşin batıdan doğması gibi imkânsız görünür. Sevginizi içinizde gizli yaşarsınız. Onu gördüğünüzde heycanlanırsınız, onun resimlerine baktığınızda içiniz gider. Ah şu sevgideki engel ve imkânsızlıklar. Keşke şu şöyle olsaydı da onunla birlik olsaydım. Keşke sana geç kalmasaydım diye içinizden yakınırsınız. Veya Keşke sana gelen yollardaki engeller olmayaydı. Bir ömür başını yastığa koyup kocadığın ben olaydım, diye hayaller kurarsınız. Ne onunla olmanın yolunu bulabilirsiniz. Ne de onsuz olmayı kabul edebilirsiniz. Kurdun elmaya girip, Elmayı çürüttüğü gibi. Bu gizli aşk veya gizli sevgide insanı çürütür.(bakalım gerçekten okuyan varmı diye bu notuda buraya iliştiriyorum:) Baktın tüm yollar kapalı. Bu kez açılır eller duaya. Her duanda amin'in olur. Ya Rab Senki imkânsızı imkanlı hale getirensin. En umulmadık yerlerden kapılar açansın. Benim şu gönlümdekine giden yol neresi ise bana göster. Bana o yolları bulmayı ilham et. Dersin. Derdini anlatacak sırdaş ararsın bulamazsın. Çünkü anlayan olmaz. Anlayan birini bulsan bile bu kez derdini anlatacak mecalin olmaz. Her neyse. İmkânsız olan gizli içten yaşanılan bir aşık için diyebilecek tek bir söz var. Herhangi bir şehir de, herhangi bir zaman diliminde, Herhangi bir insanı özlüyorsanız.. söyleyecek çok şey yok, Allah kavuştursun..!
 
Yaz kızım!
azmettiricisinin aşk olduğu belirlendiğinden,
şahsın unutmasına karar verildi..
 
Yaz
Kızım

Davanın
Kabulüne

Kalp
Hırsızının
Mahalden
Tahliyesine

Özleyen
Tüm
Aşıklar
Adına

Aşktan
Men
Edilmesine,,,


SENİ ÖZLÜYORUM...
 
.♥kırık bir aşk.................hikayesi bu...♥
..♥umutsuzluklarla..........ve hüzünle dolu...♥
♥güneşinden yoksun; umut, bulutlar ardında♥
♥gökyüzü kapkaranlık ve biz burada ışıksızız♥
♥yollar aşılamaz türden, ufuklar bizden uzak♥
.♥bugünler mutsuz ve yarınlar çok umutsuz♥
...♥amaçlar belirsiz ve araçlar çok yetersiz♥
.....♥görüşebilmek zor, görüşmemek zor.♥
.........♥sevebilmek ve de sevilebilmek♥
............♥ne kadar mümkün sence?♥
...............♥ne kadar olası bu düş?♥
..................♥birleşebilir miyiz?♥
.......................♥sen-ve-ben♥
.........................♥bir gün!♥
..............................♥♥♥♥
 
Yani öfkenden nefretinden kırgınlık ve kizginliklarindan değişen ne onu cok merak ediyorum dedim..
güldü..
Birtek özlemlerimi deviremedim ince bileklerimle dedi..
Özledim..
Çok özledim dedi..
Özlemek dedim dünyanın en **Spam/Adversiting** duygusu..
Seni alır bazen bir uçurumdan aşağıya iter bazende uçsuz ve derin duyguların içinde ezer...
 
Güzelliğinin sırrını sorarlarsa.. Doğal sabunlardan, cilt maskelerinden falan söz et. Yıllarca yüzünü bir sır gibi gözyaşlarımla yıkadığımı bilmesinler..
 
10339772_901926489835143_3488163544373117031_n.jpg
 
Bayılıyorum şu yeni nesil aşk'lara...Çağrılarla tahrik oluyor, mesajlarla sevişip, meşgul tonlarıyla ayrılıyorlar... Bir de üstüne yetmiyor, geceler boyu ağlıyorlar...
Biz bunları boş verip, göz göze iki tek rakı içelim... Varsın teknoloji gelişsin, biz o karanlık çağlara, geri dönelim !
 
Geri