Bir günmüş gibi o gün bugünmüş gibi...

Konu sahibi son olarak 3543 gün önce görüldü
Sanki tükeniyor kelimeler ...Susuyorum .Yanlış anlama öfkemden değil .Dedim ya kelimeler işte nankörler
Benciller, yanlış anlamanı istemem insanlar değil bencil olan kelimeler.Yani bütün sinirim kelimelere
Dudaklarımın arasından kurtulmak için yalvaran birbirlerine aşık büyük harflere
Oku oku bitmeyen kitaplar gibi değil mi bazı günler .Yürü yürü bitmeyen yollar, konuşmaktan bıkmayan ,susmayan insanlar gibi,gülmek zorunda olduğumuz zamanlar gibi... Hani zaman çabuk geçiyordu .Bize yalan söylüyorlar .Zaman canı istediği gibi davranır
Tek özgür olan o sanki
Yani anlayacağın sorun kelimeler, insanlarla bir derdim yok ...
 
Çok sevdiğim bir kitapta okumuştum '' insan kendi kaderini kendi yazabilir mi ...'' Bu dünyaya neden geldiğini unutmadığın sürece gerçekten mutlusundur belki de
Çünkü bilirsin başına ne gelirse gelsin o sınavdır ...
Bu yüzden hep mutlusundur hep şükredersin
Keşke o kadar güçlü olabilsek
Aslında her şeyin zihnimizde bittiğini biliyoruz ... Kalbinin sesini dinle zihninin sana oynadığı oyunlara kulak asma onu kontrol etmek senin elinde ...hepsini biliyoruz ... Bu yüzden kötü şeyler olmaya başladığında canım acımaya başladığında yalnız kalmayı seçiyorum ... Çünkü zihnimiz bize olumsuz şeyleri düşündürür çünkü orada bir yerlerde buna benzer şeyler yaşadığına dair kanıtlar biriktirip eline geçen ilk fırsatta onları suratına çarpmayı sever ...Ama kalp masumdur
Sahne artık benim ..Hayat benim ...dünyanın merkezindeyim ...İşte bu yüzden ben seni dünyamın merkezi yapıyorum yanımda ol diye ...
Sonra susuyorum sadece gülümsüyorum tüm bedenimle tüm ruhumla...
Bir kitap düşün çok güzel olduğunu biliyorsun ... Ama okumaya başladığında çok sıkıcı geliyor ilk sayfalarda pes edip bırakıyorsun ...Aslında okumaya devam etsen her şeyin güzel olacağını az çok da tahmin ediyorsun ... Ya da bir resim yaparken bomboş bir tuvale fırçayı ilk vurduğun anı ve sonrasında resmin bütününün güzelliğini düşün ... Hayat da böyle değil mi pes ediyoruz hem de hemen devamında yaşayacaklarımızı hiç mi merak etmiyoruz ...
Daha fazla kırılmaktan korkuyoruz ... Sevmekten korkuyoruz ... Bu yüzden yaşayacaklarımıza sırtımızı dönüyoruz ... Biraz haklısın biraz haksız ... Bunun nedenlerini sana uzun uzun anlatabilirim ...yaşadıklarımı anlatabilirim ...ama bu paragraf öyle bir bitmez ki ...Sen en iyisi ben sana bunları anlatana kadar pes etmemeye çalış ... belki sonrasında güzel şeyler olur ...
Her şey göründüğü gibi olmalı bana göre şeffaf ve masum ... Mesela taktikler yaparak elinde tuttuğunuz adamları kıskanmıyor musunuz siz olmayan bir karakterdeki kadını sevdikleri için ...İşte bu yüzden yapmıyorum ... doğal olmaktan bahsediyorken küçük oyunlar neden ...
Bu sefer korkuyorum biliyor musun ... hepiniz hayatında en az bir kere kalbine iğne batırılıyormuş hissini yaşamıştır ...ama o güne tekrar dön deseler size dünyaları verseler o hissi tekrar yaşamak istemezsiniz...Bu yüzden korkuyoruz ya zaten ...
Kendimi mutsuz hissettiğimde canım yanmaya başladığında hemen kaçmak istiyorum arkama bile bakmadan ... Başka bir yerler vardır beni mutlu edecek biliyorum ...
...pılımı pırtımı topladım gittim ... Aslında şehir değiştirmek sadece yolda geçen o sürede düşünürken güzel.. şehre ayak bastığında nefes aldığında yine aynı his valizine saklanıp gelmiştir seninle sanki ...Hiç bir şey yokmuş gibi günleri teker teker öldürürsün ... Bugünde bitti dersin ... Denize kıyısı olan yerlerde olmayı seversin çünkü deniz kızlarına inanarak geçirdiğin çocukluğundan sana sadece denizle konuşma hissi kalmıştır ...Büyümek bunu gerektirirdi çünkü ...Hayallerinin yıkılmasını ...
Dalgaları ..gökyüzünü ..bulutları ..yıldızları aslında duymak istediklerini söyleyen her şeyi seversin ...
Kalbini dinlemeyi seven bir kıza sakın mantıklı olmaktan kafanı kullanmaktan boş konuşmaktan bahsetme sana olan sevgisini sorgulamasına neden olursun ... Çünkü o hayatında ona kötü hissettirecek kimseyi etrafında istemeyecek kadar huzurlu sever yaşamayı ....
Bir kitap düşün bir adama aşık gibi ... her cümlesinin seni sakinleştirdiği ve asla bitmesin diye son sayfalara dokunmaya cesaret bile edemediğin bu yuzden sonunu hiç bilmediğin ... Evet sadece bir kitap ..Ve bir kadın düşün ... Düşün işte ....Düşün...ve sakın vazgeçme ... Çünkü vazgeçersen yaşayacak olacağın hiç bir şeyi bilemeyeceksin ... '' insan kendi kaderini yazabilir mi '' evet ...seçtiğin yön yazdığın kaderdir aslında ...
 
Bazen diyorum ki
koşsam hiç durmadan
nefesim yetse de denizin dibinde oturup kumdan kale yapsam​
deniz kızı olmak istiyorum desem geçerken bana uğrayan bir dalgaya hem güzel hem de deniz ...
ya da bulutlu bir gece herkes soğuğun siyahını izlerken ben bulutların üzerinde kahvemi içip yıldızlara sorsam nasıl sıkılmadan her gece orada öylece duruyorsunuz diye
bazen kalbim olmasa diyorum ya da kalp böyle bize anlattıkları kadarla kalsa ...birini sevmek ondan vazgeçmek bizim irademizde olsa ...düştüğünde ellerin dizlerin acırken kanarken kalbinin acısını geçse de unutsan ....anlamıyorsunuz dimi ...işte ben de sizi bu kadar anlamıyorum ...
küçük bir taşa takılıp düşüyorsan orada dur sakın gitme...
nereye gidiyorsan
geri dön evine
kapat gözlerini ve hayal kur ... düşünsene gitmişssin ..
bekleyin ...
ben gibi olmayın ..
izin vermeyin gururunuz kırılmasına ... çünkü herkesi affedersiniz bir gün ama kendinizi asla ....
çok kızıyorum kendime hem de çok ...
öyle değer veriyorum ki ..
değiştiremiyorum kendimi ...
olsa keşke öyle bir şansım
ölmüş bir kelebeğe bile anlam yükleyebilecek kadar değer veriyorum
babam öyle bir sev demiş sanki
sanki demiş ki ömür dediğin küçük bir şey ...
sev mutlu ol ve öl
hatta derdim hep babama ya neden okuyoruz ki ben okula giderken mutlu değilim mutlu olduğum bir şeyler yapsam ...ne yapsan mesela demişti ...
resim yapabilirim mesela olmaz mı demiştim
evin içinde mutlu olmazdım sanki boğuluyor gibi olurdum hep çatıya çıkardım ...
küçükken pencerelerden daha kolay geçerdim sanki kapı gibi gelirlerdi
nefes alamazdım kapalı alanlarda çok fazla oturamazdım aynı yerde ...
balkona çadır kurardım orada uyur kalırdım
hep bir yerlere giderdim haber vermeden ...
hep beni aramak zorunda kalırlardı
şimdi yine aynı şeyi yapıyorum nefes almak için
çatıya çıkıp oturup ayaklarımın altına alıyorum evleri sokakları kedileri köpekleri insanları
evlerden daha büyük oluyorum ve uzaktaki sokak lambalarının ışıklarının geceleri ne kadar güzel oluğunu izliyorum ...
sol elimdeki yara geçti
sağ elim hala acıyor
dizimdeki yaraya bakmak bile istemiyorum
yarın sabaha geçicek belki ama ben neden olduklarını unutamicam ...izi kalsın istiyorum ilk defa
baktıkça hatırlatsın diye ....
 
Nasıl geçiyor günler diye sorma bana geçiyor işte
Günlere uyuyorum gecelere uyanığım
Karanlığı sevdiğimden değil de sessizlik
Hani tüm gece kendi nefesimi duyabilmek varya
Dinlediğin her parça bir sana çalıyor
Senin yazdığın senaryoyu oynuyor herkes …
Soğuk bir beni ısıtıyor…
Geceyi paylaşamamak değil …tek özlemim susadığım nefesim…
Hani her yer bembeyaz ya ..
Ben sıcak odamın camından sokağı izlersem tüm buzlar erirmiş gibi geliyor
sokak lambaları nasıl dans ediyor özgürce
Bir bak sen de …
Bak ve benim gözlerimle yaşa bu geceyi..
Gökyüzü yıldızları gördüğüne öyle mutlu ki sanki bir yaz gecesi her yerin beyaza boyandığı
Ve iki sevgili sanki gece ve beyaz …
Hiç farketmez kara kış…
Farketmez ki yağmış yağmur…
….
 
Her neyse adını sen koy bugününde, ne koyarsan koy gitmişliğin kadar koymaz hirçbir şey, siyahıda değiştirmezki zaten hiç bir renk. Değiştirmez gelmenden başka hiç birşey!
Anlıyormusun ?
Sen gelmezsen bitmez bu gece.
Ölmez bu ayrılık..
 
Hayırlı olsun sayfan. aSk :cici:
 
Başkasının sözünü bırak; sen kendine bak!
Kendi suçunla kendini yüzleştir.


Başkasını çekiştiren kendisini unutur.
Çünkü suçlu ve asi huyludur.


Ne söylersen, sen doğru söyle.
Başka davranışlara izin yoktur.


Ne kadar sözün varsa kendine söyle.
Sen ayıpların ve gamlarınla, kendini haklı sanırsın.


Kendine bakan, başkasına bakmaz.
Sen öğüdü duy, kimseyi ayıplama.


YUNUS EMRE
 
"Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. Tedirgin etme beni. Bu sefer geride bir şey bırakmadım. Tasımı tarağımı topladım geldim. Neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. Beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim. Bir kere çavuş olduktan sonra bir daha amelelik yapamayan zavallı köylüye dönerim. Beni uyandır.”
 
Sayısız sırada bekleyen hayallerim vardı benim, intihar edenlerden ayrı. Gözlerine adanmış gülümsemeler ve diline adanmış güzel cümlelerim vardı. İki kelimeyi bir araya getiremez olmuşken, gitmek için sıraya dizilmiş satırlarım, sana ulaşmayı bekleyen mektuplarım vardı. Biliyorum; sana asla mantıklı gelmeyecek hayallerim, hiç göremeyeceğim gülüşlerini ve diline adanmış cümleler küsecek bana. Satırlar, mektupla karışacak postacıda.
 
"Biz kırıldık, daha da kırılırız.
Ama katil de bilmiyor öldürdüğünü..."

(Cemal Süreya)
 
Kırılmadin kalbim hâlâ tek parçasın seve bilirsin hâlâ unuta bilirsin sile bilirsin geçmişi evet evet yapa bilirsin hadi kalbim kalk ayağa bir adım at ileri eğer sen yenildiği ni belli edersen işte o zaman bırak kırılmayı darma duman olursun bu zalim hayatta ... ÇOK ZOR KIRILAN BIR KALBE BUNLARI ANLATA BİLMEK
 
Sana yüklediğim anlamları senmişsin gibi düşünme, aldanırsın! O anlamlarla sadece bende varsın. Ben seviyorsam sen bahanesin.
 
buda benden olsun aSk :) Takipteyim (:
 
''Uzun uzadıya susarak kalalım birbirimizde.
Sabaha söyleyecek söz bırakmayalım.
Köpekler gibi havlayan acılarımız sussun.
Sevda çözmesin kendini bizden, sularca gülüşelim.
Yüreğin alıkoysun gitmelerimi.
Sona geldim, sana…''

Özgürlüğün SESİ
 
Nereye sürüklendiğini bilmeyen yaprak gibiyim...
SIĞINDIM SANA...
Eğer rüzgar bitene dek beni tutmayı başarabilirsen kuruyana dek YÜREĞİNDEYİM...
 
Eğer ki sözlerim tesir etmiyorsa yüreğine.
Yüreğim yüreğini titretmiyorsa eğer.
Dilinden zehir dökülüyorsa gecenin ortasına
Bu; Kaybedecek bir şeyimiz kalmamış demek...!
 
Sonra ne oluyor biliyor musun ?
Geçiyor.
Bir zamanlar uğruna dünyayı karşına alabileceğin insan, yabancılaşıyor sana..
Adım adım uzaklaşıyorsun..
Kör kalsa, yatalak olsa, bacaklarını kaybetse vazgeçmeyeceğin insanın buna hiç değmediğini farkediyorsun..
Bir an geliyor bir şeyler kırılıyor içinde. Bir şeyler dökülüyor..

Sonra ne oluyor biliyor musun ?
Ölmeye gidiyoruz diyerek ellerini tutsa, tereddütsüz gideceğin bu insanı hayretle izliyorsun..
Usul usul ağlıyorsun bir yerlerde, gidişine değil haketmeyişine..
Bir an geliyor, dayanamıyorsun.

Sonra ne oluyor biliyor musun ?
İp kopuyor en sağlam yerinden.
En güvendiğin kişinin bıçak izi kalıyor sırtında..
Kelimelerle anlatılamayacak kadar sarsılıyor hayallerin.
Grileşiyorsun.
Oysa biraz umudun olsa,
Cinayet işlerdin uğruna.
Bu kadar çok düşmüş olmasaydın, daha güçlü kalkardın ayağa..
Biliyorsun.
Çaresi yok, en çok buna yanıyorsun.

Sonra ne oluyor biliyor musun ?
Anlıyorsun.
Korkuyorsun.
Öyle çok yormuş oluyor ki seni,
Ve öyle eksiltmiş,
Masumiyetine ateş edilmiş gibi hissediyorsun.

Kimse o'nu senin kadar sevemez.
Vazgeçerken,
En çok buna üzülüyorsun...
 
Hayal kurmaktan vazgeçtim dün gece.

İnandıklarımdan vazgeçtim. Hevesle beklediğim ne varsa vazgeçtim..
Bazı trenler yalnızca bir kez geçiyor insan ömrünün durağından. Ben o treni kaçırdım... İsteyerek geç kalmadım, kaçırıldım, saklandım. Kandırıldım...
Vazgeçtim beklemekten...
Bir kez daha vazgeçtim.
Ağlayarak uyanmayacak kadar vazgeçtim.
Ve kimseyi aramayacak kadar bayram sabahı...
Ki zaten hiç sevmedim, böyle sabahları, bu bütün sokakların samimiyete hasret kaldığı, bu bütün gülümseyişlerin gözyaşlarımın üzerine örtüldüğü sabahları, bu ihtiyaç anında sahiplenilen iyi dilekleri..

Henüz trenini kaçırmamış bir çocuk için her şey biraz daha "belki"
Benim gibiler içinse ulu orta alay ediliyor olmaktan farkı yok tüm bunların şimdi.

Rol icabı çıkacağım sokağa, insanlara bakacağım, en çok memnun olanları kıskanacağım.. Kaybettiklerimi hatırlatacak bunlar bana..
Mesela hiç oturulmamış bir masayı anımsayacağım. Hiç var olmamış bir masayı..
Annemi,
Babamı,
Böyle şeyler düşüneceğim.
Kimsenin elini öpememiş olduğum günleri..
Geçen yıllarda olduğu gibi, dün gibi, bugün gibi yalnız uyanıp, o masayı göremeyince bir kez daha yıkıldığımı hatırlayacağım..
Hiç bitmeyecek kaybetmiş olduklarım, uzayıp gidecek tüm gün. Bir gün içinde tek tek hatırlanacak çeyrek ömrün yok oluşları.
Sonra "iyi" diye başlayan cümleler kuracaklar bana, gülümseyeceğim..
Böyle şeyler olacak bugün.
Böyle çirkin şeyler...
Böyle hadsiz, kaba şeyler olacak..
Gülümseyeceğim..
Gülümseyecekler...
 
Kimse seçemiyor ki;
Ömrün kataloğundan kimi seveceğini..
Kimse bilemiyor ki;
İmtahan'ı Yâr olanın...vuslatına nice beklemeler düşeceğini...
O yüzdendir şaşırıp kalmalarımız, bir kelimeye bin anlam yükleyip sevmelere yormalarımız.
Ve sevmektendir bilesin, her yağmur damlasına, her ezan sonrasına, her namaz arasına yerleştirilen duaların 'ona bişey olmasın'la bitmesi...
Ama bilemedik işte.!

Çağın modasına uyan sevgilerin hava sahasında, nefessiz kalacağımızı
 
Merhaba eksik yanım... Bu sana gönderemediğim birçok mektuptan yalnızca herhangi biri. Sana milyonlarca defa yazabilecek kadar cesurken, bir kere bile gönderemeyecek kadar korkağım. Nasıl gidiyor hayat, iyi bakıyorlar
mı sana, alıştın mı yokluğuma ?
Biz seninle ayrı dünyaların insanları değildik ; yalnızca başka hayatları yaşıyoruz , başkalarıyla paylaşıyorsun. Defalarca söz
...verdim kendime seni unutacağıma dair, yeminler ettim, küfürler
savurdum. Gözden uzak olan gönülden uzak olmuyor. Daha fazla özlüyorsun uzak kalınca , daha fazla batıyor göğsüne yalnızlık paslı bir çivi gibi. Her şeyin fazlasını hissetmeye başlıyorsun; bir kişi eksik olunca her şey fazlalık oluyor hayatında. Ve sen çok eksiksin benden. Seni hala nasıl sevebildiğimi sorma sakın.
......Seni sevmek bana en güzel hediyesidir ALLAH’ın…
Sevdiğim , bir şeyleri düzeltmeye çalışmıyorum, artık bizim bir telafimiz yok. Bir gün bana ihtiyacın olduğunda ilk günün
telaşı ve heyecanıyla yanında olacağım, ne zaman istersen arayabilirsin. Ne zaman istersen gelirim.
Seni tarifsiz bir şekilde özlediğimi bil.
 
Geri