Kaç yaşında olursa olsun bazı şeyler hiç değişmiyor yaşanmışlıklara dair... İnsan kaç yaşında olursa değiştersede huylarını hissedilenler vede hissettirdikleri hiç değişmiyor hayatın.... Şimdi kısacık yaşanmışlıkları, geniş geniş zamanlara yayma çabasında yüreğim. Yalnızlaşmamaya hayyallerle doldurmaya çalışıyorum içimi... Belki var olan, belkide var olduğna kendimi inandırdıklarımla geçme çabasındayım aynaların karşısına....
Aslında hiç olmadığım kadar yalın, hiç istemediğim kadar olduğum gibiyim ve bu ürkek yüreğimi daha çok yokuşa sürüyor hayatın içinde güvensiz adımlar atarken... Zarar görmekten mi daha çok korkar insan yoksa vermekten mi, yada her ikisi birden mi, artık bunu bilmiyorum... Daha varlığına alışamadan özlemine alışmak zorunda kaldığımı özlüyorum belkide...
Uzun zaman önce silkindiğim karanlığıma, yuvama dönüyor gibiyim şimdi.
Mutluluk neydi? Sen, ben yada biz? Biz ne zaman biz olduk, yada biz olabildikmi? sorular sorular sorular. Gecelerimi istila eden, beni düşüncelere sürükleyen ve sadece kendimin anlayabildiği, kimseye anlatamadığım korkular....
İnsan kokuları geliyoır burnuma arada, o dalgınlıkla çevirip başımı bakıyorum. Kimisi nasırlı yüzüyle olabildiğine bir baharat silsilesi gibi... Acıyıda görüş, sevincide kederide, öyle karşık, öyle edalı... Kimisi isot gibi bakıyor yüzüme öyle acı, öyle kederli... Kimisi de pamuk şekeri gibi öyle toz pembe bakıyor hayata...
Bana bir sigaranın dumanı kadar yakın düşlerim ve ben, bir kapının eşiğinde durmuş, gelecek yolcuyu bekliyoruz son sefrden. Ne makinist olabildik, ne kaptan ne yolcu. Sefer benim, hayat benimde hep gidenlerin arkasında el salladım bir bir. Ne giden döndü, nede ben dönmesini bekledim. İstasyon muamelesi gören hayatım ve ben, tek tabanca misali, önüne kitlendi şimdi. Hayat ne getirir bilemem ama neler götürüyor giderken iyi biliyorum. Kaybetmelerin arasına sıkışıp kalmış kısacık ömür törpümde hiç bir beklentiyi yarına yüklemeden bu günü yaşamayı çok şükür öğrenmiş bulunuyorum. Değer verdiğim insanlar var tabiki hayatımda. Ama verdiğim değeri ben değil onlar belirler bunuda çekinmeden söylüyorum. Şimdi sıra benim. Zarı attım, ne gelecek diye bekliyorum ...