Bir Gülüşün Ömre BedeL

Konu sahibi son olarak 4525 gün önce görüldü
65184_548587428503917_1572497795_n.jpg
 
Unutucaktım.. Yüzüme bakıp ' bitti artık, buraya kadarmış, bir daha görüşmeyelim 'dediğin günden beri unutacaktım seni.

İlk otobüse atladım direk. Bir arka koltukta 2 sevgili oturuyordu. Başımı cama yaslayıp, geçip giden arabaları seyrederken, bir an kızın sesi ile irkildim ve 2 katlı evi işaret etmiş olacakki, 'aşkım evimizi şuradan tutalım diyordu'.

O anı hatırlamıyorum. Kulaklığı takmış, onların sesini duymayayım da , kulaklıktan ne şarkı çalarsa çalsın havasındaydım. Ah, şu kahrolası şarkılar. İnsan 2 şarkıda , bu kadar efkarlanır mı ?

Yoğun trafik, bol hüzün, biraz keder, ve sigarasızlık.. Evet tam bunların üstüne, birde arka koltukta ki 2 sevgili ve evleneceklerinde tutacakları 2 odalı ev.

Neyse ki, (yani sonunda) otobüs gelmişti.Ohlar,püfler ve küfürler eşliğinde otobüsten indim. Ve bir daha binersem bu otobüse diyerek, inceden turizm şirketinide küfür yağmuruna tuttum..

Ne yapıyım canım, daha yeni unutacak bir insana bu kadar yüklenilmez ki. Ne gerek vardı bileti tam o koltuğa verecek? Ne gerek var otobüsü o kadar doldurmaya. Hayır 15 lira bir bilet olurmu? Hayırdır ay'a mı gidiyoruz.

Neyse; unutuyordum seni. Otobüsten inince anladım bunu. Hava o kadar soğuktu ki, aklıma bile gelmedin. Şaka şaka, bu soğuk havada böylemi giyilir diyerek kızıp, atkını bana vermişsin. Atkını tutup yere atmaya(kıyamadım).

Sonra eve gittim. Bir sigara yaktım. Bir de şarkı çaldım en acılısından. Sonra bir sigara daha yaktım, sonra bir sigara daha. Sonra uyumaya çalıştım, ama uyku tutmadı. Kalktım bir sigara daha yaktım.

Zor bela uyanmışım, saat 06.30'du. Kalktım, çıktım gittim evden. İşe de gitmedim. Zaten işimde yoktu, yani seni sevmekten başka. Saatlerce mal mal gezmişim sokaklarda. Bir bankta oturup yoldan geçen insanları, pardon sevgilileri izleyince isyan ettim gene.

Tekelcinin önüne gittim, 2 bira dedim. Cebimden 2 bira parası bile çıkmadı. İsyan ettim, (sana değil lan biraya). Yürüdüm gittim oradan, saçları sana benzeyen, ama kolunda bana benzemeyen birisi ile uzaktan gözgöze geldik. Gülümsedim onlara, bakmadılar bile bana.

Sanki, bütün herkes benim inadıma yapıyordu bunları. İnsan elindeki, değeri kaybedince anlıyordu. Sonra bidaha unutmaya çalışmadım. Nasıl olsa, unutamıyordu insan..​
 
14449_513524378681646_442107548_n.jpg

Tek istegim;
Evimden tekbir ve dûa ile cikmak.. Yanimda sen..
 
İlk okula yeni başlamıştım. El yakan elbiseler, kareli 4 ortalı defterler ve koca koca kitaplar. Babamın maaşının yarısından fazlası, benim okul hayatıma gidiyordu. O yüzden sevmiyordum okumayı. Zaten tahtaya kalkıpta, hiç bir havuz problemini çözemedim şu ana kadar. A musluk ile b musluk açık kalırsa, kaç saatte dolar sorusu saçma gelirdi bana hep. Su faturası diye birşey vardı o zamanlar hayatımda. Tarihlerlede aram iyi değildi. Kaçıncı murat, nereyi fetheşmişti hiç bilmem. Tek bildiğim tarih, onun benden çok uzak olduğu idi. Evet, 2 ön sırada oturan kızdan bahsettim şu an. Zengindi, parası pulu vardı. Ne yapayım ben, a arabası b arabası ile şu saatlik yola, kaç saatte kaç kilometre gideceğini. O araba, bize gelmediği sürece sıkıntı yoktu benim için. Edebiyat derslerindende, hiç bir şey anlamazdım . Ama kompozisyon diye bir şey vardı ki, bembeyaz kağıda bütün hayatımı yazabilirdim.

Ama ben hep adımı soyadımı yazar çıkardım. Çünkü konusu hep, saçma sapan şeyler olurdu. Hiç bana, bir insan neden bu kadar çok sever diye sormadılar. Hiç, bir insan neden bu hayata itiraz eder diye sormadılar. Tek yaptığımız arabaların, kaç saatte gittiği olurdu.

Bir pi sayısını kaça çarparsak kaç çıktığı, kaça bölersek kaç olacağı umrumda bile olmadı. Dikdörtgenlerin her bi karesi, kaç cm açı ile döndüğü ile de ilgilenmedim hiç. Yeterince, dönen arkadaşlarım vardı zaten çevremde. Yani,

iki kelimeyi bir araya getiremeden yaşadım yıllarca ! Ben ne zaman konuşmak ya da yazmak istesem ALİ TOPU AT kadar saçmalaşırdı bütün cümleler. Konuşmama hakkımı kullanırdım herzaman.. Bu yüzden okul yıllarında kara tahtada ismimi konuşanlar listesinde kimse göremedi.Konuşamadığım gibi yazamıyordum da. Bu iki kelimeyi bir araya getirememe durumu ikili ilişkilerimde de her defasında bir depreme yol acardı! Ne zaman bir kızdan hoşlansam iki kelime edemeden çeker giderdi yanımdan . Kısa keserdik cümleler gibi aşklarıda her seferinde !

Yarım düşerdik sevdalara yarım kalırdık. Benim bu yüzden hiç yazılmış şiirim olmadı defter aralarında...Ya da adım geçmedi bir kitapta . Meğer kısa kesmek gerekirmiş bir aşkı yazabilmek için. Onun gidişiyle binlerce kelime gelmiş aklıma.

Bir zamanlar, hiç bir cümle ile bir kelime dahi yazamayacak bir adamı, en değerli bir romanın kaçıncı sayfasındaki bir ayrılık sahnesine itekliyordu bir an habersiz gitmen. Sayfaları çevirmeden, anlayabiliyordum ayrılıkları. Elvedalar süslüyordu her kelimeleri.

Kimbilir bir gün bu yazıyı sende okursun belki inanmazsın bu kelimelerin tek sahibi oluşuma ; ama bir şey soracağım.

HATIRLADIN MI BENİ??

Perii
 


59380_534572019887490_922036146_n.jpg

Aşk acı çeksende karşındakini mutlu etmektir ♥
 
17762_566709886678745_542540173_n.jpg



Sana da kırgınım papatya;

Bir " seviyorumu " sığdıramadın onca yaprağına...
 
522701_563119850371082_2126897364_n.jpg


Ne güzel olurdu şimdi;
Seninle ben çökseydik aynı sofraya
Bölseydik ortadan ikiye ekmeği
Hani''aşk payı''dedikleri gibi..
Sobamızın üzerinde demliğimiz

Hem çaysız olmaz değil mi?
Başka bir şey istemezdim
Çayıma şeker gülüşün
Bi de ekmeğime katık zeytin karası gözlerin yeterdi...
 
Geri