İlk okula yeni başlamıştım. El yakan elbiseler, kareli 4 ortalı defterler ve koca koca kitaplar. Babamın maaşının yarısından fazlası, benim okul hayatıma gidiyordu. O yüzden sevmiyordum okumayı. Zaten tahtaya kalkıpta, hiç bir havuz problemini çözemedim şu ana kadar. A musluk ile b musluk açık kalırsa, kaç saatte dolar sorusu saçma gelirdi bana hep. Su faturası diye birşey vardı o zamanlar hayatımda. Tarihlerlede aram iyi değildi. Kaçıncı murat, nereyi fetheşmişti hiç bilmem. Tek bildiğim tarih, onun benden çok uzak olduğu idi. Evet, 2 ön sırada oturan kızdan bahsettim şu an. Zengindi, parası pulu vardı. Ne yapayım ben, a arabası b arabası ile şu saatlik yola, kaç saatte kaç kilometre gideceğini. O araba, bize gelmediği sürece sıkıntı yoktu benim için. Edebiyat derslerindende, hiç bir şey anlamazdım . Ama kompozisyon diye bir şey vardı ki, bembeyaz kağıda bütün hayatımı yazabilirdim.
Ama ben hep adımı soyadımı yazar çıkardım. Çünkü konusu hep, saçma sapan şeyler olurdu. Hiç bana, bir insan neden bu kadar çok sever diye sormadılar. Hiç, bir insan neden bu hayata itiraz eder diye sormadılar. Tek yaptığımız arabaların, kaç saatte gittiği olurdu.
Bir pi sayısını kaça çarparsak kaç çıktığı, kaça bölersek kaç olacağı umrumda bile olmadı. Dikdörtgenlerin her bi karesi, kaç cm açı ile döndüğü ile de ilgilenmedim hiç. Yeterince, dönen arkadaşlarım vardı zaten çevremde. Yani,
iki kelimeyi bir araya getiremeden yaşadım yıllarca ! Ben ne zaman konuşmak ya da yazmak istesem ALİ TOPU AT kadar saçmalaşırdı bütün cümleler. Konuşmama hakkımı kullanırdım herzaman.. Bu yüzden okul yıllarında kara tahtada ismimi konuşanlar listesinde kimse göremedi.Konuşamadığım gibi yazamıyordum da. Bu iki kelimeyi bir araya getirememe durumu ikili ilişkilerimde de her defasında bir depreme yol acardı! Ne zaman bir kızdan hoşlansam iki kelime edemeden çeker giderdi yanımdan . Kısa keserdik cümleler gibi aşklarıda her seferinde !
Yarım düşerdik sevdalara yarım kalırdık. Benim bu yüzden hiç yazılmış şiirim olmadı defter aralarında...Ya da adım geçmedi bir kitapta . Meğer kısa kesmek gerekirmiş bir aşkı yazabilmek için. Onun gidişiyle binlerce kelime gelmiş aklıma.
Bir zamanlar, hiç bir cümle ile bir kelime dahi yazamayacak bir adamı, en değerli bir romanın kaçıncı sayfasındaki bir ayrılık sahnesine itekliyordu bir an habersiz gitmen. Sayfaları çevirmeden, anlayabiliyordum ayrılıkları. Elvedalar süslüyordu her kelimeleri.
Kimbilir bir gün bu yazıyı sende okursun belki inanmazsın bu kelimelerin tek sahibi oluşuma ; ama bir şey soracağım.
HATIRLADIN MI BENİ??
Perii