Bir Akşamüstü Yalnızlığı.

Konu sahibi son olarak 4447 gün önce görüldü
"Aslında uyumuyordum. Uyur gibi yapıyordum. Çünkü mutluluğu ürkütmek istemiyordum.
Mutluluk serçe kuşu gibidir. Bazen yalnızca durup onu izlemek gerekir."
..
 
"Bu akşam anladım ki,bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş..''

Sabahattin Ali - Kürk Mantolu Modonna
 
1395342_646996642000567_1989756680_n.jpg
 
“Birine sevdalanmak, donmuş bir gölde, nerede ve ne zaman kırılacağını bilmene imkân olmayan ince buzlar üzerinde yürümek anlamına gelmiyor muydu ?”

Zülfü Livaneli / Kardeşimin Hikayesi
 
Kaldı işte;
Çayımız bardakta
Çocukluğumuz sokaklarda
Mutluluğumuz kursağımızda
Sevdiklerimiz uzaklarda
Gülüşlerimiz fotoğraflarda…

Can YÜCEL
 
üstümüze zaman yağdı,
hüznümüz ondan ...

Yahya Kemal Beyatlı
 
Önce Taksim'deydi. Beyoğlu'nda, İstiklal Caddesi'nde pek de ortalıkta olmayan duvarlarda gördüm:

"Ne olur geri dönme!"

Sonra Nişantaşı'nda gördüm aynısını. En afilli duvarı bile acısıyla tarumar edecek kadar acayip bir cümle gibiydi:

"Ne olur geri dönme!"

Büyük harflerle, şehre sığamayan büyüklükte.
"Buralarda bir çocuk herhalde" dedim. "Kendi kendine çekmek istiyor acısını ve söylüyor bunu şehirde yürümekte olan sevgilisine."
Sonra işler değişti. Maslak'ta, ki uzaktır Nişantaşı'na, oto sanayiinin duvarında gördüm aynı yazıyı, aynı harfler, aynı yazımla:

"Ne olur geri dönme!"

Ne oluyor? Biri, bir genç adam muhakkak, şehrin duvarlarına kaydetmeye mi karar verdi acısını? Şehrin duvarlarını çize çize mi katlanıyor yalnızlığa? Çünkü sadece Avrupa yakasında değil, Anadolu yakasında da:

"Ne olur geri dönme!"

Büyük harflerle, kendine sığmayan büyüklükte...
Alışır insan. Alıştığı, alışmaya başladığı anı da bilir üstelik. Gidenin yokluğuna alışmaya başladığını, bir hastalığın nekahet dönemine girdiğini bildiğin gibi bilirsin. Ve ondan sonra esecek bir rüzgâr, çalacak bir telefon, gecenin bir yarısı pişman olmuş biri beliriverdiğinde kapıda... En baştan, ta en baştan başlamak zorunda kalırsın hummaya. O yüzden işte, bir gün bir anda artık istemez olursun, geri gelmesini hiç istemez olursun. Giden bir kere gitmiştir çünkü. Bir kere giden ne kadar geri gelse gelmez. Gelişi bir türlü dikiş tutturamaz. Bu yüzden içinden, çok içinden yalvarmaya başlarsın:

"Ne olur geri dönme!"

Artık geri dönme...
İtalo Calvino'nun bir hikâyesidir. Âşık olduğu sevgilisinin her anını fotoğraflamaya karar verir adam. Giderek bir saplantıya dönüşür bu. O kadar çok fotoğraf çekmeye başlar ki, sonunda kadın bıkar ve gider. Bu kez adam, kadının yokluğunun fotoğrafını çekmeye başlar. Kadın "her yerde olmadığı" için her şeyin ve her yerin fotoğrafını çekmeye başlar adam, her anın fotoğrafını. Giderek kadının yokluğu, var olan her şeye yayılmaya başlar böylece. Onun gibi bir şey işte. O yüzden bir genç adam da elinde kara bir boyayla dolaşıyor İstanbul'da bugünlerde. Her yere yazıyor:

"Ne olur geri dönme!"

Belki önce kızın geçme ihtimali olan yerlere yazıyor. Sonra biraz düşününce başka yerlere. Sonra geceleri aklına geliyor kızın şehrin herhangi bir yerinde, orasında ya da burasında olabileceği, şuraya ya da buraya işinin düşebileceğini. Gidip oralara da yazıyor:

"Ne olur geri dönme!"

Bunun ne acıklı olduğunu, ne korkunç bir alışmak olduğunu biliyor adam. Peki kadın biliyor mu? Adamın nasıl bir isyan ve inatla ağulu aşkı başından kovmaya çalıştığını? Geri dönse adamın yeniden bütün şehri dolaşacağını... Bütün şehri dolaşıp tek tek o yazıların üzerini daha da kara bir boyayla kapatmaya çalışacağını... Hayatın maskarası olduğunu düşünüp düşünüp enayiliğine ağlayacağını... Şimdi, bugün, hayatın karşısında böyle maskara olmamak için bağıra bağıra yazdığını o cümleyi:

"Ne olur geri dönme!"

Ve bunun dünyanın en güçlü geri dön çağrısı olduğunu...
İstanbul'da genç bir erkek, bugün, delirircesine istiyor bir kadının geri dönmesini. Şehir duvarlarının manşetlerine taşıyor bunu. O adama işte, kolay gelsin diyorum..

E. Temelkuran
 
Dilimiz sussa, gönlümüz konuşsa seninle…
Söyleyecek çok şey var; ben susayım, sen dinle…

Kadim Dolunay
 
Herkesin hesabını öderiz de,hani sevdiğimizden ayrılınca,sevdiğimizin oluşturduğu boşluğu gider başkasıyla doldurmaya çalışırız ya,hani seviyormuş gibi yapıp o kendimize aşık ettiğimiz,sonra eski sevdiğimizle barışınca da hiç bir sebep göstermeden o terkettiğimiz var ya,işte onun hesabını ödeyemeyiz...

//Savaş Yıldırak//
 
"demek ki insanlar birbirine ancak muayyen bir hadde kadar yaklaşabiliyorlar ve ondan sonra, daha fazla sokulmak için atılan her adım daha çok uzaklaştırıyor. Seninle aramızdaki yakınlaşmanın bir hududu, bir sonu olmamasını ne kadar isterdim. Beni asıl, bu ümidin boşa çıkması üzüyor..."

Kürk Mantolu Madonna // Sabahattin Ali
 

''Her şey bu kadar basit aslında'' dedim kendi kendime;
''dünya tozlanan bir yerdir.''
Bütün insanlar toz almak için gelirler dünyaya. Kimisi bir ülkenin tozunu alır, kimisi bir sehpanın, kimisi bir ceketin.
Ama bazen bir gözün tozunu almak gerekir dünyada,
kabul etmek lazım en zoru budur.

Ali Ayçil
 
Soluk soluğa muıtluluğa koşarken, ayağıma çelme taktım.
Ben benden daha güçlü bir düşman bulamadım kendime...

[Atakan Gülgar]
 
İnsan, bazen de sevdiği için arayıp sormaz...
 
Şuandan itibaren müptelası olduğum tek şarkı..
ah Teo ne güzel söylemişsin yine.
Çok beğendim hem de çooook.

[YOUTUBE]verEqfpybfg[/YOUTUBE]

Bu yıl da sensiz gelmiş Haziran
Bana hoşçakal dediğin gün gibi
Sensiz geçmişti ellerim bomboş
Kalbim senleydi
Fazla sessizdin anlamalıydım
Sıcakta kupkuruydu dudakların
Gözlerime bakmadan
konuştuğunda
Kalbim senleydi
Bir kalp atışında
O yaz sıcağında
Bir damla gözyaşımla
Bitmiş Haziran
Bir kalp atışında
O yaz sıcağında
Bir aşkın sonunda
Bitmiş Haziran
Mevsimler gelmiş,mevsimler
geçmiş
Bir yaprak düşmüş, sanki
tesadüfen
Hiç görmediğim onca zamanda
Kalbim senleydi
Çok şey değişti burada sen
yokken
Kördüğüm oldu eski duygular
Başkalarına sarıldığımda
Kalbim senleydi
Bir kalp atışında
O yaz sıcağında
Bir damla gözyaşımla
Bitmiş Haziran

 
Ben, yine de vazgeçmedim seni sevmekten.
Eskisi gibi değil ama.
Biraz buruk, biraz küs, biraz sitemkâr seviyorum artık seni... Dudaklarımı ısırıyorum artık adın geçince.
Kavga falan çıkarıyorum.
Eskisi gibi sakin değilim ama olsun..

|C.Ersöz
 
Geri