Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Bir şey var içimde beni her gün öldürüyor...
Hani nefes alamaz ya insan, işte tam da öyle! Yutkunamıyorum... Içim içimi yiyor anlıyor musun? Bağırıyorum, haykırıyorum; duyuramıyorum...
Aşığım diyorum, seviyorum!
Anlatamıyorum...
Çıksa şimdi biri, sorsa "neyin " var diye; inan 'bir şeyim' yok bile diyemiyorum.
Paslı bir bıçak her gün saplanıyor yüreğime, söküp atamıyorum..
Uzunca bir zaman,karşılaştığım ve karşılaşabileceğim her soru için bir cevabım olmasını önemsedim.
Şimdi kendime ait soruların varlığıyla yetinmeyi öğreniyorum.
Anlıyorum ki bu dünya,cevap verebileceğim türde açık ve anlaşılır sorular barındırmıyor.
Vazgeçtim cevaplardan.
Ellerimi cebime koyup, yerdeki çizgilere basmamaya gayret ederek yürüyorum.
Cevaplar için sürekli başkalarının yardımına ihtiyaç duyuyordum,
oysa kafamda o kadar çok soru var ki artık etrafımda kimsecikler olmasa da olur.
Kutsal bir yalnızlığa yürüyorum şimdi…
Bulanık çıkmış fotoğraflar gibiydim, görünümsüz
Yalnızdım, karışıktım
Beni tanıyan kimseler yoktu
Hiç yoktu
İçime kapanıktım
Büyük ağaçların altında
Havuzun kırık taşları arasında
Bilmezdim mutluluk nedir
Bilemezdim
Alıp başımı gitmek isterdim
İsterdim ama, kalırdım.
Belki canım sıkkındı, belki sadece dikkat çekmek istemiştim, belki söylediklerim aslında söylemek istediklerimin tam tersiydi.
Tanımadığın biri yoldan geçerken küfretse bile sana, “efendim” der bir şans daha verirsin. “Acaba yanlış mı anladım” dersin.
Bana o yabancıya verdiğin şansı bile vermedin. “Efendim” deseydin “seni seviyorum!” diyecektim belki.
Demedin bir şey sırtını dönüp gittin.
İyi mi oldu yani, şimdi sana da yazık bana da.
O şimdi ne yapıyor?
Şu anda, şimdi, şimdi?
Evde mi, sokakta mı, çalışıyor mu, uzanmış mı, ayakta mı?
Ve ne düşünüyor?
Beni mi,
Yoksa, ne bileyim, fasulyenin neden bir türlü pişmediğini mi?
Yahut, insanların çoğunun neden böyle bedbaht olduğunu mu?
O şimdi ne düşünüyor?
Şu anda, şimdi, şimdi?
"İnsanlara kızmama imkân yoktu, çünkü insanların en kıymetlisi, en iyisi, en sevgilisi bana en büyük kötülüğü etmişti; diğerlerinden başka bir şey beklenebilir miydi? İnsanları sevmeme ve onlara tekrar yaklaşmama da imkân yoktu; çünkü en inandığım, en güvendiğim insanda aldanmıştım. Başkalarına emniyet edebilir miydim?"
"Ne gördün bütün kapıların birer birer kapandığı bu dünyada? Hangi kusurunu düzeltmene fırsat verdiler? Son durağa gelmeden yolculuğun bitmek üzere olduğunu haber verdiler mi sana? Birdenbire; 'Buraya kadar' dediler. Oysa, bilseydin nasıl dikkatle bakardın istasyonlara; pencerede görünen hiçbir ağacı, hiç bir gökyüzü parçasını kaçırmazdın. Bütün sularda gölgeni seyrederdin. "