Bir Akşamüstü Yalnızlığı.

Konu sahibi son olarak 4446 gün önce görüldü
1391996_10151736331992986_1871698908_n.png
 
Bir şey var içimde beni her gün öldürüyor...
Hani nefes alamaz ya insan, işte tam da öyle! Yutkunamıyorum... Içim içimi yiyor anlıyor musun? Bağırıyorum, haykırıyorum; duyuramıyorum...
Aşığım diyorum, seviyorum!
Anlatamıyorum...

Çıksa şimdi biri, sorsa "neyin " var diye; inan 'bir şeyim' yok bile diyemiyorum.
Paslı bir bıçak her gün saplanıyor yüreğime, söküp atamıyorum..
 
O senin neyin oluyor?” dediler.
Uzaktan dedim, uzaktan yandığım olur kendisi..
 
Acılarımızı kendimizce tedavi etmeye çalışıyoruz,
bazılarımız saklanarak, bazılarımız bağırarak, bazılarımız yazarak…

- Arzu Camgöz
 
Temizlik dediğin su'suz olmaz .
Pişmanlığın en büyük ispatıdır çünkü gözyaşı !

Sümeyye Yurtsever
 
“ Her gece 'O'nu düşünmekten saatim ilerlemez oldu.
Kim sorarsa saat kaç diye, cevabım hep aynı;
O'na doğru. ”

- Cemal Süreya
 
[YOUTUBE]O9tsMNVBpJk[/YOUTUBE]​

Uykum firari,gecem firari,
Ben firari bu saatte..​
 
Uzunca bir zaman,karşılaştığım ve karşılaşabileceğim her soru için bir cevabım olmasını önemsedim.
Şimdi kendime ait soruların varlığıyla yetinmeyi öğreniyorum.
Anlıyorum ki bu dünya,cevap verebileceğim türde açık ve anlaşılır sorular barındırmıyor.
Vazgeçtim cevaplardan.
Ellerimi cebime koyup, yerdeki çizgilere basmamaya gayret ederek yürüyorum.
Cevaplar için sürekli başkalarının yardımına ihtiyaç duyuyordum,
oysa kafamda o kadar çok soru var ki artık etrafımda kimsecikler olmasa da olur.
Kutsal bir yalnızlığa yürüyorum şimdi…

-Tarık Tufan.
 
Bulanık çıkmış fotoğraflar gibiydim, görünümsüz
Yalnızdım, karışıktım
Beni tanıyan kimseler yoktu
Hiç yoktu
İçime kapanıktım
Büyük ağaçların altında
Havuzun kırık taşları arasında
Bilmezdim mutluluk nedir
Bilemezdim
Alıp başımı gitmek isterdim
İsterdim ama, kalırdım.

- Edip Cansever.
 
Ne yaparsam yapayım, sonunda içimle başbaşa kalıyorum.
Ve derin bir hüzün gelip kaplıyor içimi.
Benim yurdum içimde galiba.

- Nurullah Genç.
 
Oysa ne çok cümlem vardı benim.
Her şeye inat, yüreğimi ısıtan ne çok hayalim.

- Ahmet Haşim.
 
Belki canım sıkkındı, belki sadece dikkat çekmek istemiştim, belki söylediklerim aslında söylemek istediklerimin tam tersiydi.
Tanımadığın biri yoldan geçerken küfretse bile sana, “efendim” der bir şans daha verirsin. “Acaba yanlış mı anladım” dersin.
Bana o yabancıya verdiğin şansı bile vermedin. “Efendim” deseydin “seni seviyorum!” diyecektim belki.
Demedin bir şey sırtını dönüp gittin.
İyi mi oldu yani, şimdi sana da yazık bana da.

- Ali Lidar.
 
O şimdi ne yapıyor?
Şu anda, şimdi, şimdi?
Evde mi, sokakta mı, çalışıyor mu, uzanmış mı, ayakta mı?
Ve ne düşünüyor?
Beni mi,
Yoksa, ne bileyim, fasulyenin neden bir türlü pişmediğini mi?
Yahut, insanların çoğunun neden böyle bedbaht olduğunu mu?
O şimdi ne düşünüyor?
Şu anda, şimdi, şimdi?

-Nazım Hikmet.
 
O gider, ve siz ayrılığa dair kelimeler biriktirirsiniz lügatinizde.
Ayrılığı daha iyi anlatmak için bazı kelimelerle yeni tanışırsınız.
 
"İnsanlara kızmama imkân yoktu, çünkü insanların en kıymetlisi, en iyisi, en sevgilisi bana en büyük kötülüğü etmişti; diğerlerinden başka bir şey beklenebilir miydi? İnsanları sevmeme ve onlara tekrar yaklaşmama da imkân yoktu; çünkü en inandığım, en güvendiğim insanda aldanmıştım. Başkalarına emniyet edebilir miydim?"

Kürk Mantolu Madonna
 
"Ne gördün bütün kapıların birer birer kapandığı bu dünyada? Hangi kusurunu düzeltmene fırsat verdiler? Son durağa gelmeden yolculuğun bitmek üzere olduğunu haber verdiler mi sana? Birdenbire; 'Buraya kadar' dediler. Oysa, bilseydin nasıl dikkatle bakardın istasyonlara; pencerede görünen hiçbir ağacı, hiç bir gökyüzü parçasını kaçırmazdın. Bütün sularda gölgeni seyrederdin. "

Oğuz Atay - Tutunamayanlar
 
Geri