Bilim İnsanları, büyük ‘nüfus ayarının’ geldiğini söylüyor

🕒 Konu sahibi 5 saat önce aktifti
Yeni çalışmaya göre ekosfer için sürdürülemez olan büyüme, yüzyıl bitmeden önce bir ‘nüfus ayarının’ gerçekleşme riskini de beraberinde getiriyor. Bu ne demek?

İki asırdan biraz daha öncesinde, 1800 yılında, yaklaşık bir milyar insan Dünya’yı evi benimsemişti.

Sadece bir asır sonra bu sayı 600 milyon daha arttı.

Günümüzde ise gezegende yaklaşık 8 milyar insan var.

İNSANLAR OLARAK EKOLOJİK DENGEYİ BOZDUK

Yeni bir çalışmaya göre ekosfer için sürdürülemez olan bu tip bir büyüme, yüzyıl bitmeden önce bir ‘nüfus ayarının’ gerçekleşme riskini de beraberinde getiriyor.

Populer Science Türkçe'nin aktardığı bu tahmin, British Columbia Üniversitesinde çalışan William Rees’in yeni araştırmasında ortaya çıktı. Dünya’nın kaynaklarını sürdürülemez bir hızda tükettiğimizi aktaran Rees, insanlar olarak taşıdığımız doğal eğilimlerin bu “ileri ekolojik aşırılık” sorununu çözmeyi zorlaştırdığını söylüyor.

Sonuç ise dünya nüfusunu ‘ayarlayan’ bir çeşit medeniyet çöküşü olabilir Rees’e göre. En kötü senaryoda bu durum, yüzyıl bitmeden önce gerçekleşebilir.

Böyle bir olayda Rees, en zengin toplumların bile tamamen savunmasız kalacağını düşünüyor.

Rees yayımlanan makalesinde şöyle yazıyor: “Homosapiens katlanarak çoğalmak, coğrafi olarak yayılmak ve mevcut tüm kaynakları tüketmek için evrimleşmiş.”

“İnsanlığın evrimsel geçmişinin büyük bir kısmında, böyle genişlemeci eğilimler olumsuz geri beslemeyle dengelenmiş. Fakat bilimsel devrim ve fosil yakıtların kullanımı, pek çok olumsuz geri besleme biçimini azalttı ve üssel büyüme potansiyelimizi sonuna kadar gerçekleştirmemizi sağladı.”

Rees gezegen üzerinde kurduğumuz hakimiyetin, halen doğal seçilimle yönetildiğimizi unutmamıza sebep olduğunu söylüyor. Dahası evrimsel geçmişimizde bize fazlasıyla yarar sağlayan kısa vadeli düşünmeye yönelik doğal yatkınlığımız, bizi mümkün olduğu zaman alabildiğimiz kadar fazlasını almaya zorluyor.

Rees’e göre bu durum, mevcut dünya nüfusunun bir kısmının sorumlu olduğu, finansal güvenlik ve nüfus boyutları yükseldikçe artmaya ayarlanmış aşırı tüketimi ve çevre kirliliğini körüklüyor.

Değişen iklimin, gezegenin halihazırda üzerinde bulunan baskının kanıtı olduğunu söyleyen Rees, bu durumun denge noktasını geçme probleminin sadece küçük bir kısmını oluşturduğunu ifade ediyor.

Rees’in belirttiğine göre bol miktarda fosil yakıt kullanmaya devam ettikçe, denge noktasını aşmanın diğer belirtilerini de görmezden geliyoruz. Biyokütle tüketimimizden gezegensel besin döngülerinin bozulmasına kadar birbirine bağlı olan bu problemlerin tümü, Dünya’nın altıncı büyük yok oluş olayına itici güç sağlıyor ve gezegenimizin gerekli yaşam destek sistemlerinin kaotik biçimde yıkılması tehlikesini getiriyor.

Dahası; yenilenebilir enerjilere geçmek gibi ileri sürdüğümüz çözümler, aslında katlanan nüfus büyümesi problemini ele almıyor ve gerçekte kendisiyle el ele giden aşırı tüketime daha da çok katkı yapıyor.

ASIL ÇÖZÜM TÜKETİM ALIŞKANLIKLARIMIZI DEĞİŞTİRMEK

Sorulması gereken soru (iklim değişimiyle mücadeleden besin üretiminin artırılmasına kadar her şeydeki) teknolojik gelişmelerin, tüketim alışkanlıklarımızın gezegene yüklediği ve giderek artan taleplerle başa çıkıp çıkamayacağı.

Çalışmada teknolojik gelişmeler çözüm sağlayamazsa gıda kıtlığının, doğal yaşam alanlarında dengelerin bozulmasının, savaşın ve hastalıkların nüfus sayısını etkilemeye başlayabileceği tahmin ediliyor.

“Dengeyi aşma konusundaki hiçbir büyük belirti diğerlerinden izole şekilde ele alınamazken, doğrudan dengeyi aşmayı hedeflemek tüm önemli belirtileri aynı anda hafifletecektir” diyor Rees.

Rees’in öne sürdüğü bir diğer nokta (ki kendisi bunu yapan ilk kişi değil), içinde bulunduğumuz tehlikenin çok daha farkında olmamız ve gezegen ile olan alışveriş ilişkimizle daha iyi bir denge kurmanın yollarını bulmaya çalışmamız gerektiği.

“Olası tüm iyi senaryolarda, bu bütün değişim süreci aslında milyonlarca (belki de milyarlarca?) insanın gereksiz yere acı çekmesini önleyecek şekillerde yönetilebilir. Fakat böyle bir şey, kendi badiresine kör olan bir dünyada gerçekleşemez” diye yazıyor Rees.

Araştırma World bülteninde yayımlandı.

Kaynak

kapak_095100.jpeg


124103534-kuresel-isinma.jpg
 
Okudukça insan karamsarlığa düşse de hayatın gerçekleri asla gözardı edilemez. Bu yaz ne yazık ki küresel ısınma adına zor bir sınav verdik ve her geçen gün daha da artacak. Kıtlık da başlarsa işte o zaman çoğu insan hayatta kalmak için her yolu deneyecektir.
 
Okudukça insan karamsarlığa düşse de hayatın gerçekleri asla gözardı edilemez. Bu yaz ne yazık ki küresel ısınma adına zor bir sınav verdik ve her geçen gün daha da artacak. Kıtlık da başlarsa işte o zaman çoğu insan hayatta kalmak için her yolu deneyecektir.
dünyamız için bedel ödemelisin lefty.
 
en sevdiğim konu ahhaha
yeni yüzyılın pembiş, populist çevrecilerinin sürdürülebilirlik mastürbasyonu :d
 
Küresel ısınmayı ciddiye almamanın bedelini hep birlikte ödüyoruz. Sel, deprem, kuraklık, orman yangınları v.s. her zaman olan afetler gibi görünse de küresel ısınmaya bağlı olarak şiddeti ve miktarı arttı.

Japonların sade yaşam tarzına yavaş yavaş dönmek zorunda kalabiliriz.
 
Küresel ısınmayı ciddiye almamanın bedelini hep birlikte ödüyoruz. Sel, deprem, kuraklık, orman yangınları v.s. her zaman olan afetler gibi görünse de küresel ısınmaya bağlı olarak şiddeti ve miktarı arttı.

Japonların sade hayatına yavaş yavaş dönmek zorunda kalabiliriz.
Küresel ısınmada en büyük paylardan birisi artık japonyada. Fukishima etkisi diyorum ben buna :d
Çare nükleer enerji
 
Küresel ısınmada en büyük paylardan birisi artık japonyada. Fukishima etkisi diyorum ben buna :d
Çare nükleer enerji
Radyasyon miktarı düşük ve çevreye zarar verdiğine dair raporlanan olumsuz bir etkisi bulunmuyor.

Ev ve ofis yaşamları da çok sade ve tüketim çılgınlığından oldukça uzak.
 
Radyasyon miktarı düşük ve çevreye zarar verdiğine dair raporlanan olumsuz bir etkisi bulunmuyor.

Ev ve ofis yaşamları da çok sade ve tüketim çılgınlığından oldukça uzak.
Küresel ısınmayı en çok tetikleyen şey elektirik üretimi ki bu da %32 bir şey, japonya gibi sanayisi gelişmiş ülkelerde nükleer enerji karşıtlığı arttığı sürece isterlerse her akşam evlerinde mum yakıp otursunlar faydası yok. Japonyanın bu sadelikle bile verdiği zararın haddi hesabı yok
 
Küresel ısınmayı en çok tetikleyen şey elektirik üretimi ki bu da %32 bir şey, japonya gibi sanayisi gelişmiş ülkelerde nükleer enerji karşıtlığı arttığı sürece isterlerse her akşam evlerinde mum yakıp otursunlar faydası yok. Japonyanın bu sadelikle bile verdiği zararın haddi hesabı yok
Para baronlarının işine gelmediği sürece çevre ya da dünyaya ne olduğunu önemsemeyeceklerdir yoksa her şey ortada ve yıllardır da yapılması gerekenler anlatılıyor. Bilinçsiz insanlar çoğu zaman neye karşı çıktıklarını bile bilmiyorlar maalesef.
 
Para baronlarının işine gelmediği sürece çevre ya da dünyaya ne olduğunu önemsemeyeceklerdir yoksa her şey ortada ve yıllardır da yapılması gerekenler anlatılıyor. Bilinçsiz insanlar çoğu zaman neye karşı çıktıklarını bile bilmiyorlar maalesef.
Dünya nükleer enerjiye sırt çevirdiği sürece çözümü yok bu işin.
 
pembiş, popülist çevreciler deyince geçen gün gördüğüm şu tweet aklıma geldi.


Bu koşullarda gel de futbolcu olma ya da çocuğunu futbolcu yapmaya çalışma... Üniversite okumanın ya da insanlığa faydalı iş üretmenin önemi kalmadı.
 
Şu evrende bir toz tanesiyiz hepimiz ama bazılarının rüzgarının maşallahı var. Bize esmiyo esmiyoo
 
Bu koşullarda gel de futbolcu olma ya da çocuğunu futbolcu yapmaya çalışma... Üniversite okumanın ya da insanlığa faydalı iş üretmenin önemi kalmadı.
futbolcu olunacaksa neymar seviyesinde olmaya da gerek yok, tarık çamdal seviyesinde olsun yeter.
 
futbolcu olunacaksa neymar seviyesinde olmaya da gerek yok, tarık çamdal seviyesinde olsun yeter.
Aynı koşullara sahip olamıyorlar gerçi Rüştü de zamanında Köy Hizmetleri'nde oynuyordu ya da Ümit Karan bir zamanlar Ankaraspor'da oynamıştı.
 
E noolcakti ki. Milyar yıllık evrende olmaması gereken bir rastlantının ucube mutasyonu olan insan, bütün doğal düşmanlarını yenip sonsuza kadar üreyebilecegini mi sanıyor?
 
Nüfus ayarı:
Avrupalı olmayan tüm ırkların, özellikle rengi de farklı olanların üremesini sıfırlamak ve yeraltı hazinelerini talan etmek için güzel bir bahane. Kendi toplumları için "bunu yapmak mecburiyetindeyiz" mesajı veriliyor. Zamanında almanın biri de zaten bu taktiği kullanmıştı.

Covid'de muhtemelen bu fikrin ilk uygulamaya sokulmaya çabalamasıydı ama ters tepti.
 
Nüfus ayarı:
Avrupalı olmayan tüm ırkların, özellikle rengi de farklı olanların üremesini sıfırlamak ve yeraltı hazinelerini talan etmek için güzel bir bahane. Kendi toplumları için "bunu yapmak mecburiyetindeyiz" mesajı veriliyor. Zamanında almanın biri de zaten bu taktiği kullanmıştı.

Covid'de muhtemelen bu fikrin ilk uygulamaya sokulmaya çabalamasıydı ama ters tepti.
Salgın ile nüfus azaltma çabası çok maliyetli olur çünkü tüm sektörler durma aşamasına geldi ve zarar gördü ancak biyolojik silah amaçlı bir proje olabilir. Onun için de yeterli kanıt yok maalesef.
 
Salgın ile nüfus azaltma çabası çok maliyetli olur çünkü tüm sektörler durma aşamasına geldi ve zarar gördü ancak biyolojik silah amaçlı bir proje olabilir. Onun için de yeterli kanıt yok maalesef.
Maliyetli olması etkin bir silah olduğunu kanıtlar. Ancak fiziksel sınır ve etnik tanım tanımıyor.
 
Geri