Belgelerle fethullah gülen ve nurculuk'un iç yüzü

Konu sahibi son olarak 2803 gün önce görüldü
(Kişi sevdiği ile beraberdir) hadis-i şerifine göre, herkes bu dünyada kimi severse ahirette onunla beraber olacaktır. Her hadis-i şerif bir âyet-i kerimenin açıklamasıdır. Bu hadis-i şerif de Maide suresindeki "Hristiyanları ve yahudileri dost edinmeyin. Onları severseniz onlardan olursunuz" mealindeki 51.âyet-i kerimenin açıklamasıdır.
16174697_1177685888953810_8711178768185588695_n.png
 
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Müminler, müminleri bırakıp da, kâfirleri dost edinmesinler! Onları dost edinenler, Allah’ın dostluğunu bırakmış olurlar.) [Al-i İmran 28]
Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
(Bir kavmi sevip de onlarla dostluk kuran, kıyamette onlarla haşrolur.) [Taberani]
15941478_1164456706943395_7133324493863660070_n.png
 
URFALI SÂLİH'İN VEHHÂBÎLİĞİ YAYMADA BÜYÜK ĞAYRET GÖSTERDİĞİNİ BİLİYORUZ.YEHÛDÎ VE MEŞRİK-İ A'ZAM (MASON BAŞKANI) ADNÂN İLE BİRLİK İÇİNDE OLMALARI DA,GİTDİKLERİ İSTİKÂMETİ GÖSTERİYOR.CEHENNEM ÇOK BÜYÜK, KÂFİRLERİ ALACAK KADAR,MERÂK ETMEYİN,KÂFİRLERİN HİÇ BİRİSİ DIŞARIDA KALMAYACAK,CEHENNEM,HEPSİNİ ALACAK KADAR BÜYÜKDÜR...SAİD NURSİNİN EN BAŞDA GELEN TALEBESİ SALİH ÖZCAN İLE KENDİNİ ÜSTÜ KAPALI BİR ŞEKİLDE MEHDİYİM DEYİP KANALINDA HER TÜRLÜ MİLLETDEN OLAN AÇIK KADINLARLA GÖBEK ATAN OYNAYAN 33. DERECE MASON OLAN ADNAN OKTAR İTTİFAK HALİNDE RİSALE-İ NURU OKUYUP ANLAYIP HAYATINA GEÇİREN BÖYLE OLUR DİN DÜŞMANLARIYLA MASONLARLA İŞBİRLİĞİNE GİRER
15940431_1160228027366263_3677596943636468695_n.jpg
 
BOZUK
Kendi bozuk olanın yazısı bozuk olur,
Bozuk din adamına uyana yazık olur.
Pis borudan şifâ yok, içene kezzap olur,
Bozuk itikad sana sonsuz bir azap olur.
Mürşidi olmayana olur şeytan musallat,
Ne söylese ne yazsa, Allahtan gazap olur.
Edebi olmayanın haddi hududu olmaz,
İmânına saldıran zâlim bir kasap olur.
Kavuşmaz edepsizler Allah'ın rızâsına,
İzinden gidenlerin ahreti harap olur.
Ehli Sünnet Âlimi ümmete doğru rehber,
Uyana Âhirette kolay bir hesap olur.
Garibi, nasihati canavar nefsine ver,
İhlasla ilim amel sana bir nisap olur.
16266299_1178429795546086_6143838717453779631_n.png
 
Zamanında ortamlarına girdim dersanelerine gittim adamın videolarını izleyip izleyip aglarlardi
Sait nursiye tabii olanlar peygamber efendimizden bahsederdi fethullahcilara göre daha iyilerdi
Ama diğerleri hep Fethullah gülen
Dersaneye gittigimizden girdim o ortama onlarla alakam yok
O dersanelrin öğretmenleri dahi onlara daim oluyor
Ablalar abiler vardı sohbetlerine gidiyorduk onlara ev tutulmuş okul masrafları karşılanıyordu
Hiç bir şey boşuna değilmiş işte

Discovery II Mini cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
 
Hazret-i Ebu Süfyan ve Hazret-i Hind
Hazret-i Ebu Süfyan (radıyallahü teâlâ anh), Peygamber efendimizin kayınpederi ve eshab-ı kiramın büyüklerindendir. Peygamber efendimizin mübarek zevcesi olan Habibe validemizin ve vahiy kâtibi Hazret-i Muaviye’nin babasıdır.
Hazret-i Ebu Süfyan, müslüman olmadan önce Mekke’nin ordu kumandanı idi. Mekke’nin fethinde müslüman oldu. İslam ordusu şehre girerken, bir tepeden onları seyrediyordu. Kendi kendine (Şimdi büyük bir ordum olsa, acaba bunları yenebilir miydim?) diye düşündü. Tam o sırada Peygamber efendimiz yanına gelip, yavaşça (Ne kadar büyük ordun olsa, yine seni yenerdim) buyurdu. Bu mucize karşısında Hazret-i Ebu Süfyanın imanı daha da kuvvetlendi. Daha sonra Peygamber efendimiz Eshabına buyurdu ki:
(Ebu Süfyan’ın evine giren öldürülmekten kurtulur.) [Müslim]

Hazret-i Ebu Süfyan Mekke’ye gidip Kureyşi İslam’a davet etti. İslam ordusunun şehre girmek üzere olduğunu haber verdi. (Müslüman olanlar ve benim evime ve Mescid-i harama sığınanlar hariç, herkes kılıçtan geçirilecektir) dedi. Hazret-i Ebu Süfyan bu şereften başka, daha birçok ihsanlara kavuştu. O gün fazla kan dökülmeden Mekke fethedildi. Bunda Resulullahın kayınpederinin pek büyük hizmeti oldu.
Taif gazasında çok büyük kahramanlık gösterdi. Harpte bir gözü kör oldu. Resulullah, (Ya Eba Süfyan! Hangisini istersin? Eğer dilersen, dua edeyim, gözün yerine gelsin. Eğer dilersen Allahü teâlâ, Cennette sana bir göz versin) buyurdu. Hazret-i Ebu Süfyan, Ya Resulallah! Cennette göz verilmesini isterim dedi ve avucunda duran gözünü yere attı.
Ebu Süfyan hazretleri Yermük gazasında da, çok kahramanlık etti. İkinci gözü de çıktı. Orada şehit oldu. (Medaric-ün-nübüvve, Mevahib-i ledünniye)
Hazret-i Hind
Hazret-i Hind (radıyallahü teâlâ anha), Peygamber efendimizin kayınvalidesidir. Resulullahın mübarek hanımlarından, müminlerin annesi Habibe validemizin ve onun kardeşi vahiy kâtibi Hazret-i Muaviye’nin annesidir. Resulullahın kayınpederi Hazret-i Ebu Süfyan’ın da hanımıdır.

Önce Mekke müşrikleri arasında yer alan Hind binti Utbe, Bedir savaşında Hazret-i Hamza tarafından öldürülen babasının intikamını almak üzere Uhud Savaşına katılıp müşrik askerlerine cesaret vermeye çalıştı. Hazret-i Hamza’nın şehit edilmesine sebep oldu.
Mekke'nin fethinde Müslüman oldu. Kadınlar adına Resulullah ile sözleşme yaptı. Hayır dua aldı. Yermük gazasında bulunup, İslam ordusunu harbe teşvik etti. Akıllı, tedbirli ve görüşü sağlam bir kadın idi. Nitekim, imana gelip evindeki putları kırdıktan sonra, Resulullaha iki kuzu hediye göndermişti. Resulullahın da dua etmesi üzerine, Allahü teâlâ onun koyunlarına, o kadar bereket verdi ki, sayısı bilinmez oldu. Hazret-i Hind her zaman; "Bunlar, Resulullahın bereketidir" derdi.
Hazret-i Hind, Peygamber efendimizin kayınvalidesi olmakla, mübarek kızı Habibe validemiz de müminlerin annesi olmakla şereflendi. Bir âyet-i kerime meali:
(Resulullahın zevceleri müminlerin anneleridir.) [Ahzab 6]

Resulullah ile akraba olmak şerefi çok büyüktür. İmanlı olan her akrabası muhakkak Cennetliktir. Çünkü hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Allahü teâlâ bana söz verdi ki, kızlarını aldığım ve kızlarımı verdiğim aileler, Cennette benimle beraber olacaktır.) [Deylemi]

(Allahü teâlâ, beni insanların en asilzadesi olan Kureyş kabilesinden seçti ve bana onların arasından en iyilerini eshab [arkadaş] olarak ayırdı. Bunlardan birkaçını bana vezir olarak ve din-i İslamı, insanlara bildirmekte, yardımcı olarak seçti. Bunlardan bazılarını da Eshar, [zevce, kayınpeder, kayınvalide, kayınbirader ve baldız gibi kadın tarafından akraba] olarak ayırdı. Bunlara sövenlere, iftira edenlere, Allahü teâlânın ve bütün meleklerin ve insanların laneti olsun! Allahü teâlâ, kıyamet günü, bunların farzlarını ve sünnetlerini kabul etmez.) [Hakim]
(Eshabımı, zevcelerimi ve Ehl-i beytimi seven ve onlara dil uzatmayan, Cennette benimle beraber olur.) [Ramuz]
(Allahü teâlâ, bana eshab ve akraba olarak en iyileri seçti. Birçok kimse, eshabıma ve akrabama dil uzatır, kötülemeye çalışırlar. Böyle kimselerle oturmayın! Birlikte yiyip içmeyin, bunlardan kız alıp vermeyin.) [Dare Kutni]
(Benimle evlenen veya kız alıp verdiklerim, Cehenneme girmez.) [Deylemi, İ. Neccar]
(Esharımın [zevce tarafından olan hısımlarımın] Cennetlik olmasını istedim. Rabbim de bu isteğimi kesin olarak kabul etti.) [Hakim]
Sırf bu hadis-i şerifler bile Hazret-i Ebu Süfyan’ın ve Hazret-i Hind’in Cennetlik olduğunu göstermektedir.
Hiçbir müslümanı tevbe ettiği günahtan ayıplamak uygun olmadığı gibi, kâfirken tevbe edip iman edenlerin de önceki hallerinden dolayı onları ayıplamak, bu yüzden onlara leke sürmek, önceki hallerini bahis konusu etmek caiz değildir.
Furkan suresinin, (Allah, kâfirken tevbe edip iman eden ve salih amel işleyenlerin seyyiatını hasenata [günahlarını sevaplara] çevirir. Allah çok affedici ve çok merhamet sahibidir) mealindeki 70. âyeti, Hazret-i Muaviye’nin ve mübarek babası Hazret-i Ebu Süfyan’ın ve iffetini, asaletini, Mekke’nin fetih gününde Resulullahın huzurunda ispat eden Resulullahın kayınvalidesi Hazret-i Hind’in tertemiz olduklarını ortaya koyan sarsılmaz bir vesikadır.
Hazret-i Hind iman ettikten sonra hemen evine gelip ne kadar heykel var ise, (Bu kadar zaman size aldanmışız) diyerek hepsini parçaladı. Hind’in af ve imana kavuşması, başka kaçanlara cesaret verdi. Gelip af dilediler. Kabul buyuruldu. Hind böylece, çok kimsenin ölümden kurtulmasına ve imana gelmesine sebep olmakla bahtiyar oldu. Ebu Süfyan ile oğulları kuvvetli müslüman oldular. Resul-i ekrem, onları katiplikte kullandı. (Kısas-ı Enbiya)
Hind binti Utbe, Kureyşin asilzadelerinden idi. İslam’da sebat ve hüsn-i hareket etti. Akıllı, ileriyi gören, idareci bir hanımdı. Yermük gazasında zevci Ebu Süfyan ile birlikte bulunup, müslümanları Rumlara karşı cihada teşvik ederdi.) (Kamusul-alam).
Resulullaha iman eden herkesin kalbine Resulullahın sevgisi yerleşir. Ebu Süfyan’ın zevcesi Hind, (Ya Resulallah! Mübarek yüzünüzü hiç sevmezdim. Şimdi ise, O güzel yüzün, bana her şeyden daha çok sevgilidir) demiştir. (Hadika)
16831946_1199093923479673_7091009761486464681_n.png
 
SAİD-İ NURSİ KIYAMETİN TARİHİNİ VERİYOR
LÂ TEZÂLÜ TÂİFETÜN MİN ÜMMETÎ.Ümmetimden bir taife zail olmayıp devam edecektir. (şedde sayılır, tenvin sayılmaz) fıkrasının makam-ı cifrisi, bin beşyüz kırkiki (1542- M. 2117) ederek nihayet-i devamına îma eder. “Gaybı yalnız Allah bilir.

“ZÂHİRİNE ALE’L-HAK.” “hak üzerinde devam edecektir.” (şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrîsi binbeşyüz altı (1506- M. 2082) edip, bu tarihe kadar zâhir ve aşikârane, belki galibane; sonra tâ kırk ikiye kadar, gizli ve mağlubiyet içinde vazife-i tenviriyesine devam edeceğine remze yakın îma eder. Ve’l-ilmû indAllah; “Gerçek ilim ancak Allah Katındadır.” “HATT YE’TİYALLAHÜ Bİ EMRİHΔ “Allah’ın emri gelinceye kadar (yani kıyâmetin kopmasına kadar)” (şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrîsi binbeşyüz kırk beş (1545- M. 2120) olup, kâfirin başında kıyamet kopmasına îma eder.” (Kastamonu Lahikası, s. 30-31)
Peki bakalım, dinimiz bu hususta neler söylüyor bize:
Mücahit ve İkrime derler ki:
Badiye ehlinden biri Hz. Peygamber (aleyhisselam)’a gelerek:
-Ey Muhammed, bana kıyametin ne zaman kopacağını haber ver. Ülkemizde kıtlık var, bana yağmurun ne zaman yağacağını haber ver. Karım hamile, bana ne doğuracağını haber ver. Bugün ne kazandığımı biliyorum, bana yarın ne kazanacağımı haber ver. Nerede doğduğumu biliyorum, bana nerede öleceğimi haber ver, dedi. Bunun üzerine şu ayet-i kerime nazil oldu:
“Kıyamet saatinin bilgisi, şüphesiz Allah katındadır. Yağmuru o indirir, rahimlerde olanı o bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse de nerede öleceğini bilmez. Şüphesiz Allah, bilendir, haberdar olandır.” (Lukmân Suresi/34) (Kadi, Esbab-ı Nüzul, s. 301)
“Sana (kıyamet) saat(in)den soruyorlar: Gelip çatması ne zaman diye. De ki: ‘Onun bilgisi, ancak Rabbimin yanındadır. Onu tam zamanında açığa çıkaracak olan, yalnız odur. O, göklere de, yere de ağır gelmiştir. O, size ansızın gelecektir.’ Sanki sen, onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: ‘Onun bilgisi, ancak Allah’ın yanındadır. Fakat insanların çoğu bilmezler.’ De ki: ‘Ben kendime, Allah’ın dilediğinden başka ne fayda, ne de zarar verme gücüne sahibim. Eğer gaybı bilseydim, elbette çok hayır elde etmek isterdim ve bana hiçbir kötülük dokunmazdı. Oysa ben, inanan kimseler için, ancak bir uyarıcı ve müjdeciyim.” (Araf Suresi, 187-188)
“Kıyamet gününün vakti hakkındaki bilgi, şüphesiz Allah katındadır. (…)” (Lokman Suresi, 34)
“Kıyamet vakti hakkındaki bilgi Allah’a havale edilir. (…)” Fussılet Suresi, 47)
“Kıyamet vakti yaklaştı. Allah’tan başka onun vaktini bilen de yok.” (Necm Suresi, 57-58)
Resulullah’a kıyamet saati sorulduğunda şöyle buyurmuştur:
“Onu, sorulan sorandan daha iyi bilmiyor.” (Buhārî, Îmân, 37/43; Müslim, Îmân, 1/1.)
İmam Şatıbî şöyle buyurur:
“(…) Yani bunu sormak, faydasız bir soruda bulunmaktır. Çünkü, soran kimsenin onun mutlaka kopacağını bilmesi yeterlidir. Bu yüzdendir ki, Hz. Peygamber Efendimiz, kendisine bunu soran kimseye: “(Vaktini bırak da) onun için ne hazırladın! (Ona bak!)” buyurmuşlar, soru açık olmasına rağmen, o doğrultuda cevap vermek yerine, faydalı olacak bir yöne çekmişlerdir.” (Şâtıbî, Muvafakāt, c. 1, s. 39.)
İşte cifr ve ebcedi ilmin yollarından görme gafletinin sonu budur. Halbuki, ecdadımız ebcedi, doğum ve ölüm tarihi düşürme, isim verme veya şiir yazma gibi hayata edebi bir güzellik ve süs olarak kullandıkları bir husustur. Cifr ve ebcedi, ilim olarak görenler Şiiler, Batıniler ve Hurufilerdir.
16649079_1195441117178287_5894917170677897565_n.png
 
Geri