Batı hiçbir zaman medeni olmamıştır...

Konu sahibi son olarak 23 gün önce görüldü
-Sarah Baartman’ın Acıklı Hikayesi-

İnsanlık tarihinin en barbar ve hüzünlü hikâyelerinden biri Sarah’nın öyküsü. Fransız İhtilali ile aynı yılda, 1789 yılında Güney Afrika’da dünyaya gelen Sarah Baartman (Saartje Baartman) ve başına gelen trajik olaylar insanlığın bir parçasının ne kadar da karanlık ve kötü olduğunu gözler önüne seriyor. Onun ‘’suçu’’ bir Güney Afrika kabilesinde doğmak ve geniş kalçalara, büyük bir cinsel organa sahip olmak. ‘’Keşfedilişi’’, Avrupa’ya götürülüp sergilenişi ve akabinde öldükten sonra gelişen olaylara bakacağız. Sarah, öldükten sonra dahi bedeninin sömürülmesinden kurtulamamış bir kadın. Coğrafya ve anatominin kader olduğunun ispatı. Popüler hale gelen bir söylemin de belirttiği gibi: ‘’İnsanlık dışı denilen olayların hepsi insanlar arasında geçiyor.’’

1. İlk yıllar


Sarah Baartman; 1789 yılında Güney Afrika’nın Gamtoos Nehri vadisinde dünyaya gelir. Güney Afrika’nın ilk yerli sakinleri olduğu düşünülen Khoikhoi halkının alt grubu olan Griqua kabilesindendir. Sarah henüz iki yaşındayken annesini kaybeder. Babası ise İngilizlerle Hollandalıların koloni mücadelesi sırasında çıkan bir çatışmada hayatını kaybeder. Willem Cezar adlı bir siyahî tüccar onu alarak Cope Town’daki çiftliğinde köle olarak çalıştırmaya başlar.

2. Vaatler


Çiftlikte bir köle olarak çalışan Sarah Baartman, bir İngiliz asker – hekim olan William Dunlop tarafından fark edilir. Sarah’ın çok geniş kalçaları, büyük ve sarkık bir cinsel organı vardır. Asker – hekim William Dunlop onu Londra’ya götürüp sergilemeyi ve Avrupa halkının da büyük ilgisini çekeceğini düşünür. Dunlop, Sarah’a çeşitli vaatlerde bulunur: ona tıbbî bir araştırma konusu olacağını, zengin ve ünlü biri olacağını vaat ederek Sarah’ı kandırır.

3. Londra zamanı


Bu vaatlere inanan Sarah Baartman Dunlop ile beraber Londra’ya doğru yola çıkar. Çiftlikte kendisini bir köle olarak kullanan Willem Cezar ile bu İngiliz hekim – asker arasında ise bir sözleşme yapılır. Ekim 1810 tarihli bu sözleşmeye göre Sarah’nın İngiltere’de eğlence amaçlı sergilenmesine karar verilir. Böylece Sarah 20 – 21 yaşlarında Londra’ya getirilir. İlk önce gerçekten de Dunlop’un söylediği gibi bilimciler tarafından araştırma konusu olur; ancak çok geçmeden sirk hayvanlarıyla beraber sergilenme, halkın hakaret ve tacizlerine maruz kalma gibi trajik olayları yaşamaya başlar. Sarah 1810 yılında Londra Piccadilly’de müze ve sirklerde sergilenir. Avrupalıların ilgisini çeken vücudu, aslında kabilesinin bir özelliğidir. Kabile kadınlarının kalça ve cinsel organları büyüktür. Sarah’a tüm bedenini kaplayan dar bir kıyafet giydirilir, yüzü boyanır, takılar takılır ve dans ettirilir. İzleyenlerin hakaret ve tacizleri eşliğinde sergilenen Sarah 1810 ila 1814 yılları arasında Londra’daki yaşamını bu şekilde geçirir.

4. Hottentot Venüsü


Sarah Baartman, Avrupa’da ‘’Hottentot Venüsü’’ adıyla meşhur olur. Avrupalılar Sarah’ın kabilesine ‘’Hottentot’’ adını verirler. Kendisi de geniş kalçaları ve cinsel organı nedeniyle şehvetin sembolü olan ‘’Venüs’’e (Afrodit) benzetilir. Yani: ‘’Hottentot Venüsü’’ Adına oyunlar, baladlar yazılır; karikatürler çizilir. ‘’The Hottentot Venus’’ ya da ‘’Hatred to French Women’’ adlı drama; Avrupa’nın yerli algısıyla oynayan, ırkçı önyargıların ve cinsel fantezilerin olduğu bir oyundur.

5. Paris yılları


1810 – 1814 arasındaki yılları Londra’daki müze ve sirklerde sergilenerek geçiren Sarah, 1814 yılında Paris’teki bir vahşi hayvan bakıcısına satılır. Reaux adındaki bu vahşi hayvan bakıcısı da Sarah’ı aynı şekilde sergilemeye devam eder. Bu arada sömürgeci Dunlop ve yardımcılarına karşı imza kampanyaları başlar. ‘’İşverenler’’ yargılanır ancak bundan hiçbir sonuç çıkmaz. Dunlop, Sarah’ın imzaladığını iddia ettiği bir belge hazırlar ve bu belgede Sarah’nın kötü muamele görmediği yazılıdır. Sarah maruz kaldığı aşağılanma ile başa çıkmak için yoğun bir şekilde alkol kullanır. 1814 ile beraber Paris’te sergilenmeye başlayan Sarah, para karşılığı beyaz erkeklere de satılır. Bir gergedanın yanında, kafesin içinde sergilenir ve ‘’eğitmeninin’’ emrettiği şekilde oturup kalkar. 1815 yılında, alkolizm nedeniyle henüz 26 yaşındayken vefat eder.

6. Ölü bedeninin sömürülmesi


Sarah Baartman otuz yaşına bile basamadan hayatını yitirdiğinde, ardında dünyanın bütün kötülüklerine ettiği tanıklığı bırakır. Canlı bedeninden finansal fayda sağlanması yetmediği gibi ölü bedeninden de istifa edilir. Ölümünün üzerinden 24 saat geçmeden, Napolyon’un cerrahı zoolog ve doğa yazarı George Cuvier, üzerinde çalışmak için Sarah’nın bedenini parçalar. Beyni ve cinsel organı çıkarılarak Paris’teki Musee I’Homme’da sergilenmeye başlanır. Geri kalan vücudunun da içi doldurularak o da aynı şekilde sergilenir. Sarah Baartman bugün birçok insan için; ırkçılığın ve siyah insanın metalaştırılmasının bir sembolüdür.
 
çok uzun üşendim okumaya ama konu mutlaka akp-chp polemiğine dönecek eminim xd
 
venus-noire_1.jpg
siyah venüs*

yukarıdaki filmde konuda bahsi geçen kadının hayat hikayesi anlatılıyor. farklı olanı teşhir kültürü batıyla sınırlı kalmamıştır. ucubeler-freaks- diye nitelenen bu insanlar, toplum tarafından dışlandıkları için ya sirklerde ya da panayırlarda çalışmak zorunda kalırlardı. 1932 yapımı freaks de bu konuyu işliyor.

konuyla ilgiliyseniz aşağıdaki filmleri de izleyebilirsiniz:

Freaks-large.jpg
freaks*
-
the-elephant-man-film-afisi-poster.jpg
elephant man*
-
MV5BMDUzYjdiYzAtMWIzNS00ZWFjLWIyZmEtZjM5NjJjNTZkOGUzXkEyXkFqcGdeQXVyNTY0OTgzMzU@._V1_.jpg
chocolat*
-
 
Tarihte Sarah gibi nice karakterler var Batı'nın riyakarlığına ayna tutan.. Bir de bunun işgal sömürge ve katliam boyutu var. Neticede Batı kendine fayda sağlayamayacağı hiçbir noktada olmadı. Karşısındakine fayda sağlayacağı noktada da olmadı..
 
Ortadoğu ülkeleri bunu beğendi.
 
Bu yüzyılda bile Arap baharı adıyla Ortadoğuyu sömürenleri ne diye savunurlar anlamıyorum. Bu kadar kör bir hayranlık neden olur bilmiyorum ,vardır bir psikolojik sebep.
 
Bu yüzyılda bile Arap baharı adıyla Ortadoğuyu sömürenleri ne diye savunurlar anlamıyorum. Bu kadar kör bir hayranlık neden olur bilmiyorum ,vardır bir psikolojik sebep.

çok haklısınız. belki insafa gelirler de üçüncü dünya ülkesi liderlerini bop eşbaşkanı falan yapmazlar. kendilerini kınamayı denediniz mi hiç? eeeeyyy avrupa, sen kimsin ya.
 
çok haklısınız. belki insafa gelirler de üçüncü dünya ülkesi liderlerini bop eşbaşkanı falan yapmazlar. kendilerini kınamayı denediniz mi hiç? eeeeyyy avrupa, sen kimsin ya.
Eyyy Eugène sen kimsin yaa.. yorumumu üzerine alınıyorsun,))
 
Ben de Türkçü bir matmazel,)

tenor.gif


olsun. siz de insansınız sonuçta. tebrik ederim.
 
sıleyman ıkımıyırsan tıhmını yırımlarda bılınma xd

sonuç: konu erdoğana bağlandı

jesse james melnur falan konuya girsin bir de hele xd

herkesin ciğerini biliyoruz ciğerini
ciğersiz olanın da yüreğini
 
Of ne saçma kıyaslar. He ya Batı medeniyetsizken Doğu bütün dünyaya medeniyet dersi veriyordu. Kaka Batı... 2020 değerleriyle tarihi yargılamaktan vazgeçin, manyak olursunuz. İnsan hakları denen olgu bile oldukça yeni. Bugünden tarihe bakarsak kültür ve millet ayırmaksızın göreceğimiz şey barbarlıktan başka bir şey değil. Belçika katliam yaparken Osmanlı mesai saatlerini 8 saate çekip çalışma koşullarını iyileştirmiyordu. Yalnız kendi pencerenizden bakıp kendi mahallenizi yüceltmeyin. Yaşadığımız dünya ve sahip olduğumuz haklar Doğu ve Batı'nın tecrübe ve hatalarının sonucudur. Masallara inanmayın, gerçeklerden kopmayın.
Burada medeni, uygar, asri kavramlarına grmek istemiyorum çünkü bugün 2020'de İstanbul Sözleşmesi tartışılıyor. Bırakın Batı'nın medeniyetsizliğini de ülkemizdeki medeniyet sorununa odaklanın. Napayım ecdadın medeniyet hikayelerini?
 
Batı dogudan medeniyeti aldi, dogunun medeniyetini yikti. Dogu sahip cikamadi ne yazik ki. Bati kaynagina dogudan aldigi medeniyet ve uygarligi caliskanligiyla isledi, Allahta calisana verdi. Atalarimiz batiyi ornek alma konusunda aslinda mensei dogu olup batida gibi gorunen gelismeleri ilmi feni alin dedi. Bizim guzel vatandasimiz Batidan ala ala pis yobaz sokak kulturunu aldi. Suclu kim? O uygarligi koruyamayan Dogu mu? Zorbalikla medeniyeti yikan Bati mi? Onlari ornek alacak kadar geride kalmamiz mi? Bana sorarsan hepsi.
 
Bu konu başlığını yazabilmek dahası konuya yazabilmek için batının medeniyetinden faydalanmışsın.
 
iktidar yanlıları avrupaya amerikaya sövüyor ama götünden ayrılmıyor
muhalifler araplara sövüyor ama dubai denince zengin arap müşteri denince içi gidiyor
 
Her kesimin hayatta kalmaya çalıştığı ortamda kimse medeni olamaz gibi geliyor.
Batıya doğu hayran, batının bi albenisi yok.
 
Geri