Ben tanıtmazsam olmaz diye düşündüm. Aslında çoğu kişi tanıyor beni. Çok eskiyim buralarda. 5 yılı devirdik artık. Yaşlanmışız : )
Uzun süredir buralarda değildim. Nerden esti bilmiyorum ama kafamı dağıtmak için tekrar geldim. Bazılarınız sevinebilir, kısa süreliğine buradayım : )
Bir yanım hep hüzün, bir yanım hâlâ çocuk kalmak için çabalayan muzip bir yanım vardır. Burcumdan mı bilmem ama eşitliğin olmadığı yerde her zaman kavgacı bir yapım ortaya çıkabiliyor. Bazen aşırı sert olabiliyorum ve bu durum nedense çok da beni kasmıyor. Sonuç itibariyle savunduğum şeylerin ve doğruluğu emin olan durumlarda böyle olabiliyorum. Ve haksızlığa gelemem. Evet çoğu kişi gelemez ama ben aşırı susmayanlardanım. Bana ya da bir başkasına yapılan her hangi bir haksızlıkla aşırı dobracı olabiliyorum ve bu da bazı bulunduğum durumlarda beni kabul etmiyor olmalarını doğal karşılıyorum. Çünkü insanlar yaptıkları yanlışı yüzlerine vurulmasını sevmezler. Ben karşı tarafa doğruysam bana da öyle olmasını isterim. Arkamdan konuşmak yerine yüzüme söylenen şeyleri daha çabuk kabul edip, karşı tarafa saygı gösteririm her zaman. Ama ne olursa olsun pek sevilmem dobralığım yüzünden. Bu da hoşuma gitmiyor değil hani. : )
Hiç sevmediğim yönüm hiçbir insana kin besleyemiyorum ve insanları çok fazla anlıyorum. Bir insanı fazla anlamak o insanın her hareketlerinin neden, ne için yaptığını iyi anladığın için sen susuyorsun. Bu durum bana hep kaybettirmiştir. Bu yüzden insanları anlamamaya çalışıyorum.
Belki tuhaf gelebilir ama insanlar her ne kadar anlaşılmak istese de, onları anlayan insanlara her zaman sırtlarını dönmüşlerdir.
Başkalarına bir zararım dokunmuyorsa, kendi yaptığım yanlışlar, hatalardan hiçbir zaman utanmadım, pişman olmadım, keşke demedim. Çünkü her zaman ders çıkarmak daha iyi gelmiştir bana. Özgürlüğe aşırı düşkün bir yapım var ve ne yaparsam yapayım kendime yaptığım için, insanların benim hakkımda ne düşündükleri pek önemli olmuyor.
Çünkü biliyorum ki kimseye hesap vermek zorunda değilim..
İnsanlara doğru olduğum kadar, kendime de doğruyum. Birileri hakkımda bir şeyler duyup bana geldiklerinde kendimi her şeyi olduğu gibi anlatırım. Saklayacak bir şeyim yoktur. Neysem o oldum her zaman.
Çoğu kişi hep benim hüzünlü yanlarımdan şikayet etmiştir. Ben o an ne hissediyorsam onu yazarım. Yazmayı sevdiğim için bu durum bazen abartı olabiliyor ama ben onu hissediyorum..
Yazarak kendimi cezalandırıyorum ben.
Yazarak isyanımı, günahlarımı bastırıyorum.
Çünkü ben yazarken yalansız yazıyorum.
Geceleri severim, hüzünlü olmayı daha çok severim. Kendimi buluyorum karanlıkta.
Sanal diye nitelendirilen şey bazen insanların hayatını okutur size. Görmek , hissetmek.. bunları gözardı etmem. Yaşanılanlara bakarım, yürüyen acıları izlerim her defasında. Sonunda bulurum o yolu ve bazen çıkmazda kalıyorum, bazen kendimi gökyüzünde maviliklerde buluyorum.
Her ne kadar insanlara güvenip ve başıma gelen her şeyin sebebi güven olsada, insanlara hâlâ güveniyorum.
Insanlara verilen değeri, güveni, sevgiyi onlar ellerinin tersiyle itip, zarar veriyorlarsa bu onlarin kaybıdır her zaman. Çünkü karşımda bir insan var ve sevmek, güvenmek, değer vermek.. bunlar güzel şeyler. Her ne kadar ben kaybediyorum desem bile kaybeden hep onlar oldu. Vicdan denen şey çok önemli.
Vicdanım rahat.
En önemlisi bu.
Her neyse yine çok konuştum.
Yazdıkça aklına geliyor insanın.
Barfi de böyle işte. : )
Uzun süredir buralarda değildim. Nerden esti bilmiyorum ama kafamı dağıtmak için tekrar geldim. Bazılarınız sevinebilir, kısa süreliğine buradayım : )
Bir yanım hep hüzün, bir yanım hâlâ çocuk kalmak için çabalayan muzip bir yanım vardır. Burcumdan mı bilmem ama eşitliğin olmadığı yerde her zaman kavgacı bir yapım ortaya çıkabiliyor. Bazen aşırı sert olabiliyorum ve bu durum nedense çok da beni kasmıyor. Sonuç itibariyle savunduğum şeylerin ve doğruluğu emin olan durumlarda böyle olabiliyorum. Ve haksızlığa gelemem. Evet çoğu kişi gelemez ama ben aşırı susmayanlardanım. Bana ya da bir başkasına yapılan her hangi bir haksızlıkla aşırı dobracı olabiliyorum ve bu da bazı bulunduğum durumlarda beni kabul etmiyor olmalarını doğal karşılıyorum. Çünkü insanlar yaptıkları yanlışı yüzlerine vurulmasını sevmezler. Ben karşı tarafa doğruysam bana da öyle olmasını isterim. Arkamdan konuşmak yerine yüzüme söylenen şeyleri daha çabuk kabul edip, karşı tarafa saygı gösteririm her zaman. Ama ne olursa olsun pek sevilmem dobralığım yüzünden. Bu da hoşuma gitmiyor değil hani. : )
Hiç sevmediğim yönüm hiçbir insana kin besleyemiyorum ve insanları çok fazla anlıyorum. Bir insanı fazla anlamak o insanın her hareketlerinin neden, ne için yaptığını iyi anladığın için sen susuyorsun. Bu durum bana hep kaybettirmiştir. Bu yüzden insanları anlamamaya çalışıyorum.
Belki tuhaf gelebilir ama insanlar her ne kadar anlaşılmak istese de, onları anlayan insanlara her zaman sırtlarını dönmüşlerdir.
Başkalarına bir zararım dokunmuyorsa, kendi yaptığım yanlışlar, hatalardan hiçbir zaman utanmadım, pişman olmadım, keşke demedim. Çünkü her zaman ders çıkarmak daha iyi gelmiştir bana. Özgürlüğe aşırı düşkün bir yapım var ve ne yaparsam yapayım kendime yaptığım için, insanların benim hakkımda ne düşündükleri pek önemli olmuyor.
Çünkü biliyorum ki kimseye hesap vermek zorunda değilim..
İnsanlara doğru olduğum kadar, kendime de doğruyum. Birileri hakkımda bir şeyler duyup bana geldiklerinde kendimi her şeyi olduğu gibi anlatırım. Saklayacak bir şeyim yoktur. Neysem o oldum her zaman.
Çoğu kişi hep benim hüzünlü yanlarımdan şikayet etmiştir. Ben o an ne hissediyorsam onu yazarım. Yazmayı sevdiğim için bu durum bazen abartı olabiliyor ama ben onu hissediyorum..
Yazarak kendimi cezalandırıyorum ben.
Yazarak isyanımı, günahlarımı bastırıyorum.
Çünkü ben yazarken yalansız yazıyorum.
Geceleri severim, hüzünlü olmayı daha çok severim. Kendimi buluyorum karanlıkta.
Sanal diye nitelendirilen şey bazen insanların hayatını okutur size. Görmek , hissetmek.. bunları gözardı etmem. Yaşanılanlara bakarım, yürüyen acıları izlerim her defasında. Sonunda bulurum o yolu ve bazen çıkmazda kalıyorum, bazen kendimi gökyüzünde maviliklerde buluyorum.
Her ne kadar insanlara güvenip ve başıma gelen her şeyin sebebi güven olsada, insanlara hâlâ güveniyorum.
Insanlara verilen değeri, güveni, sevgiyi onlar ellerinin tersiyle itip, zarar veriyorlarsa bu onlarin kaybıdır her zaman. Çünkü karşımda bir insan var ve sevmek, güvenmek, değer vermek.. bunlar güzel şeyler. Her ne kadar ben kaybediyorum desem bile kaybeden hep onlar oldu. Vicdan denen şey çok önemli.
Vicdanım rahat.
En önemlisi bu.
Her neyse yine çok konuştum.
Yazdıkça aklına geliyor insanın.
Barfi de böyle işte. : )