Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Bazı şarkılar çok farklı hissetmenizi sağlar,
bazı içkiler çok sarhoş.
Bazı günler ölümsüz
ve bazı kadınlar onlardan önce hiç yaşamamışsınız gibi…
İlk üçü devrimdir, sonuncusu ihtilal…
Sona doğru çok yavaş, çok basit, çok hüzünlü; ama sözcüklerle veya çizgiyle veya müzikten başka bir şeyle ifade edilemeyecek kadar güzel bir parça vardı, ay ışığında güzeldi. Ay müziği, öylesine gümüşi, öylesine uzak, öylesine soylu.O odanın içinde ikimiz. Geçmiş yok, gelecek yok. Yoğun ve derin şimdiki zaman yalnızca. Her şeyin, müziğin, bizlerin, ayın, her şeyin sona ermesi gerektiği duygusu. Bir şeyin yüreğine ulaşıldığında, hep ve her zaman, her yerde hüzün bulunacağı duygusu; ama güzel gümüş renkli bir hüzün, İsa’nın yüzü gibi.Hüznü kabullenmek… Her şeyin neşe dolu olduğunu iddia etmek ihanetti. O an hüzünlü olan her kişiye, her zaman hüzünlü olan her kişiye ihanetti; böylesine bir müziğe, böylesine bir hakikate ihanetti.
Vakti mi olur sevmenin ?
İnsan bir günün sonunda da sevebilir,
Bir yolun sonunda da.
Dahası,bir ömrün sonunda da düşebilir ateşe.
Sadece güneşli olunca güzel değildir hayat.
Yağmurda da güzeldir,
Rüzgarda da güzeldir,
Hazanda da…
Ne gülüşüne rasladım
bir şiirde,
Ne kokuna,
Sonra sonbahar geldi
Eylüldü,
Yağmurlar boşaldı gök yüzünden,
Rüzgârda sallanan yapraklar gördüm,
Umarsız kahkahalar çınladı kulaklarımda,
Gök yüzüm ağlıyordu,
Ben ıslanıyordum,
Bu aralar,
Bir kitabın orta yerine koyulmuş ayraç gibiyim,
Senden öncesi ve senden sonrası,
İkiye bölünmüş gibi,
Eylülün öncesi neydi bilmiyorum..
Cengiz Yılmaz