Avrupa Tarihi

Konu sahibi son olarak 2617 gün önce görüldü
Avrupa tarihi

Avrupa tarihi Avrupa kıtasında yaşayan insanların tarihin başlangıcından günümüze kadar gelen tarihini kapsar. Avrupa kıtasında M.Ö. 35.000 yılına kadar uzanan bir insan varlığı saptanmışsa da M.Ö. 700 yıllarında Antik Yunanistan'da Homer'in yazdığı İlyada destanı Avrupa kıtasında kayda geçmiş ilk yazılı belgeler arasındadır. Gene aynı yüzyılda kurulmuş olan Roma Krallığı da Batı Avrupa'da kayda geçmiş ilk uygarlıklar arasındadır. Antik Yunanistan ve Antik Roma uygarlıkları 4. yüzyıl'da çökmüş, aynı yüzyılda Hristiyanlık dini Avrupa kıtasında söz sahibi olmuştur.


İlk Çağ (5. yüzyıl öncesi)

Yunanların M.Ö. 3000 yıllarında kitleler hâlinde Balkan Yarımadası'nın güneyine göç ettikleri inanılır. [1] M.Ö. 23. ve 17. yüzyıllar Proto-Grek dönem olarak adlandırılır. M.Ö. 1600'den 1100'e kadar olan dönem, Homeros'un epiklerinde masallaştırdığı Truva'ya karşı savaşan Kral Agememnon'un başında olduğu Miken Yunan Çağı'dır. M.Ö. 1100'den M.Ö. 8. yüzyıla olan hiçbir yazılı eserin günümüze ulaşmadığı ve sadece yetersiz arkeolojik kalıntıların bulunduğu Karanlık Çağ olarak adlandırılır. Heredot'un Tarihler, Pausanias'ın Yunanistan'ın Tanımı, Diodorus'un Biblioteca ve Jerome'nin Kranikon adlı eserleri bu dönemle ilgili bazı kısa bilgiler ve dönemin kralları hakkında bilgi verir. Antik Yunan Çağı'nın çoğu zaman M.Ö. 323 yılında ölen Büyük İskender'in hükümdarlığının başlaması ile sona erdiği kabul edilir. Büyük İskender dönemine Helenistik Çağ adı da verilir.


Antik Roma ise M.Ö. 9. yüzyılda İtalya Yarımadası'nda kurulan Roma şehir devletinden doğarak tüm Akdeniz'i çevreleyen muazzam bir imparatorluk haline gelen medeniyetin adıdır. Yaklaşık 12 yüzyıl boyunca varlığını sürdürmüş olan Roma uygarlığı bir monarşiden oligarşi ve cumhuriyetin bileşimi bir demokrasiye ve daha sonra da otokratik bir imparatorluğa dönüşmüştür. Fetih ve asimilasyon yollarıyla Batı Avrupa ve Akdeniz'i çevreleyen bölgede egemen olmuştur.

Bununla birlikte Roma İmparatorluğu zaman içinde düşüşe geçmiş ve çökmüştür. Hispanya, Galya ve İtalya'yı içine alan batı imparatorluğu 5. yüzyılda bağımsız krallıklara bölündü. Batı imparatorluğunun 476 yılında sona ermesi Roma'nın yıkılışı ve Orta Çağ'ın başlangıç tarihi kabul edilir. Öte yandan İstanbul'dan yönetilen doğu imparatorluğu, 1453 yılına kadar varlığını sürdürmüştür.

420px-AGMA_H%C3%A9rodote.jpg


Heredot

800px-LocationRomanEmpire.png


Roma İmparatorluğu

Orta Çağ (5.-15. yüzyıl arası)

Orta Çağın ilk dönemi

Roma'yı yağmalayan Vandallar

Roma İmparatorluğu 364 yılında Doğu ve Batı olarak ikiye bölününce gücünü önemli ölçüde yitirdi. İmparatorluk sınırları dışında yaşayan Gotlar, Vandallar, Lombardlar, Franklar, Jütler ve Saksonlar gibi çoğu Germen kökenli "barbar" kavimler Roma İmparatorluğu’na saldırmaya başladılar. Hun saldırıları karşısında Tuna Irmağı’nın güneyine inen Vizigotlar 410 yılında Alarik'in önderliğinde Roma'yı ele geçirdiler. Gotların batı kolu olan Vizigotlar, daha sonra İspanya'ya yerleşerek burada güçlü bir krallık kurdular.

Başka bir Germen halkı olan Vandallar da komutanları Genserik'in önderliğinde, 455'te Roma'yı ele geçirip yağmaladılar. barbar halklardan sayılan Franklar da batıya doğru ilerleyerek, Fransa'nın içlerine kadar girdiler. Jütler ve Saksonlar ise, o dönemde Roma’nın eyaleti olan İngiltere'ye akınlar düzenlediler.

Barbar kavimlerden Ostrogotlar (Doğu Gotlar) da Roma topraklarını istila ettiler ve İtalya'da bir krallık kurdular. Ancak bu krallığın ömrü uzun olmadı ve 60 yıl sonra ortadan kalktı. "Barbar" akınları sırasında İtalya’da kalıcı bir yönetim oluşamadı. Bizans İmparatoru Jüstinyen, bu siyasal boşluktan yararlanarak İtalya'yı da imparatorluk topraklarına kattı. Jüstinianos'un 565'te ölümünden sonra, bu kez Lombardlar İtalya'yı istila ettiler.

761px-Europe_814.jpg


814 yılında Avrupa

6. yüzyılda Germen kökenli barbar kavimlerden biri olan Franklar Hristiyanlığı kabul ettiler ve günümüzdeki Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, İsviçre ve İtalya'nın kuzeyini kapsayan toprakları ellerine geçirerek Frank İmparatorluğu'nu kurdular. Günümüzdeki Fransa'nın adı Germen bir ırk olan Frankların kurduğu bu imparatorluğa dayanmaktadır.

314px-Albrecht_D%C3%BCrer_047.jpg


Şarlman

768 yılında Frankların başına geçen Şarlman bu imparatorluğun sınırlarını en yüksek boyutlarına ulaştırdı. 25 Aralık 800 tarihinde Vatikan'daki San Pietro Bazilikası'nda Papa II. Leon Şarlman'ı imparator ilan ederek 5. yüzyılda yıkılmış olan Roma İmparatorluğu'nun varisi sayılmasını sağladı. O zamana kadar Roma İmparatoru ünvanını taşıyan tek hükümdarlar olan Bizanslılar 812 yılında Şarlman'ın imparatorluk ünvanını istemeyerek kabullenmek zorunda kaldılar. Şarlman'ın 814 yılındaki ölümünden sonra Frank İmparatorluğu zayıfladı. 10. yüzyılın ortalarında Germen hükümdarlarından I. Otto, Şarlman'ın hüküm sürdüğü toprakların çoğunu ele geçirerek Kutsal Roma Germen İmparatorluğu'nu kurdu. 962 yılında Papa XII. Ioannes I. Otto'ya Roma imparatoru sıfatını verdi.


462px-Meister_von_San_Vitale_in_Ravenna_008.jpg


Bizans İmparatoriçesi Teodora

Bizans İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu'nun 395'te Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmasıyla ortaya çıktı. Başkenti Roma olan Batı Roma İmparatorluğu 5. yüzyılda Germen kabilelerince yıkıldı. Merkezi Konstantinopolis (bugünkü İstanbul) olan ve Doğu Roma İmparatorluğu da denen Bizans İmparatorluğu ise, bin yılı aşkın süre varlığını sürdürdü. Bizans'ın ortaya çıkışı, Roma İmparatoru I. Constantinus'un başkenti, Roma'dan bugünkü İstanbul'a taşımasıyla da yakından ilişkilidir.

Bizans İmparatorluğu 7. ve 8. yüzyıllarda doğuda Müslüman ve Pers ordularının saldırısına uğrarken, batıda Slavların tehdidi altında kaldı. 610'da, Bizans tahtını ele geçiren Herakleios (Herakleius), Perslerin saldırılarını durdurdu ve başkentin savunmasını güçlendirdi. Tuna Irmağı'nı geçerek Bizans topraklarına inen Avarlar'ı da yendi. Bu dönemde Araplar İslam dinini yaymak için fetihlere girişmişlerdi. Arap orduları 632'de Suriye ve Filistin'i ele geçirdiler. İskenderiye'nin teslim olmasından sonra Araplar, 642'de Mısır’ın tamamını denetim altına aldılar. 674-678 yılları arasında Araplar birçok kez Konstantinopolis'i kuşattılarsa da ele geçiremediler.

Bizans İmparatorluğu 867-1056 yılları arasında imparatorluğu yöneten Makedonya hanedanı döneminde altın çağını yaşadı. Makedonya hanedanının kurucusu I. Basileios (867-886), daha önce yitirilmiş olan Anadolu'daki toprakları yeniden imparatorluk sınırlarına kattı. I. Basileios ve ardılı VI. Leon (886-912) dönemlerinde, imparatorluğun hukuk sistemi yeniden düzenlendi. II. Nikephoros Phokas (963-969), Girit ve Kıbrıs'ı yeniden imparatorluğa kattı, Suriye ve Balkanlar'da yeni topraklar ele geçirdi.


Adolf_Seel_Innenhof_der_Alhambra.jpg


Elhamra sarayı

Başkenti Şam'da bulunan Emevi Devleti daha İslamiyetin ilk yüzyılı olan 7. yüzyılda Kuzey Afrika'nın tümünü eline geçirmişti. 8. yüzyılın başında Emevi Devleti'nin Kuzey Afrika'daki valisi olan Musa Bin Nusayr, Emevi Halifesi Velid Bin Abdülmelik'in desteğiyle bir Berberi kumandan olan Tarık Bin Ziyad'ı Cebelitarık Boğazı'nı geçerek İber Yarımadası'na gönderdi. O zamanlar İber Yarımadası Germen kökenliVizigotların elindeydi ve başkentleri Toledo kentinde bulunuyordu. Tarık Bin Ziyad Vizigot kralı Rodrigo'yu ağır bir yenilgiye uğrattı. Vizigot krallığı parçalandı ve bütün İber yarımadası kısa bir süre içinde Müslümanların eline geçti.

749'da Emevilerin yıkılmasıyla Şam'dan kaçan Prens Abdurrahman, 755'te İber yarımadasına geçti. 756'da bir devlet kurdu ve kendisi de emir oldu. 929'da III. Abdurrahman halifeliğini îlân etti. 1031'de halîfenin otoritesi sarsıldı, ülke emirliklere bölündü. 1031'de Âli beytten olan Hammûdiler hilâfeti devam ettirmek istediler. 1086'da Abbâdi hanedanından İşbiliye Meliki, Kuzey Afrika Murâbıtlar İmparatorluğundan yardım istedi. Oradan gelen kuvvetlere 13 Endülüs meliki de katıldı. Zeleka muharebesinde Hıristiyan orduları imha edilerek, İspanya'da Müslüman hâkimiyetinin ömrü uzadı.

1147'de Muvahhidler, Murâbıtları ortadan kaldırdı. Hıristiyanlarla da savaştılar. 1187'de Selahaddin Eyyubi, Kudüs'ü alınca Papa mukaddes savaş îlân etti.1236'da Benî Ahmer, Benî Hud aleyhine Kastil Kralıyla anlaşınca Kurtuba Hıristiyanların eline geçti. 1232'de kurulan Benî Ahmer devleti (Gırnata emirliği) Hıristiyanlarla anlaşarak ayakta durmaya çalıştı. 1469'da Sultan Ebû Hasan'ın oğlu Muhammed, annesinin teşvikiyle isyan edip babasını tahtan indirdi. Uzun süre baba ve oğul arasında taht kavgaları devam etti. Bu durumdan yararlanan Hristiyanlar 1490'da Gırnata'yı kuşatarak yağma ettiler. Sonunda 1492'de Muhammed, Ferdinand'a teslim oldu ve İspanya'da Endülüs devleti ortadan kalktı.
 
Orta Çağın orta dönemi


Orta_Dogu_1135.png

Haçlı Seferleri

11. yüzyıla gelindiğinde Türkler Müslümanlığı kabul ederek batıya göç etmeğe başlamışlar, Büyük Selçuklu Devleti'ni kurarak Orta Doğu'nun büyük bir bölümünü ele geçirmişlerdi. O döneme kadar İslam dünyasıyla büyük çaplı bir çatışmaya girmemiş olan Avrupalılar 1071 yılında Bizanslıların Malazgirt Savaşı'nda uğradıkları yenilgi üzerine büyük bir telaşa düştüler. Anadolu'nun kapıları Türklere açılmış Türkler İstanbul'un yakınlarına kadar ilerleyerek İznik'te Anadolu Selçuklu Devleti'ni kurmuşlardı. Bizans imparatoru I. Aleksios Komnenos Papa II. Urbanus'tan Türklere karşı yardım istedi. Böylece zaten Kudüs'teki Hristiyanlığın kutsal topraklarının Müslümanların kontrolü olmasından hoşnut olmayan Avrupalılar arasında haçlı seferi düşüncesi oluştu. Papa II. Urbanus 18 Kasım-28 Kasım 1095 tarihleri arasında Fransa'nın Clermont kentinde bir kurultay toplayarak Avrupa'nın liderlerini Müslümanlarla savaşa çağırdı. Bu çağrıya cevap veren ordular 1097 yılında ilk defa Anadolu'ya girerek Birinci Haçlı seferini başlattılar.

Birinci Haçlı seferi Avrupalılar açısından çok başarılı oldu. Avrupalıların bu saldırısına hazırlıksız yakalanan Müslümanlar Avrupalıların Anadolu'da ilerlemesini engelleyemediler. Anadolu Selçuklu hükümdarı I. Kılıçarslan İznik'i haçlılara vermek zorunda kaldı. Aynı yılın Temmuz ayında Eskişehir yakınlarındaki Dorileon Savaşı'nda haçlılara yenildi. Ekim ayında haçlılar Antakya'yı kuşattılar. 1 seneye yakın süren bir kuşatma sonunda Antakya haçlıların eline geçti. 1099 yılında haçlılar Kudüs'ü kuşattılar. 15 Temmuz'da Kudüs düştü. Haçlılar Kudüs'ün tüm halkını kılıçtan geçirdiler. Birinci Haçlı seferi sonucunda Haçlılar Orta Doğu'nun çeşitli kentlerinde irili ufaklı haçlı devletleri kurdular.

Birinci Haçlı seferinden sonra 10'a yakın haçlı seferi yapıldı. Ancak bunlardan hiçbiri başarılı olamadı. Orta Doğu'da güç kazanan çeşitli Müslüman devletler zamanla haçlı devletlerini birer birer ele geçirdiler. 1187 yılında Selahaddin Eyyubi'nin Kudüs'ü haçlılardan geri alması büyük bir dönüm noktası oldu. 13. yüzyılın sonlarına gelindiğinde haçlıların Orta Doğu'daki varlığı sona ermişti. 14. yüzyıldan itibaren Avrupalıların Müslümanlara karşı saldırılarını Osmanlı Devleti göğüslemeye başlayacaktı.

Orta Çağın sonları

1299 yılında Bilecik yakınlarındaki Söğüt kasabasında kurulan Osmanlı Devleti hem Bizanslıları hem de Anadolu'daki diğer beylileri yenerek güçlenmiş 1365 yılında Edirne'yi başkent yapmıştı. İstanbul kenti zamanla dört bir yandan Osmanlılar tarafından çevrildi ve Bizans Devleti Osmanlı toprakları ortasında bir ada haline geldi. İstanbul'un fethi nihayet 29 Mayıs 1453'te gerçekleşti. Şehri günlerdir kuşatan Osmanlı ordusu şimdi İstanbul olarak bilinen, o zamanki adıyla Konstantinopolis şehrini Fatih Sultan Mehmet'in komutanlığında ele geçirdi. Bu fetihten sonra Osmanlı Devleti İmparatorluk haline geldi. Henüz 21 yaşında olan Sultan II. Mehmed, Fatih unvanını da alarak Fatih Sultan Mehmed olarak anılmaya başlandı. Tarihteki en önemli devletlerden olan Doğu Roma İmparatorluğu böylelikle sona ermiş oldu.

472px-Zonaro_GatesofConst.jpg


İstanbul'un Fethi
 
Yeni Çağ

Rönesans ve Reform


İstanbul'un fethinden sonra 15. yüzyıl'ın ikinci yarısında İtalya yarımadasında sanat ve bilim dallarında büyük bir atılım yaşandı. Rönesans (Yeniden doğuş') adı verilen bu hareket çağdaş Batı Avrupa ile klasik antikite arasındaki bağın tekrar kurulmasını sağladı. Arap bilimi (özellikle matematik) alınmış, deneyselliğe geri dönülmüş, yaşamın önemi hakkında yoğunlaşılmış (örneğin Rönesans hümanizmi), matbaanın bulunmasıyla ve sanat, şiir ve mimari'de ortaya çıkan yeni tekniklerle bilgi yayılabilmiş, böylece köklü bir değişim başlamıştır. Bu çağ uzun zamandır geriye düşmüş olan Avrupa'nın ticaret ve coğrafi keşiflerle yükselişinin öncüsü olmuştur. İtalyan rönesansı bu dönemin başlangıcı olarak kabul edilir.

Mona_Lisa.jpg


Leonardo da Vinci'nin Mona Lisa eseri

Almanya'da Rönesans Hümanizm ile başladı. Hollandalı Erasmus ve Alman Martin Luther dinsel konuları incelediler. Martin Luther Hristiyanlıkta Protestanlık adı verilen Reform hareketini başlattı. Fransa'daki Rönesans'a krallar öncülük etti. Mimar Pierre Lescot en önemli Rönesans sanatçısıdır. Fransız Jean Calvin Luther'in reformcu fikirlerini açıkça benimsediği için Paris'ten ayrılmak zorunda kaldı (1534) ve bir süre Strazburg ve Basel'de kaldıktan sonra 1541'de Cenevre'ye yerleşti ve Kalvinizm'i geliştirdi. Alman sanatçı Albrecht Dürer dini tablolar yaptı. İngiltere’de Shakespeare, İspanya’da Cervantes ünlü eserler yazdılar. Rönesans’ın sonucunda Skolastik görüş (Kilisenin dar görüşü ) yıkıldı. Yerine pozitif ( Bilimsel ) düşünce hakim oldu. Reform hareketlerini hazırlamıştır. Bilim ve teknikteki gelişmeler hızlanmıştır. Avrupa’da sanattan zevk alan aydın (burjuva) sınıf ve halk sınıfı oluşmuştur. Din adamlarının ve kilisenin halk üzerindeki otoritesi sarsılmıştır. Avrupa’nın her yönden gelişmesine ve güçlenmesine öncülük etmiştir.

Kolonileşme

793px-Columbus_Taking_Possession.jpg

Kristof Kolomb'un Amerika'yı keşfetmesi

Coğrafî Keşifler, 15. yüzyıl ve 16. yüzyıllarda Avrupalılar tarafından yeni ticaret yollarının bulunması amacıyla başlattıkları ve yeni okyanusların ve kıtaların bulunmasıyla gerçekleşmiş olan keşifleri ifade eder. Bilimsel bir merak ve yeni ufukların keşfedilmesi duygusu sözkonusu olmakla birlikte temelde bu keşifler özellikle 15. yüzyıldan itibaren açık bir şekilde ekonomik nedenlerden kaynaklanmıştır. İlk keşif denemeleri, Atlantik Okyanusu ve Afrika kıyılarına doğru, 14. yüzyılın başlarında Fransız ve Cenevizli gemiciler tarafından yapılmıştır. Kanarya Adaları ve Azor Adaları keşfedilmesi, bu girişimlerin sonucudur.

Kristof Kolomb (1451-1506), 1492'de Amerika Kıtası'na ulaştığında, gerçekte hem daha ucuz hem daha kısa yoldan Asya'ya ulaşma arayışı içindeydi. Çünkü buradan baharat ve benzeri maddeleri ucuz ve hızlı taşımak gibi bir sorun sözkonusuydu. Portekizli gemici Bartolomeu Dias'ın Ümit Burnu'nu bulmasından sonra Vasko dö Gama, buradan dolaşarak Hint Okyanusu ve Hindistan'a ulaştı. Portekizli Macellan ve Del Kano, dünyayı dolaşarak geçtiler ve bunun sonucunda dünyanın yuvarlaklığına dair kesinleştirici sonuclara ulaşmışlardır. Venedikli gezgin Marko Polo (1254-1324) Asya gezilerinin anlatımlarıyla Avrupa'nın Doğu uygarlıklarını tanımasını sağlamıştır.

Coğrafî keşifler, Reform ve Rönesans hareketlerinin etkileriyle gelişmiş oldukları gibi kendileri de bu hareketlerin gelişimini etkilemişlerdir. Bu keşifler sonucunda Avrupa yeni kıtalara yayılma ve onların zenginlik kaynaklarını ele geçirme olanağı elde etmiştir. Avrupa düşüncesi ve kültürü, evrensel bir değer olarak bu süreçten itibaren yayılmaya ve egemen kılınmaya başlanmıştır. Bunu yaparken Avrupalılar, yerli halkları ve yerel yaşamı dağıtmış ve hatta yok etmiş, avrupa kültürünü egemen kılma sürecini şekillendirmiştir. Hem doğal hem de kültürel farklılıkları yok eden bir süreç olmuştur bu. Klasik Sömürgecilik olarak bilinen sömürgecilik süreci bu dönemle başlamıştır.

Kolonileşme dönemi, Avrupalı göçmenlerin Kuzey Amerika kıtasına göç etmeleri ve bu topraklarda yerleşim ve üretim birimleri oluşturmasıyla, diğer deyişle, Kuzey Amerika'nın bu göçmenlerce iskan edilmesiyle başlayan süreçtir.

Amerikan kolonileri 1580-1588 yılları arasında İspanya’nın denetimi altında olmuşlardı. 1588 yılında İngiliz donanmasının İspanyol donanmasını yenilgiye uğratmasıyla Amerika kolonileri üzerindeki İspanyol denetimi son bulmuştur. Bu tarihten sonra Hollanda, Fransa ve İngiliz güçleri Amerika’daki kolonileri birer ikişer ele geçirdiler. İngilizlerle giriştikleri ve yenildikleri iki deniz savaşından sonra Hollanda, 1667de Kuzey Amerika’dan çekilmek zorunda kalmıştır. Fransa ise Kuzey Amerika’daki tüm kolonilerini 1763 tarihinde, Yedi Yıl Savaşları sonunda imzalanan Paris Antlaşması ile İngiltere’ye kaptırmıştır. Böylece Kuzey Amerika’daki kolonilerin tümü İngiltere’nin kontrolüne geçmiştir.

16., 17. ve 18. yüzyıllar

800px-Europe_map_1648.PNG


1648 yılında Avrupa

Tudor Hanedanı Döneminde İngiltere Krallığı güçlenerek İskoçya'yı geride bıraktı. İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth 1588 yılında Avrupa'nın en güçlü donanması olan İspanyol Armada'sını yenilgiye uğratarak Britanya İmparatorluğunun temellerini attı. 17. yüzyılda giderek güçlenen İngiltere Kuzey Amerika'da koloniler kurdu. 1707 yılında İngiltere ve İskoçya birleşerek Büyük Britanya Krallığını kurdular. 1800 yılında da bu birliğe İrlanda'yı da katarak Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı kuruldu. 1837- 1901 yılları arasında hüküm süren I. Victoria döneminde Birleşik Krallık, "üzerinde güneş batmayan" Britanya İmparatorluğunu kurdu. 1921'e gelindiğinde bu imparatorluk Hindistan, Kuzey Amerika, Orta Doğu, Avustralya ve Afrika dahil 36,6 million km² lik bir alanı kapsıyor, 458 milyon kişilik bir nüfusa hükmediyordu. Alan ve nüfus bakımından dünyanın dörtte biri Britanya'nın egemenliği altında yaşıyordu.

Otuz Yıl Savaşları, 1618 ile 1648 yılları arasında yapılan ve Avrupa devletlerinin çoğunun katıldığı savaşlar dizisidir. Temelinde, bir Protestan-Katolik mücadelesi olsa da, savaşan devletlerin çoğu dinsel değil siyasi amaçlar için savaşmıştır. Kutsal Roma Germen İmparatorluğu'na bağlı prensliklerin farklı taraflarda savaşması sebebiyle bir iç savaş niteliği de taşır.

Savaş, 1648 yılında Protestanların zaferiyle bitmiş ve Westphalia Barışı ile savaş sonucunda Almanya’yı oluşturan Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu herbiri hükümran olan birçok küçük devlete ayrılmıştır, İmparatorluk makamının yetkileri ise çok kısıtlanmıştır.

Yakın Çağ

Fransız Devrimi

Prise_de_la_Bastille.jpg


Bastille'e saldırı

Fransa, Kuzey Amerika’daki tüm kolonilerini 1763 tarihinde, Yedi Yıl Savaşları sonunda imzalanan Paris Antlaşması ile İngiltere’ye kaptırmıştı. İngiltere, Yedi Yıl Savaşları’nın mali yükünü, yeni vergilerle kolonilerden çıkartmaya kalkışınca; bu durum Kuzey Amerika kolonilerinde huzursuzluk yaratmıştı. 1774 yılında Onüç Koloni'nin başlattığı Amerikan Bağımsızlık Savaşı 1776 yılında bağımsızlık ilanıyla sürmüştü. Fransa ise bu çatışmalara büyük boyutlarda mali destek vererek dolaylı olarak katılmıştır.

Bu savaş harcamaları ve giderek artan saray masrafları dolayısıyla Fransız monarşisi de mali yönden tükenmişti. 1789 yılında XVI. Louis, soyluları toplayıp toprak mülkiyeti üzerinden vergi alınmasını istediğinde; soylular, parlamentonun toplanmasını istediler. 1614 yılından beri toplanmamış olan parlamento, soylular, din adamları ve halktan seçilen üç kamaradan oluşuyordu.

Bir gün köylüler kraliçeyle görüşmek istemişler.Kraliçe, aralarından birini seçip gelmesine izin vermiştir.Görüşme esnasında; köylü hiç ekmek bulamadıklarını söyleyince, kraliçe 'Ekmek bulamazlarsa pasta yesinler.'demiş; çünkü sarayda hayat onlar için o kadar rahattı ki dünyadan haberleri yoktu.Kraliçenin bu sözü köylüleri iyice sinirlendirmiş, iyice hırslandırmıştı. Parlamentonun toplanması, toplumsal yapıdaki çelişkilerin de ortaya çıkmasına neden oldu. Bir yanda soyluların ve din adamlarının ayrıcalıklı durumu diğer yanda da burjuvazi ve halktan temsilcilerin arasında parlamentoda ciddi sorunlar ortaya çıktı.

18. yüzyılın başlarından beri Fransa dış ticaretinin kat kat artması, varlıklı bir burjuvazi oluşturmuştu. Bu sınıflar, artık sahip oldukları ekonomik güce karşılık gelecek bir politik güç istiyorlardı. Feodal yapının ve monarşinin kaçınılmaz sonucu olan sosyoekonomik sınırlamaların kaldırılmasından yanaydılar. Parlamentonun toplanmasıyla orta sınıftan halk, özellikle varlıklı sınıflar, monarşiye karşı savaş açtılar. Bir anayasayla monarşinin yetkilerinin sınırlandırılmasını, iç gümrük duvarlarının kaldırılarak iç ticaretin serbestleştirilmesi, vergilerin yeniden düzenlenmesi ve yönetimde daha fazla hak elde etme talebinde bulundular.

Kuşkusuz bu talepleri XVI. Louis kabul etmedi. Orta sınıf, peşine diğer halktan unsurları da katarak 14 Temmuz 1789 günü Bastille hapishanesine saldırdı. Hapishane ele geçirilip mahkûmlar salındı. Fransız Devrimi 1789-1815 yılları arasında beş farklı dönem yaşayarak devam etti.

Napolyon savaşları

1812 yılında Avrupa

Fransız Devrimi'nden sonra yıldızı parlayan Napolyon Bonapart'ın önderliğindeki Fransa Avrupa'nın diğer güçlü devletlerinin oluşturduğu koalisyona karşı bir dizi savaşa girişti. Başlangıç tarihinin hangi yıl olduğuna dair tarihçiler ve araştırmacılar arasında fikir birliği yoktur. 1800-1815 yılları arasında[2] yapılan bu savaşlar yaklaşık 15 sene sürmüştür.

Napolyon Savaşları, Fransız Devrimi’nin ardından, monarşiye karşı fikirlerin ve siyasal etkinliklerin Avrupa’nın bütününe yayılmasını engellemeye çalışan Fransa dışındaki devletlerin oluşturduğu Koalisyon güçleriyle Fransız Devrim Orduları arasında Napolyon’un siyasi ve askeri liderliği altında sürmüş çatışmalardır. Viyana Kongresi, Napolyon Savaşları sonunda Fransız Orduları’nın Koalisyon Orduları tarafından tümüyle yenilgiye uğratılmasının ardından, Avrupa’daki sınırları ve güçler dengesini yeniden belirlemeye yönelik kararlar almak üzere toplanmış olan kongredir.

Napolyon Ordularının sürekli yenilgiye uğrayıp geri çekildikleri bir dönemde, 9 Mart 1814 tarihinde, VI. Koalisyon’un, aynı zamanda Avrupa’nın en güçlü devletleri olarak İngiltere, Avusturya, Prusya, Rusya , Avrupa’da siyasi coğrafyanın ve dolayısıyla güçler dengesinin yeniden düzenlenmesi için aralarına bir ittifak oluşturmuşlardı. Doğal olarak bu ittifak, askeri olmaktan çok, politik bir ittifaktır.

510px-Jacques-Louis_David_007.jpg

Napolyon Bonapart

Söz konusu devletlere İsveç ve Portekiz’in de katılmasıyla 30 Mayıs 1814 tarihinde Paris’te imzalanan Paris Antlaşması’sında, -20 Temmuz’da da İspanya katılmıştır- savaşa katılmış olan tüm devletlerin Viyana’da toplanacak bir kongreye, tam yetkili temsilciler göndermesi kararlaştırılmaktaydı.

Fransız İhtilali ve Napolyon savaşları ile bozulan Avrupa siyasi haritası ve güçler dengesi, Osmanlı Devleti hariç tüm Avrupa devletlerinin katıldığı bu kongre kararlarıyla yeniden yapılandırıldı. Bu kararlar ve yeni statüko ile I. Dünya Savaşı'na kadar devam eden Avrupa siyas coğrafyası, yeni dönemde de pek çok isyan, ihtilal ve olaylara sahne oldu. Hemen hemen tüm Avrupa devletlerinin temsicilerinin katılmasına karşın, 1815 Viyana Kongresi'nde ve Avrupa'nın yeniden yapılanmasında en önemli rolü aynı zamanda kongre başkanlığı görevini de yürüten Avusturya Başbakanı Metternich oynamıştır. Kongrenin nihai kararları, İngiltere, Rusya, Avusturya ve Prusya tarafından belirlenmiştir.
 
20. yüzyılın ilk yarısı (Dünya Savaşları)

I. Dünya Savaşı 28 Temmuz 1914 tarihinde Avrupa'da başlamış, ancak dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin katılması ve diğer kıtalardaki sömürgelere de yayılması nedeniyle "Dünya Savaşı" olarak adlandırılmıştır. 1914'te başlayan savaş 1918 yılında sona ermiştir. 30 Ekim 1918'de Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesi'ni imzalayarak savaştan çekilmiştir.

800px-Europe_1914.jpg


1914 yılında Avrupa

II. Dünya Savaşı, 20. yüzyılda dünya çapında yapılan iki savaştan ikincisidir. Altı yıl boyunca, dünyanın çeşitli bölgelerinde süren kesintisiz savaşlarla baş gösteren II. Dünya Savaşı, Alman ordularının Polonya'ya saldırdığı 1 Eylül 1939 tarihinde başladığı kabul edilir. Ne var ki birbirinden kopuk görünseler de bu tarihten önceki çatışmalar da, savaşta birincil rol oynayan tarafların stratejik hedefleri arasında yer aldığından, savaşın başlangıcı tarihsel olarak daha gerilerden başlamaktadır.

20. yüzyılın ikinci yarısı (Soğuk Savaş)

Soğuk Savaş Sovyet Bloğu ülkeleri ile Batılı güçler arasında 1945'den 1990'a kadar devam etmiş olan uluslararası siyasi ve askeri gerginlik. [3]

ikinci Dünya Savaşı'ndan sonra Doğu ve Batı bloklarının zaman zaman savaş çıkarma tehditlerinin bütün dünyada gerginlik yaratmıştır. Bu dönemde, insanlarda nükleer kıyamet paranoyası doğmuş, dünya devletleri ise bu iki bloktan birinin yanında yer almaya çalışmışlardır. Gerginlik hiçbir zaman "taraflar arasında" sıcak savaşa dönüşmemiş olsa da taraflar her anlamda birbirlerini yıpratmaya çalışmışlardır. Genel kabule göre soğuk savaş Sovyetler Birliği'nin dağılması ve Berlin Duvarı'nın yıkılması ile sona ermiştir.

Soğuk Savaş askeri ve siyasi etkilerinin yanısıra sanat, spor, edebiyat, bilim gibi tüm alanlarda dünyayı derinden etkilemiştir.

654px-Second_world_war_europe_1941-1942_map_en.png


1941-1942 yıllarında Avrupa

574px-Iron_Curtain_Final.svg.png


Doğu Batı Bloklar

21. yüzyıl: Avrupa Birliği

Avrupa Birliği'nin temelini, II. Dünya Savaşı sonrasında sanayi bakımından özellikle önemli iki temel hammadde olan kömür ve çelik sektörünü güçlendirmek ve bunları uluslarüstü bir otorite ile kontrol ederek barışı sürdürmek amacıyla 1951'de Paris Antlaşması (1951) ile kurulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu oluşturdu. Bu topluluğun kurucu üyeleri olan Belçika, Almanya, Fransa, Hollanda, Lüksemburg ve İtalya 25 Mart 1957 tarihinde Roma Antlaşmasını imzalayarak Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (Euratom)nu kurdular. Bu anlaşma ile aynı zamanda Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) kurulmuş oldu. 1958'de yürürlüğe giren Roma Antlaşması üye ülkeler arasında önce gümrük birliğini, yani malların gümrük vergisi ödenmeksizin üye ülkeler arasında serbestçe alınıp satılmasını öngörüyordu. Bu yapının oluşturulmasının öncüleri Fransız Planlama Teşkilatı Başkanı Jean Monnet ve Dışişleri Bakanı Robert Schuman olmuştur. Jean Monnet ve ekibinin titizlikle hazırlamış olduğu ve Robert Schuman'ın 9 Mayıs 1950'de ilan ettiği metin Schuman Bildirgesi adını alacak ve daha sonraları 9 Mayıs, Avrupa Günü olarak kabul edilecekti.

Ancak Roma Antlaşması'nda nihai hedef sadece ekonomik değil ortak tarım, ulaştırma, rekabet gibi diğer birçok alanda ortak politikalar oluşturulması, ekonomik politikaların yakınlaştırılması, ekonomik ve parasal birlik kurulması, ortak bir dış politika ve güvenlik politikası oluşturulmasıdır. Belirtilen bu amaçlara, süreç içerisinde daha sonra imzalanacak olan diğer anlaşmalarla aşamalı olarak ulaşılmaya çalışılmıştır. Şu an itibariyle, Maastricht Anlaşması (1992) (Avrupa Birliği'ni kuran antlaşma sayılmaktadır), Amsterdam Antlaşması (1999) ve Nice Antlaşması (2003) sonrasında Avrupa Birliği, bazı üyeler dışında parasal birliğe girmiş (Avro), Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikasını benimsemiş, Adalet ve İçişlerinde, suça ilişkin konularda Polis ve Hukuk işbirliğine karar vermiştir.

450px-Eurotower_in_Frankfurt.jpg


Eurotower (Frankfurt)
 
Avrupa Tarihi
Pierrefonds Şatosu

Avrupa tarihi, Avrupa kıtasında yaşayan insanların tarihin başlangıcından günümüze kadar gelen tarihini kapsar. Avrupa kıtasında M.Ö. 35.000 yılına kadar uzanan bir insan varlığı saptanmışsa da M.Ö. 700 yıllarında Antik Yunanistan'da Homer'in yazdığı İlyada Destanı Avrupa kıtasında kayda geçmiş ilk yazılı belgeler arasındadır. Gene aynı yüzyılda kurulmuş olan Roma Krallığı da Batı Avrupa'da kayda geçmiş ilk uygarlıklar arasındadır. Antik Yunanistan
ve Antik Roma uygarlıkları 4. yüzyıl'da çökmüş, aynı yüzyılda Hristiyanlık dini Avrupa kıtasında söz sahibi olmuştur.

Konu Başlıkları


  1. Tarih Öncesi
  2. İlk Çağ (5. yüzyıl öncesi)
  3. Orta Çağ (5. - 15. yüzyıl arası)
    • 2.1. Orta Çağın ilk dönemi
    • 2.2. Orta Çağın orta dönemi
    • 2.3. Orta Çağın sonları
  4. Yeni Çağ
    • 3.1. Rönesans ve Reform
    • 3.2. Kolonileşme
  5. 16., 17. ve 18. yüzyıllar
  6. Yakın Çağ
    • 5.1. Fransız Devrimi
    • 5.2. Napolyon savaşları
    • 5.3. 19. yüzyıl
    • 5.4. 20. yüzyılın ilk yarısı (Dünya Savaşları)
    • 5.5. 20. yüzyılın ikinci yarısı (Soğuk Savaş)
    • 5.6. 21. yüzyıl: Avrupa Birliği
 
Bu güzel paylaşımların için çok teşekkürler..
 

Dünya tarihi

400px-OrteliusWorldMap.jpeg


Ortelius tarafından 1570 yılında çizilen Dünya Sahnesi Görünümü adlı Dünya haritası.

Avrupa tarihi Avrupa kıtasında yaşayan insanların tarih öncesinden başlayarak günümüze kadar uzanan tarihini içerir. Arkeolojik kazılar Avrupa kıtasında MÖ 35.000 yılına kadar uzanan bir insan varlığını doğrulamaktadır[1].

Avrupa'da kayda geçmiş ilk yazılı belge olarak ise MÖ 700 yıllarında Antik Yunanistan'da Homer'in yazdığı İlyada destanı gösterilebilir[2].

Antik Yunanistan'ın yanı sıra, MÖ 8. yüzyılda kurulmuş olan Roma Krallığı Avrupa'da kayda geçmiş ilk gelişmiş uygarlıklar arasındadır.

Antik Yunanistan ve Antik Roma uygarlıkları M.S. 4. yüzyıl'da çökmüşler, aynı yüzyılda Hıristiyanlık dini Avrupa kültürünü etkisi altına almaya başlamıştır.

Orta Çağ'ın başlarında Avrupa derin bir duraklama dönemine girmiş, Orta Doğu ve Asya'daki birçok gelişmiş uygarlıkların gerisinde kalmıştır[3].

Ancak Yeni Çağ'da başlayan Rönesans ve Reform hareketlerinden sonra, Avrupa tekrar askeri, ekonomik, demokratik ve teknolojik bakımlardan dünyanın diğer bölgelerini yakalayabilmiş, daha sonra da önlerine geçmiştir.

Bu üstünlüklerini kullanan Avrupa ülkeleri diğer kıtalarda koloniler kurmuş, bu kıtaların ekonomik kaynaklarını sömürerek kendi halklarına diğer kıtalara kıyasla daha yüksek bir refah düzeyi sağlamışlardır.

20. yüzyıla kadar ekonomik ve askeri açılardan dünyaya egemen olan Avrupa ülkeleri, dünyanın ekonomik ve askeri liderliğini ABD'ye kaptırdılar.

Ayrıca Asya kıtasındaki yükselme birden hızlandı.

Önce Japonya ve Kore, sonra da Çin ve Hindistan gibi Asya ülkeleri hızla büyüyerek Avrupa'ya rakip haline geldiler. Bu arada Avrupa ülkeleri güç birliğine giderek Avrupa Birliği'ni oluşturdular.

Şu an Avrupa'nın 27 ülkesini içinde barındıran Avrupa Birliği, topluca göze alındığında toplam ithalat, ihracat ve GSMH gibi açılardan dünyadaki en güçlü ekonomik birliktir[4][5].

 
Rönesansla götürdüler işi... Bilime yol verdiler, yalan oldu islam coğrafyası...
 
Tarih Öncesi

300px-Stonehenge_Closeup.jpg


Avrupa'da Neolitik dönemin en göz alıcı örneklerinden biri olan İngiltere'deki Stonehenge

Avrupa tarihi zaman çizelgesi

600px-Abraham_Ortelius_Map_of_Europe.jpg


Antwerpli haritacı Abraham Ortelius tarafından 1595 yılında çizilmiş Avrupa haritası.

MÖ 35000 Modern insanlar (homo sapiens) Avrupa'da ortaya çıktılar.

MÖ 12500 Buzul Çağı sona erdi

MÖ 7000 İlk yerleşik toplumlar Balkanlar’da ortaya çıktı.

MÖ 6000 Cilalı Taş Devri Orta Avrupa’ya ulaştı.

MÖ 5000 Cilalı Taş Devri Kuzey Avrupa’ya ulaştı.

MÖ 2500 Avrupa’da Bakır Çağı başladı.

MÖ 1000 Avrupa’da Demir Çağı başladı.

MÖ 360 Plato Devlet başlıklı kitabında Atina Demokrasisini eleştirdi.

MÖ 323 Büyük İskender öldü ve kurmuş olduğu Makedonya İmparatorluğu parçalandı.

MÖ 44 Jül Sezar öldürüldü. Roma Cumhuriyeti yıkıldı

MÖ 27 Octavianus Roma İmparatorluğunu kurdu.

330 Konstantin Konstantinopolis'i Yeni Roma adıyla başkent yaptı.

395 I. Theodosius'un ölümünden sonra imparatorluk doğu ve batı olarak ikiye ayrıldı.

476 Batı Roma İmparatorluğu yıkıldı. Ortaçağ başladı

527 I. Justinianos imparator olarak Bizans tahtına çıktı.

800 Şarlman Kutsal Roma İmparatoru olarak taç giydi.

1054 Doğu - Batı Kiliselerinin Ayrılması Hıristiyanlığın yüzyıllar boyunca bölünmüş kalmasına neden oldu.

1066 I. Williamın liderliği altında Normanlar İngiltere'yi istila ettiler.

1095 Papa II. Urbanus Hıristiyanları Birinci Haçlı seferine çağırdı.

1215 Anayasal süreçte önemli bir dönüm noktası olan Magna Carta sözleşmesi imzalandı.

1340 Büyük Veba Salgını Avrupa nüfusunun üçte birini ölümüne neden oldu.

1337 - 1453 Yüz Yıl Savaşı

1453 Osmanlılar tarafından İstanbul'un fethi sonucunda Ortaçağ sona erdi, Yeni Çağ başladı.

1492 Kristof Kolomb Yeni Dünyaya ayak bastı.

1498 Rönesans başladı ve Leonardo da Vinci Milano'da Son Akşam Yemeği eserini tamamladı.

1517 Martin Luther Reform taleplerini Wittenberg Kilisesi'nin duvarına astı.

1648 Westphalia Barışı'yla Otuz Yıl Savaşı sona erdi.

1699 Osmanlı İmparatorluğu, Osmanlı-Kutsal İttifak Savaşları’ndan yenik çıktı.

1707 İngiltere ve İskoçya krallıklarının birleşmesiyle Birleşik Krallık kuruldu.

1789 Fransız Devrimi gerçekleşti. Yeni Çağ sona erdi, Yakın Çağ başladı.

1815 Napolyon Bonapart'ın yenilmesi üzerine Viyana Barışı imzalandı.

1856 Kırım Savaşı, Rusya İmparatorluğu aleyhine sonuçlandı.

1860 Rusya serflere özgürlüklerini verdi ve Karl Marx Das Kapital'in ilk cildini tamamladı.

1866 İtalya Birleşmesini tamamladı.

1871 Alman Birliği sağlandı.

1914 Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand suikaste uğradı ve I. Dünya Savaşı başladı.

1917 Rusya’da Ekim Devrimi gerçekleşti.

1922 Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği kuruldu.

1918 I. Dünya Savaşı sona erdi.

1933 Almanya’da Adolf Hitler iktidara geldi.

1936 Milliyetçiler ile Cuhmuriyetçiler arasındaki İspanya İç Savaşı başladı.

1939 İspanya İç Savaşı sona erdi ve Francisco Franco’nun diktatörlük dönemi başladı.

1939 Nazi Almanyası ordularının Polonya’yı işgal etmesi ile II. Dünya Savaşı başladı.

1944 Yunan İç Savaşı başladı.

1945 Avrupa'yı harabeye çeviren II. Dünya Savaşı sona erdi.

1948 Yunan İç Savaşı sona erdi.

1949 NATO kuruldu.

1951 Avrupa Birliği düşüncesinin temeli olan Paris Antlaşması imzalandı.

1955 Varşova Paktı kuruldu.

1956 Macar Devrimi, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği orduları tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı.

1957 Roma Antlaşması imzalandı ve Avrupa Ekonomik Topluluğu kuruldu.

1961 Berlin Duvarı’nın inşaatı başladı.

1967 Yunanistan’da askeri darbe ile Albaylar Rejimi iktidara el koydu.

1968 Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Çekoslovakya’yı işgal etti ve Prag Baharı süreci son buldu.

1972 İngiltere, Danimarka ve İrlanda Avrupa Ekonomik Topluluğu’na üye oldu.

1974 Karanfil Devrimi sayesinde Portekiz demokrasiye geçti.

1974 Türkiye, Enosis’i önlemek için Kıbrıs Harekâtı ile adanın kuzeyine asker çıkarttı.

1974 Albaylar Rejimi son buldu ve Yunanistan demokrasiye geçti.

1975 Francisco Franco ölümü ile İspanya'da demokrasiye geçiş süreci başladı.

1983 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bağımsızlığını ilan etti. Türkiye’nin dışında hiçbir ülke bu bağımsızlığı tanımadı.

1988 Azerbaycan ile Ermenistan arasında Dağlık Karabağ nedeniyle Karabağ Savaşı başladı.

1989 Berlin Duvarı yıkıldı.

1990 Yugoslovaya’da İç Savaş başladı.

1991 Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği yıkıldı yerine Bağımsız Devletler Topluluğu kuruldu.

1991 Slovenya, Hırvatistan ve Makedonya bağımsızlıklarını ilan ettiler ve Yugoslavya SFC'nden ayrıldılar.

1991 Gagavuzya bağımsızlığını ilan etti ama Moldova ile özerklik görüşmeleri devam etti.

1992 Transdinyester bağımsızlığını ilan etti ve Moldova’dan ayrıldı ama ancak hiçbir ülke bu bağımsızlık ilanını tanımadı.

1992 Bosna-Hersek bağımsızlığını ilan etti ve Yugoslavya SFC'nden ayrıldı.

1992 Maastricht Anlaşması ile Avrupa Birliği’nin temelleri atıldı.

1992 İsviçre referandum ile Avrupa Birliği üyeliğini redetti.

1992 Dağlık Karabağ Cumhuriyeti bağımsızlığını ilan etti ancak hiçbir ülke bu bağımsızlık ilanını tanımadı.

1992 Abhazya ve Güney Osetya Gürcistan'dan bağımsızlıklarını ilan etti ancak hiçbir ülke bu bağımsızlık ilanını tanımadı.

1993 Çekoslovakya barışçıl bir şekilde Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olarak ikiye bölündü.

1994 Norveç referandum ile Avrupa Birliği üyeliğini reddetti.

1994 Bişkek Protokolü’nün Azerbaycan ile Ermenistan tarafından imzalanması ile Karabağ Savaşı son buldu.

1994 Gagavuzya bölgesine, Moldova’nın bir parçası olarak, özerklik verildi.

1994 Birinci Çeçen Savaşı. Rusya ile Çeçenya arasında başladı.

1996 Birinci Çeçen Savaşı sona erdi.

1998 Sırbistan devleti Kosova’nın bağımsızlığını engellemek için Kosova Savaşı’nı başlattı.

1999 Kosova Savaşı sona erdi.

1999 Yugoslovaya’da İç Savaş sona erdi.

1999 İkinci Çeçen Savaşı başladı.

1999 Türkiye Avrupa Birliği'ne aday kabul edildi.

2001 Makedonya ordusu ile ülkedeki etnik Arnavutlar arasında sıcak çatışmalar gerçekleşti.

2006 Karadağ bağımsızlığını ilan etti ve Sırbistan-Karadağ'dan ayrıldı.

2008 Kosova bağımsızlığını ilan etti ve Sırbistan’dan ayrıldı.

2008 Gürcistan ile Güney Osetya arasında 2008 Güney Osetya Savaşı çıktı.

2008 Rusya Abhazya ve Güney Osetya'nın bağımsızlığını tanıdı.

2009 Avrupa Birliği’nin siyasi ve idari yapısını yenileyen Lizbon Antlaşması yürürlüğe girdi.

İnsana benzer canlılar arasında Homo erectus[6] ve Neandertal adı verilen varlıkların Avrupa'daki geçmişi milyonlarca yıl öncesine dayanmaktadır.

Bu iki canlı türü zamanla ortadan kaybolmuş, bilimsel adı homo sapiens olan modern insanlar Avrupa'da yaklaşık MÖ 35.000 civarında ortaya çıkmıştır.

Avrupa'da tarihöncesi dönemde yaşayan kayda değer kültürler arasında Buzul Çağı'nın son dönemlerinde MÖ 20.000- 10.000 yılları arasında yaşamış Gravettien, Solutre ve Magdalen kültürlerini sayabiliriz.

MÖ 12.500 civarında Buzul Çağının sona ermesi üzerine Avrupa'da doğa ve iklim koşullarında olumlu bir değişiklik gözlendi.

Ortalama sıcaklık birden büyük bir artış gösterdi, deniz düzeyi yükseldi. Avrupa'daki yerleşik toplumlar ilk olarak MÖ 7. milenyumda Balkanlarda ortaya çıktı.

Cilalı Taş Devri, 6. milenyumda Orta Avrupa'ya, 5. ve 4. milenyumlarda da Kuzey Avrupa'ya ulaştı. Başlangıcı MÖ 3000 yılına dayanan İngiltere'deki Stonehenge anıtları bu dönemden kalma en güzel korunmuş yapıların arasında sayılırlar[7].

Avrupa MÖ 3500-1700 arasında Bakır Çağına girdi.

Günümüzde Avrupa'nın en büyük linguistik grubu oluşturan Hint-Avrupa halklarının bu dönemde Orta Asya'dan Avrupa'ya göç ettikleri sanılmaktadır.

Anadolu'da MÖ 1300 yılı civarında başlayan Demir Çağı, Avrupa'ya oldukça gecikmeli olarak MÖ 1000 yılları civarında ulaştı. İtalya yarımadası'daki Etrüsk uygarlığı bu dönemin Avrupa'daki en önemli örneklerinden biridir
 
İlk Çağ

300px-AGMA_H%C3%A9rodote.jpg


Antik Yunan tarihçi Herodot

Antik Yunanistan

Ana madde: Antik Yunanistan

Antik Yunanistan'ı kuran Yunanların MÖ 3000 yıllarında kitleler halinde Balkan Yarımadası'nın güneyine yerleştikleri sanılmaktadır[8]. Antik Yunan uygarlığının filizlenmeğe başladığı MÖ 23. ve 17. yüzyılları Proto-Grek dönemi olarak adlandırılır. MÖ 1600'den 1100'e kadar olan dönem ise, Homeros'un epiklerinde masallaştırdığı Truva'ya karşı savaşan Kral Agememnon'un başında olduğu Miken Yunan Çağı'dır. MÖ 1100'den MÖ 8. yüzyıla olan dönem, hiçbir yazılı eserin günümüze ulaşmadığı ve sadece yetersiz arkeolojik kalıntıların bulunduğu Yunan Karanlık Çağı olarak adlandırılır. Herodot'un Tarihler, Pausanias'ın Yunanistan'ın Tanımı, Diodorus'un Biblioteca ve Jerome'nin Kranikon adlı eserleri bu dönemle ilgili bazı kısa bilgiler ve dönemin kralları hakkında bilgi verir. Büyük İskender'in hükümdarlığının başlaması ile Antik Yunan Çağı sona ermiş, Helenistik çağ başlamıştır. Bu dönemde kurulan Yunan şehir devletleri, demokrasinin ilk temellerinin atıldığı yerlerdir.[9] Eshilos, Aristofanes, Evripides, Sofokles, Aristo, Eflatun, Sokrates, Herodot ve Ksenofon gibi büyük filozofların yetiştiği Atina, Sparta, Tebai ve Nakşa gibi büyük şehirler gerek birbirleriyle gerek o dönemin en önemli güçlerinden biri olan Persler ile üstünlük mücadelelerine girmişlerdir[10]. M.Ö. 323'te ölen Büyük İskender Balkan yarımadasından Afganistan ve Pakistan'a kadar uzanan topraklarda büyük bir imparatorluk kurmuştur.
 


300px-She-wolf_suckles_Romulus_and_Remus.jpg


Romulus ve Remus'u emziren dişi kurt

Antik Roma

Antik Roma ise MÖ 9. yüzyılda İtalya Yarımadası'nda kurulan Roma şehir devletinden doğarak tüm Akdeniz'i çevreleyen muazzam bir imparatorluk haline gelen medeniyetin adıdır.

Roma'nın MÖ 27 Nisan 753 tarihinde Truva prensi Aeneas'ın torunları olan Romulus ve Remus adlı ikiz kardeşler tarafından kurulduğuna inanılır[11].

Zamanla yarımadada yaşayan Etrüskler güçlerini yitirdiler. MÖ 509'da Roma uygarlığı monarşiden oligarşi ve cumhuriyetin bileşimi bir demokrasiye dönüştü.

Bu dönemde Roma Cumhuriyeti bir halk meclisi tarafından seçilen Romalı konsüller ve Roma Senatosu tarafından yönetiliyordu.

400px-Map_of_the_Roman_Empire_at_its_height.svg.png


Roma İmparatorluğu'nun en geniş halindeki sınırları

MÖ 52'de Galya'yı Roma Cumhuriyeti topraklarına katan Jül Sezar diktatör ilan edildi[12].

Caesar Augustus döneminde ise devlet Roma İmparatorluğu'na dönüştü. "Beş İyi İmparator" döneminde (96-180) imparatorluk toprak genişliği, ekonomi ve kültür bakımından doruk noktasına ulaştı.[13] Pax Romana sırasında iç ve dış tehditlerden uzak Roma zenginleşti.[14][15]

Trajan döneminde Daçya'nın fethiyle imparatorluk en geniş sınırlarına ulaştı. Roma toprakları 6,5 milyon km²'lik bir alanı kapsıyordu[16].

İmparatorluğun yönettiği topraklarda Romalıların dili olan Latince, Avrupa'da Lingua franca (ortak dil) haline geldi. Latince günümüze kadar yaşayan bir dil olarak ulaşmıştır.

330'da İmparator Konstantin Byzantium kentini Yeni Roma adıyla başkent yaptı. 395'te I. Theodosius'un ölümünden sonra imparatorluk doğu ve batı olarak ikiye ayrıldı.
 
Orta Çağ

Roma İmparatorluğu'nun Çöküşü

280px-Heinrich_Leutemann%2C_Pl%C3%BCnderung_Roms_durch_die_Vandalen_%28c._1860%E2%80%931880%29.jpg


Roma'yı yağmalayan Vandallar

İmparatorluğunun Çöküşü

Roma İmparatorluğu Doğu ve Batı olarak ikiye bölününce gücünü önemli ölçüde yitirdi.

Hispanya, Galya ve İtalya'yı içine alan Batı Roma İmparatorluğu imparatorluk sınırları dışında yaşayan Gotlar, Vandallar, Lombardlar, Franklar, Jütler ve Saksonlar gibi çoğu Germen kökenli barbar kavimlerin saldırısına uğradı.

Hun saldırıları karşısında Tuna Irmağı’nın güneyine itilen Vizigotlar 410'da Alarik'in önderliğinde Roma kentini ele geçirdiler[17].

Batı Roma İmparatorluğu nihayet 476'da sona erdi. Roma'nın yıkılışı Orta Çağ'ın başlangıç tarihi kabul edilir.

Gotların batı kolu olan Vizigotlar, İtalya'dan sonra İspanya'ya yerleşerek burada güçlü bir krallık kurdular.

Başka bir Germen halkı olan Vandallar da komutanları Genserik'in önderliğinde, 455'te Roma'yı ele geçirip yağmaladılar.

Barbar halklardan sayılan Franklar da batıya doğru ilerleyerek, Galya'nın içlerine kadar girdiler. Jütler ve Saksonlar ise, o dönemde Roma’nın eyaleti olan Britannia'ye akınlar düzenlediler.

Gotların doğu kolu olan Ostrogotlar da Roma topraklarını istila ettiler ve İtalya'da bir krallık kurdular.

Ancak bu krallığın ömrü uzun olmadı ve 60 yıl sonra ortadan kalktı. Barbar akınları sırasında İtalya’da kalıcı bir yönetim oluşamadı.

Bizans İmparatoru Jüstinianos, bu siyasal boşluktan yararlanarak İtalya'yı da bir süre imparatorluğunun topraklarına kattı[18]. Ancak Jüstinianos'un 565'teki ölümünden sonra, İtalya bu kez Lombardlar tarafından istila edildi

400px-Avrupa_814.jpg


814'te Avrupa
 
Kutsal Roma ve İtalyan kent devletleri

Germen kökenli barbar kavimlerden biri olan Franklar 6. yüzyılda Hıristiyanlığı kabul ettiler.

Karolenj hanedanına üye olan Frank kralları günümüzdeki Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, İsviçre ve İtalya'nın kuzeyini kapsayan toprakları ellerine geçirerek Karolenj İmparatorluğu'nu kurdular.

Günümüzdeki Fransa'nın adı Germen bir ırk olan Frankların kurduğu bu imparatorluğa dayanmaktadır[19].

240px-Albrecht_D%C3%BCrer_-_Emperor_Charlemagne.jpg


Frankların kralı Şarlman

768'de Frankların başına geçen Şarlman bu imparatorluğun sınırlarını en yüksek boyutlarına ulaştırdı.

25 Aralık 800 tarihinde Vatikan'daki Aziz Petrus Bazilikası'nda Papa III. Leo Şarlman'ı imparator ilan ederek 5. yüzyılda yıkılmış olan Roma İmparatorluğu'nun varisi yaptı.

O zamana kadar Roma İmparatoru unvanını taşıyan tek hükümdarlar olan Bizanslılar 812'de Şarlman'ın imparatorluk unvanını istemeyerek kabullenmek zorunda kaldılar.

Şarlman'ın 814'deki ölümünden sonra Karolenj İmparatorluğu zayıfladı. 10. yüzyılın ortalarında Cermen hükümdarlarından I. Otto, Şarlman'ın hüküm sürdüğü toprakların çoğunu ele geçirerek Kutsal Roma Germen İmparatorluğu'nu kurdu[20].

962'de Papa XII. Ioannes I. Otto'ya Roma imparatoru sıfatını verdi.

Kutsal Roma İmparatorluğu 1806 yılına kadar ayakta kaldıysa da zamanla gücünü kaybederek önce Orta Avrupa'daki Alman devletçiklerin bir konfederasyonu haline geldi, sonra da yerini Avusturya İmparatorluğu'na bıraktı.

240px-Italya_MS_1000.png


1000 yılında İtalya yarımadası

774 yılına kadar İtalya'nın kuzeyi bir Cermen halkı olan Lombardların elinde kaldı. 751'de Lombardlar güneye inerek Ravenna'yı ele geçirdiler[21].

Papa Franklardan yardım istedi. Franklar Lombardları yenerek Orta İtalya'yı Papa'ya geri verdiler. Böylece Roma kenti civarında bağımsız bir Papalık Devleti kurulmuş oldu. Buna cevap olarak Papa III. Leo, Frankların kralı Şarlman'ı imparator ilan ederek Franklara saygınlık sağladı[22].

11. yüzyılda da Venedik Cumhuriyeti, Ceneviz Cumhuriyeti, Lombard Birliği, Napoli Krallığı ve Floransa Cumhuriyeti gibi şehir devletleri güç kazandı. Bu dönemde Papalık ve Kutsal Roma İmparatorluğu iki büyük güç merkezi halindeydi.

İtalya'daki kent devletlerinde bu iki güç merkezinin yanlıları arasında büyük çatışmalar çıktı. Bu iki siyasi grup Guelfolar ve Ghibellinolar olarak tanındı[23].

240px-Magna_charta_cum_statutis_angliae_p1.jpg


Magna Carta
 
İngiltere ve Fransa'nın oluşması

Büyük Britanya Adası M.S. 55 - 410 arasında Roma İmparatorluğu'na bağlı Britannia eyaletiydi. 5. yüzyılda adada Hıristiyanlık dini yayılmaya başladı.

Adanın yerli halkı olan Keltlere 5. yüzyılda adaya göç eden bir Cermen halkı olan Anglosaksonlar katıldı. Fransa'dan gelerek adayı istila eden Normanlar 1066'da I. William'ın liderliği altında Hastings Muharebesini kazanarak adayı ele geçirdiler[24].

Bir Cermen halkı olduğu halde Fransız kültürüne sahip olan Normanlar adaya Fransız kültürünü getirdiler.

İngiliz ulusu adaya daha önce gelmiş olan Anglosaksonların Normanlarla karışmasından ortaya çıktı. 1215'de İngiltere kralı John'un soylularla imzaladığı Magna Carta Avrupa tarihinde ilk defa monarşinin gücünü kısıtlayan anlaşmadır ve modern anayasaların başlangıcı kabul edilmektedir[25].

240px-France.1223.png


1223'teFransa

Roma İmparatorluğu'nun Gallia Lugdunensis ve Gallia Aquitania eyaletleri olan Fransa imparatorluğun çökmesinden sonra bir Cermen halkı olan Frankların istilasına uğradı.

Bölgeyi 481–687 arasında Merovenj Hanedanı yönetti. 751–840 arasında ise Fransa Orta Avrupa'yla birlikte Karolenj İmparatorluğunun bir parçasıydı.

Ancak 843'de Şarlman'ın torunları Verdun Antlaşması'nı imzalayarak ülkeyi aralarında paylaştılar[26]. Batı Frank Krallığı adını alan kısım zamanla günümüzdeki Fransa'ya dönüştü.

Orta Çağ'da Fransa birden fazla krallıklar tarafından yönetildi. 987'de Hugh Capet yönetimi eline alarak Capet Hanedanını kurdu ve Fransa'nın büyük bir bölümüne hükmettiler.

Bu hanedanın dalları olan Valois ve Bourbon hanedanları Fransa'yı 1830 yılına kadar yönettiler[27].

Normanlar ise Fransa'nın kuzeyini yönettiler ama İngiltere ve Sicilya'yı istila ederek güçlerini geniş bir alana yaydılar.

240px-Adolf_Seel_Innenhof_der_Alhambra.jpg


Granada'daki Elhamra sarayı

 
İber Yarımadası

7. yüzyıl'da Arabistan'da ortaya çıkan İslam dinini kabul eden Arap orduları aynı yüzyıl içinde Kuzey Afrika'nın tümünü eline geçirmişti.

8. yüzyılın başında gelindiğinde Müslüman Emevi Devleti'nin Kuzey Afrika'daki valisi olan Musa bin Nusayr bir Berberi kumandan olan Tarık bin Ziyad'ı Cebelitarık Boğazı'nı geçerek İber Yarımadası'na gönderdi.

O sırada İber Yarımadası bir Cermen halkı olan Vizigotların elindeydi ve başkentleri Toledo kentinde bulunuyordu.

Tarık Bin Ziyad, Vizigot kralı Rodrigo'yu ağır bir yenilgiye uğrattı.

Vizigot krallığı parçalandı ve bütün İber yarımadası kısa bir süre içinde Müslümanların eline geçti[28].

749'da Emevilerin yıkılmasıyla Şam'dan kaçan Emevi Prensi Abdurrahman, 755'te İber yarımadasına geçti.

756'da bir devlet kurdu ve kendisi de emir oldu. 929'da III. Abdurrahman halifeliğini îlân etti. 1031'de halîfenin otoritesi sarsıldı, ülke emirliklere bölündü.

1031'de Âli beytten olan Hammûdiler, hilâfeti devam ettirmek istediler. 1086'da Abbâdi hanedanından İşbiliye Meliki, Kuzey Afrika Murabıtlar İmparatorluğundan yardım istedi.

Oradan gelen kuvvetlere 13 Endülüs meliki de katıldı. Zeleka Muharebesinde Hıristiyan orduları imha edilerek, İspanya'da Müslüman hâkimiyetinin ömrü uzadı.

240px-Mosque_of_Cordoba_Spain.jpg


İspanya'nın Cordoba kentindeki Kurtuba Camii

1147'de Muvahhidler, Murâbıtları ortadan kaldırdı, Hıristiyanlarla da savaştılar. 1187'de Selahaddin Eyyubi, Kudüs'ü alınca Papa VIII. Gregorius kutsal savaş ilan etti.

1236'da Benî Ahmer, Benî Hud aleyhine Kastilya Kralıyla anlaşınca Kurtuba Hıristiyanların eline geçti.

1232'de kurulan Beni Ahmer Devleti (Gırnata Emirliği) Hıristiyanlarla anlaşarak ayakta durmaya çalıştı.

1469'da Sultan Ebû Hasan'ın oğlu XII. Muhammed, annesinin teşvikiyle isyan edip babasını tahttan indirdi. Uzun süre baba ve oğul arasında taht kavgaları devam etti.

Bu durumdan yararlanan Hıristiyanlar 1490'da Gırnata'yı kuşatarak yağma ettiler. Sonunda 1492'de Muhammed, Aragon kralı Aragon kralı II. Fernando'ya teslim oldu[29].

Böylece İspanya'da Endülüs devleti ortadan kalmış ve Reconquista (yeniden fetih) süreci tamamlanmış oluyordu..

300px-Hagia-Sophia-Laengsschnitt.jpg


Bizans İmparatoru I. Justinianos tarafından 532-537 yıllarında inşa ettirilmiş Aya Sofya Katedrali
 
Doğu Avrupa

Bizans İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu'nun 395'te Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmasıyla ortaya çıktı. Başkenti Roma olan Batı Roma İmparatorluğu 5. yüzyılda Cermen kabilelerince yıkıldı.

Merkezi Konstantinopolis (bugünkü İstanbul) olan ve Doğu Roma İmparatorluğu da denen Bizans İmparatorluğu ise, bin yılı aşkın süre varlığını sürdürdü.

Bizans'ın ortaya çıkışı, Roma İmparatoru I. Constantinus'un başkenti, Roma'dan bugünkü İstanbul'a taşımasıyla da yakından ilişkilidir[30].

240px-Meister_von_San_Vitale_in_Ravenna_008.jpg


1055-1056 arasında hüküm sürmüş Bizans İmparatoriçesi Teodora

Bizans İmparatorluğu 7. ve 8. yüzyıllarda doğuda Müslüman ve Pers ordularının saldırısına uğrarken, batıda Slavların tehdidi altında kaldı. 610'da, Bizans tahtını ele geçiren Herakleios, Perslerin saldırılarını durdurdu ve başkentin savunmasını güçlendirdi.

Tuna Irmağı'nı geçerek Bizans topraklarına inen Avarlar'ı da yendi. Bu dönemde Araplar İslam dinini yaymak için fetihlere girişmişlerdi. Arap orduları 632'de Suriye ve Filistin'i ele geçirdiler.

İskenderiye'nin teslim olmasından sonra Araplar, 642'de Mısır’ın tamamını denetim altına aldılar. 674-678 arasında Araplar birçok kez Konstantinopolis'i kuşattılarsa da ele geçiremediler[31].

Bizans İmparatorluğu 867-1056 arasında imparatorluğu yöneten Makedonya hanedanı döneminde altın çağını yaşadı.

Makedonya hanedanının kurucusu I. Basileios (867-886), daha önce yitirilmiş olan Anadolu'daki toprakları yeniden imparatorluk sınırlarına kattı.

I. Basileios ve ardılı VI. Leon (886-912) dönemlerinde, imparatorluğun hukuk sistemi yeniden düzenlendi. II. Nikeforos (963-969), Girit ve Kıbrıs'ı yeniden imparatorluğa kattı, Suriye ve Balkanlar'da yeni topraklar ele geçirdi.
 
Haçlı seferleri

340px-Orta_Dogu_1135.png


Haçlı devletleri

11. yüzyıla gelindiğinde Türkler Müslümanlığı kabul ederek batıya göç etmeğe başlamışlar, Büyük Selçuklu Devleti'ni kurarak Orta Doğu'nun büyük bir bölümünü ele geçirmişlerdi.

O döneme kadar İslam dünyasıyla büyük çaplı bir çatışmaya girmemiş olan Avrupalılar 1071'de Bizanslıların Malazgirt Savaşı'nda uğradıkları yenilgi[32] üzerine büyük bir telaşa düştüler.

Anadolu'nun kapıları Türklere açılmış, Türkler İstanbul'un yakınlarına kadar ilerleyerek İznik'te Anadolu Selçuklu Devleti'ni kurmuşlardı.

Bizans imparatoru I. Aleksios Komnenos Papa II. Urbanus'tan Türklere karşı yardım istedi.

Böylece zaten Kudüs'teki Hıristiyanlığın Kutsal Toprakların Müslümanların kontrolü olmasından hoşnut olmayan Avrupalılar arasında haçlı seferi düşüncesi oluştu.

Papa II. Urbanus 18 Kasım-28 Kasım 1095 tarihleri arasında Fransa'nın Clermont kentinde Clermont Konseyini toplayarak Avrupa'nın liderlerini Müslümanlarla savaşa çağırdı. Bu çağrıya cevap veren ordular 1097'de ilk defa Anadolu'ya girerek Birinci Haçlı seferini başlattılar[33].

Birinci Haçlı seferi Avrupalılar açısından çok başarılı oldu. Avrupalıların bu saldırısına hazırlıksız yakalanan Müslümanlar Avrupalıların Anadolu'da ilerlemesini engelleyemediler.

Anadolu Selçuklu hükümdarı I. Kılıçarslan İznik'i haçlılara vermek zorunda kaldı. Aynı yılın Temmuz ayında Eskişehir yakınlarındaki Dorileon Savaşı'nda haçlılara yenildi.

Ekim ayında haçlılar Antakya'yı kuşattılar.

Bir seneye yakın süren bir kuşatma sonunda Antakya haçlıların eline geçti. 1099'da haçlılar Kudüs'ü kuşattılar. 15 Temmuz'da Kudüs düştü.

Haçlılar Kudüs'ün tüm halkını kılıçtan geçirdiler.

Birinci Haçlı seferi sonucunda Haçlılar Orta Doğu'nun çeşitli kentlerinde irili ufaklı haçlı devletleri kurdular.

Birinci Haçlı seferinden sonra 10'a yakın haçlı seferi yapıldı. Ancak bunlardan hiçbiri başarılı olamadı.

Orta Doğu'da güç kazanan çeşitli Müslüman devletleri zamanla haçlı devletlerini birer birer ele geçirdiler.

1187'de Selahaddin Eyyubi'nin Kudüs'ü haçlılardan geri alması büyük bir dönüm noktası oldu[34].

13. yüzyılın sonlarına gelindiğinde haçlıların Orta Doğu'daki varlığı sona ermişti. 14. yüzyıldan itibaren Avrupalıların Müslümanlara karşı saldırılarını Osmanlı Devleti göğüslemeye başladı.
 
İstanbul'un fethi

360px-Zonaro_GatesofConst.jpg


İstanbul'un fethi

1299'da kurulan Osmanlı Devleti, onu izleyen yüzyıl içinde hem Bizanslıları hem de Anadolu'daki diğer beylileri yenerek güçlendi.

Bizans İmparatorluğu'nun başkenti olan Konstantinopolis zamanla dört bir yandan Osmanlılar tarafından çevrildi ve nihayet 1453'te Fatih Sultan Mehmet'in komutanlığında ele geçirdi.

Doğu Roma İmparatorluğu böylelikle sona ermiş oldu[35].
 
Yeni Çağ

Osmanlı, İsveç ve Lehistan İmparatorlukları

460px-Osmanli_Imparatorlugu_1300-1923.gif


Osmanlı İmparatorluğu'nun yükselişi ve çöküşü (1299-1920)

Yeni Çağa girilirken Avrupa'nın en güçlü ülkeleri doğuda Osmanlı İmparatorluğu ve kuzeyde Lehistan-Litvanya Birliği ve İsveç İmparatorluğu, Orta Avrupa'da Kutsal Roma İmparatorluğu, batıda ise İspanya ve Portekiz idi.

Akdeniz'e ise Ceneviz ve Venedik Cumhuriyetleri, İspanyol İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu hükmediyordu.

360px-Battle_of_Preveza_%281538%29.jpg


Preveze Deniz Savaşı

Osmanlı İmparatorluğu 15. ve 16. yüzyıllarda Avrupa'da hızla genişleyerek Balkanlar'ın tümünü, Romanya ve Macaristan'ı eline geçirdi.

Viyana'nın sınırlarına kadar dayandı. 16. yüzyılda Habsburg Hanedanına üye V. Karl evlilik ve fetih yollarıyla hem İspanya hem de Kutsal Roma (Almanya, Avusturya, Kuzey İtalya, Belçika) topraklarının hükümdarı haline geldi.

Bu dönemde Osmanlı ve Habsburg devletleri arasında hem denizde, hem de karada büyük savaşlar yapıldı.

1538'deki Preveze Deniz Savaşında Osmanlılar üstünlük sağladılar ama 1571'deki İnebahtı Deniz Savaşında bu üstünlüğü kaybettiler.

300px-Vienna_Battle_1683.jpg


II. Viyana Kuşatması

16. yüzyılda güçlerinin doruğuna ulaşan Osmanlılar 1683'de Kutsal Roma İmparatorluğuna bağlı Habsburg Devletinin başkenti olan Viyana'yı kuşattılar ancak II. Viyana Kuşatması başarısızlıkla sonuçlandı.[36]

Bu sırada Lehistan-Litvanya Birliği doğuya doğru genişleyerek Beyaz Rusya ve Ukrayna'nın büyük bir bölümünü eline geçirdi.

Yeni Çağ'ın başlarında Rusya'ya Moskova Knezliği hükmediyordu ve 1547'de IV. İvan'ın çar olmasına kadar Rusya zayıf bir devletti.

İsveç İmparatorluğu ise 17. yüzyıl başlarında Lehistan, Rusya Çarlığı ve Danimarka-Norveç'e karşı giriştiği savaşlarla sınırlarını büyüttü.

Ancak Rusya'nın 18. yüzyılda güçlenmesi sonucu 1700-1721 yılları arasında Rusya'yla yaptığı savaşları kaybederek gücünü yitirdi.
 
Rönesans ve Reform

300px-Mona_Lisa%2C_by_Leonardo_da_Vinci%2C_from_C2RMF_retouched.jpg


Leonardo da Vinci'nin Mona Lisa adlı eseri

15. yüzyıl'ın ikinci yarısında İtalya yarımadasında sanat ve bilim dallarında olağanüstü bir atılım yaşandı.

Rönesans (yeniden doğuş) adı verilen bu hareket çağdaş Batı Avrupa ile klasik antik Avrupa arasındaki bağın tekrar kurulmasını sağladı.

Avrupalı bilim adamları bu dönemde İslam dünyasından matematik öğrendiler. Dinsel ve batıl inançlar yerine deneyselliğe ve akılcı düşünceye geri dönüldü.

Johannes Gutenberg'in Matbaayı geliştirmesiyle sanat, şiir ve mimari'de ortaya çıkan yeni tekniklerle bilgi yayılabilmiş, böylece köklü bir değişim başlamıştır[37].

Bu çağ Antik Roma döneminden beri geri kalmış olan Avrupa'nın ticaret ve coğrafi keşiflerle yükselişinin öncüsü olmuştur.

İtalyan rönesansı bu dönemin başlangıcı olarak kabul edilir.

300px-Martin_Luther%2C_1529.jpg


Protestanlığın babası Martin Luther

Almanya'da ise Rönesans Hümanizm ile başlamıştır.

Hollandalı Erasmus ve Alman Martin Luther dinsel konuları incelediler. Martin Luther Hıristiyanlıkta Protestanlık adı verilen Reform hareketini başlattı[38].

Fransa'daki Rönesans'a krallar öncülük etti. Mimar Pierre Lescot en önemli Rönesans sanatçısıdır.

Fransız Jean Calvin, Luther'in reformcu fikirlerini açıkça benimsediği için Paris'ten ayrılmak zorunda kaldı (1534) ve bir süre Strazburg ve Basel'de kaldıktan sonra 1541'de Cenevre'ye yerleşti ve Kalvinizm'i geliştirdi.

1598'de Nantes Fermanı'yla Fransa'daki Protestan Huguenotlara birçok haklar verildi[39]. Alman sanatçı Albrecht Dürer dinî tablolar yaptı.

İngiltere’de Shakespeare, İspanya’da Cervantes ünlü eserler yazdılar. Rönesans’ın sonucunda Skolastik görüş (Kilise'nin dar görüşü) yıkıldı. Yerine pozitif (Bilimsel) düşünce hakim oldu.

Bu da Reform hareketlerini hazırladı. Bilim ve teknikteki gelişmeler hızlandı. Avrupa’da sanattan zevk alan aydın (burjuva) sınıf ve halk sınıfı oluştu.

Din adamlarının ve kilisenin halk üzerindeki otoritesi sarsıldı. Avrupa’nın her yönden gelişmesine ve güçlenmesine öncülük etti.

Katolik Kilisesi Protestanlığın yayılmasını önlemeye çalıştı. 1542'de Roma Engizisyonu kuruldu.

Fransa Nantes Fermanı 1685'de geri alındı. 1715'de Protestanlık Fransa'da yasaklaması sonucunda 250.000 Huguenot Amerika ve Hollanda gibi Protestan ülkelere göç ettiler.

Hollanda'da Protestan Geuzenler İspanyol egemenliğine isyan ettiler. 1545-1563 yılları arasında toplanan Trento Konsili Protestanlığı şiddetle eleştirerek dine aykırı ilan etti. Bu arada reform hareketlerini yetersiz bulan Püriten ve Anabaptist gibi gruplar da vardı.

Bu gruplar da bazan diğer Protestanlar tarafından taciz edildiler.

Bazı Protestanlar çareyi Kuzey Amerika'ya göç ederek orada koloniler kurmakta buldular.
 
Geri