Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Kim ne derse desin acıyor hemde çok acıyor
Aşkı yananlardan yakınandan sor
Kalbi ateşten korumak için
Nereye gitsen de boş
Acısı da geliyor, yakamda duruyor
Aşk adamı eritir bitirir acımaz bile bile
Kalp çekiyor çekiyor acıyı seviyor onu diye
Görmezse gözlerim duymazsam
Senden hediye seve seve
Aşkı yananlardan yakınandan sor
Kim ne derse desin acıyor hemde çok acıyor
Aşkı yananlardan yakınandan sor
Kalbi ateşten korumak için
Nereye gitsen de boş
Acısı da geliyor, yakamda duruyor
Aşk adamı eritir bitirir acımaz bile bile
Kalp çekiyor çekiyor acıyı seviyor onu diye
Görmezse gözlerim duymazsam
Senden hediye seve seve
Aşkı yananlardan yakınandan sor
Alıştım ben sana her yerde sen varsın
Gözüm görmez oldu yokluğun çok acı
Bitmiyor geceler saatler geçmiyor
Zaman durdu sanki sen gidince
Ne kadar da zormuş aşkın gidişi
Umutsuz beklerken çaresiz kalbim
Tek suçum sevmekti ayrılık bedeli
Ağla ağla dönülmez geri
Olmuyor olmuyor ne yapsam olmuyor
Sensiz yerin dolmuyor
Bi gelsen bi görsen kalbim ağlıyor
Sensiz yerin dolmuyor
Suskunluğun misafiri olmaktan haz alıyor yüreğim! Musalla taşındaki cesedin suskunluğu kadar suskunum! Konuşmalara küstüm! Gemilerim artık kendime yol alıyor.
Her zaman her yerde her istenileni anlatamıyorum. Kime neyi nasıl ispatlayacaksın! o halde suskunluğun elini tutuyorum. Merhem tutmaz öyle yaralarım var ki! Konuşamıyorum… İçime atıp susuyorum.
Kurşun geçmez şartlanmış beyinlere söz geçiremiyorum. Sayfalarca susuyorum. Kelimelerimin dinlenmeye en çok muhtaç olduğu anlarda Beni anlayacak bana derman olacak birini aradığımda O çok (boş) konuşanlar kaçıyor. Sokağımın gece yarısı suskunluğa terk edildiği gibi Bende yüreğimi suskunluğun kucağına bırakıyorum Konuştuğum zaman mahkûm Sustuğum zaman zanlı muamelesi görüyorum. Ne yapacaksın kime gideceksin… Anlamsız konuşmalardan kendime sığınıyorum Zor olanı tercih ettim sustum…
Boğazıma dizilmiş sözcükleri söylemeden haykıramadan içime atarak… Bir bilseler susan birinin gözlerinde çuvallar dolusu kelime olduğunu Ve yine bir bilseler söz tükenmişse en güzel cevabın susmak olduğunu…
Tarif edemediğim acıları Hayal kırıklıklarımı susuşlarımla örtüyorum. Yüreğimin en ücra köşelerine inen zehirli oklardan Canım çok yandı! Konuşursam; Kırmaktan kırılmaktan Gözyaşlarımı tutamamaktan Kelimeleri yan yana getirememekten Yaralı kelimeler sunmaktan korkuyorum. Geri alınmayacak kelimeler adına; ağzımın sürgüsünü çektim! Şuan boğazımda düğümlenen kelimeleri çarmıha germekle meşgulüm Sustum…
Ben sustukça suskunluğumun üstüne düşman gibi sözcükler yağsa da İncitseler de beni artık vakit susma vaktidir Korkup kaçtı Suçunu kabul etti Haksız olduğunu kabullendi diyecekler… Desinler… Dudağım mühürlü! Duygularım susuşlarımda saklı kalacak. Yıllardır biriktirdiğim hiç kullanılmamış kelimelerimi Devren satılığa çıkarıyorum. İlan verdim! Alan olmazsa kalbimin morgunda biriktireceğim...
Sahi her susan haksız mıdır? Belki de her Suskunluğun arka planında ciltler dolusu anlamlar vardır. Kim bilir! Ve bir gün Söylenmemiş cümlelerimi zulama koyup gideceğim bu şehirden Varsın kaçtı desinler… Susacağım! Derin denizleri her rüzgâr dalgalandıramaz…
Sana sana ait yüreğim var haykıramadığım
Sadece sana dair kelimelerim
Sana ait izler var aynaya bakınca gözlerimde
Sana dair sözlerim var dile getiremediğim
Sana sırlı eylüllerim var
Sonbaharında ıslandığım,
Sen yanımda olmayınca.
Yağmur dolu avuclarım var,
Aslında sana ait hiç birşeyim yok
Kalbimin en derininde hisettiğim sadece aşk
Ellerim üşüyor gözlerini düşününce,
Ve gözlerim yaşarıyor ellerini düşününce...
Lahza lahza anıyorum adını gözyaşıyla,
Buğulu pencerelerden bakmadığım an olmadı,
Hayalimdeki çehrene..
Sevdanla yaşamak ağır.
Kaybetme korkusu!...
Sevdanı kaybetmeden sen''i kaybetme korkusu
Ah...
Ölüm ne ki?!
Sana dair avuçlarımda gözyaşım,
Sana ait kelimelerim birikmiş ceplerimde,
Hüzünle sarıp sarmaladığım Yarim
Bir Ok gibi Saplandın Solyanıma,
Kanıyorum Yine Bu gece, Sen diye...
İşte bu anlarda
Ölüm ne ki?!
Bak sabah oldu yine…
Topla hayal kırıklarımı ayaklarımın altından.
Yürüdükçe daha çok yanıyor canım.
Kaldır yüzümü yerden, sustur ezberlerimi,
Ve kalbim
O kadar zorluyor ki dilimi,kelimelerimi
Birbiri ardına savursun diye aşka geleni
"Yârim"
"Herşeyim"
Adının harflerinden,
Yere düşen gölgene kadar
öyle bir hayat yaşıyorum ki,
cenneti de gördüm, cehennemi de.
öyle bir aşk yaşadım ki,
tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
bazıları seyrederken hayatı en önden,
kendime bir sahne buldum oynadım.
öyle bir rol vermişler ki,
okudum, okudum anlamadım.
kendi kendime konuştum bazen evimde.
hem kızdım hem güldüm halime.
sonra dedim ki, söz ver kendine denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin.
sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin.
uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.
öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım.
öyle çok değerliymiş ki zaman,
hep acele etmem bundandı,
anladım...
-Friedrich Nietzsche-
Şimdi çocukluğumla kıyaslayınca umudumu
Farkettim ki çokça azalmış
Kalbim bu yalancı dünyanın ve de insanlarının
Yalan tavırlarına çoktan alışmış
Belki bende onun parçası oldum
Gidilen yoldan dönemez oldum
Taşların altına elimi koyamaz oldum
Yada umutlar yeşermişti gözlerim körelmişti
Bu yüzden onları da seçemez oldum.
Yaraları tuzla, acıyla sardım ben
Belki bu sabrın inancı madenden
Bulamadım aklıma göre bir havva ben
Ve yine başa döndüm hep bu kalbim yüzünden
Ah kalbim sus artık sus başıma bela açtın
Aklım bana yetmezken onu da yaktın
Ah kalbim geç kaldın geç şimdi bir günahkarsın
Seni bu garip halinle kim ne yapsın
Yaraları tuzla, acıyla sardım ben
Belki bu sabrın inancı madenden
Bulamadım aklıma göre bir havva ben
Ve yine başa döndüm hep bu kalbim yüzünden
şimdi bir denizin kenarındayız farzet
anlatacaklarım var gözlerine
biraz bana bak
çok dağıldım ben
topla beni biraz
ben
bilmiyorum..
azalmalarındayım ömrümün
çoğalmak nasıl mümkün
bilmiyorum
kime ne öğrettiysem
kime ne verdiysem hepsinden mahrumum şimdi
gözlerim uzaklarda
tenim yasaklarda
kalbim parmaklıklar ardında
birikiyorum bir şeylere ama..
bilmiyorum..
seni unutmak da varmış kaderde
"vazgeçtim" diyebiliyorum artık kendime
senden vazgeçip seni ellere
kendimi bilinmeyenlere teslim etmek işte..
adı ne
bilmiyorum..
bir şarkı çalıyor ucuz kulaklığımda
bir şarkı söylüyorum elimde gitarımla
bu kadar uzakken sana
bu kadar yakınken bu kadar uzağa
hem şarkılar dilsiz, hem şiirler sağır
hem ben saçmasapan..
üstelik her şey talan
baştanbaşa her yalan
senden her kalan
böyle biçimsiz duruyor işte üstümde
sen topla
topla/da nereye koy?
inan
bilmiyorum..
bunun adı hayat
bunun adı nefes almak
adı yaşamak
koparak sonsuz bir bilinmezliğin düğümlü çemberinden
dünya denen kara parçasında
denizler içerisinde kaybolarak yaşamak
seni göndereni de
neden geldiğini de unutmak
üstelik bahanesini "sen" koymak
üstelik hiç günah üstlenmeden
bütün suçu "senin" üstüne atmak
her şeyi biliyorum ama
bunun adı ne
bilmiyorum..
çok gözler var
bana bakıyorlar
sen gibi, senin gibi, senden gibi..
gülümsüyorum inan hepsine
sonra durup durup diyorum kendime
beni anladığını sandığım anlardan ibaretti seni sevmelerim
sen beni hiç anlamamışsın
ben seni hiç sevmemişim..
teselli veriyorum kendime dipsiz dipsiz
kimi kandırıyorsun?
sen sevmez de gidersen
adına "bitti" diyorsun
sen seversen, o giderse
bu sefer de "aşk" diyorsun
yanıp, cayır cayır tutuşuyorsun
kiminle oynuyorsun
kime ne anlatıyorsun
bak bunları da biliyorum mesela
ama hala bu içimdeki kim, bu her sabah benimle uyanan ne
bilmiyorum..
tamam
aldattım seni defalarca
ve sevdim senden sonra hatta
kendimi sevdim
sonra seni bir daha sevdim
olmadı
sana benzeyen herkesi sevdim
o da olmadı
sana bakanları sevdim
yine mi olmadı
seni gören tüm gözleri
sana konuşan tüm dilleri
seni anlayan tüm gönülleri sevdim
inan
çare değildi, yetmedi
sonra seni yaradanı sevdim
inan senin de veremeyeceğin bir sevgiydi
"işte tamam bu" dedim
ama hala bunca şiirin içine bunca "sen" koymaya sebep ne
inan
bilmiyorum..
ben
öyle döküldüm avuçlarından
öyle itiraf ettim seni kendime
öyle kabullendim bunca yengiyi, yenilgiyi
durmadım, yürüdüm de durmadan
bilmediklerimi de öğrendim
bildiklerimi de unuttum zaman zaman
hiç pişman olmadım, hiçbir şeyden, hiçbir zaman
yine de belki sana benzer diye sigaramdaki duman
bir daha, bir daha yaktım, usanmadan
/
velhasıl
uzatmadan
biliyorum ne adın var artık
ne adını ben gibi güzel söyleyecek bir dil
biliyorum nefsini, sırrını, zırhını kendimin
biliyorum hıfzını, hatrını, hatırasını kalbimin
biliyorum kadrini, hükmünü, cürmünü sen'in
ama ne paha eder bu
ne pay çıkarırım kendime
ne zaman azad edersin bu kalbi, kalblere..
delikanlılığım
ömrüm
gönlüm
ve tüm sözüm üstüne yemin ederim
bilmiyorum
bilemiyorum..