Ateist arkadaşlara bir soru

Konu sahibi son olarak 924 gün önce görüldü
Selamlar arkadaşlar. Öncelikle belirtmeliyim ki din konusunda "nötr" biriyim.
Bizler her zaman Kur'an'daki çelişkileri konuşuyoruz, ayetlerin tutarsızlığını vs konuşuyoruz. Fakat Kur'an'da bazı ayetler de var ki 1400 yıl önce yaşamış, ilim bilim sahibi olmayan bir kimse tarafından asla yazılamayacak türden.

Mesela Furkan-53 :

"O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır."

Bilim bu denizlerin neden karışmadığını elbette açıklıyor. Fakat , bilim açıklıyor diye de 1400 yıl önce bahsedilen bir olayın gerçekliğinden kaçamayız.
Sizlere sorum ise şu, bu ayetin açıklaması ne olabilir? Yani bir insan yazdıysa o zaman nasıl yazmış olabilir bu ayeti?
 
Konudan tamamen bağımsız olma gayretinde bir yorum getiricem ..

İnsan modern davranışlarına 50bin yıl önce kavuşmuş.. ( kaynak )
700 yılına kadar dünya da sadece 700 yıl yaşamadık yani o miladi bir rakam ..
50 bin yıllık bir birikimi, bilgi aktarımını tamamen yok saymak biraz haksızlık değil mi ..
 
birde dünyaya 4 din gelmiştir ki bu 4 din birbirinden baya uzak zaman aralıklarla gelmiştir ve bağlantılıdır birbirine .Birileri dini uyduruyor diyelim bu uyduran kişi neden yüzlerce binlerce yıl önceki dinle bağlantı kursun ki ?
 
Hayta sorunuzda şöyle bir mantık hatası var. Söz konusu ayet suların neden karışmadığından bahsetmiyor ki? Bunun için ilim bilim bilmeye ne gerek var? Sadece gözlem ve deneme yanılma ile bile akarsu ve denizlerin birbirinden yoğunluk ve tuzluluk/tatlılık açısından farklı olduğu görülebilir. Ayet zaten tüm insanların biraz çabalayarak görebilecekleri bir şeyden bahsedip "biz yaptık" demiş o kadar.

Baggins söylediğiniz şeyde son derece haklısınız. Bilinen şekliyle insanın 10bin yıldan fazla bir süredir türünü koruduğu söyleniyor. Milat dediğimiz noktadan itibaren gelişmemiz daha toplumsal ve ivmeli de olsa bu geçmiş yadsınamaz.

Büyük Düşler (nasıl etiketleyeceğimi bilemedim, kusura bakmayın.)

Arada aslında çok da zaman yok. Çünkü dünyaya sadece 4 din gelmedi. Dünya üzerinde saptanan antik yahut güncel binlerce din var. Eğer semavileri kastediyorsanız, bununla ilgili bir şey yazmıştım buraya. Mobil cihazdayım, bulabilirsem eklerim buraya konunun linkini.

İyi geceler.
 
@Arpes , evet, gözlemleme ile anlaşılabilecek bir durum ama bu konunun geçtiği eski bir kitap var mıdır başka? Eğer yoksa, sadece Kur'an'da geçmesi de dikkat çekici bir olay.
Bu arada sadece ateistlr değil, dindarlar da fikirlerini iletirse iyi olur.
 
@Arpes , evet, gözlemleme ile anlaşılabilecek bir durum ama bu konunun geçtiği eski bir kitap var mıdır başka? Eğer yoksa, sadece Kur'an'da geçmesi de dikkat çekici bir olay.
Bu arada sadece ateistlr değil, dindarlar da fikirlerini iletirse iyi olur.

Aristo akarsuların neden denizlerden farklı olduğuna dair çok fazla çalışma yapmıştır. Hem bu gözlemi iletmiş hem de dönemine göre mantıklı izahlar sunmaya çalışmıştır. Çalışmalarını incelerseniz veriye ulaşabilirsiniz. Onun dışında bazı ilk ve ortaçağ uygarlıkları denizler ve akarsular için ayrı vasıtalar tasarlamış ve kullanmışlardır. Yoğunluk farkını kullanıp ikisi için ayrı ağırlıkta materyaller kullanmışlardır, bu da bu durumun zaten idrakında olduklarını düşündürüyor bana. Bilmem siz ne dersiniz.

Edit. Ekstra kaynak.

Gaius Plinius Secundus (M.S. 23-79), Naturalis Historia adlı eserde bu varsayıma şu şekilde yer vermiştir:
•…Denize bir borudan akar gibi karışan tatlı suyun özellikleri daha da ilginç ve harikadır. Çünkü suda hayret edilecek özellikler vardır. Kendisi daha ağır olan deniz suyu, kendisinden daha hafif olan tatlı suyu üzerinde taşır. Dolayısıyla tatlı su, deniz suyundan hafif olduğu için deniz suyuna karışmaz ve denizin üzerinde yüzer. (Gaius Plinius Secundus, Naturalis Historiae II, CVI 224)
 
Arpes dünyaya sadece 4 kitap indi senin anlayışın farklı olabilir sen ateist olduğun için yılana tapanıda din sayarsın ineğe tapanıda , ama biz inançlı olanlara göre dünyada gerçek var olan sadece 4 din vardır ve hepside birbiriyle bağlantılıdır .Geçerli olansa son din İslamdır bozulmamış olan bir dindir .
 
Aristo akarsuların neden denizlerden farklı olduğuna dair çok fazla çalışma yapmıştır. Hem bu gözlemi iletmiş hem de dönemine göre mantıklı izahlar sunmaya çalışmıştır. Çalışmalarını incelerseniz veriye ulaşabilirsiniz. Onun dışında bazı ilk ve ortaçağ uygarlıkları denizler ve akarsular için ayrı vasıtalar tasarlamış ve kullanmışlardır. Yoğunluk farkını kullanıp ikisi için ayrı ağırlıkta materyaller kullanmışlardır, bu da bu durumun zaten idrakında olduklarını düşündürüyor bana. Bilmem siz ne dersiniz.

Edit. Ekstra kaynak.

Gaius Plinius Secundus (M.S. 23-79), Naturalis Historia adlı eserde bu varsayıma şu şekilde yer vermiştir:
•…Denize bir borudan akar gibi karışan tatlı suyun özellikleri daha da ilginç ve harikadır. Çünkü suda hayret edilecek özellikler vardır. Kendisi daha ağır olan deniz suyu, kendisinden daha hafif olan tatlı suyu üzerinde taşır. Dolayısıyla tatlı su, deniz suyundan hafif olduğu için deniz suyuna karışmaz ve denizin üzerinde yüzer. (Gaius Plinius Secundus, Naturalis Historiae II, CVI 224)

Evet, Hz Muhammed'in döneminden önce de bilinen bir şey olduğunu okudum şimdi bazı kaynaklarda.
Biraz daha araştırmakta fayda var o halde : )
Bilgiler için teşekkürler bu arada.
 
Arpes dünyaya sadece 4 kitap indi senin anlayışın farklı olabilir sen ateist olduğun için yılana tapanıda din sayarsın ineğe tapanıda , ama biz inançlı olanlara göre dünyada gerçek var olan sadece 4 din vardır ve hepside birbiriyle bağlantılıdır .

Peki niye diğer vahiy sahibi dinleri dışlıyorsunuz? Kurana göre 125.000 peygamber ve 125.000 din gelmiştir. Hepsi aynı Allah'ı ve aynı prensibi öğütlemiştir.

İnsanları inanmıyor diye hakir görmeden önce lütfen kendi dininizi öğrenin. Çünkü klasik İslam fıkhına göre küfür içindesiniz.
 
Neyse bu konu uzaarrr gider , prensip olarak artık din konusunda tartışma yapmıcam tepem atıyo kavga ediyorum sonra , ataların dediği gibi her koyun kendi bacağından asılır , ateist olmuştur temam ama benane
 
Evet, Hz Muhammed'in döneminden önce de bilinen bir şey olduğunu okudum şimdi bazı kaynaklarda.
Biraz daha araştırmakta fayda var o halde : )
Bilgiler için teşekkürler bu arada.

Ne demek efendim. Bilgi paylaşıldıkça çoğalan bir şeydir. Sizin de elinize farklı kaynaklar düşerse ben de aydınlanmak isterim. İyi geceler.
 
Peki niye diğer vahiy sahibi dinleri dışlıyorsunuz? Kurana göre 125.000 peygamber ve 125.000 din gelmiştir. Hepsi aynı Allah'ı ve aynı prensibi öğütlemiştir.

İnsanları inanmıyor diye hakir görmeden önce lütfen kendi dininizi öğrenin. Çünkü klasik İslam fıkhına göre küfür içindesiniz.

Kurana göre binlerce peygamber gelmiştir küçük grublara yol göstermiştir fakat din değildir onlar .Allahın varlığına inanılması gerektiğini onun yolundan sapmamak gerektiği söylenmiş olabilir ama dünya üzerinde genel manada 4 din vardır 125 bin din nedir abi hikaye roman mı yazıyon şiir mi yazıyon , her yıl ortalama 4 din mi çıkmış şimdi saçmalık burdan belli , zeburdan önce ki olan olayların hepsi yani gelen peygamberlerin hepsi tek birşey göstermiştir Allaha iman ve kötülüklerden sakınma bu yol gösterme demektir ...
 
İslâmî açıdan bakan birini soruyorsanız Qasem bu konuda aydınlatır sanıyorum
Ben biraz yetersiz kalabilirim bu konuda :hi:
 
peki yedi kat gökler tabiri ve gökyüzünün yedi tabakadan oluşması? o da mı herkesin bildiği birşeydi?
 
İslâmî açıdan bakan birini soruyorsanız Qasem bu konuda aydınlatır sanıyorum
Ben biraz yetersiz kalabilirim bu konuda :hi:
Üstad soru Ateistlere sorulmuş benlik bir şey yok...

Allah Razı olsun...

Dindarlardan yorum yapılması istenmişse de ben bu konuda çok farklı düşünüyorum...

Öncelikle Kuran bir bilimsel veri kitabı olmayıp burada bilimsel veriler aramak sadece Ahmaklık ( Aklın Kullanılamaması) olur. Vahy toplumun bilmediği verilerden örnekler getirmez, Aksine toplumun bildiği şeylerden bahseder ve bunu kendi gücüne bağlar, aslında toplumun bildiği bir şeyi yeniden toplumun gündemine taşır (zikreder). Çünkü kuran bilinmezlikler kitabı değil aksine Mubin bir kitaptır ve Islah edicidir. Toplumun Yalnış bildiği şeyleri onların gündemine doğru bir şekilde yansıtır ve bunlar üzerinden temel.ilkeler koyar, Nasihat eder. Görmezler mi, bilmezler mi, akl etmezlermi.sözcüklerini sürekli kullanarak onların dikkatini aslında bildikleri bu şeylere çeker ve bunun üzerinden gücünü gösterir.

Tatlı su tuzlu meselesine gelince, Bilimin Tatlı su ve tuzlu suyun karışmadığını İspat ettiği bir görüşü yoktur... Bu fizik kurallarına aykırı bir durumdur. Mutfağınızda bir deney yaparsanız kolaylıkla karıştığını görürsünüz... Kütlesi birbirinden farklı olan iki su birbiri ile karşılaştığında hızlınbir şekilde değil daha yavaş bir şekilde bir birine karışır. Kuranda bu durumdan bahseden başka ayetlerde vardır. Vahyi bir bütünlük içinde ele.almanız daha doğru olur. Kurtubi den ilgili ayetin tefsirine baktığınızda zaten ilgili ayetler karşılaştırlmıştır. Burada bunları uzun uzun vermek istemiyorum. Kaynak göstermem yeterlidir.

Ayrıca yeryüzünde tatlı ve içilebilir bir suyu olan bir deniz yoktur. Sadece kütleleri yani barındırdıkları tuz oranı farklı olan denizler vardır ki bunlar karşılaştığı alanda hemen birbirinw karışmazlar. Dere yatağından denize dökülen kütlesi daha az olan bir suyun denize aktığını düşündüğünüzde suyun karışmaması diye bir şeyin olmadığını değil karışmasının zaman aldığını görürsünüz. Ki okyanus suyu durağan değil dinamiktir. Akışkan bir dere yatağında kütleleri farklı olan iki su karşılaştığında bunlar aynınyatakta karışmadan ilerlerler demek ancak cehalet ile tanımlanabilecek bişeydir.

Konunun dini bir açıklamaya ihtiyacı yokgur. Aksine çok açık bir konu. Sadece bir kesim tarafından amacından saptırılan bir ayet var ortada. Kimi dindar kesim tarafından olay bilimsel birşeymiş ve daha önce bilinmeyen bir bilgi olarak aksettirilmek istenerek kuranın İlahi Vahy olduğu ıspatlanmak istenmiştir. Oysa Vahy in kendini bu şekilde ıspat gibi bir derdi yoktur. Zeten konuya Kuranda bilimsel çelişki diye sunulan forumda ki iki makaleden birinde geçen inci ve mercan ayetinde daha derinlemesine değineceğim.

Gelelim ilgili ayetin yorumuna...
Berzah coğrafyada bilinen ve iki suyu, yani tatlı ve tuzlu suyu birbirinden ayırt etmek için kullanılan dağlara yada doğal engellere verilen addır. Doğal kaynaklar yer altında olup okyanuslarda yer üstündedir. Ve bunların karışımını engelleyen berzahlar vardır. Ayette bahsedilen tatlı su içilebilen sudur. Kurtubi tefsirinde yine bununla ilgili böyle düşünen alimlerin alıntılarınıda görebilirsiniz. Yada ilk dönem tefsirleri özelliklede mukatil bin süleymanı incelerseniz bunu daha açık görebilirsiniz...

Konunun diğer bir bölümü ise şudur ki bu bilgi bilinen bişey miydi o dönemde, bu olaydan hem Tevrat hemde Roma araştırmacısı Gaius ta bu olaydan bahseder. Ve bu olaydan bahseden başka eserlerde vardır. Buda olayın bilinen ve Vahy inde bu kudretin sahibinin kendi olduğunu gösterdiği gerçeği daha çok elle tutulur bir gerçektir.

Oldum olası bilim ve dini yarıştıranları anlamakta zorluk çekiyorum...

Yorumlar içerisinde geçen Allahın 4 din göndermesi yada Binlerce din olması gibi yorumlarada kısaca değinexek olursak ; Allah İslam yani kendini bilme dediğimiz dinden bahseder. Bu bir yaşam şeklidir.. Müslümanlık bir din değil Vahye teslim olma yani Allaha teslim olmak ve teslim olanlara verilen addır. Tığkı müminin inanan olduğu gibi.. Allah kuranın diğer ayetlerin de de değindiği üzere Tüm peygamberlerin vahyettiği tek din Tevhid dinidir. yani Allahı bilme ve birleme dinidir. Hepsi aynı ilkeleri koymuştur. Ama zamanla insanlar kendilerine isevi, Musevi., İbrahimi vs vs Yahudi bilmem şu yada bilmem bu demişlerdir.
Bizi ilgilendiren dinin adı değil Koyduğu temel.ilkelerdir. İlkeler tahrif edildikçe yerine o tahrifatı yeniden ıslah etmek için öncüler görevlendirilmiş yada öncüler kendilerine kimi.zaman bu görevi biçmişlerdir. İslam son dinin adı değil genel halkanın adıdır. Vahy azıcım okumuş olmak bile bu gerçeği görmenizi sağlar...

Hakkınızı helal edin yine uzattım...

Dediğim gibi konu Ateistlere sorulmuş dolayısı ile ayet ayet vermeyip sadece Vahy e atıfta bulundum...

Ricam Bilim ve dini karşılaştırmak yada birbiri ile mücadele eden iki şeymiş gibi göstermekten vaz geçiniz...

Hayırlı geceler.

C6603 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
 
Aristo dönemindeki önemli çalışmalara rağmen ,hatta tüm Ortaçağ boyunca (16.yüzyılın sonuna kadar) Dünya merkezli evren anlayışı Hristiyanlık dünyasında kabul görmesine rağmen Kur'an-ı kerim yüzyıllar önce (MS 7.yüzyıl) Güneş merkezli evren anlayışını sunuyordu.Aristo'nun bu yanlış bilgisi batı dünyasında sadece Aristo yazmış olmasından ötürü doğru kabul edilirken .

Bana tuhaf gelen insana akıl yetisi verilmiş,çözme,gözleme kabiliyeti ki anlayalım diye.Bunu zaten insan yapıyor,öyleyse Kur'an-ı Kerim_i insan yazmıştır ,ilahi kaynaklı değildir düşüncesi.
Kur'an-ı Kerim zaten insanlık için,insan için bir aydınlatma kitabı.O belli bir alanda veri sunan bir bilimsel deney kaynağı değil.Kuşatıcı ,evrensel ve insana,evrene dair her konuda rehber olan bir kitap.
Hangi kitap bir Kur'an-ı Kerim kadar kuşatıcı olabilir?
Bir bilim kitabı bilimin özelliğinden dolayı sadece belli bir alanın ,olgunun açıklamasının izahıdır.
Oysa Kur'an-ı Kerim Siyasi,Psikoloji,Astronomi,Kimya,Fizik,Jeoloji,Tıp.

Öyle bir TEK kitap gösterin ki insan aklı ile yazılmış olsun ve bu kadar kuşatıcı olsun.
 
peki yedi kat gökler tabiri ve gökyüzünün yedi tabakadan oluşması? o da mı herkesin bildiği birşeydi?

Alta bir yazı atayım sizin için. Ama Google'a da sorup araştırabilirsiniz bunları. Hoş şüpheniz varsa, yoksa eğer sadece hadi biraz insanları zorlayayım derken gerçekten elinize bir şey geçmez. Madem sizin dini görüş anlayışınız bu, ben de size bir soru sorup sizin sorunuza cevap vereyim.

Kuran'da 7 katlı gök denir, evet. Atmosfer de 7 kattan oluşur, evet. Ama Kuran, Güneş de dahil tüm yıldızlar ve gök cisimlerinin de bu 7 kat gök kubbenin içinde olduğunu söyler. Yani sanırım Kuran'ın ilmi öyle çok da ileri gidememiş. :)

Sorunuz için:

KURAN'DAKİ GÖK NEDİR?

Kuran'da bir çok ayette gök kelimesi geçer peki gök derken neyi kastetmek istiyor ilk önce bunu netleştirmemiz gerekiyor.
Kuran'nın bahsettiği gök dünyanın üstünü kaplayan onu (dünya) örten koruyan sert bir tabakadır."Gök kubbe" sözüde ordan gelmektedir ve camilerinde buna uygun inşa edildiğinide unutmayalım.
Göğün sadece dünyanın üstünü kaplayan bir tabaka olduğunu birde ayetlerden dinleyelim.

Üstünüze yedi sağlam gök bina ettik. (Nebe 12)

Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise oradaki, (Allah'ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler (enbiya 32)

Allah gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı... (lokman 10)(Tavanlar direklerle yada sutunlarla havada tutulur burdada açıkça bir tavan olarak bahsediyor)

Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş'a kurulan...(rad 2)
(Yine burdada açıkça bir tavan görevi olduğundan bahsediyor)

Ve öyle bir tabakadırki tavandır ki bu, Allah gökyüzünü tutar ve yeryüzüne düşmesinden korur.

...İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor... (hac 65)

Görüldüğü gibi bu gök dünyayı çevreleyen koruyan kısım olarak anlatılmaktadır.Yıldızlar ve diğer uzay cisimlerinede gökte der kuran çünkü onlarıda yerin (dünya) üstünde tavanında yani içinde olduğunu söyler.

Göğün yedi kattır söylemi islamdan semavi dinlerden'de önceye dayanır.Antik uygarlıklar göğün yedi kat olduğunu söylerler.Bazıları dokuz demiştir 13 demiştir 4 demiştir.Örneğin,
Şamanizm'in ural-altay kaviminde gök katları genellikle yedidir.
Dogonlar'da gök katları 14 tür,ve her katını kendilerince anlamlandırmışladır en üst katında da büyük nommo vardır ve dünyadaki bütün ruhların gözeticisidir aynı zamanda dünyayı idare eder yönetir.
Azteklerde 13 gök katı vardır inanışlarında.

Dünya din ve inanışlarında 7 katlı gök anlayışı çok yaygındır.

Biraz daha araştırmaya davet ediyorum sizi, kendimi ve herkesi. Hatta hep beraber araştıralım şurada ateistler şunu cevaplasın, hadi dinciler de bunu tutsun, hadi selefiler gelsin bi şey diyecem muhabbetinden ziyade bu daha faydalı olacaktır.
 
Aristo dönemindeki önemli çalışmalara rağmen ,hatta tüm Ortaçağ boyunca (16.yüzyılın sonuna kadar) Dünya merkezli evren anlayışı Hristiyanlık dünyasında kabul görmesine rağmen Kur'an-ı kerim yüzyıllar önce (MS 7.yüzyıl) Güneş merkezli evren anlayışını sunuyordu.Aristo'nun bu yanlış bilgisi batı dünyasında sadece Aristo yazmış olmasından ötürü doğru kabul edilirken .

Bana tuhaf gelen insana akıl yetisi verilmiş,çözme,gözleme kabiliyeti ki anlayalım diye.Bunu zaten insan yapıyor,öyleyse Kur'an-ı Kerim_i insan yazmıştır ,ilahi kaynaklı değildir düşüncesi.
Kur'an-ı Kerim zaten insanlık için,insan için bir aydınlatma kitabı.O belli bir alanda veri sunan bir bilimsel deney kaynağı değil.Kuşatıcı ,evrensel ve insana,evrene dair her konuda rehber olan bir kitap.
Hangi kitap bir Kur'an-ı Kerim kadar kuşatıcı olabilir?
Bir bilim kitabı bilimin özelliğinden dolayı sadece belli bir alanın ,olgunun açıklamasının izahıdır.
Oysa Kur'an-ı Kerim Siyasi,Psikoloji,Astronomi,Kimya,Fizik,Jeoloji,Tıp.

Öyle bir TEK kitap gösterin ki insan aklı ile yazılmış olsun ve bu kadar kuşatıcı olsun.

Ben söyleyeyim. Yukarıda da bahsettiğim naturalis historia adlı kitap dönemine göre yazılmış ve tüm bir doğayı ele alan 37 ciltlik bir kitaptır. Ki içindeki birçok bilgi günümüzde dahi geçerlidir. Ayrıca spesifik alanlarda yazılmış kitaplar, her zaman daha faydalıdır çünkü uzmanlık alanları vardır. Keşke Kuran da sadece maneviyat ve din kısmında kalsaydı.

Güneş merkezli evren demişsiniz, Dünya merkezli evren kuramını yerden yere vurmuşsunuz. Güneş merkezli evren kuramını doğru zannediyorsunuz sanırım? Yada dünya merkezli evrene göre daha tutarlı sanıyor olabilir misiniz?

Ayrıca Ortaçağa kadar Avrupa'da bilim durma noktasına gelmişti, haklısınız ama konumuzun Hristiyan dünyası vs. İslam dünyası olduğunu zannetmiyorum. Kaldı ki Aristo da Hristiyan değildir?!

İlk güneş merkezli evren teoremi de yine Kuran'a değil Çin'e dayanır. Ortaçağda çöken Avrupa'nın yerini Uzakdoğu almış ve bilimi yürüten mecra olmuşlardır. Matbaa, barut ve diğer olanakların Avrupa'ya taşındığı dönemde, bu teorem de gün yüzüne Kopernik, Galilei gibi isimlerle birlikte tekrar çıkmıştır.

Ki bu teorilerin ikisi de yanlıştır. Kuran kimse söylemiyorken güneş merkezli evren kuramını ortaya attı demek, Kuran'ın yazarının evren bilgisi "sınırsız ve mutlak" değil; sadece "çağının ilerisinde"dir denebilir. Bu da zaten kendi kendini çürütmesi manasına gelmez mi? Sonsuz kudrete sahip bir Yaratıcı neden yanlış evren kuramından bahsetsin?
 
Sevgili Arpes verilen ayetler tamamı tasvir içerikli ve kendi dönemindeki insanların anlaya bileceği bir dille eşsiz yaradılış ve dizayndan bahseder. Kuranda tek bir bilimsel iddia yoktur, olmasını beklemek de saçmalıktır.

Kuran bir bilim kitabı değil bir öğüt kitabıdır. İnsanların bildiği şeylerden bahseder, bilmediği şeylerden değil. Dolayısı ile bu örnekler üzerinde düşünmelerini akl ve fehm etmelerini ister. İnzal edildiği dönemde de asla yeni bir tesbite imza attığını iddia etmemiştir.

Bana bilmediğim bir şey ile gelen ve anlamadığım bir uslup ve örneklemeyi kullanan bir Vahye açıkçası inanmazdım. İşte Vahy indiği dönem itibari ile muhattablarının anlayacağı bir dili kullanmıştır. Vahy insanın beşerden insana evrildiği dönemden bu yana var olan ve Kuranda bu halkanın son bağıdır. Dolayısı ile Vahy kendinden öncekileri tasdik eden ve değişen gelişen topluma göre yeni ilkeler koyan bir kitaptır. Öğüttür... Öğüt alasınız, anlayasınız ve hayatınızı erdemli biri olarak devam ettiresiniz diye bize iletilen bir Vahy dir.

Malesef onu tefsir çabasına giren yada onu herşeyden üsgün bir bilim kitabı yada hesap kitabı olarak göstermek isteyen yalnış yorumlarından beridir...

Vahy kendi ekseninde konuşmak daha doğru olacaktır...

C6603 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
 
Geri