Atatürk'e dinsiz donsuz diyenler, milletin karısına kızına göz diken namussuz diyenler, ikinci maddeyi yalanlar şekilde gay olduğunu söyleyenler, bütün hayatı boyunca yanıbaşındaymış gibi birinci ağızdan uydurma hikâyeler anlatanlar, hepsi Atatürk'e zarar vermiştir de, Atatürk'ü tam anlamıyla anlaşılamadan tanrılaştırıp, tanrılaştırdıktan sonra da anlaşılmasını imkânsız kılanlar kadar kimse zarar vermemiştir.
Başardığı büyük, çok büyük işler, kahramanlıkları, zekâsı, asaleti, kendisinden sonra gelenlerin basiretsizliği sebebiyle nesillere doğru düzgün aktarılamamış, üstelik saltanatları sonlandırıldığı için apartta bekleyen softa sınıfına da sayısız malzeme verilmiştir.
Bu iki hareketten hangisi bir diğerini doğurmuştur bilinmez ama her ikisinin birbirini tetiklediği aşikârdır.
Kendisi etten kemikten bir insandır, unutulmaz başarılarının yanında hataları ve başarısızlıkları da olmuştur, elit bir aileden değil yoksulluğun içinden gelmiştir, zamanında sarı saçlı mavi gözlü "temiz" çocuk olmasından mütevellit ailesinin telkinleriyle yanında çakı taşımışlığı dahi vardır. Sen ben gibi insandır.
Kendi dehasının yanında birçok koşulun bir araya gelebilmesi ve bunları olabildiğince iyi değerlendirmesi hasebiyle büyük işler başarmıştır. Ama ne bir daha gelmeyecek türden bir insandır [onun dehasına sahip birileri illa ki gelir ama o günkü şartlar oluşur mu bilinmez] ne de İngiliz uşağı, İslam düşmanıdır.
Kendi ideallerini ortaya koymuş ve bunu bir devlet kurarak ölümsüzleştirmiştir. İster sevsin ister sevmesin, şu topraklar üzerinde yaşayan herkesin en azından minnet borçlu olduğu bir adamdır.