Aşk-ı HayaLim ~ Nur-u Ayn'ım

  • Kullanıcı BoO
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
Konu sahibi son olarak 4162 gün önce görüldü
Ne imtihânlar misâfir ettik bir bilsen
hiç hesapta yokken.
İyi ki acıları azaltacak duâlar ezberlemişim çocukken. ..



 
1376516_589811767735465_1940446292_n.jpg
 
Ben bencilim;Mutluluğu herkesle paylaşsam da,Acılarımı sadece kendime Saklayacak kadar..Ben yalancıyım;İyi olmadığım zamanlarda bile,'Kötü'kelimesinin bulaşıcılığını bildiğimden,Hep "İyiyim "diyecek kadar..Ben sevgisizim;Sahip olduğum tüm sevgiyi,Sevdiklerime dağıtıp,yeri geldiğinde,Kendime sevgi ayırmayı Unutacak kadar..Ama ben "Yürekliyim";Yine kendi kendime Sahip çıkacak kadar...
 



Sabrıma Sükût'u Giydirdim...Tevekküldeyim!
 


Eskiden insanlar sevilir,
eşyalar ise kullanılırdı.


Gün geldi eşyalar sevilir,
insanlar kullanılır oldu.
 



Yüzde ısrar etme, doksan da olur...
İnsan dediğinde, noksan da olur...
Sakın büyüklenme, elde neler var...
Bir ben varım deme, yoksan da olur!

Mevlâna Celâleddin-i Rûmî
 


Bir hadiste Efendimiz (sas) şöyle buyurur:
"Beş şey gelmeden beş şeyin kıymetini iyi bil;

1- İhtiyarlık gelmeden, gençliğin,
2- Hastalık gelmeden, sıhhatin,
3- Fakirlik gelmeden, zenginliğin,
4- Ölüm gelmeden, hayatın,
5- Meşgul olmadan boş zamanın kıymetini bil.”
 





Genç adamın biri,
Dermiş babasına her gün;
'Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi'
Baba, itiraz eder,
Olmaz öyle çok dost, hakikisi
Belki bir, belki iki,
Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki...


Devam eder durur konuşma...
Aralarında başlar bir tartışma,
Karar verirler bir sınava,
Dostun hakikisini anlamaya...

Bir akşam bir koyun keserler,
Ve koyarlar çuvala,
Baba der ki oğluna,
'Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna'


Çuvaldan kanlar damlamakta,
Sanki öldürmüşler de bir adamı,
Koymuşlar çuvala,
Dıştan böyle sanılmakta,

Delikanlı sırtlar çuvalı,
Gider en iyi bildiği dostuna,çalar kapıyı,
O dost, bakar ki bir çuval, hem de kanlı,
Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına,
Almaz içeri arkadaşını,


Böylece tek tek dolaşır delikanlı,
Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını,
Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır,
Evlat geriye döner,
Ama içten yıkılır...

Babasına dönerek; 'haklıymışsın baba' der,
Dost yokmuş şu dünyada ne sana, ne de bana,
Baba 'hayır evlat' der, 'benim bir dostum var bildiğim,
Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona',


Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar,
Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar...
Gider, baba dostuna,
Kabul görür, sevinir,
O dost, delikanlıyı alır hemen içeri,

Geçerler arka bahçeye,
Bir çukur kazarlar birlikte,
Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,
Üzerine de serpiştirirler toprak,
Belli olmasın diye dikerler sarımsak...


Genç adam gelir babasına;
'Baba, işte dost buymuş' diye konuşunca,
Babası; 'daha erken, o belli olmaz daha,
Sen yarın git Ona, çıkart bir kavga,
Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona,
İşte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi,
Sonra gel olanları anlat bana...'

Genç adam, aynen yapar babasının dediğini,
Maksadı anlamaktır dostun hakikisini,
Babasının dostuna istemeden basar iki tokadı,


Der ki tokadı yiyen DOST;
'Git de söyle babana,
Biz satmayız sarımsak tarlasını
Böyle iki tokada'
 



ان الدين عند الله السلام
inne'd-dine indallahi'l-islam

Al-i İmran Suresi 19. Ayet
 



Faniyim,
fani olanı istemem.


Acizim,
aciz olanı istemem.


Ruhumu Rahman'a teslim eyledim,
gayr istemem.


İsterim,
fakat bir Yar-ı Baki isterim.


Zerreyim,
fakat bir şems-i sermed isterim.


Hiç ender hiçim,
fakat umum mevcudatı beraber isterim.




Bediüzzaman Said Nursi
 
Bir gün bir genç, Hz.Mevlana'nın kapısına gelip ;
_”Beni müridliğe kabul buyurun efendim” diyerek niyazda bulunur…
Hz.Mevlana gence bakar ve
_”Hiç aşık oldunuz mu evladım?” diye sual eyler.
...
Genç şaşkın bir halde ne diyeceğini bilemez.
Hz.Mevlana, müridliğe kabul edilmesi için önce bir kulu sevmiş olması gerektiği söyler ve genci geri gönderir.
Genç ne yapacağını bilemez bir hal içinde ertesi gün tekrar tekkenin kapısını çalar ve isteğini yeniler.
Hz.Mevlana sualinde ısrarlıdır ve genci tekrar geri gönderir.
Üçüncü gün genç dayanamaz ve Hz.Mevlana'ya bu isteğinin hikmetini sorar.

Hz.Mevlana mütebessim bir çehreyle müride döner ve
_”Bir kulu dahi sevmekten aciz olan, nasıl yüceler yücesi ALLAH'a aşık olmaya yol bulur?
Bir kulun ateşine yanmamış gönül, yüceler yücesinin aşkını nasıl bilsin de yansın?



SEV de GEL Evladım SEV de GEL …”


 
“Biz aşkın çocuğuyuz, aşk bizim annemizdir”

Hz.Mevlana



 
[YOUTUBE]wOVEOEmFRKo[/YOUTUBE]
 
Geri