Aşık Olmak Kalp Hücrelerini Onarıyor

  • Kullanıcı Özlem
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Genel Sağlık Konuları
🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Bir araştırmaya göre aşık olmak, gerçekten kalp krizinden sonra hasar gören hücreleri iyileştirebiliyor.

ABD’deki Michigan State Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, oksitosinin, kalbin dış tabakasındaki kök hücreleri uyardığını ve bu hücrelerin göç ederek kardiyomiyositlere (kalp kası hücreleri) dönüştüğünü buldu.

Oksitosin, kucaklaştığımızda, seviştiğimizde ve aşık olduğumuzda vücudumuz tarafından üretilir. Şimdi bu hormonun hasarlı bir kalpteki hücreleri onarma yeteneğine de sahip olduğu keşfedildi.

Daily Mail’in haberine göre, bulgular şimdiye kadar sadece bir laboratuarda zebra balığı ve insan hücrelerinde bulundu. Ancak bir gün “aşk hormonu”nun bir tedavi geliştirmek için kullanılabileceği umuluyor.

POTANSİYEL TEDAVİLERİN ÖNÜNÜ AÇIYOR

Araştırmacılar, kalp krizinden sonraki üç gün içinde oksitosin düzeylerinin beyinde 20 kata kadar arttığını buldu. Ayrıca hormonun daha sonra doğrudan kalp onarma sürecine dahil olduğu da ortaya çıktı.

Frontiers in Cell and Developmental Biology dergisinde yayımlanan araştırmanın başındaki isim Dr. Aitor Aguirre, “Burada oksitosinin, zebra balığı ve insan hücre kültürlerinde hasarlı kalplerde kalp onarım mekanizmalarını harekete geçirebildiğini ve potansiyel yeni tedavilerin kapısını açtığını gösteriyoruz” dedi.

alıntı
 
Eee hemen olalım o zaman…
 
Bir araştırmaya göre aşık olmak, gerçekten kalp krizinden sonra hasar gören hücreleri iyileştirebiliyor. ABD’deki Michigan State Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, oksitosinin, kalbin dış tabakasındaki kök hücreleri uyardığını ve bu hücrelerin göç ederek kardiyomiyositlere (kalp kası hücreleri) dönüştüğünü buldu.

Oksitosin, kucaklaştığımızda, seviştiğimizde ve aşık olduğumuzda vücudumuz tarafından üretilir. Şimdi bu hormonun hasarlı bir kalpteki hücreleri onarma yeteneğine de sahip olduğu keşfedildi.

Daily Mail’in haberine göre, bulgular şimdiye kadar sadece bir laboratuarda zebra balığı ve insan hücrelerinde bulundu. Ancak bir gün “aşk hormonu”nun bir tedavi geliştirmek için kullanılabileceği umuluyor.

Aşkın halen hormonlarla ilgisi olmadığını sananlar var ve bahsi geçen Oksitosin hormonu salgılanmadıkça kimse aşık olamaz. Bu hormonun seviyesine göre de aşkınızın ömrü belli olur, seviye düştükçe ne yaparsanız yapın aşk da etkisini kaybeder.
 
Desene Ferhat dağları boşa deldi Mecnun çölleri boşuna aşmış.... Ah oksitosin.
 
Desene Ferhat dağları boşa deldi Mecnun çölleri boşuna aşmış.... Ah oksitosin.
Aşkın denklemini çözemeyenler işte Ferhat gibi dağları deler, Mecnun gibi çölleri aşar ve sonuç da nafile olur.

Bahsettiğin örneklerde kavuşamamak var ve bu sebeple de beyinde oluşan değişimi, ulaşma arzusunu aşk zannedenler çıkabiliyor oysaki kavuşsalardı onlar da bir süre sonra "aşkın etkisi bitince" doğrudan başka aşkların peşine düşeceklerdi.
 
  • Kahkaha
Tepkiler: ne
Aşkın denklemini çözemeyenler işte Ferhat gibi dağları deler, Mecnun gibi çölleri aşar ve sonuç da nafile olur.

Bahsettiğin örneklerde kavuşamamak var ve bu sebeple de beyinde oluşan değişimi, ulaşma arzusunu aşk zannedenler çıkabiliyor oysaki kavuşsalardı onlar da bir süre sonra "aşkın etkisi bitince" doğrudan başka aşkların peşine düşeceklerdi.
Milletin intihar ettiği uğruna kendinden vazgeçtiği duyguyu iki dakika da bilimsel açıkladı ve noktayı koydu. İdolümsün Sjsjsjs
 
Milletin intihar ettiği uğruna kendinden vazgeçtiği duyguyu iki dakika da bilimsel açıkladı ve noktayı koydu. İdolümsün Sjsjsjs
Aşkın Biyolojisi / Genetiği başlığında çok kapsamlı yazmıştım aslında ve yorumlarımda sadece özet geçiyorum.

Aşk için intihar edenler ya da cinayet işleyenler konusunda da yazdım.


Aşkın en yıkıcı tarafı ise insanın aşık olduğu insanı öldürecek aşamaya gelecek kadar kendini kaybetmesidir. Bu yaşanan olumsuzlukta da yine beyin-hormon aktiviteleri etkilidir.

Konun başında da yazıldığı üzere; aşk, insan beyninde uyuşturucu etkisi yapar. Kişi sağlıklı düşünemez ve davranışlar kontrolsüzleşir. Aşık olduğu kişiden ayrı kalma fikrini bile düşünemez ve şayet reddedilirse de adeta uyuşturucu yoksunluğu gibi düşüncelerini / davranışlarını kontrol edemez hale gelecektir. Dopamin aşırı salgılandığı için karşıdaki kişi saplantı haline dönüşür ve onu kaybetme ihtimali bile dayanılmaz fiziksel / ruhsal acılara sebep olur, bu acıyı dindirmek için ise iki seçeneği vardır; ya aşık olduğu kişi ile kavuşacak ya da onu yok edecektir. İşte yaşanan aşk cinayetlerinin arkasında yatan gerçek de yine aşkın beyinde yarattığı değişim ve beyin kimyasallarının yarattığı olumsuz yöndeki farklılıklardır. Bu aşamaya gelen kişi, kendi gerçeğini idrak edemez ve bu sebeple çevresi tarafından fark edilip, acilen uzman yardımı alması gerekmektedir.
 
  • Kahkaha
Tepkiler: ne
E ozaman birine Aşkım yerine oksitosinim /oksitosunum hım denilebilir Sjsjsjs
 
Aşk böyle bir şey işte...

Aşkın süresini, sürekliliğini ve şiddetini belirleyen iki başlıca hormon vardır. ( Vazopressin + Oksitosin ) İlave olarak başka hormonlar da sayabiliriz fakat asıl etkili olan bu iki hormondur.
 
Ruh burda korkuluk görevimi görüyor acabası

Ruh kavramı bilimsel açıdan kabul görmüyor. Ruh hastalıkları sembolik bir tanımlama yani bahsi geçen hastalıklar, beyinden kaynaklıdır. Beyin sağlıklı çalışmazsa ruhsal hastalık olarak kabul edilen hormon aktiviteleri bozulur.

Ruh kavramı ile bilim yan yana gelmiyor maalesef çünkü kanıt yoksa bilim kabul etmez.
 
  • Beğen
Tepkiler: ne
Aşk Uzmanı Lefty......
 
Terk edildikten bir süre sonra ise o hücrelerin anası belleniyor bir daha onarılmamak üzere
 
Ruh kavramı bilimsel açıdan kabul görmüyor. Ruh hastalıkları sembolik bir tanımlama yani bahsi geçen hastalıklar, beyinden kaynaklıdır. Beyin sağlıklı çalışmazsa ruhsal hastalık olarak kabul edilen hormon aktiviteleri bozulur.

Ruh kavramı ile bilim yan yana gelmiyor maalesef çünkü kanıt yoksa bilim kabul etmez.
Bilim kendinden başka neyi kabul ediyor ki zaten. Ben açıklanamayanın peşindeyim ruhlar alemi daha çekici hıh :p
 
Geri