ApqA '

Konu sahibi son olarak 572 gün önce görüldü
Eve yeni geldim. Saat 02.02. Batıl inanca göre iki aynı rakam birbirlerine denk gelince birisi seni düşünüyor derler.

Sen sen ol; sakın beni düşünme.

Mutluyum ben. Az önce dişlerimi fırçalarken diş macununu ortasından sıktım. Kalktım bir yumurta demledim; birazda çay kırdım. İşte o kadar anlamsız bir mutluluk var içimde.

Bir sigara yaktım. Ve

'ulan dedim oğlum; bu aşk sana göre değil. Kıskanmak, sahiplenmek falan.. Bunlar eski günlerde, eski zamanlarda kalmış.(tıpkı senin de eskide kaldığın gibi) Artık kıskanmak, sahiplenmek bunaltıyor insanları.'

Hani diyorlar ya; 'biri beni çok sevsin onun için ölürüm diye' (ya hepsi faso fiso)

Siz hiç; neredeydin bu kadar saattir mesajına; beni çok bunaltıyorsun cevabını aldınızmı?
Siz hiç; o elbisenin hali ne öyle diye sorduğunuzda; bana babam bile bu kadar karışmıyor cevabını aldınızmı? Peki yoksa;
Siz hiç; o konuştuğun kimdi lan diye sorduğunuzda 'kardeşim' cevabını duydunuzmu?

Şimdi herkesin dilinde sakız olmuş kardeşlik. Ulan insan hiç kardeşiyle yatarmı (bu konuyu boşverelim)

Kıskanmak ve sahiplenmek bunaltıyor artık insanları. Zoru görünce basıp giden insanlarla dolu her yer. Öyle uğrunuza ölenler falan yok. Hani; beni böyle seven için ölürüm diyenler var ya. Hah işte onlar; sizi her gün bu tip bir insan olduğunuz için öldürüp öldürüp diriltiyorlar biliyormusunuz?

Bilmiyorsanız; boşverin nasıl olsa er ya da geç öğreneceksiniz.

Demem o ki; boşverin çayı kırın; yumurta demleyin; yemeğe tuz yerine şeker atın; ve hatta ayakkabınızı ütüleyin.

Bunlar olsun hayatınızdaki en büyük, yanlışlar. Başka birisi değil. Neyse;

Ben bir sigara ısıtıp geliyorum.

TıLsıM
 
wLd8m1.jpg


Anlatılmak istenen, tam da bu..​
 
Boğazına kadar kapalı olan ceketinin, sırf bir düğmesi açık diye ''Kapat lan o düğmeni'' diyecek kadar çok sevdik bazılarını.
TıLsıM
 


1480486_647953158580522_1802957173_n.jpg



“Gözlerin gözlerime değince felâketim olurdu,
ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım”

-Atilla İlhan


 
Sarı, bir renk değildir,
3, bir numaradan çok daha fazla şey içerebilir.
İstanbul, güzel şehir.
Yara bandı, yaraları sarmak için kullanılır. Başka birisinin yarasını sarmak için değil.
Özledim, hiç gelmeyen bir mesaj cümlesidir.
Seni seviyorum, orgazm kelimesi.
Ve sen,

lanet olası, hala nasıl bu kadar güzel gülebiliyorsun.

TıLsıM
 
Benim için bütün dünyayı karşına alabilirmisin ? diye sordu..
Yanında oturduğum sandalyeden kalkıp , usulca karşısına oturdum.

TıLsıM
 
Güzel bir sabah kahvaltısına ne dersin ?
Çaylar benden , manzara senden.​
 


“Belki yarın soğukta uyanmanın bir anlamı olur, sana çay pişirmek gibi.”

Oğuz Atay


 



Gel sevgilim
Yanyana alalım nefesimizi
Sensiz Boğazımdan geçmiyor ...

Ahmed Arif

 
Kim demiş içimi dökemiyorum diye ?
Göz yaşlarımı okumayı bilmiyorsunuz, hepsi bu.
 
Bu sefer durum biraz farklı, bilmediğin şeyler var. Oradan nasıl görünüyor bilmiyorum ama burada işler çok karışık, içinden çıkamıyorum. Üstelik sen de yoksun, ne yapmam gerektiğini hiç bilmiyorum. Öylece durmuş, her şeyin kendiliğinden yoluna girmesini bekliyorum. İnan fazlasında da yok artık gözüm. Yeniden nefes aldığımı hissedeyim yeter. Ama düzeleceğine gün geçtikçe daha da kötüye gidiyor her şey. Neler olup bittiğini anlatacak değilim, buna hakkım yok. Bunları sana anlatıp seni de üzmeye hakkım yok. Kaldı ki, seninde benden haberin yok. Olmasın zaten.. Beni bu halde görmeni istemem. Ne olursa olsun, en güzel halimle hatırla beni. Uzaksam sana, kötüysem bir başıma, sensin sebebi.

TıLsıM
 
Hala öyle güzel gülüyor musun, hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor musun yoksa hayatına? Hani bazen, seninde düğüm düğüm oluyor mu boğazın, düşüyor mu gözlerinden yaşlar, siliyor musun kimseye çaktırmadan kazağının koluna, saklanıyor musun 'ağladın mı sen?' diye sorduklarında 'yok canım, gözüme bir şey kaçtı' gibi yalanların arkasına, kendini, beni unuttuğuna inandırdıktan sonra tek bir şarkıyla seriliyor musun yere iki seksen.. Nedir diye soracak olursan bu hüznün sebebi, bir kaç kadeh bir şeyler içtim sek, mezesi sen.. Öyle güzel ağlıyorum ki sorma.

TıLsıM
 
Kusura bakma, epey geç oldu ama rahatsız ediyorum. Uzun zaman oldu senin için bir şeyler yazmayalı, ya da bana uzunmuş gibi geldi. Bilmiyorum.. Sadece yazmasam içimde kalırdı. Ne cümleler biriktirmiştim oysa senin için. Bunları böyle buralara yazmak yerine sana söylemek isterdim. Gerçi gözlerinin içine bakıp hiç beceremezdim de konuşmayı. Neye üzülüyorsam.. Özür dilerim, uzatıyorum ama bu gece diğerlerinden farklı. Anla beni. Nerede, nasıl bir belanın içindeyim bilmiyorum, her gün biraz daha eksiliyorum, azalıyorum, bitiyorum.. Bunu anlatmanın imkanı yok. Sen yokken öylesine dağıldım ki, yeniden ayağa kalkıp mücadele etmeye gücüm yok.. İnandığım, gerçekleşmesi için uğruna defalarca bedel ödediğim hayallerim de git gide uzaklaşıyor artık benden. Tek derdim sen değilsin yani. Bunları buraya yazmam da hiçbir şeyi değiştirmez, biliyorum. Uzun bir süre oldu görüşmeyeli. Aslında sorarsan bu duruma alıştığımı söyleyebilirim. Neler yaptığını, kimlerle beraber olduğunu sormuyorum artık eskisi gibi çevrene. En ufak bir umudum bile kalmadı çünkü sana dair. Hala neden sana bunları yazdığımı da bilmiyorum. Sen olsan, yan yana olsak sanki bütün bu olanlar geçecek gibi.. Her neyse, daha fazla uzatmak istemiyorum. Ben.. Sadece.. Sadece tüm bu hayat karmaşasının arasında seni ne kadar özlediğimi söylemek için rahatsız etmiştim. Hepsi bu..

TıLsıM
 
Geri