Antinatalizm.

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Antinatalizm ya da doğum karşıtlığı, doğuma negatif değer veren felsefi bir görüştür. Bu görüşü savunan antinatalistler, insanların üremesinin ahlâki açıdan kötü olması nedeniyle ürememesi gerektiğini savunmaktadırlar.
(Üremeyin yeter)
FB4D12DA-9101-473A-9BE4-F9DD87CC346B.jpeg
 
Tabii bunlar zaman zaman politikanın oyuncağı olmuş pronatalizm gibi, zaman zaman da politikanın ürünü olarak açığa çıkmış fikirler. Felsefi izdüşümüne bakarsak, antinatalist birey dünyadaki hiçbir acının dünyaya gelmeye değer olmadığını savunarak güya doğacak çocuğun his düzlemini korur. Aynı zamanda dünyanın gidişatı yönünde insanın yaşam biçimi ona olumsuz etki yaptıgı için insanin daha fazla var olmasini veya artmasini engellemeyi isteme fikriyle doğayı korumak/insandan kurtarmak ister. Yalnız burada bazı sorunlar var, bencillikten uzak görünen bu iki ilkenin aslında kendini ve dünyayı ne kadar benmerkezli algıladığı gibi. Beyin algısını, deneyimlerin belirlediği sınırların içerisinde oluşan benlik düzleminde yorumlar. Varlığından ve var olmaması gerektiğinden bahsettiğimiz üzgünlük, keder gibi duygular evrenin/dünyanın bize sunduğu şeyler değildir. Dünya neden sonuç ilkesiyle bir oluşum gösterir ve sunduğu ne bir anlam ne de duygu vardır. Kötülük iyilik dahi. Kişi deneyimler. Bu kadar. Izdırap duygusunun olmadığı idealize edilmiş yaşam ne mümkündür ne de mutluluk o küme içerisinde bir anlama oturtulabilir. Gerçi mümkünatını eylemler üzerinden olmasa da hayata olan meditatif perspektifle sağlayabilirsiniz ve bu sağlanabilirlik varken bile bir insanın yaşamını engelleme fikri müdahaleci yaklaşımdır. Kişi, artık mutlakiyetini kazanmış demektir. Tüm mutlaklar kendi içinde dikteler taşır, çok ayıp .d Varoluşu sistematik lakin anlamsız bulan birisi olmama rağmen, keşke doğmasaydım bana sorulmadı gibi bi sivrilme yaşamıyorum. Şu anki hayatı anlamsızlık düzleminde algılamam bile deneyimlerimin bir ürünü ve buna müdahale edilmesini istemezdim. Hoş, ulaştığım fikir beni nereye taşıdı ne katkı sağladı hiçbir şey ama olsun. Şöyle kalsam asılı.
Bugün işkence gören bir atı algılayan zihin olmasaydı işkencenin bilgisine sahip olmamasına rağmen akışa devam ederdi oluş. Hala da öyle, insanın iyi kötü etkisine rağmen devam etmekte. İnsanın yaşadığı acılardan dolayı var olmaması gerekliğinin yanında dünyayı korumanın pembe isteğine istinaden, dünya neden var olmak zorunda olan bir şeydir? Ne için ve hangi temellendirme ile?
 
Dünya genelinde kontrolsüzce artan nüfus ve kaynak kısıtlılığı-açlık oranı dikkate alınırsa çocuk sahibi olmayı planlayan insanların artık iki kez düşünmesi gerekiyor çünkü doğacak çocukların geleceği hem belirsiz hem de yaşam koşulları her geçen gün daha da zorlaşmaya başladı.

Yıllardır savunduğum üzere, evlilik ve çocuk sahibi olmaya bazı şartlar getirilmeli yani her isteyenin çocuk sahibi olmasına imkan verilmemelidir.

Çocukların kaderini sahip oldukları aileler belirlerken aynı zamanda toplumların kaderini de belirlemiş oluyorlar.

Yabancı basında haftalardır çocuğa şiddet haberleri çıkıyor ve bu şiddet ya anne-babadan ya da herhangi birinden çocuğa yansıyor. Peki bu insanların çocuk sahibi olmasına neden baştan engel olunmadı da bu çocuklar bu çaresizliği yaşamak zorunda bırakıldı hatta yaşamlarını kaybettiler? Domino etkisi gibi sağlıksız ebeveynlerin çocukları birer yetişkin olduğunda, yine kendileri gibi sağlıksız çocuklar yetiştiriyor ya da onlara kötülük etmeye başlıyorlar.

Kısacası çocuk sahibi olmak bu kadar kolay olmamalıdır.
 
Gönüllü vazgeçebilirim varlık hakkımdan ama garantisini kim verecek işte? Gerçekten hiç olacak mıyım :(
 
Böyle yok edemezsiniz insan neslini.
Daha sert bir sey bulun.
 
Güneş altında var olan hiç bir şey yasak olmamalı, kısıtlanmamalı.

Çok değişik görüşler mevcut ve hepsi bencillikten geliyor.
 
Ne cok sey yazmisim. Ceneme saglik.
Oysa migren azdirici recete der ki:
anti-natal manifestonun altına Alican’ın porno izledigi iddialarinda bulunarak, onu simülatif bir Amerikan serserisi olarak gördügünüzü iddia ediyorsaniz sunu bilin ki: Alican dusta philarmoni orkestrası dinler, blues degil.
 
Geri