Tabii bunlar zaman zaman politikanın oyuncağı olmuş pronatalizm gibi, zaman zaman da politikanın ürünü olarak açığa çıkmış fikirler. Felsefi izdüşümüne bakarsak, antinatalist birey dünyadaki hiçbir acının dünyaya gelmeye değer olmadığını savunarak güya doğacak çocuğun his düzlemini korur. Aynı zamanda dünyanın gidişatı yönünde insanın yaşam biçimi ona olumsuz etki yaptıgı için insanin daha fazla var olmasini veya artmasini engellemeyi isteme fikriyle doğayı korumak/insandan kurtarmak ister. Yalnız burada bazı sorunlar var, bencillikten uzak görünen bu iki ilkenin aslında kendini ve dünyayı ne kadar benmerkezli algıladığı gibi. Beyin algısını, deneyimlerin belirlediği sınırların içerisinde oluşan benlik düzleminde yorumlar. Varlığından ve var olmaması gerektiğinden bahsettiğimiz üzgünlük, keder gibi duygular evrenin/dünyanın bize sunduğu şeyler değildir. Dünya neden sonuç ilkesiyle bir oluşum gösterir ve sunduğu ne bir anlam ne de duygu vardır. Kötülük iyilik dahi. Kişi deneyimler. Bu kadar. Izdırap duygusunun olmadığı idealize edilmiş yaşam ne mümkündür ne de mutluluk o küme içerisinde bir anlama oturtulabilir. Gerçi mümkünatını eylemler üzerinden olmasa da hayata olan meditatif perspektifle sağlayabilirsiniz ve bu sağlanabilirlik varken bile bir insanın yaşamını engelleme fikri müdahaleci yaklaşımdır. Kişi, artık mutlakiyetini kazanmış demektir. Tüm mutlaklar kendi içinde dikteler taşır, çok ayıp .d Varoluşu sistematik lakin anlamsız bulan birisi olmama rağmen, keşke doğmasaydım bana sorulmadı gibi bi sivrilme yaşamıyorum. Şu anki hayatı anlamsızlık düzleminde algılamam bile deneyimlerimin bir ürünü ve buna müdahale edilmesini istemezdim. Hoş, ulaştığım fikir beni nereye taşıdı ne katkı sağladı hiçbir şey ama olsun. Şöyle kalsam asılı.
Bugün işkence gören bir atı algılayan zihin olmasaydı işkencenin bilgisine sahip olmamasına rağmen akışa devam ederdi oluş. Hala da öyle, insanın iyi kötü etkisine rağmen devam etmekte. İnsanın yaşadığı acılardan dolayı var olmaması gerekliğinin yanında dünyayı korumanın pembe isteğine istinaden, dünya neden var olmak zorunda olan bir şeydir? Ne için ve hangi temellendirme ile?