Annelerin sevmeme hakkı

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Çocuk dünyaya geldikten sonra bir anne ve babanın "Biz seni sevmiyoruz." deme lüksü olmamalı ayrıca çocuğun ne suçu olabilir ki?

İş yerinden bir arkadaşım, ilk evliliğinden olan çocuğunu ikinci eşi istemiyor diye eski kayınvalidesine bırakıp evlenmişti. Çocuk kaç kez evden kaçtı ve intihara yöneldi, sayısını bile hatırlayamıyorum. Kimsenin dünyaya çocuk getirip de onu kaderine terk etme ya da başından atma şansı olduğunu düşünmüyorum.


Sevme "zorunluluğu" var mı yani sevgili Lefty
Çocuğu sevmeme hakkına sahip. çocuğun da kadını reddetme hakkına sahip olması gerekiyor. kefernahum sahiden önemli bir filmdi bu konuda.
 
Sevme "zorunluluğu" var mı yani sevgili Lefty
Çocuğu sevmeme hakkına sahip. çocuğun da kadını reddetme hakkına sahip olması gerekiyor. kefernahum sahiden önemli bir filmdi bu konuda.

Sevmek bir zorunluluk olamaz çünkü zaten o çocuk anne-babadan bir parça ve kendi seçimi ile dünyaya gelmedi.

Sevmemek için ciddi bir psikolojik travma yaşanıyor olunmalı yoksa insan evine aldığı sokak hayvanına bile sevgi duyarken, kendi çocuğuna mı duyamayacak?

Çocuğu dünyaya getirdikten sonra "Keşke olmasaydı." diyen anne-baba yok mu? Elbette var ama bu yüzden bir sürü çocuk mağdur ve hayatları bitmiş durumda. Çocuk yapıp da sevmemek olamaz ancak çok genç anne-babalar bazen bu sorumluluğu kaldıramayabiliyorlar.
 
Sevmek bir zorunluluk olamaz çünkü zaten o çocuk anne-babadan bir parça ve kendi seçimi ile dünyaya gelmedi.

Sevmemek için ciddi bir psikolojik travma yaşanıyor olunmalı yoksa insan evine aldığı sokak hayvanına bile sevgi duyarken, kendi çocuğuna mı duyamayacak?

Çocuğu dünyaya getirdikten sonra "Keşke olmasaydı." diyen anne-baba yok mu? Elbette var ama bu yüzden bir sürü çocuk mağdur ve hayatları bitmiş durumda. Çocuk yapıp da sevmemek olamaz ancak çok genç anne-babalar bazen bu sorumluluğu kaldıramayabiliyorlar.


Yani şunun üzerinde durulmasını da isterim.Seni sevmiyorum-u duymak, seni seviyorum-u duymaktan niçin daha yıkıcı?

Bence ruhsal dengede sevilmemeyi de en az sevilmek kadar düşünmek zorundayız.

Bu olay özelinde bakarsak yani çocuk açısından, kesinlikle zorlu bir hayatı olacaktır.

Prens veya prenses sendromu ile yetiştirilmiş ve gerçek hayatla karşılaştığında dünyanın hiç o kadar "pembe veya açık renk" olmadığını farkedenler kadar bu durum da yıkıcı geldi bana.

Hatta hiç emin değilim çünki halen bunu kendimle tartışıyorum ama hangisi daha yıkıcı emin değilim ama ikinci seçenek ağır basıyor bende.

Sevgisizlikle hiç karşılaşmamış olmak onun aslında bir ilüzyon olabileceğini farketmek arasında koskoka bir hayat yaşıyoruz ve bununla ne kadar geç yüzleşirsek belki o kadar dirençli oluyoruzdur.
 
kadının açıklamasına twitter'da denk geldim. "sevmememe rağmen hiçbir ihtiyacı eksik değil ve gereken her şeyi fazlasıyla karşılıyorum, 8 yaşındaki kızım çok depresif ve mutsuz. onunla konuşurken yumurta kabukları üzerinde yürüyormuşum gibi hissediyorum" şeklinde ifadeler kullanmıştı. çocuk neden mutsuz acaba? çocuğun fiziksel ihtiyaçlarını karşılamanın annelik için yeterli olduğunu düşünüyor belli ki. birçoğumuz anlam veremedik ama twitter'da ilginç şekilde kadına destek verenler de oldu, sevmek zorunda değil çocuğunu diyerek. baba nerede bu arada acaba, ondan da hiç bahsetmemiş hanfendi.
 
Yani şunun üzerinde durulmasını da isterim.Seni sevmiyorum-u duymak, seni seviyorum-u duymaktan niçin daha yıkıcı?

Bence ruhsal dengede sevilmemeyi de en az sevilmek kadar düşünmek zorundayız.

Bu olay özelinde bakarsak yani çocuk açısından, kesinlikle zorlu bir hayatı olacaktır.

Prens veya prenses sendromu ile yetiştirilmiş ve gerçek hayatla karşılaştığında dünyanın hiç o kadar "pembe veya açık renk" olmadığını farkedenler kadar bu durum da yıkıcı geldi bana.

Hatta hiç emin değilim çünki halen bunu kendimle tartışıyorum ama hangisi daha yıkıcı emin değilim ama ikinci seçenek ağır basıyor bende.

Sevgisizlikle hiç karşılaşmamış olmak onun aslında bir ilüzyon olabileceğini farketmek arasında koskoka bir hayat yaşıyoruz ve bununla ne kadar geç yüzleşirsek belki o kadar dirençli oluyoruzdur.

Toplumda belli bir yaşa gelmiş her insanın evlenmesi ve çocuk sahibi olması gerektiği algısı hatta dayatması var. Yakın bir arkadaşım evlendi ve çocuk istemiyorlar ancak aileleri sürekli baskı yapıyor. Çocuk sevmedikleri için değil fakat bu sorumluluğu alacak gücü kendilerinde görmüyorlar.

Çocuk dünyaya getirip de sevmemek demek o çocuğun tüm hayatını mahvetmek demektir. Çocuk, senin onu niye sevmediğini anlayamaz ve büyük bir travma yaşar. Tüm hayatı, ilişkileri hatta evliliği bu yüzden zarar görür. Kimsenin bir çocuğa bunu bilinçli olarak yaşatma hakkı yoktur.

Yetişkin bir insan sevgisizliği anlayabilir belki ancak anlayamayanlar bile yeri geliyor sevgisine karşılık bulamayınca ya canına kıyıyor ya da o kişiyi yok etmeye çalışıyor. Sen küçücük bir çocuğa bunu anlatamazsın ve ortada anlatacak bir şey de yok çünkü o çocuk seçmedi dünyaya gelmeyi, onu dünyaya sen getirdin ve sorumluluklarından kaçamazsın. Sevgi hissedemiyorsan da bunun kendinden kaynaklı olduğunu fark edip acil çözüm yolları bulmalısın.
 
Son düzenleme:
Her Anne (ve Baba) çocuklarını "EŞİT" sevmek zorunda.
Her evlat ta ailesini "EŞİT" sevmek zorunda.
Her kardeş te diğer kardeşlerini "EŞİT" sevmek zorunda.
Sevmeyi bilmeyenler, aile sevgisi ile aşkı karıştırıyor olmalı. Sorun kendilerinde.
 
Psinoza

Bilimsel araştırmalar, çocukların küçük yaştan itibaren sevgi görmemesinin beyin gelişimini olumsuz yönde etkilediğini gösteriyor.

Üç yaşında olan iki çocuğun beyin farkı aşağıdaki görselde çok net görülebilir. Beyni küçük kalan çocuk, ailesi tarafından ihmal edilen ve sevgi görmeyen çocuk, diğeri ise tam tersi ilgi ile büyütülen çoçuk.

Çocuk dünyaya getirip de "sevemiyorum" diyen kişi, çocuğuna en büyük kötülüğü kendisi yapmaktadır.

The-Effects-of-Child-Abuse-Demonstrated-in-Two-Shocking-Brain-Scans.jpg


Kaynak: The Effects of Child Neglect Demonstrated in Two Shocking Brain Scans
 
Gelişim psikolojisi açısından bakarsak çocuktaki sevgi eksikliğinin,hayatının geri kalan büyük bir bölümünde nelere sebep olabileceğini görebiliriz.
Ihtiyaclar açsından da değerlendirmek gerekir.Eksikligin diğer yaşamsal ihtiyaçlara nasıl ket vurduğunu ve dar alanda sıkışmasına sebep olduğunu görmek gerekir.
Bu konuda yapılan deneyleri izlemek de durumun vehametini bize gösterebilir.
Doğumdan sonra annenin yaşayabileceği travmalar dışında sevemeyecegi çocuğu dünyaya getirmek zul ve bencilliktir.
Bence anne olmanın bile bir ehliyet olmalı.Çünkü toplumsal huzursuzluğun temelinde bu da önemli bir faktör.
 
Psinoza

Bilimsel araştırmalar, çocukların küçük yaştan itibaren sevgi görmemesinin beyin gelişimini olumsuz yönde etkilediğini gösteriyor.

Üç yaşında olan iki çocuğun beyin farkı aşağıdaki görselde çok net görülebilir. Beyni küçük kalan çocuk, ailesi tarafından ihmal edilen ve sevgi görmeyen çocuk, diğeri ise tam tersi ilgi ile büyütülen çoçuk.

Çocuk dünyaya getirip de "sevemiyorum" diyen kişi, çocuğuna en büyük kötülüğü kendisi yapmaktadır.

The-Effects-of-Child-Abuse-Demonstrated-in-Two-Shocking-Brain-Scans.jpg


Kaynak: The Effects of Child Neglect Demonstrated in Two Shocking Brain Scans

Doğrudur Lefty kaldı ki ben de bir yukarda ki postumda çocuk özelinde yaşanacak olumsuzluklara değindim. Fakat "sevmeme" hakkını da tartışabilelim diyorum. Bu sorunun bence tek bir doğru cevabı yok, kişinin çocuğa bakış açısıyla ilintili gibi geliyor bana. Sevmeme hakkı vardır bence ama maalesef o çocuk kendisinin, onun gelişimsel ve ruhsal dünyasına zarar verme hakkı yok evet.

Ha kendi özelimde değil bir annenin bir yetişkinin bir çocuğu sevmemesi anlaşılır birşey değil zaten. Nötr olma olur ama 5 yaşındaki çocuğun nesini sevmeyeceğiz ki.
 
Kişi eğer kendi hakkında olumsuz duygulara sahipse, kendini sevmiyorsa karşı tarafa da sevgi ve hassasiyet gösteremeyebilir. Aslında olumsuz duygularını karşı tarafa yansıtmaları muhtemel olabiliyor ve bunun için kendinden güçsüz birine yani çocuğuna bu yansıtmayı yapabilir.

Gelişmemiş ve olgunlaşmamış ebeveynlere, bebeğin sorumluluğu ve ihtiyaçları yük gibi gelebilir ve pişmanlık duyabilirler. Bu durumda çocuğa ister istemez yansıyabilir. Bebek ve ebeveyn arasında bundan dolayı sağlıklı bağlanma oluşmayabilir.

Ebeveyn, kendi gelişim dönemini sağlıklı bir şekilde geçirmemişse; çocuğuna karşı sevgi ve yakınlığı kabul etmekte zorlanabilir. Bilinçsiz bir şekilde kendisini çocuğundan uzaklaştırabilir.

Ebeveynin kendi yaşamında çözülmemiş travmaları olabilir. Çocuk, ebeveynin travmatik yaşam dönemine yaklaştığında ebeveyn, yanlış tutum sergileyebilir, çocuğu ihmal edebilir ya da çok korumacı yaklaşabilir. İki tutum da çocuk için zorlayıcıdır. Örneğin kendi çocukluk üzüntüsünü hatırlamaya tahammül edemeyen bir ebeveyn, çocuğu ağlarken cezalandırıcı davranabilir ya da aşırı koruyarak, rahatlatmaya çalışabilir.

Çocuk sahibi olmak bazı ebeveynler için zaman kaybı ve ölüm kaygısı anlamına gelebiliyor. Bu kaygı da ebeveynin çocuğuna karşı ilgi ve sevgide noksan davranmasına neden olabilir.

-demiş bir makale.



Anne omaya hazır değilsen doğurma arkadaş,8 yaşında ki çocuğu da sen dünyaya getirmedin mi?
Diğerini seviyorum ama diğerini ıı-ıh sevmiyorum!Bu nasıl mantık?
Birinde hadi yaşın küçüktü yetemediğini düşündün diyelim ama sevmemek nedir?İlerisini düşünün ya.
Ne anne olmak için çabalayanlar var.Bir de böyle olupta sevmeyenler.Püğğğ sıfatına!
 
Son düzenleme:
Doğrudur Lefty kaldı ki ben de bir yukarda ki postumda çocuk özelinde yaşanacak olumsuzluklara değindim. Fakat "sevmeme" hakkını da tartışabilelim diyorum. Bu sorunun bence tek bir doğru cevabı yok, kişinin çocuğa bakış açısıyla ilintili gibi geliyor bana. Sevmeme hakkı vardır bence ama maalesef o çocuk kendisinin, onun gelişimsel ve ruhsal dünyasına zarar verme hakkı yok evet.

Ha kendi özelimde değil bir annenin bir yetişkinin bir çocuğu sevmemesi anlaşılır birşey değil zaten. Nötr olma olur ama 5 yaşındaki çocuğun nesini sevmeyeceğiz ki.

Sevmeme hakkın olabilmesi için şartlar eşit olmalı ancak arada büyük bir uçurum ve adaletsizlik var. Çocuk, bu durumda çaresiz ve sevgisiz büyümeyi hak edecek bir hatası olamaz. Kendi seçimi değil ancak koşullara mahkum ediliyor, bu sence ne kadar adil olabilir ki haktan bahsedebilelim? Beyinde oluşan hasarın telafisi de yok ve hangi gerekçe ile bir çocuğa böyle bir haksızlık yapılabilir ki?

Anne ya da baba olmak öyle kolay bir iş değil ve o yüzden her aklına esen anne-baba olmaya kalkışmamalı ya da evliliğin şartıymış gibi bir çocuk sahibi olmaya kendini zorlamamalıdır.

Toplumda yaşanan çoğu olumsuzluğun kökeni, çocuk yaşta yaşanan travmalarla büyüyen insanlardan kaynaklanıyor. Kimse bakamayacağı ya da sevemeyeceği çocuğu doğurmaya kalkışmamalı ve şayet ciddi bir ruhsal bozukluk varsa da çözümünü aramak zorundadır.

Çocuğu açlığa ve sefalete terk etmiyorum ama sevemiyorum da demek o çocuğu yavaş yavaş öldürmekle eş değerdir, inan bana arada hiçbir fark yok.
 
Son düzenleme:
Sevmeme hakkın olabilmesi için şartlar eşit olmalı ancak arada büyük bir uçurum ve adaletsizlik var. Çocuk, bu durumda çaresiz ve sevgisiz büyümeyi hak edecek bir hatası olamaz. Kendi seçimi değil ancak koşullara mahkum ediliyor, bu sence ne kadar adil olabilir ki haktan bahsedebilelim? Beyinde oluşan hasarın telafisi de yok ve hangi gerekçe ile bir çocuğa böyle bir haksızlık yapılabilir ki?

Anne ya da baba olmak öyle kolay bir iş değil ve o yüzden her aklına esen anne-baba olmaya kalkışmamalı ya da evliliğin şartıymış gibi bir çocuk sahibi olmaya kendini zorlamamalıdır.

Toplumda yaşanan çoğu olumsuzluğun kökeni, çocuk yaşta yaşanan travmalarla büyüyen insanlardan kaynaklanıyor. Kimse bakamayacağı ya da sevemeyeceği çocuğu doğurmaya kalkışmamalı ve şayet ciddi bir ruhsal bozukluk varsa da çözümünü aramak zorundadır.

Çocuğu açlığa ve sefalete terk etmiyorum ama sevemiyorum da demek o çocuğu yavaş yavaş öldürmekle eş değerdir, inan bana arada hiçbir fark yok.
Harika bir yorum.Diyebileceğim tek şey nokta.
 
Sanırım konuya dair baya doyurucu fikirler, yorumlar oldu ek olarak William Styron’ın da güzel bir kitabı var bu konu hakkında. Sophie’s Choice diye. Daha sonra filme de aktarıldı Alan J. Pakula tarafından. Halen bile tartışalagelir annesinin seçimi ve neden öyle bir karar aldığı yönünde, tavsiye de bulunmuş olalım.

Ve kamu spotu olarak; sevmeyi beceremiyorsanız, ebeveyn olmaya kalkışmayın.
 
Sanırım konuya dair baya doyurucu fikirler, yorumlar oldu ek olarak William Styron’ın da güzel bir kitabı var bu konu hakkında. Sophie’s Choice diye. Daha sonra filme de aktarıldı Alan J. Pakula tarafından. Halen bile tartışalagelir annesinin seçimi ve neden öyle bir karar aldığı yönünde, tavsiye de bulunmuş olalım.

Ve kamu spotu olarak; sevmeyi beceremiyorsanız, ebeveyn olmaya kalkışmayın.


"Sophie’nin Seçimi" filminde yalnız durum çok farklı çünkü orada anne, kendi iradesi ile bir seçim yapmıyor ve ona sunulan iki seçenek arasından birini tercih etmeye mecbur bırakılıyor yoksa iki çocuğunu birden kaybetmek durumunda kalacak yani sevgisizlik ya da çocuklar arasında keyfi bir seçimden bahsedemeyiz.

Spoiler içerir!

https://www.youtube.com/watch?v=RaPBzhEsCL0
 
Geri