AnneAnne

  • Kullanıcı ne
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forumsal Sözlük
🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Tabi siz anneanneleri tarafından şımartılmış Ssjsjsjsj

Çok severim çocukluğum anneannemle geçti. Babaannemi de severim aslında ama anneannem bir sıfır önde her zaman :d
 
anneannem ilk ölüm acısını yaşadığım aile üyesiydi. ona kadar hiç bilmiyordum bu hissi, onda da çok garipti, algılayamamıştım öldüğünü sonra annemi öyle görünce dank etmişti kafama. çok yakın değildik, trabzon'daki erzurum'daki kuzenlerim hep onlarlaydı diye bazen dışlanmışız gibi bile geliyordu. öldükten sonra kıymeti anlaşıldı kadının özellikle yılan dayım tarafından ama çok geçti. bir kadının fedakarlığının zirvesiydi, bütün ailede dengeyi sağlayan oymuş meğer. ölümünden sonra kardeşler birbirine düştü, sinsilikler meydana çıktı... meğer o koruyormuş herkesin hakkını özellikle dedeme karşı. güzel kadındı anneannem, çok da erken gitti bir doktor hatası yüzünden. dedeme katlandığı için üstün başarı ödülüyle uğurlayabilseydik keşke onu. bir ölümün size nasıl katkısı olabilir bilmiyorum ama ben annemi öyle gördükten sonra hiçbir şey aynı kalmadı. kalanlara sabır dilemek gerekiyormuş cidden. güzel uyu anane.
 
Benimkisi pek sevilmezdi, biraz mustehcen konusurdu, fazlaca aciksozlu ve kaskati bir insandi. Gurbette cok zor sartlarda calisip yaptirdigi evi kül olunca boyle oldu diyorlardi hep. Her olayda bir kotuluk arardi. Ama bu ozelliklerini yanisira okuttugu onlarca ogrenci vardi, fakir cocuklari giyindirmeyi de severdi. Bana ölürsem cenazemde agla emi demisti. Gitmek bile nasip olmadi.
 
anneannem ilk ölüm acısını yaşadığım aile üyesiydi. ona kadar hiç bilmiyordum bu hissi, onda da çok garipti, algılayamamıştım öldüğünü sonra annemi öyle görünce dank etmişti kafama. çok yakın değildik, trabzon'daki erzurum'daki kuzenlerim hep onlarlaydı diye bazen dışlanmışız gibi bile geliyordu. öldükten sonra kıymeti anlaşıldı kadının özellikle yılan dayım tarafından ama çok geçti. bir kadının fedakarlığının zirvesiydi, bütün ailede dengeyi sağlayan oymuş meğer. ölümünden sonra kardeşler birbirine düştü, sinsilikler meydana çıktı... meğer o koruyormuş herkesin hakkını özellikle dedeme karşı. güzel kadındı anneannem, çok da erken gitti bir doktor hatası yüzünden. dedeme katlandığı için üstün başarı ödülüyle uğurlayabilseydik keşke onu. bir ölümün size nasıl katkısı olabilir bilmiyorum ama ben annemi öyle gördükten sonra hiçbir şey aynı kalmadı. kalanlara sabır dilemek gerekiyormuş cidden. güzel uyu anane.
Allah rahmet eylesin aile büyüğü her zaman önemlidir. Burda şeye çok üzüldüm dedeler hep eski kafa oldukları için eşlerine çok çektirmişler ama ninelerimiz de hep dayanmış çok sabırlı ve güçlülermiş. Bizim köyde bir tane ninenin eşi ölmüştü öldüğüne değilde gençliğimi mahfetti diye ağlıyordu.
O zor yaşlara kolay gelmiyor maalesef ninelerimiz. Üzücü gerçekten.
 
Benimkisi pek sevilmezdi, biraz mustehcen konusurdu, fazlaca aciksozlu ve kaskati bir insandi. Gurbette cok zor sartlarda calisip yaptirdigi evi kül olunca boyle oldu diyorlardi hep. Her olayda bir kotuluk arardi. Ama bu ozelliklerini yanisira okuttugu onlarca ogrenci vardi, fakir cocuklari giyindirmeyi de severdi. Bana ölürsem cenazemde agla emi demisti. Gitmek bile nasip olmadi.
Ben bunu da yaşadıklarına bağlıyorum. Hele ki yardımsever bir insan olması etrafındaki insanları önemsediği mutlu etmek istemesi çok güzel burdan rahmetle analım. Ölünün arkasından iyi konuşulsun derler.
Genelde Yozgat insanın agzı bozuktur kadınıda erkeği de öyledir yani.
Allah rahmet eylesin.
 
  • Beğen
Tepkiler: W
Benimkisi pavyon da calan şarkıları cok sever...evinin etrafı pavyon doldu.. aklı yerinde olsa şu an cok mutlu olurdu skjj Flash tv de dilber ay'ın "kader mahkumları" programını izlerdi...
images (34).jpeg
 
Kahkaha attım ya sabah sabah
 
Tabi siz anneanneleri tarafından şımartılmış Ssjsjsjsj

Çok severim çocukluğum anneannemle geçti. Babaannemi de severim aslında ama anneannem bir sıfır önde her zaman :d
Anneanneyi babanneden daha çok severim ben de.:)
Rahmetle analım. :emoji_rose: Doğum günümde benim yanımda öldü.İlahi sırlara belki en çok bu yüzden inanıyorum.

Anneannem Polatlı'nın bir köyünde evlenmiş ve beş çocuğu olmuştu. Eşini 35 yaşında kaybetmiş ve okuma yazması olmadan küçük çocuklarıyla kalmıştı. Daha önce de bir oğlunu kaybetmişti.
Bir büyükbaş hayvanını satarak İstanbul'a göç etti. Akrabaların yardımıyla çocuklarının rızkı adına çalışmak için.

Hayatı hep çabayla geçen bir insan oldu. Çocukları birer birer büyüyüp işe başlayıp evlendiler.
Anneannem hep bizim yanımızda kaldı, anneme yardımcı oldu.
Okuma yazmayı kendi kendine gündelik takvim yapraklarından söktü. Öğrenmek, okumak onun parçasıydı adeta. Maharetli kadındı anneannem, çok da titizdi. Hiç boş vakit geçirdiğini anımsamam, daima el işi ile meşguldü biz büyürken. Anneanne kazakları hep yenilenirdi onun mahareti ile.
Annemle aralarında Kırım tatarcası konuşurlardı. Biz anlardık ama konuşmada mahir değildik. Öz dilini hiç kaybetmedi.

Zaman geçiyor, biz büyüyor, anneannem yaşlanıyordu. Onu genelde ben yıkardım, hep duasını alırdım. Heyhat kim derdi ki son yıkaması da bana nasip olacak?

Üniversite 3. sınıfta dayımın yanına geçecekti. Giderken ona söz vermiştim. Öğretmen olur olmaz yanıma alacaktım, ona bakacaktım. Tek sermayesi tahta bir bavulla İstanbul'a dayımla gitti.

Zaman geçti, ben öğretmen oldum. 8 ay sonra sözümü tutup çalıştığım kasabaya onu getirmek için Ekim'de İstanbul'a gittiğimde hep bu anı bekleyen bir çocuk gibi heyecanlıydı. Takati kalmamış, güç yürüyor ve yine de hayata tebessüm ediyordu.

Kırk yılda bir denk gelinen bir abla komşum vardı. Alt katımda oturur kasabaya makine örgüsü yapardı. Okula giderken ona bırakırdım, severek yarenlik ederdi.
Evim yeşillikler içinde ve bir dere kenarındaydı. Güzel havalarda ablam bahçeye sofra kurar, kasabanın kızları da gelir, hep birlikte gülüşerek vakit geçirirdik. Mutluydu, ''dünyanın iyi insanları bu yeşillik içinde toplanmış'' derdi.

Kasım'ın 11'i oldu. 12 Kasım doğum günümdü, 23 yaşına girecektim. Ablam doğum günü pastası hazırlayacaktı, kendimizce toplanıp kutlayacaktık. Ama umduğumuz gibi olmadı.

Komşu ablam anneannemin ayaklarının şiştiğini fark etmiş. Deneyimli ve bilge bir kadındı. Hayra alamet olmadığını anlayarak akşam doktor çağırmamızı istedi. Bana tetkik sonrası ikisi de bir şey söylemedi.

Ve 12 Kasım günü geldi.
Cuma sabahıydı, işe giderken yine komşu ablama anneannemi bıraktım. Yaşı 81'di. Çoğunlukla uzanarak etrafı seyrederdi. Yanında insan olmasından mutlu olurdu.

Akşam olduğunda evde bir hareketlilik başladı. Kasabadan kadınlar dua kitaplarıyla geliyordu. Anneannem yine o masum tebessümüyle etrafı seyrediyordu. Yasin okunuyor, sohbet ediliyor ve çay demleniyordu. Meğer komşu ablam herkese haber vermişti.

Anneannem limonlu çayı çok severdi. Ona herkesten önce limonlu çay verilmesini ablam söyledi, canı çekmiş. Birkaç kaşık almıştı ki uzanmak istedi. Derin bir nefes alarak verdi. Hareketsizdi. Ben ancak o an ölüyor olduğunu ayırt edebildim, panik içindeydim.
Gözlerini tekrar açtığında sevindim. Ve ikinci bir nefes alış ve veriş. Sonra gözünden düşen bir damla ile veda ettik. Bir anda hayatın bağlı olduğu pamuk ipliğini hissettik. Onu odaya uzattığımızda hayatın meşakkatinin oluşturduğu kamburu yok olmuş, uzun ince bir kadına dönüşmüştü. Huzurluydu.

Akrabalar arandı, İstanbul'a getirilmesi istendi. Komşu ablam ve eşi ile belediye otobüsünde üç kişi onu İstanbul'a götürdük.
Teyzemin evinin önünde yıkanacaktı. Bir ölüyü ilk defa gören ben anneanneme bakarken hoca hanım yardım etmemi istedi. Beraberce son yıkamasını da yaptık. Düşün içinde miydim, yaşam mı o anda bir düştü bilememecesine ayrılıyorduk artık. Tarifsiz bir hüzün ve çaresizlikle. Onu yanıma getirirken bunu hiç düşünmemiştim.

Artık her 12 Kasım anneannemin ölümü demek olacaktı, hep hüzünle gelen. Eline doğmuştuk, elimde ve doğum günümde hayatı sona erdi. Allah'ın hikmeti buna dahildi. Bizler görünüşte tutsakken gizemin işleyişini çözemiyorduk. Nasipti nefes, ömür belliydi. Başlangıcı ve sonu tek, süreci imtihandı.

Yoklukla, emek ve çileyle geçen bir hayata saygı duymayı bana anneannem öğretti.
Ruhu şad olsun.
 
yaz tatillerinde yaylada ziyaret eder takribi bir hafta da yanında kalırdık. yöresel giyinen, renkli gözlü, tipik bir karadeniz kadınıydı. vefat ettiğinde 10 yaşındaydım; babannemize daha düşkün yetiştiğimizden anneannemin ölümü beni pek ırgalamadı, özlemde duymuyorum ama güzel anılarımız olmuştu..
 
anneannemi hiç görmedik, annemin halasına, anneme ve teyzeme çok annelik ettiği için anneanne dedik, çok tatlı, eğitimli, küçücük ama hükumet gibi bir kadındı. hiç evlenmemiş, bunu tercih etmemiş ama yine de onu koskocaman seven bir ailesi olmuş. babam dahil. aslında annelik de sadece doğurmakla da ilgili değil işte. onu kaybettiğimizde küçüktük, yine de ona dair çok anım var. karakter olarak ona benzetildiğim için de galiba en sevdiğim aile bireylerinden biri. çok seviyorum, hep seveceğim.

hatta şu da fotisi
 

Ekli dosyalar

  • IMG-20220120-WA0012.jpg
    IMG-20220120-WA0012.jpg
    366 KB · Görüntüleme: 8
Son düzenleme:
geçen sene bu ay kaybettim ben de anneannemi. o yüzden konu başlığı bi içimi burktu. biraz mesafeliydik tabii aramızdaki kilometreler sebebiyle ama severdim. şen şakraktı hep. 'meloşuum' sesi de hâlâ kulaklarımda. özlüyorum. rahat uyusun.
 
geçen sene bu ay kaybettim ben de anneannemi. o yüzden konu başlığı bi içimi burktu. biraz mesafeliydik tabii aramızdaki kilometreler sebebiyle ama severdim. şen şakraktı hep. 'meloşuum' sesi de hâlâ kulaklarımda. özlüyorum. rahat uyusun.
Allah rahmet eylesin üzüldüm. Nur içinde yatsın..
 
anneannemi hiç görmedik, annemin halasına, anneme ve teyzeme çok annelik ettiği için anneanne dedik, çok tatlı, eğitimli, küçücük ama hükumet gibi bir kadındı. hiç evlenmemiş, bunu tercih etmemiş ama yine de onu koskocaman seven bir ailesi olmuş. babam dahil. aslında annelik de sadece doğurmakla da ilgili değil işte. onu kaybettiğimizde küçüktük, yine de ona dair çok anım var. karakter olarak ona benzetildiğim için de galiba en sevdiğim aile bireylerinden biri. çok seviyorum, hep seveceğim.

hatta şu da fotisi
Larien evet zaten görseli de çok kendinden emin duruyor Allah rahmet eylesin. Dediğin gibi dogurmak değil annelik. O yüzden bu evlatlık veripte sonradan almaya çalışan insanlardan nefret ediyorum.
 
Anneanneyi babanneden daha çok severim ben de.:)
Rahmetle analım. :emoji_rose: Doğum günümde benim yanımda öldü.İlahi sırlara belki en çok bu yüzden inanıyorum.

Anneannem Polatlı'nın bir köyünde evlenmiş ve beş çocuğu olmuştu. Eşini 35 yaşında kaybetmiş ve okuma yazması olmadan küçük çocuklarıyla kalmıştı. Daha önce de bir oğlunu kaybetmişti.
Bir büyükbaş hayvanını satarak İstanbul'a göç etti. Akrabaların yardımıyla çocuklarının rızkı adına çalışmak için.

Hayatı hep çabayla geçen bir insan oldu. Çocukları birer birer büyüyüp işe başlayıp evlendiler.
Anneannem hep bizim yanımızda kaldı, anneme yardımcı oldu.
Okuma yazmayı kendi kendine gündelik takvim yapraklarından söktü. Öğrenmek, okumak onun parçasıydı adeta. Maharetli kadındı anneannem, çok da titizdi. Hiç boş vakit geçirdiğini anımsamam, daima el işi ile meşguldü biz büyürken. Anneanne kazakları hep yenilenirdi onun mahareti ile.
Annemle aralarında Kırım tatarcası konuşurlardı. Biz anlardık ama konuşmada mahir değildik. Öz dilini hiç kaybetmedi.

Zaman geçiyor, biz büyüyor, anneannem yaşlanıyordu. Onu genelde ben yıkardım, hep duasını alırdım. Heyhat kim derdi ki son yıkaması da bana nasip olacak?

Üniversite 3. sınıfta dayımın yanına geçecekti. Giderken ona söz vermiştim. Öğretmen olur olmaz yanıma alacaktım, ona bakacaktım. Tek sermayesi tahta bir bavulla İstanbul'a dayımla gitti.

Zaman geçti, ben öğretmen oldum. 8 ay sonra sözümü tutup çalıştığım kasabaya onu getirmek için Ekim'de İstanbul'a gittiğimde hep bu anı bekleyen bir çocuk gibi heyecanlıydı. Takati kalmamış, güç yürüyor ve yine de hayata tebessüm ediyordu.

Kırk yılda bir denk gelinen bir abla komşum vardı. Alt katımda oturur kasabaya makine örgüsü yapardı. Okula giderken ona bırakırdım, severek yarenlik ederdi.
Evim yeşillikler içinde ve bir dere kenarındaydı. Güzel havalarda ablam bahçeye sofra kurar, kasabanın kızları da gelir, hep birlikte gülüşerek vakit geçirirdik. Mutluydu, ''dünyanın iyi insanları bu yeşillik içinde toplanmış'' derdi.

Kasım'ın 11'i oldu. 12 Kasım doğum günümdü, 23 yaşına girecektim. Ablam doğum günü pastası hazırlayacaktı, kendimizce toplanıp kutlayacaktık. Ama umduğumuz gibi olmadı.

Komşu ablam anneannemin ayaklarının şiştiğini fark etmiş. Deneyimli ve bilge bir kadındı. Hayra alamet olmadığını anlayarak akşam doktor çağırmamızı istedi. Bana tetkik sonrası ikisi de bir şey söylemedi.

Ve 12 Kasım günü geldi.
Cuma sabahıydı, işe giderken yine komşu ablama anneannemi bıraktım. Yaşı 81'di. Çoğunlukla uzanarak etrafı seyrederdi. Yanında insan olmasından mutlu olurdu.

Akşam olduğunda evde bir hareketlilik başladı. Kasabadan kadınlar dua kitaplarıyla geliyordu. Anneannem yine o masum tebessümüyle etrafı seyrediyordu. Yasin okunuyor, sohbet ediliyor ve çay demleniyordu. Meğer komşu ablam herkese haber vermişti.

Anneannem limonlu çayı çok severdi. Ona herkesten önce limonlu çay verilmesini ablam söyledi, canı çekmiş. Birkaç kaşık almıştı ki uzanmak istedi. Derin bir nefes alarak verdi. Hareketsizdi. Ben ancak o an ölüyor olduğunu ayırt edebildim, panik içindeydim.
Gözlerini tekrar açtığında sevindim. Ve ikinci bir nefes alış ve veriş. Sonra gözünden düşen bir damla ile veda ettik. Bir anda hayatın bağlı olduğu pamuk ipliğini hissettik. Onu odaya uzattığımızda hayatın meşakkatinin oluşturduğu kamburu yok olmuş, uzun ince bir kadına dönüşmüştü. Huzurluydu.

Akrabalar arandı, İstanbul'a getirilmesi istendi. Komşu ablam ve eşi ile belediye otobüsünde üç kişi onu İstanbul'a götürdük.
Teyzemin evinin önünde yıkanacaktı. Bir ölüyü ilk defa gören ben anneanneme bakarken hoca hanım yardım etmemi istedi. Beraberce son yıkamasını da yaptık. Düşün içinde miydim, yaşam mı o anda bir düştü bilememecesine ayrılıyorduk artık. Tarifsiz bir hüzün ve çaresizlikle. Onu yanıma getirirken bunu hiç düşünmemiştim.

Artık her 12 Kasım anneannemin ölümü demek olacaktı, hep hüzünle gelen. Eline doğmuştuk, elimde ve doğum günümde hayatı sona erdi. Allah'ın hikmeti buna dahildi. Bizler görünüşte tutsakken gizemin işleyişini çözemiyorduk. Nasipti nefes, ömür belliydi. Başlangıcı ve sonu tek, süreci imtihandı.

Yoklukla, emek ve çileyle geçen bir hayata saygı duymayı bana anneannem öğretti.
Ruhu şad olsun.
Sevgili Asrevya inanır mısın bu yazıyı yazarken ki acıyı ve hüznü teslimiyeti öyle hissettirdin ki.. İnan içimi ezdi bu anı. Allah yattığı yeri nur etsin. Her zaman söylüyorum güzel insanların karşısına güzel insanlar çıkarır Allah hep. Seninde hayatından çok güzel insanlar geçmiş çünkü Ona layık bir torun olmuşsun. Zaten sende çok farklı bişey var biliyor musun bunu çkk derinden hissediyorum o yüzden de çok seviyorum iyiki tanıdım dediğim insanlardansın.

Şuna değinmek istiyorum; Şuan yaşlılarımız pek sevilmiyor genel olarak. Ben ise her zaman şu kanıdayım ne olursa olsun kırıp üzmemeli. Yaşlı demek emek demek yaşanmışlık tecrübe demek. Çok önemli onların duasını almak. Umarım yaşamımız boyunca yaşlılarımıza sahip çıkma gücü verir Allah bize.
Sevgiler Asrevya.
 
Istanbul’da yasiyordu rahmetli, senede 1 hafta bize gelirdi, bazen biz giderdik. Son yillarinda her gordugunde evlende dugununde oynayayim derdi. :)

Dugunu goremedi, mekani cennet olsun. Severdik.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun her yaşlının çocuklarını torunlarının mürüvet görme isteği oluyor. Ama işte.
 
  • Beğen
Tepkiler: X
Ananne denir.

Neymis o anne anne.
 
Geri