Ankara'yı sevme nedenleri

🕒 Konu sahibi 3 saat önce aktifti
Vallahi bu konu beni asiri yoruyor. Neden? Bak sakin hicbiriniz ustunuze alinmayin.. ama bu ankarayi sevmiyorum ya cok gri sehir bana safsatadan ibaret gibi geliyor. Ya kardesim istanbulda oturup daha deniz gormemis insan geliyor diyor ki ankarada deniz yok. Yok efendim yesillik yok. Ya kardesim nerede yesillik var. hepimizin sagi solu bina. Evinizin yaninda orman var da ankara da mi yok? Yok efendim deniz yokmus. Lan bunlari goren de bebek te yasiyor sanacak. Mis gibi sehir iste. Trafik yok, kiralar gorece daha uygun, heryer birbirine yakin, yazlari sicak, kislari kurak, eskisi gibi degil eglence mekanlari var, yesil alanlar da gayet ulasilabilir yerlerde var, mansur baskan var, ulan afganlar surikler bile daha az burada. Vallahi mansur baskanima soylicem binalari pembeye boyayalim siz de rahatlayin biz de. Gece 4 te ankara fedaisi oldum hdjdj.
Ankara çok gri be juju.... Hem biliyorsun, ben boğaz görmeden yaşayamam.

Bu arada Bağcılar'dan herkese kucak dolusu sevgiler.....
1.jpg
 
4 ay önce ankara' da flörtüm vardı, ayrıldım. o zaman seviyordum şimdi sevmiyorum.
benim için bir şehri sevip sevmeme kriteri budur. bi zamanlar adana'yı bile seviyordum, hatta izmir' i de, inanır mısınız kırıkkale' yi de, ve tabii unutmadan tokat' ı da.
 
Sevdiğim şehirler arasında bulunmaktadır ve Ankara'yı sevdiğimi duyan dostlardan ''Nesini seviyorsun bu şehrin?'' şeklinde tepkiler de almışlığım vardır.

Ankara'da çok fazla bulunmadım ama bulunduğum süre içerisinde düzenli olması , yollarının ve kaldırımlarının geniş olması , İstanbul gibi çarpık kentleşmenin ayyuka çıktığı bir şehirden sonra bana oldukça cezbedici gelmişti.

Ankara'yı keşfettikçe , parkları , huzurlu cafeleri, güzel caddeleri ve çok beğendiğim Bestekar Sokağı oldukça hoşuma gitmişti. Hatta bazı sokaklarında yürümek insanı dinlendiriyor bana göre.

Yalnız , bir şey daha var ki oldukça enteresan; nereye adımımı atsam, yere serpilmiş eskort kartları bulunuyor. Neredeyse Ankara'nın bitki örtüsünü oluşturacak kadar fazladır bu kartlar.
Halıflex gibi döşenmiş her yere.
Birde konu açmışsın ya ..
 
Herkes için diyemem fakat sahille denizle iç içe büyümüş insanlar için sevilmemesi doğal,absürt de değil.Deniz faktörünün basit bir olguymuş gibi lanse edilmesi yanlış.Alışılmış hava yada biyom faktörü insan psikolojisini ciddi etkileyebiliyor.
İstanbul'da doğup büyüdüğüm yerden, memleketim Trabzon'a kadar adım attığım her yerde deniz vardı; görsel olarak işitsel olarak her anlamda,günün bi çok saatinde denk gelecek kadar.Askerlik yaptığım yer bile denizin dibiydi; dalga sesleriyle mesai yapardım.Şuanki işimin bulunduğu yer de denize yakın.Karmik bir bağ gibi çekiyor beni yani. Fix terapimdir sahil yürüyüşü,dalga sesi, geceleri Şile'de sahile uzanmak vs. Resmen organik anksiyolitik,anti depresan artık ne derseniz.Denizsiz,kuru şehirler bunalım sebebi benim için; maruz kaldığım yıllar da net buydu bunalım sebebim.Anlaşılmaz ya da komik gelebilir ama var böyle insanlar.Marjinallikle falan da ilgisi yok bunun.Ankara'ya alışmış birine de deniz iyi gelmeyebilir.Senin için trafiksizlik sakinlik terapidir,onun için kaotik bir gün sonrası deniz.Sidik yarışına gerek var mı?
 
Modern diyorlar..
Tarihi acidan cok zengin bir bölge oysa ki..
 
Ulaşım iyi her büyükşehir gibi. Üniversitelerin çokluğu da bir zenginlik katıyor. Ancak soğuk bir şehir hem gerçek hem de mecaz anlamda.
yazın yaylak olsrak kullanılabilir. Yazın toplasam 1-2 hafta ancak sıcaklık hissetmişimdir.
 
  • Kahkaha
Tepkiler: Sux
hiçliğin ortasında ancak bu kadar olur diyordum ama aslında epey avantajlı ve güzel bir şehir. kent merkezinin küçüklüğü her şeye erişebilme imkanı tanıyor, kültür-sanat faaliyetleri çeşitli ve bolca mevcut. bir sürü müze var. devasa parkları, mesire alanları bulunuyor ve oldukça ferah. eymir'in çevresinde yürümeyi, bisiklet sürmeyi, göldeki kuşları izlemeyi vs. hepsini ayrı seviyorum.
kale yerleşkesinde kahve içmek, sohbet etmek müthiş hissettiriyor. işletmeci her seferinde kahvesini nasıl içmemiz gerekliğine değiniyor, gülüşüyoruz.
"aşti" yani OTOGAR çok kullanışlı, ülkeye açılan kapı bir nevi! akabinde tren garı da öyle fakat esenboğa işlevsel değil yine de varlığı güven veriyor.
bazı semtleri ziyadesiyle kalender, güvenli, sakin.
ben, gittiğim her şehri gezer keşfederim. anıtkabir, birinci meclis ve koç müzeleri de keşfe doyamadığım yerler, tarihi biliyorum bildikçe de hoşnut oluyorum. bu şehri lariko ile birlikte keşfettik, altını üstüne getirdik.

elbette ki en büyük nedenim "lariko'mun varlığı"
 
Herkes için diyemem fakat sahille denizle iç içe büyümüş insanlar için sevilmemesi doğal,absürt de değil.Deniz faktörünün basit bir olguymuş gibi lanse edilmesi yanlış.Alışılmış hava yada biyom faktörü insan psikolojisini ciddi etkileyebiliyor.
İstanbul'da doğup büyüdüğüm yerden, memleketim Trabzon'a kadar adım attığım her yerde deniz vardı; görsel olarak işitsel olarak her anlamda,günün bi çok saatinde denk gelecek kadar.Askerlik yaptığım yer bile denizin dibiydi; dalga sesleriyle mesai yapardım.Şuanki işimin bulunduğu yer de denize yakın.Karmik bir bağ gibi çekiyor beni yani. Fix terapimdir sahil yürüyüşü,dalga sesi, geceleri Şile'de sahile uzanmak vs. Resmen organik anksiyolitik,anti depresan artık ne derseniz.Denizsiz,kuru şehirler bunalım sebebi benim için; maruz kaldığım yıllar da net buydu bunalım sebebim.Anlaşılmaz ya da komik gelebilir ama var böyle insanlar.Marjinallikle falan da ilgisi yok bunun.Ankara'ya alışmış birine de deniz iyi gelmeyebilir.Senin için trafiksizlik sakinlik terapidir,onun için kaotik bir gün sonrası deniz.Sidik yarışına gerek var mı?
bak bak bana nasıl laf sokuyor..
 
Geri