Allah'ın İsimleri

M
  • Kullanıcı milis
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - ALLAH C.C
Allah'ın İsimLerinden Müheymin İsminin Anlamı
Müheymin

Müheymin : Gözetici ve koruyucu

Cenab-ı Hak buyuruyor:


"O Allah ki, O'ndan başka İlah yoktur. Müheymindir; Allah, (müşriklerin) şirk koştuklarından çok Yücedir." (Haşr, 23)


Görüp gözeten, her şeye şahid olan koruyan ve bekçilik eden de O'dur.

Müheymin kelimesinin aslı "Müeymin"dir. Kolaylık için kelimedeki hemze harfi "ha" harfine dönüştürülmüştür. Arap dilinde bu tür dönüşümler vardır. (2)

Müheymin, doğrulayıcı, tasdik edici ve güvenilir anlamındadır. Kur'an, kendisinden önceki kitapları doğrulayan bir kitaptır. (2)

Tüm evrenin kusursuz bir düzen içerisinde var olmasını sağlayan fizik yasaları, onları meydana getiren Allah'ın, kulları üzerindeki İlahi korumasına da en güzel delilleri oluştururlar.

İnsanların çoğunluğunun doğal karşıladığı pek çok özellik asıl olarak Allah'ın kullarına olan merhametine ve İlahi korumasına işaret eder. Çünkü düzeni ve birliği sağlayan yüzlerce fizik yasasının şu an oldukları şekilleriyle var olmaları için hiçbir zorlayıcı neden yoktur. Allah koruyucuların en hayırlısıdır. (4)


"El Müheymin" Her kim bunu yazıp üzerinde bulundurursa bütn malı ve rızkı Hak tealanın hıfzında ve emanında olur. Yine demişleerdir ki, bir kimse gusül eyleyip bu ismi 100 kere okusa o kimsenin dışı parlak ve nurlu olur. (3)
 
Allah'ın İsimLerinden Mümin İsminin Anlamı
Mümin

Mü'min : Gönüllere iman veren, kendisine güvenenlere emniyet sağlayan ve ferahlık bahşeden

Cenab-ı Hak buyuruyor:

"O Allah ki, O'ndan başka İlah yoktur. Meliktir; Kuddûstur; Selam'ır; Mü'mindir; Müheymindir; Azizdir; Cebbardır; Mütekebbirdir. Allah, (müşriklerin) şirk koştuklarından çok Yücedir." (Haşr, 23)


Bunun kısaca manası inanan demektir. Fakat bu mana biz kullar içindir. Allah için olan mana yukarıdaki manadır. Mümin ismi kulun en seçkin ve en şümullu ismidir. Cenab-ı Hak kulunu o kadar seviyor ki, kendine mahsus olan özel ismi kuluna vermiştir. Tam anlamıyla müminlik sıfatlarını taşıyan insan için dünyada ve ahirette sıkıntı yoktur. Sırat köprüsünden geçerken, cehennem seslenerek: "Geç ey mümin, zira senin nurun benim narımı söndürüyor." diyecek. Müminin derecesi bu kadar yüksek olacaktır. (4)


Allah, kıyamet günü azap gören mü'minleri cehennemden çıkardıktan sonra onlara derki:


"Mü'min benim, sizler de mü'minlersiniz"


Allah, sözünün doğru olduğunu ispatlayandır, mü'min kullarını imanlarında yanıltmayan, onları doğru yola çıkarandır, kullarına va'dinde sâdık olandır, insan kalbini şüphe ve tereddütlerden kurtararak imana kavuşturan, kalplere iman bağışlayan; yaratıkların zulümden, muminleri azaptan emin kılan; onların şahitliklerini kabul ve tasdik eden; taahüdlerini mutlaka yerine getirendir.
İhlasla

"
Yâ Mü'min" diye bir müslüman bu isme devam etse, küfürden, şirkten, yalandan, insan ve cin şerrinden emin olur. Her türlü hastalıktan kurtulur. (3)
 
Allah'ın İsimLerinden Selam İsminin Anlamı
Selam

Selam :
Kullarına rahmet ve bereket ihsan eden, onları emin kılan


Cenab-ı Hak buyuruyor:

[FONT=&quot]

[FONT=&quot]"O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur. Melik'tir; Kuddûs'tur; Selam'dır; Mü'min'dir; Müheymin'dir; Aziz'dir; Cebbar'dır; Mütekebbir'dir. Allah, (müşriklerin) şirk koştuklarından çok yücedir."[/FONT] (Haşr, 23)


[/FONT] Selâmette olan, selâmette kılan. 'Selâm' kelimesi Kur'anı Kerimde 33 defa geçer ama bunlardan yalnız bir tanesi (Haşr, 23) Allah'ın ismi olarak geçmektedir.


Resulullah buyuruyor:

"Ey Allah'ım! Sen Selam'sın; Selâm yalnız sendedir. Ey ikram ve celâl sahibi olan! Sen ne yücesin." (2)

Selâm ismi, Yüce Allah'ın kemalatının tümünün isbatını ve noksan sıfatların tümünün O'ndan uzaklaştırmayı içermektedir. Bunun manası şöyledir: "Subhânallahi ve'l-Hamdu lillah." Bu tesbih, yüce Allah'ın Ulûhiyyette ve tazimde tek olduğunu kapsamaktadır. Ve aynı şekilde "Lâ ilahe illalahu vallahu ekber" de Ulûhiyyette ve tazimde tek olduğunu kapsamaktadır. (3)

Her doğan ölüyor, her yeşeren kuruyor, her yapılan yıkılıyor. Yaratılanların en değerlisi insan doğuyor, büyüyor, ihtiyarlıyor, hastalanıyor, acıkıyor, uyuyor ve ölüyor. 'Selâm' olan Rabbimiz bütün bunlardan salimdir. İslâm dinini indirerek selâmet yurdu olan Cennete davet eden, bu dünyada gönüller arasına köprü olan selâmı, nezaket kurallarını öğreten Rabbimiz Mü'minleri Cehennem azabından selâmette kılandır.
Allah'ın Selam sıfatı aynı zamanda cennete kabul ettiği kullarına selam vermesi anlamına da gelir. Cenab-ı Hak:

"Çok esirgeyen Rabb'dan onlara bir de sözlü "Selam" (vardır)" (Yasin,58)
İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orda esenlik dileği ve selamla karşılanırlar. (Furkan, 75)
şeklinde buyurarak cennete giren insanlara sözlü olarak selam vereceğini bildirir. Kuşkusuz Allah'ın selamı müminler için olabilecek en büyük müjdedir.
"Yâ Selâm" Her kim bu ismi 161 kere hasta üzerine okusa o hasta sihhat bulur. (4)
 
Allah'ın İsimLerinden Semi İsminin Anlamı Semi
[FONT=&quot]
Semi :
[FONT=&quot]Herşeyi layıkıyla duyan
[/FONT]
[/FONT] [FONT=&quot] As-Sami : The Hearer of All. Allah takes care of all the needs of those who invoke this glorious Name one hundred times.[/FONT]
[FONT=&quot]Cenab--ı Hak buyuruyor:[/FONT]
[FONT=&quot]"Şüphesiz Allah, isitendir, görendir." ([FONT=&quot]Mümin, 20[/FONT][FONT=&quot])

"Allah işitendir, görendir." ([/FONT][FONT=&quot]Nisa, 134[/FONT][FONT=&quot])
[/FONT]
[/FONT]
Cenab-ı Hakkın sübuti sıfatlarından birisi de Semi'dir. Yani işiticidir. O'nun işitmesi kulakla değil, kendine özgü kudretledir. Cenab-ı Hak kainatta insan, hayvan ve bütün varlıkların seslerini bir anda işitir ve değerlendirir. (2)

[FONT=&quot]Gizli veya açık söylenen her sözü eşit olarak işitendir. O'nun işitmesi bütün sesleri kuşatmıştır.Varlıkların seslerini asla birbirine karıştırmaz ve şaşırmaz. Birinin sesini işitmek, ötekinin sesini de işitmeye mani olmaz. Talep edenlerin çokluğu, onu şaşırtmaz ve yanıltmaz. (4)
[/FONT]
[FONT=&quot]Sem (işitmek) ile dört anlam kastedilir: Bunlar:
[/FONT]
[FONT=&quot]1) Bilmek, idrak etme anlamında işitmek. bu tür işitme seslerle ilgilidir.
[/FONT]
[FONT=&quot]"Gerçekten Allah, eşi konusunda seninle tartışan ve Allah'a şikayette bulunan (kadın)ın sözünü işitti." (Mücadele, 2)
[/FONT]
[FONT=&quot]"Andolsun Allah; "Gerçek, Allah fakirdir, biz ise zenginleriz" diyenlerin sözlerini işitmiştir." (Ali İmran, 181)
[/FONT]
[FONT=&quot]2) Anlama, akletme anlamında işitmek. Bu da anlamlarla işitmedir.
[/FONT]
[FONT=&quot]"Ey iman edenler, "Raina- Bizi güt, bize bak " demeyin, "Unzurna - Bizi gözet" deyin ve dinleyin." (Maide, 41)
[/FONT]
[FONT=&quot]3) Cevap verme ve istenenleri verme anlamında işitmek.
[/FONT]
[FONT=&quot]Namazda rükudan kalkarken söylenen "Semi'allahü limen hamideh" (Allah, kendisine hamd edeni işitti) duası.
[/FONT]
[FONT=&quot]4) Kabul etme ve uyma anlamında işitmek.
[/FONT]
[FONT=&quot]"Onlar, yalana kulak verenler..." (Maide 41)
[/FONT]
Yüce Allah bizlere "işitmeyi", dinlemeyi" ve "uymayı" emretmekte ve müjdenin bunlara ait olduğunu haber vermektedir.

[FONT=&quot]Bir kimse perşembe günü duha namazını kıldıktan sonra hiç kimse ile görüşmeden, konuşmadan "Yâ Semi" ismini 100 kere okuyup Allahü teala hazretlerine hacetini arzeylerse Hak teala onun ihtiyacını giderir. (3)[/FONT]
 
Allah'ın İsimLerinden Cebbar İsminin Anlamı
Cebbar
Cebbar : Dilediğini cebir yoluyla yapan, kayıtsız şartsız herkese cebredecek güçte olan, hiç kimse tarafından kendisine cebir olunamayan

Cenab-ı Hak buyuruyor:

"O Allah ki, O'ndan başka İlah yoktur. Meliktir; Kuddûstur; Selam'dır; Mü'mindir; Müheymindir; Azizdir; Cebbardır; Mütekebbirdir. Allah, (müşriklerin) şirk koştuklarından çok Yücedir." (Haşr, 23)

Hüküm sahibi Allah'tır. O ne derse olur, muradı yerine gelir. Bir hadis-i kudsisinde ""Ey kulum, sen murad edersin ben de ederim, Fakat senin muradın olmaz, benim muradım olur." buyurmuştur.


Allah Teâlâ birçok fiilde insana irade vermiş ve hür yaratmış olmakla beraber bütün isteklerini yerine getirmeye mecbur değildir. Dilerse, dilediği anda iradelerini yok eder. Nitekim bir hadiste "Allah Teâlâ kaza ve kaderini yerine getirmeyi istediği vakit, akıl sahiplerinin akıllarını gideriverir ki, kaza ve kaderi onlarda yerine gelsin. Emri yerine gelince de akıllarını onlara geri verir. Böylece de pişmanlık başlar." buyurulmuştur. Dilerse onların akıl ve iradelerini yok etmemekle beraber isteklerinin aksine kendi hüküm ve iradesini zorla üzerlerinde icra eder. Nitekim Allah'tan korkmayan, emirlerine karşı gelmek isteyen âsiler, azaba ve cezaya yanaşmak istemedikleri halde, vakti gelince cezalarını çekmeye mecbur olurlar. Hâsılı Allah Teâlâ'nın mutlak iradesi altında mağlub ve mecbur olmayacak hiçbir şey tasavvur olunamaz.

Ey Cebbar olan Allah'ım! Seni tanıyan birinin, herhangi bir iş için başkasından yardım dilemesine şaşarım. Seni tanıyan birinin, senden başka birisine yönelmesine şaşarım. (3)





İhlasla "Yâ Cebbar "diye bir müslüman bu isme devam etse, herkes tarafından sevilir, insan ve şeytanın şerrinden emin olur. (4)
 
Allah'ın İsimLerinden Mütekebbir İsminin Anlamı Mütekebbir

Mütekebbir :
En büyük ve en yüce olan, büyüklüğünü, ululuğunu her an ve her yerde gösteren

Cenab-ı Hak buyuruyor:

"O Allah ki, O'ndan başka İlah yoktur. Meliktir; Kuddûstur; Selam'ır; Mü'mindir; Müheymindir; Azizdir; Cebbardır; Mütekebbirdir. Allah, (müşriklerin) şirk koştuklarından çok Yücedir." (
Haşr, 23)


Kudsi bir hadiste Allah şöyle buyurmuştur: Büyüklük ridam (dış elbise), yücelik ise izarımdır (iç elbise). Bu ikisinden biri üzerinde benimle çekişeni ateşe atarım." Bu durum büyüklük ve yüceliğin Allah'ın kemal sıfatlarından olduğunu ortaya koymaktadır. Diğer varlıkların bu sıfatlara sahip olduklarını iddia etmeleri gerçek dışıdır. Böyle bir iddia onların eksikliğini ve haddi aştıklarını gösterir. (Gazali, 2)
Müslüman, sevap elde etmek ve cezadan kurtulmak için değil, sadece Hak için hakka ibadet etmelidir. Aksi halde yaradılmış olan bir şeyi amaç edinmiş ve buna ulaşmak için hakkı aracı yapmış olur. Oysa Hak ve doğru olan bu değildir. Hiçbir karşılık beklemeden yalnız Hak için Hakka ibadet etmek, bütün durumlarda Allah'ı yüceltmeyi, büyüklüğüne içtenlikle saygı duymayı, adi ve alçak olan bütün şeylerden uzak durmayı gerektirir.(2) "Yâ Mütekebbir" Bir kimse hanımıyla beraber olmadan önce 10 kere bu ismi okusa ve ondan sonra onunla beraber olsa ona Hak teala hazretleri salih bir zürriyet verir. (4)
 
Allahın arapça isimleri
arapça Allah isimleri


4svlp.png

4svmk.png
 
Esma-ül Hüsna Türkçe Ve Arapça Yazılımı





Adil العدل Herkese hakkını veren,
Afüv العفو Günahları affedip sâhibini cezâlandırmaktan vazgeçen
Âhir الآخر Varlığının sonu olmadığını belirtir ve insanlara vadettiği sonsuz hayâtı veren
Alîm العليم Bilgisi sonsuz olan, herşeyin farkında olup en ince noktasına kadar bilen
Aliyy العلي Yüksek, büyük ve yüce, güçte, bilgide, hükümde, irâdede ve diğer bütün yetkin sıfatlarında üstün olan
Allah الله Kendisinden başka ilah olmayan "O" ilah. El-İlah'dan türemiştir.Diğer isimleri kapsar.
http://guzeldualar.blogspot.com/2012/04/esma-ul-husna-turkce-ve-arapca-yazlm.html
Azîm العظيم Çok yüce ve sınırsız ve kayıtsız büyüklük, üstünlüğün tek sâhibi, pek azametli olan, yüce.
Azîz العزيز İzzet sâhibi, mağlup edilmesi imkânsız olan, her şeye galip olan.
Bâis الباعث Ölüleri dirilten, her canlıyı ölümünün ardından yeniden dirilten.
Bâkî الباقي Süreklilik sâhibi, sonsuza kadar kalan, sonsuz.
Bâri' البارئ Yarattıklarını temiz ve sağlam bir nizâm üzere yaratan, olgunlaştırarak birbirinden farklı niteliklerde meydana getiren, âzâ ve cihazını birbirine uygun yaratan.
Basîr البصير Herşeyi her yönüyle eksiksiz gören, yarattıklarına da görme duyusunu veren.
Bâsit الباسط Her hayrı veren, lütuf ve rahmetini kullarına yayan, dilediğine bolluk veren.
Bâtın الباطن Gizli, cisim olarak görülmeyen, varlığı gizli olan, ancak varlığı da kesin olarak bilinendir.
Bedî البديع Emsalsiz, acâyip ve hayret verici âlemler yaratan.
Berr البَرّ İyilik ve güzellik, bağışta bulunma, kullarına yardımcı olma
Câmi الجامع İstediğini istediği şekilde, istediği zaman, istediği yerde toplayan.
Cebbâr الجبّار Azamet ve kudret sâhibi, istediğini mutlak yapan, dilediğine muktedir olan.
Celîl الجليل Büyüklük ve ululuğu pek yüce olandır.Güzeller güzeli.
Dâr الضار Zarar verici şeyler yaratan
Evvel الأوّل Herşeyden önce, öncelerin öncesi, başlangıçların yaratıcısı ve varlığının öncesi olmayan
Fettâh الفتّاح Kulların her türlü güçlük ve sıkıntılarını açan ve kolaylaştıran
Gaffâr الغفّار Kullarının günâhlarını tekrar tekrar affeden ve çok bağışlayan yüce varlık
Gafûr الغفور Mağfiret eden, suçları bağışlayan, affeden.
Ganî الغني Çok zengin, hiçbir şeye muhtaç olmayan.
Habîr الخبير Her şeyden haberdâr olan, herşeyin iç yüzünden ve gizli tarafından her yönüyle bilen
Hâdî الهادي Hidâyete kavuşturan, kulunu hayırla muvaffak kılan.
Hâfıd الخافض Allah'ın emirlerini dinlemeyen, başkalarını beğenmeyen, büyüklenip hak ve hukuk tanımaz zorbaları; rezil, perişan eden.
Hafîz الحفيظ Muhafaza eden, koruyup saklayan, yapılan işleri bütün ayrıntılarıyla saklayıp, herşeyi belli vaktinde âfet ve belâlardan koruyan.
Hakem الحكم Hikmet sâhibi olan, yaptığı her işte hikmeti gözeten, hükmeden.
Hakîm الحكيم Herşeyi inceliğiyle bilip buna göre emir ve yasakları vâzeden, buyrukları ve bütün işleri yerli yerinde olan
Hakk الحقّ Varlığı hiç değişmeyen, hiç yok olmayan ve gerçek olan.
Hâlik الخالق Yaratıcı olan
Halîm الحليم Acele etmeyen, günahkârların cezâsını vermeye güç yetirdiği onlara yumuşak davranarak cezâlarını geriye bırakan, hilmi çok olan
Hamîd الحميد Çok övülen, övgüye en çok layık olan.
Hasîb الحسيب Herkesin yaptıklarını tâkdir eden, yapılanları bütün ayrıntılarıyla bilip her insanı hesâba çekerek yaptığının karşılığını veren
Hayy الحيّ Ezelî ve ebedî diri olan, uyuklama, yorulma gibi noksanlıklardan uzak olan.
Kābid القابض Herşeyi sonsuz kudreti altına alan, bu kudretiyle kuşatıp kavrayan, herşeyi emri altına alıp tutan
Kādir القادر Kudret sâhibi, tükenmez kudreti olan, istediğini dilediği gibi yapmaya muktedir olan
Kahhâr القهّار haddi aşanları çok şiddetli kahreden.
Kaviyy القويّ Kudretli, güçlü ve sınırsız kuvvet sâhibi olan
Kayyûm القيّوم Yarattıklarının işini çeviren, her işleneni bilen, evveli olmayan.
Kebîr الكبير çok büyük
Kerîm الكريم Cömert, kerem sâhibi; muktedirken affeden, cömertlik duygusunu veren, va'dini yerine getiren, çok ikrâm edici
Kuddûs القدّوس Her türlü hatâ, gaflet ve âcizlikten, eksiklikten uzak, mutlak kemâl sâhibi
Latîf اللطيف En ince işlerin bile bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nûfuz edilemeyen en ince şeyleri de yapan
Mâcid الماجد Ulu ve cömert, şânı yüce anlamlarını taşımaktadır. Kadri ve şânı büyük, kerem ve müsamahası bol.
Mâlik-ül Mülk مالك الملك Mülkün ebedî ezelî sâhibi.
Mâni المانع Bâzı şeylerin meydana gelmesine müsâde etmeyen, engelleyen.
Mecîd المجيد Şan, şeref, büyüklük ve kudretinden dolayı yüce olan ve güzel işlerinden dolayı da sevilip övülendir. Şeref, ancak kendi emir ve yasaklarına uymakla elde edilebilir (Hud, 11/73). Şanı, şerefi çok üstün olan.
Melik الملك Mülkün sâhibi, mülk ve saltanatı devamlı olan.
Metîn المتين Metânetli, kuvveti çok şiddetli olup hiçbir iş zor gelmeyen, pek güçlü demektir.
Mu'ahhir المؤخّر Herşeyden sonra yine var olan; O'na uymayanları zelîl edip arkada bırakan, istediğini geri koyan
Mucîb المجيب O'na yalvaranların isteklerine icâbet eden ve karşılık verendir, teklifleri bilen
Muğnî المغني Dilediğine zenginlik veren, ihtiyaçlarını gideren, zengin kılan.
Muhsin المحسن Çokça veren, sonsuz düşünülse bile herşeyin sayısını her yönüyle bilen
Muhyî المحيي Dirilten, canlandıran ve hayat veren
Muîd المعيد Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan
Muiz المعز İzzet ve ikrâm edici, şeref sâhibi
Mukaddim المقدّم Herşeyden önce olan, dilediğini öne alan; dilediğine maddî ve manevî nimetler verip yükselten, öne geçiren
Mukît المقيت Rızıkları yaratan, bilen, tâyin eden, her yaratılmışın rızkını veren.
Muksit المقسط Bütün işlerini dengeli yapan
Muktedir المقتدر Gücü herşeye yeten, herşeyi dilediği duruma getiren, kuvvet sâhipleri üzerinde istediği gibi tasarruf eden
Musavvir المصور Yaratmış olduğu varlıkların şekillendiren ve durumlarını tâkdir eden
Mübdî' المبدىء Hiç yoktan ortaya koyan, vâreden, yaratan
Müheymin المهيْمن Allah'ın görüp gözeten, herşeye şâhit olan, herşeyi koruması altına alan, onları muhâfaza edip saklayan
Mü'min المؤمن Îmân ve güven veren, her türlü şüphe ve tereddütleri kaldıran
Mümît المميت Öldüren, ölümü her canlıya tâkdir edip bunu uygulayan
Müntakim المنتقم İntikâm alan
Müteâli المتعالِ Yüksek ve yüce varlık
Mütekebbir المتكبّر Her hususta çok büyük ve azamet sâhibi ulu yaratıcı
Müzil المذل Yüce Allah'ın lâyık olanları zillete düşüren, zelîl kılan, onları hor ve hakîr eden
Nâfi النافع Hayr ve menfaat verecek şeyleri yaratan, faydalandıran.
Nûr النور Âlemleri nurlandıran, dilediğini nûr eden, nûr, ışık olan.
Râfi الرافع Kaldıran, yükselten ve yüksek olan
Rahîm الرحيم Bağışlayıcı, sevdiklerine ve müminlere (âhirette) merhamet eden.
Rahmân الرحمن ALLAH'ın zati ismi.Pek merhametli, şefkati ve nimeti her şeyi kuşatan.
Rakîb الرقيب Görüp gözeten, murâkebe eden, bütün varlıklar üzerine gözcü olup bütün işlerini kontrol altına alan
Ra'ûf الرؤوف Çok şefkat ve merhamet gösteren, çok esirgeyen, kolaylık sağlayan
Reşîd الرشيد Bütün âlemleri dosdoğru bir nizam ve hikmetle âkıbetine ulaştıran
Rezzâk الرزّاق Bütün yaratıkların rızıklarını veren
Sabûr الصبور Çok sabırlı olan, isyankârlardan acele intikam almayan
Samed الصمد Hiçbir şeye muhtaç olmayan, tüm canlıların ihtiyaçlarını gideren ve her türlü istekte doğrudan kendisine başvurulan
Şehîd الشهيد Herşeye şâhit olan, herşeyi hakkıyla gören, bilen ve muâmelesini de buna göre yapan
Şekûr الشكور Çok şükre lâyık olan, kendi rızâsı için şükredilen, şükür olarak yapılan iyi işlerin daha fazlasıyla karşılığını veren, insanlara nimetlerini artırarak şükür muâmelesi yapan
Selām السلام Her türlü eminliğin, salimliğin aslı olan,güvenlik verren. Selam, İslam sözcüğüyle aynı semantik kökten türer.
Semî السميع İşiten, işitme kuvvetine sâhip olan ve işitme gücünü veren
Tevvâb التوّاب Tövbeleri çok kabul eden, tövbe kapısını açık tutarak tövbe etme imkânı veren
Vâcid الواجد Vârolan ve herşeyi vâreden, icâd eyleyen; varlığı kendinden olan; dilediğini istediği anda var edip yaratan
Vâhid الواحد Tek, bir olan; kendisinden başka tanrı olmayan
Vâlî الوالي Yardım eden, destek veren, işleri düzenleyen, yöneten
Vâris الوارث Bütün servetlerin gerçek sâhibi
Vâsi الواسع Bağışlaması bol ve rahmeti çok olan
Vedûd الودود Çok şefkatli, muhabbetli, sâlih kullarını çok seven ve onlarca çok sevilen, onları rahmet ve rızâsına erdiren; sevilmeye ve dostluğu kazanılmaya yegâne lâyık olan
Vehhâb الوهّاب karşılıksız veren
Vekîl الوكيل Hayâtını Allah'a tevekkül ederek düzenleyen ve böylece O'na sığınanların işlerinde kendilerine yardım eden
Velî الولي Dost, emir sâhibi ve iyi insanların, yâni müminlerin dostu (velîsi) olup onlara yardım ederek işlerini yöneten
Zâhir الظاهر Görünen, varlığında hiç şüphe olmayan, varlığı herşeyden âşikâr olan
Zülcelâl-i vel-İkrâm ذو الجلال والإكرام Hem azamet, hem de fazl-u kerem sâhibi.
 
Esma-ül Hüsnanın Hikmet ve Faziletler





Adil العدل Bu ismi şerifin manası


Adaletle hükmeden, zulmetmeyendir.

Her kim bu ismi şerifi Cuma gecesi yirmi lokma üzerine yazıp yerse, Allah’u Teâla mahlukatı ona musahhar (itaâtkar) kılar.

Afüv العفو Bu ismi şerifin manası:

Kullarının günahlarını silen, affedendir.

Her kim düşmanın sıkıntısında sabredemezse bu ismi zikreder. Her kime şeytan vesvese verse bu ismi sürekli okursa Allah onun vesveseden emin kılar.

http://guzeldualar.blogspot.com/2012/04/esma-ul-husnann-hikmet-ve-faziletler.html


Âhir الآخر Bu ismi şerifin manası:

Varlığının sonu olmayan, en son olandır.

Her kimin ömrü sonunda hayırlı ameli bulunmazsa bu ismi kendine vird yaparsa, Allah onun amellerini hayır ve sahih ile tamamlar.

Alîm العليم Bu ismi şerifin manası:

Her şeyi çok iyi bilendir.

Her kim bu ismi şerifi okursa Allah’u Teâla onu marifetle rızıklandırır.

Aliyy العلي Bu ismi şerifin manası:

Yücelik ve şeref sahibidir.

Her kim bu ismi şerif üzere devam etse ve beraberinde bunu bulundursa, insanlar içinde kıymeti düşük ise Allah’u Teâla onun kıymetini yükseltir. Fakir ise Allah onu zengin eder. Yolcu ise ona dost olur ve onu salimen beldesine ulaştırır.

Allah الله Bu ismi şerifin manası:

Bu (الله) ismi şerifi, kâinatın yaratıcısı ve mutlak hâkimi Mevla’mızın öz ismidir. Zatına delalet eder ve bütün kemâlatları cem etmiştir. Sadece o’na aittir, başka bir varlık için kullanılmaz.

Kim her gün bu ismi şerifi bin kere okursa, Allah-û Teâla o kişiyi yakın ehlinden (ahireti görür gibi iman edenlerden) yapar.



Azîm العظيم Bu ismi şerifin manası:

Zatı ve sıfatlarıyla yücedir, azamet sahibidir.

Her kim bu ismi şerifi kalbi ile çok zikrederse, halk arasında aziz ve keremli olur.

Azîz العزيز Bu ismi şerifin manası:

Yegâne galip olan, mağlup edilmesi mümkün olmayan izzet ve şeref sahibi olandır.

Her kim bu ismi şerifi kırk gün sabah namazından sonra, kırk kere okursa, Allah (Celle Celâluhû) onun borcunu ödettirir, Muhtaç kalmaz.

Bâis الباعث Bu ismi şerifin manası

Kullarını ahirette dirilten, gizlilikleri ortaya çıkaran.

Her kim Allah Teâla’nın kendi kalbini nurlandırmasını isterse uyuduğu vakkite ellerini göğsü üzerine koyar ve bu ismi yüz kere zikrederse ve ayrıca bir kere zikrederse, muhakkak Allah onu kalbini diriltir ve nurlandırır.

Bâkî الباقي Bu ismi şerifin manası:

Varlığının sonu olmayandır.

Her kim şu ismi şerifi her gece yüz defa okursa amelleri makbul olur.

Bâri' البارئ Bu ismi şerifin manası:

Yoktan icat edici, yaratıcı ve her şeyi uyum içinde yaratandır.

Her kim bu ismi şerifi hayatında okursa, Allah’u Teâla onun kabirde yalnız bırakmaz.

Basîr البصير Bu ismi şerifin manası:

Mükemmel gören.

Her kimbu ismi şerifi Salih bir inançla pazartesi sabahı farz ve sünnetten yüz kere okursa Allah’u Teâla onu, nazar (bakış) ve kendine tam yönelmek ile hususi yapar.

Bâsit الباسط Bu ismi şerifin manası:

Bozulan şeyleri düzene koyan, nimetleri döşeyen, açan ve genişletendir.

Her kim bu ismi şerifi ellerini kaldırarak on kere okursa ve yüzüne sürerse malı çok olur, ebediyen kimseye muhtaç olmaz.

Bâtın الباطن Bu ismi şerifin manası:

Zatıyla gizlidir.

Her kim bu ismi şerifi otuz üç kere okursa Allah’u Teâla onu latif sırlar ehlinden eder.

Bedî البديع Bu ismi şerifin manası:

Misali olmaksızın her şeyi yaratandır.

Her kimin üzüntü ve kederi olsa “Ya Bedi’s semâvâti ve’l ard” diyerek de yedi yüz kere okursa, Allah onun üzüntü ve kederini kaldırır.

Berr البَرّ Bu ismi şerifin manası:

İyilik ve ihsanda bulunandır.

Her kim rüzgârın şiddetinden korkarsa bu ismi şerifi zikrederse ona bir şey isabet etmez. Eğer onun çocuğu olsa şu ismi birkaç kere zikrederse, çocuğunu Allah içi emanet yaparsa şu ismin bereketi ile ona bir şey isabet etmez.

Câmi الجامع Bu ismi şerifin manası:

Bütün hayırları cem eden.

Kimin aile fertleri ve akrabaları aralarında birlik bulunmazsa kuşluk vakti gusül eder, iki rekât namaz kılar. Gökyüzüne bakar ve bu ismi on kere zikreder. Her seferinde bir parmağını düğüm eder, (yumar) sonra elleri ile yüzünü mesh ederse birlik hâsıl olur.

Cebbâr الجبّار Bu ismi şerifin manası:

Dilediğini zorla yaptıran, düzene koyandır.

Her kim bu ismi şerifi yirmi bir kere okursa, her bir zalim v zorbadan emin olur. Eğer hapiste ise Allah’u Teâla onu oradan çıkarttırır.

Celîl الجليل Bu ismi şerifin manası:

Her şey üzerine yüce azametli ve ululuk sahibidir.

Her kim bu ismi şerifi misk ve zaferanla yazarsa ve onu yutarsa insanlar ondan korkar.

Dârr الضار Bu ismi şerifin manası:

Zararları yaratandır.

Kim nefsini bir makamda veya kıyametinden üstün bir seviyeden üstün bir seviyede görse bu ismi Cuma gecesi yüz kere zikrederse, Allah o makamda onu sabit kılar.

Evvel الأوّل Bu ismi şerifin manası:

Ezeli olup varlığının evveli olmayan, en evveldir.

Kimin hanımı kısırsa ve çoçuk isterse bu ismi dört Cuma da bin kere okursa, Allah ihtiyacını giderir ve kudreti ile onun Salih bir evlat ile rızıklandırır.


Fettâh الفتّاح Bu ismi şerifin manası:

Kullarına nimet kapılarını açan, zoru kolaylaştıran ve çözendir.

Her kim bu ismi sabah namazından sonra elini göğsüne koyduğu halde yetmiş kere okursa Allah’u Teâla ondan kederi, üzüntüyü ve gamı yok eder.

Gaffâr الغفّار Bu ismi şerifin manası:

Kullarının günahlarını affeden, bağışlayan ve mağfireti çok olandır.

Her kim bu ismi şerifi Cuma’dan sonra okursa mukarrerlerden (Allah’a yakın olanlardan) ve affedilenlerden olur.


Gafûr الغفور Bu ismi şerifin manası:

Mağfireti çok olan, kulunu bağışlayandır.

Her kimde sıtma, baş ağrısı veya bir hüzün hasıl olsa, bu ismi şerifi bir kağıt üzerine üç satır olarak her satıra “Ya Gafûr” şeklinde üç kere yazar ve yanında bulundurursa, Allah’u Teâla ona şikayetlendiği şeyden şifa verir.

Ganî الغني Bu ismi şerifin manası:

Yegâne zengin.

Her kimde bir bela bulunsa bu ismi şerifi on kere okuyup azaları üzerine üflerse muhakkak Allah’u Teâla ondan belayı def eder.


Habîr الخبير Bu ismi şerifin manası:

Her şeyden haberdar olandır.

Her kim bu ismi şerifi çok fazla okursa, Allah’u Teâla onu mahlukatın ve nefsinin şerrinden kurtarır.

Hâdî الهادي Bu ismi şerifin manası:

Hidayeti yaratan, hidayete ulaştıran.

Kim elini göğe kaldırıp bu ismi çok zikreder ve elleri ile yüzünü mesh ederse, onun için mağfiret ehlini gözetlemek hâsıl olur.

Hâfıd الخافض Bu ismi şerifin manası:

Düşüren (dilediğinin derecesini indirendir.) alçaltandır.

Her kim bu ismi şerifi , düşmanların defi için dört gün devam ederek yetmiş kere okursa, Allah’u Teâla onların şerrine karşı okuyana kâfidir, onlara karşı okuyana yardım eder.


Hafîz الحفيظ Bu ismi şerifin manası:


Mahlûkatını koruyan, muhafaza edendir.


Her kim sudan, ateşten insanlar ve cinlerden veya birinin sözünden korkarsa, bu ismi her gün on kere okursa hoşlanmadığı şeylerden emin olur.

Hakem الحكم Bu ismi şerifin manası:

Hükmedici, hakkı tahakkuk etirendir.

Her kim bu ismi şerifi, kendini (uyku) kaplayıncaya kadar okursa batını (kalbi) sırlar medeni ve nurlar membaı olur.

Hakîm الحكيم Bu ismi şerifin manası:

İşlerinde sonsuz hikmetli olandır.

Her kimin çok fazla meşguliyeti olsa onlara güç yetiremezse bu ismi şerifi okuyamaya devam eder ve onları tüketir.

Hakk الحقّ Bu ismi şerifin manası:

Hak ve sabit; varlığı değişmeyendir.

Her kimin bir şeyi kaybolsa, bu ismi dört kâğıda yazar ve kaybolan şeyi de kâğıdın ortasına yazar. Gece yarısı olduğu vakit ellerini kaldırır. Gökyüzüne bakar ve Allah’tan kaybolan şeyi isterse muhakkak Allah o şeyi ona döndürür veya onun haberi ona gelir.

Hâlik الخالق Bu ismi şerifin manası:

Dilediği şekilde yaratandır.

Her kim bu ismi şerifi geceleyin çok tekrar ederse, Allah’u Teâla bir melek yaratır ki; bu melek Allah’u Teâla tespih eder. O’nun mükafatı bu kişiye yazılır.

Halîm الحليم Bu ismi şerifin manası:

Azabı acele vermez, tövbe için mühlet verir.

Her kimin ekini olsa ve bir afetin inmesinden korksa bu ismi şerifi bir kâğıt üzerine yazar, onu su ile kaynatır ve ekinleri üzerine oku saçarsa, bu afeti men eder.

Hamîd الحميد Bu ismi şerifin manası:

Övgüye layık ve bütün varlıkların diliyle övülendir.

Kimin sözlerinde çokça fuhşiyat (çirkin sözler) bulunca bu ismi şerifi bir kaba yazıp ondan içerse Allah bu kötü ahlakı ondan giderir.

Hasîb الحسيب Bu ismi şerifin manası:

Her şeye yeterli olup, kullarını hesaba çekendir.

Her kim hırsızlıktan, başka biri kötülükten, nazardan, bir düşman veya haset edenden korkarsa sabah-akşam yetmiş yedi kere bu ismi yedi gün okur.

Hayy الحيّ Bu ismi şerifin manası:

Gerçek diri, her şeyi bilen ve gücü yetendir.

Her kim bu ismi şerifi seher vaktinde okursa onun için kalplerde tasarruf hâsıl olur.

Kābid القابض Bu ismi şerifin manası:

Ruhları alan, rızkı tutan, belli miktarda takdir eden, daraltan ve sıkandır.

Her kim bu ismi şerifi kırk gün kırk lokma üzerine yazar ve yerse, Allah’u Teâla onun açlık azabından emin kılar.


Kādir القادر Bu ismi şerifin manası:

Dilediği şeye gücü yetendir.

Her kime karşı, düşmanı husumetle kadir gelse abdest aldığı vakitte bu ismi bütün azaları üzerine okursa hasmına karşı galip gelir.

Kahhâr القهّار Bu ismi şerifin manası:

Dilediği şekilde yapmaya kadir olan, her şeye galip olandır.

Her kim bu ismi şerifi çok zikrederse, Allah’u Teâla onun kalbinden dünya sevgisini çıkartır.

Kaviyy القويّ Bu ismi şerifin manası:

Yegâne kuvvet, her şeye gücü yetendir.

Her kimin düşmanı olsa ve onu def etmeye kadir olamasa, hububattan dilediği bir unu alır, hamur yapar ve bin lokma haline getirir. Lokmaları kuşlara atar. “Ya Hakk! Ya Kaviyy! Düşmanı ondan def et! Ve onu helak et!” derse Muhakkak Allah ondan düşmanı def eder.

Kayyûm القيّوم Bu ismi şerifin manası:

Her şeyin kendine muhtaç olduğu, her şeyi ayakta tutandır.

Her kim tenhada yemek yerken üzerine ve yediği her lokma üzerine okuyup ta yerse Allah onun için kalbinde nur yapar.

Kebîr الكبير Bu ismi şerifin manası:

Hakiki büyük ve yüce olan, azamet sahibidir.

Her kim bu ismi şerifi çok zikrederse insanların gözünde büyük olur.

Kerîm الكريم Bu ismi şerifin manası:

Kullarına karşı ikramı sonsuz, kerem ve ihsanı çok olandır.

Kim yatağına geldiğinde bu ismi uyuncaya kadar zikretse melekler onun kıyamet gününde ‘kerim’ diye çağırırlar. Kerim ve mükerrer olarak yaşar


Kuddûs القدّوس Bu ismi şerifin manası:

Mukaddes, pak ve bütün noksanlıklardan uzak olandır.

Her kim bu ismi şerifi Cuma namazından sonra ekmek üzerine yazıp onu yerse meleklerin sıfatlarını görür.

Latîf اللطيف Bu ismi şerifin manası:

Kullarının ihtiyaçlarını ihsan edendir.

Her kime geçim sebepleri zor gelirse; o kişi yolcu, fakir veya bir izdivaç isterse veya hasta olsa, abdest alıp iki rekat namaz kılsa ve bu ismi şerifi yüz kere bu niyetleri için okursa, muhakkak muradına hasıl olur.

Mâcid الماجد Bu ismi şerifin manası:

Yüce ve ihsanı bol olandır.

Kim bu ismi tenhada okuyup hislerinden kaybolsa (kendinden geçse), Allah uykusunda ona sevineceği şeyi gösterir ve kalbinde nur ortaya çıkar.

Mâlik-ül Mülk مالك الملك Bu ismi şerifin manası:

Bütün kâinatın sahibi. Mülkün sonsuz sahibidir.

Her kim bu ismi şerifi devam ederse onda zenginlik hasıl olur.

Mâni المانع Bu ismi şerifin manası:

Kötülüklere, tezahüre mani olandır.

Karı – koca arasında kızgınlık olsa, uyku anında veya yatağına geldiğinde bu ismi kalbi ile zikrederse, aralarındaki kızgınlık gider.


Mecîd المجيد Bu ismi şerifin manası:

Zatı ve sıfatlarıyla yücelik sahibidir.

Kimin akrabaları ve akranları arasında izzet ve kıymet yoksa ismi sabah namazından sonra doksan dokuz kere okursa ve üzerine üflerse; onlar arasında izzet ve heybet hâsıl olur. Kim cüzam hastalından korkarsa biyz günlerinde (kameri ayın 13–14–15. günlerin) oruç tutar, iftar vaktinde bu ismi zikrederse Allah onu cüzam ve baras hastalığından emin kılar.

Melik الملك Bu ismi şerifin manası:

Her şeyin yegâne sahibi ve hükümdarı olandır.

Her kim bu ismi şerifi yüz yirmi bir kere okursa hiç kimseye muhtaç olmaz.

Metîn المتين Bu ismi şerifin manası:

Son derece kuvvetli, güçlü olandır.

Her kimin küçük çocuğu olsa sütü olmasa bu ismi şerifi yazar ve onu içerse Allah’ın izni ile sütü bollaşır

Mu'ahhir المؤخّر Bu ismi şerifin manası:

Dilediğini geri bırakıp uzaklaştırandır.

Mukaddim المقدّم Bu ismi şerifin manası:

Dilediğini yakınlaştırıp öne alandır.

Her kim bu ismi savaş meydanlarında veya korkulan yerlerde yüz kere okursa, Allah’ın kudreti ile kalbi sükun bulur ve yardım edilir.

Mucîb المجيب Bu ismi şerifin manası:

Kulların dualarına icabet edendir.

Her kim bu ismi şerifi okursa ve beraberinde bir şey bulunsa Allah’u Teâla emanında olarak yazılır.

Muğnî المغني Bu ismi şerifin manası:

Dilediğini zengin eder.

Her kim insanlardan ümit keserse bu ismi şerifi Cuma günü on üç kere okursa, muhakkak Allah’u Teâla o’nun insanlardan ihtiyaçsız kılar


Muhsin المحسن Bu ismi şerifin manası:

Her şeyi adedini tam olarak bilen, ilmiyle her şeyi kuşatandır.

Her kim ahiret gününün azabında korkarsa, Cuma gecesi bu ismi bin kere okursa muhakkak Allah’u Teâla hesabı ve azabı ona kolay kılar

Muhyî المحيي Bu ismi şerifin manası:

Dirilten, can bağışlan ve sıhhat verendir.

Her kim bedeninde bir noksanlıktan ve azalarından birinin düşmesinden korksa bu ismi yedi azası üzerine yedi gün okursa muhakkak Allah Teâla onu korktuğundan emin kılar.

Muîd المعيد Bu ismi şerifin manası:

Yok edip tekrar yaratandır.

Her kimin gaibi olsa da ve onu isterse veya ondan bir haber beklerse, insanlar uyunca bu ismi evin dört köşesine okur. Sonra şöyle der “Ya Muîd! Ya Muktedîr!” diyerek onun ismini zikreder. Yedi gün sonra gaibi veya haberi gelir.

Muizz المعز Bu ismi şerifin manası:

Aziz eden, izzet veren ve ağırlayandır.

Her kim bu ismi şerifi yüz kırk kere pazartesi veya Cuma gecesi akşam yatsı namazından sonra okursa onun için halkın kalbinde heybet olur, Allah’u Teâla’dan başka kimseden korkmaz.


Mukît المقيت Bu ismi şerifin manası:

Mahlûkatının rızkını yaratan ve onlara ulaştırandır

Kime gurbet zor gelir veya beraberinde ağlayan çocuk varsa bu ismi yedi kere suya okuyup çocuğa saçarsa, ağlaması kesilir, oruç ve açlık zor gelse bu ismi toprağa okur, onu koklarsa onun için kuvvet hasıl olur.

Muksit المقسط Bu ismi şerifin manası:

Adaletli olan, işleri denk, birbirine uyan ve merkezinde yaratandır.

Kim geçimsiz hırçın tabiatlı ise, günde yüz defa bu ismi okumaya devam ederse bu huylardan ve şeytanın namazda verdiği vesveseden kurtulur.

Muktedir المقتدر Bu ismi şerifin manası:

Kudret sahibi olup aciz olmayandır.

Kimde gaflet ve unutkanlık olursa Allah onu gafletini azaltır ve ondan unutkanlığı giderir. Her kim uyandığı vakitte bu ismi okursa Allah kanda makamını görür ve hayırlara karşı hayırlar üzerine ona yardım eder.

Musavvir المصور Bu ismi şerifin manası:

Her şeye şekil ve hususiyet verendir.

Kimin hanımı kısır ise, 3 gün oruç tutar ve iftarda bu ismi suya 21 kere okur ve içine üfürüp her gün ondan içerse Allah’u Teâla ona Salih bir evlat verir.


Mübdî' المبدىء Bu ismi şerifin manası:

İlk icat eden, yaşatılanları maddesiz ve örneksiz ilk yaratandır.

Her kimin hanımı hamile olsa çocuğunu düşürmekten korksa bu ismi on kere okur, işaret parmağını karnı üzerinde dolaştırır, muhakkak Allah’u Teâla o çocuğu düşürmekten ve kadını zarardan korur..

Müheymin المهيْمن Bu ismi şerifin manası:

Her şeyi gözetip koruyan.

Her kim bu ismi şerifi gusledip sabah namazından sonra yüz kere okursa onun için batinî parlaklık, (nur) hasıl olur. Allah’u Teâla göğsünü genişlendirir, muradını kolay eder.

Mü'min المؤمن Bu ismi şerifin manası:

Emin kılıcı kullarına imanı nasip edendir.

Her kim bu ismi şerifi oku, yazar ve beraberinde bulundurursa Allah’u Teâla onu şeytandan, sultandan ve her bir şer sahibinden emin kılar.

Mümît المميت Bu ismi şerifin manası:

Her şeyi öldüren.

Kim nefsi üzerine günah işlemesine mani olamıyorsa, yatağında elini göğsünün üzerine kor ve bu ismi uyuncaya kadar okursa Allah onun nefsini itaatkâr eder.

Müntakim المنتقم Bu ismi şerifin manası:

Zalimlerden intikamını alandır.

Her kimin çok günahları olsa bu ismi şerifi çok zikretse Allah’u Teâla affeder ve rahmetine girdirir.

Müteâli المتعالِ Bu ismi şerifin manası:

Yüze, izzet ve şeref sahibi olandır.

Her kim bu ismi kalbinde altı yüz kere okursa Allah’u Teâla onun bütün afetlerden korur.

Mütekebbir المتكبّر Bu ismi şerifin manası:

Azamet ve kibriya sahibi olup, büyüklüğü gösterendir.

Her kim bu ismi şerifi yatağına geldiği vakitte on kere okursa, Allah’u Teâla onu salih bir evlat ile rızıklandırır.

Müzill المذل Bu ismi şerifin manası:

Dilediğini zelil ve hakir edendir.

Her kim bir zalimden veya bir zorbadan korksa bu ismi atmış beş kere okursa bundan sonra secde edip düşmanının, haset edenin veya zalimin ismini söylerse, ‘beni filancıdan emin eyle ve onları helak et!’ derse, şerlerine karşılık kâfi gelir.

Nâfi النافع Bu ismi şerifin manası:

Menfaat veren şeyleri yaratandır.

Kim bu ismi yolculuğunda her gün okursa düşmanlar içinde olsa da hiçbir şey ona isabet etmez; gemide yüz kere okursa Allah onu salim kılar.

Nûr النور bu ismi şerifin manasi:

Nur veren; simalara ve gönüllere nur yağrandır.

Gün İçinde 256 Defa “Nûr النور” okuyanın, veraseti artar sıkıntıdan kurtulur.

Râfi الرافع Bu ismi şerifin manası:

Yükselticidir, dilediğini yükseltir.

Her kim bu ismi şerifi gece gündüz yüz kere okursa Allah’u Teâla o kişiyi diğer halkı içinden seçer (yükseltir), işini kolaylaştırır ve onu zengin eder.

Rahîm الرحيم Bu ismi şerifin manası:

Ahirette sadece müminlere acıyıp hakiki nimet (cenneti, rızasını ve cemalini) verendir.

Her kim bu ismi şerefi her gün yüz kere okursa kalbi merhametli ve şefkatli olur.

Rahmân الرحمن Bu ismi şerifin manasi:

Bütün mahlukatına acıyıp hakiki nimet verendir.

Her kim bu ismi şerifi her namazdan sonra yüz kere okursa, Allah o kimseden gaflet, unutkanlık ve kalb kasavetini (katılığını) giderir.

Rakîb الرقيب Bu ismi şerifin manası:

Bütün mahlûkatını gözetimi altında tutar, gözetir.

Her kim bu ismi şerifi hanımı, evladı veya malı üzerine yedi defa okursa; düşmanlıktan ve afetlerden emin olur.

Ra'ûf الرؤوف Bu ismi şerifin manası:

Çok merhametli olan ve acıyandır.

Her kim zalimin zulmünden kurtulmak ister, bu ismi on kere okursa, sonra kendisi için şefaat etmesini dilerse kabul olur.

Reşîd الرشيد Bu ismi şerifin manası:

Kullarını dosdoğru yola iletendir.

Kim halini tedbir etmeyi bilemezse, akşam ile yatsı arası bu ismi bin kere okursa, Allah ona işinin tedbirini ilham eder ve işlerini ıslah eder.

Rezzâk الرزّاق Bu ismi şerifin manası:

Bütün mahlûkatına rızk verip, nimetlerini ihsan edendir.

Her kim bu ismi şerifi güneş doğduktan sonra kıbleye dönüp, evinin dört köşesinde, her köşeye iki defa okursa, evine ebediyen fakirlik girmez.

Sabûr الصبور Bu ismi şerifin manası :

Acele etmeyendir.

Kimin bedeninde bir ağrı olsa bu ismi otuz üç kere okursa Allah onun sabır verir ve afiyette kılar. Lütuf ve keremi ile ona şifa verir.

Samed الصمد Bu ismi şerifin manası:

Her şey kendisine muhtaç olup, kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayandır.

Her kim açık arazide gece yarısı secde edip bu ismi yüz yirmi kere okursa sıdıklardan olur.

Şehîd الشهيد Bu ismi şerifin manası:

Bütün mahlûkatına şahit olan, onlardan haberdar olandır.

Her kimin evladı olsa ve ona itaat etmese veya hanımı olup Saliha değilse elini bunların alnına koyar, başına semaya kaldırır ve yirmi bir kere “Yâ Şehît” derse muhakkak Allah’u Teâla o ikisini ıslah eder.

Şekûr الشكور Bu ismi şerifin manası:

Şükrü kabul eden, az amel ile çok mükâfat verendir.

Her kimde geçim darlığı olsa, kalbinde sıkıntı olsa veya gözünde karanlık olsa bu ismi şerifi kırk bir kere bir su üzerine okur bu suyu içerse ve yüzünü mesh ederse, muhakkak Allah ona şifa verir.

Selām السلام Bu ismi şerifin manası:

Kendisi her türlü eksiklik ve noksanlıktan salim olup, kullarına kurtuluş yollarını açandır.

Her kim bu ismi şerifi yüz yirmi bir kez hastanın üzerine okursa, Allah’u Teâla ona şifa verir.

Semî السميع Bu ismi şerifin manası:

Mükemmel işitendir.

Her kim bu ismi şerifi cumartesi günü yüz kere okursa ve sonra konuşmadan dua ederek ihtiyacını söylerse, o vakit ve o saatte söylerse, o vakit ve o saatte o kişiye icabet edilir.

Tevvâb التوّاب Bu ismi şerifin manası:

Tövbeleri seven ve kabul edendir.

Her kim kuşluk namazından sonra bu ismi şerifi üç yüz altmış kere okursa Allah’u Teâla onun tövbesini kabul edilenlerden yapar.

Vâcid الواجد Bu ismi şerifin manası:

Dilediğini bulan, kimseye ihtiyaç duymayandır.

Kim bu ismi tenhada okuyup hislerinden kaybolsa (kendinden geçse), Allah uykusunda ona sevineceği şeyi gösterir ve kalbinde nur ortaya çıkar.

Vâhid الواحد Bu ismi şerifin manası:

Zat ve sıfatlarıyla tek, eşi ve benzeri olmayandır.

Kimin kalbinde tenhada korku hâsıl olursa bu ismi bin kere okursa kalbinden o korku gider ve onun için Allah’a yakınlık hâsıl olur.

Vâlî الوالي Bu ismi şerifin manası:

Mahlûkatının işlerini yoluna koyan, yürüten ve idare edendir.

Kimin evinin, ekinlerinin korunmasını dilerse bu ismi bir bardağa yazar ve su doldurur; evinin duvarlarına veya ekinlerine saçarsa Allah korktuğu şeyden onu emin kılar.

Vâris الوارث Bu ismi şerifin manası:

Her şey yok olunca sadece kendisi bâki her şeye sahip olandır.

Her kim bu ismi şerifi her gün güneş doğmadan evvel yüz kere okursa bedenine elem isabet etmez.

Vâsi الواسع Bu ismi şerifin manası:

İlmi, kudreti her bakımdan sonsuz olandır.

Her kim ile birlikte bir şey bulunsa fakat onu kâfi gelmese bu ismi şerifi dilediği şeyin yeterli olması hâsıl olana kadar tekrar eder.

Vedûd الودود Bu ismi şerifin manası:

Kullarına hayır dileyen, onları seven ve sevilendir.

Karı koca arasında düşmanlık olsa bu ismi bin kere okursa ayrıca bir kerede okur ve bunu yiyecek üzerine üfürür. Hanım tarafındansa bunu ona yedirir; koca tarafından ise onu kendisi yer. Böylece ararında rıza hali hâsıl olur.

Vehhâb الوهّاب Bu ismi şerifin manası:

Nimetlerini karşılıksız hibe eden, envai çeşit nimetlerini sürekli sunup bağışlayandır.

Kim kuşluk namazından sonra secde edip, secdesinde dokuz kere bu ismi okursa, Allah onun zengin eder; gece yarısı evinde ve mescit de yüz kere okuyup ellerini kaldırıp dua etse, Allah onun ihtiyacını giderir.

Vekîl الوكيل Bu ismi şerifin manası:

Bütün mahlûkatın kendisine güvendiği, mahlûkatın işlerini yerine getirendir.

Her kim rüzgarın şiddetinden, suyun kuvvetinden veya ateşten korkarsa bu ismi şerifi kendisi için vird (günlük vazife) yaparsa, Allah’u Teâla onu korktuğu şeyden emin kılar.

Velî الولي Bu ismi şerifin manası:

Sevenlerine yardım eder, velisi olur.

Kimin hanımı veya cariyesi olsa; onlardan razı ve kadir olamıyorsa mescide girince bu ismi kalbi ile zikrederse, Allah onları ıslah eder.


Zâhir الظاهر Bu ismi şerifin manası:

Yarattığın da sanatıyla zahir, aşikârdır.

Her kim işrak namazından sonra bu ismi şerifi dokuz yüz kere okursa , Allah’u Teâla onun gözlerini nurlu yapar.


Zülcelâl-i vel-İkrâm ذو الجلال والإكرام Bu ismi şerifin manası:

Azamet ve kerem sahibidir.

Bu ismi şerifi günde 100 kere okuyan, keramet sahibi olur ve halk arasında ikram, iltifat ve hürmet görür.
 
Esma-ul Husna ..Allah'ın (c.c) Ismi Celilleri...
yallahvf4.jpg



Esma’ül Hüsna/ALLAH (C.C.)’ın En Güzel 99 İsmi Ve Esrarı

Kuran-ı Kerim’in özü Fatiha Suresi, Fatiha Suresi’nin özü ise

BİSMİLLAHİR-RAHMANİR-RAHİM’dir.

HÜVALLAHÜLLEZİ LA İLAHE İLLA HU

(O, öyle Allah ki, O’ndan başka hiçbir ibadet edilecek ilah yoktur.)

Allah-ü Teala;Ben, Cinleri ve insanları ancak Beni, tanısınlar ve Bana, ibadet etsinler diye yarattım. Bana, en güzel isimlerimle dua edin ki kabul edeyim Peygamber Efendimiz(sav) Esma’ül Hüsna’yı bilen cennetliktir.diyor

1- YA ALLAH : Bir olan yaratıcının öz adıdır. Diğer tüm isimleri içine alır, kapsar. (100 defa Ya Hu Ya Allah denirse dualar kabul olur. 200 defa Ya Allah denirse hasta şifa bulur. )


2- YA RAHMAN : Dünyada bütün kullarına rahmet eden (acıyan)dır.(Merhametli olur- Bereket-Maddi ve manevi zenginlik, güzel ahlak sahibi olur-298 defa-dilekleri gerçekleşir

3- YA RAHİM : Ahirette sadece mü’minlere rahmet eden (acıyan)dır.

4- YA MELİK : Mülk ve saltanatı devamlı olandır. (100 defa sıkıntıları yok eder. Zengin olur duaları kabul olur-Herkes tarafından sevilir-saygı görür)

5- YA KUDDÜS : Her türlü ayıp ve kusurlardan tertemizdir. (100 defa kalp huzuru, iç temizlik-şeytan-vesvese-kötülük-manevi hastalık-sevgi-saygı-sivilce için; Subhanallah ile birlikte söyle)

6- YA SELAM : Kullarına Selametlik verendir. (Hasta için 161 defa ok.şifa bulur.cin ve şeytan zarar veremez-132 defa duaları kabul olur-Allah işlerinde yardımcı olur)

7- YA MÜ’MİN : Kullarına Emniyet verendir. (136 def ok. Bütün bela ve musibetten emin olur Cin-ve-ins şerrinden korunur-yalan söylemez-namerde muhtaç olmaz-duası kabul olur-hiçbirşeyden korkmaz

8- YA MÜHEYMİN : Kullarını devamlı himayesi altında bulundurandır. (135 defa muradına nail olur-zeka ve anlayışı artar-günlük olaylar rüyasında görünür-dileği gerçekleşir-bela ve musibetlerden korunur-imanı ve ilmi artar.)

9- YA AZİZ : Mağlubiyet bilmeyen, güçlü ve tek galiptir. (Günde 40 kez okuyan kimseye muhtaç olmaz-kuvvet ve metanetli olur-zengin olur-Hiç birşeyden korkmaz-isteği gerçekleşir-beklemediği yerden rızık verilir-saygı görür-izzet ve şerefi artar.)

10- YA CEBBAR : Hükmünü bütün varlıklar üzerinde yürütendir.(Günde 21 kez-Musibet-zalimlere korku verir-sevilir-saygı görür-kazancında bereket-tesir altına alma-şeytan yaklaşamaz

11- YA MÜTEKEBBİR: Yaratıkların vasıflarına benzemekten yüce olandır.(İyi geçim bereket)

12- YA HALIK : Herşeyi yoktan var eden, yaratandır. ( Maddi manevi nurlanır-musibet ve belalardan korunur-başarılı olur-akıl hastaları şifa bulur-kaybedilen bir şey bulunur)

13- YA BARİÜ : Örneği olmaksızın yaratan, icad eden, var edendir (Maddi-manevi-cismani belalardan korunur-hiç bir şey korkutamaz-karanlık ve musibetlerden emin olur-sıkıntı ve kederleri sevince çevrilir-ağır işler kolaylaşır-elini dokunduğu hasta iyi olur-hasta şifa bulur-hasta bir gözün üzerine elini koyup okunursa şifa bulur)

14- YA MUSAVVİR : Her şeye bütün varlıklara şekil verendir (Bela-afat-sıkıntı ve musibetlerden korur-düşmanlığı dostluğa çevirir-muradına nail olur-temiz ahlaklı cocuk)

15- YA GAFFAR : Günahları bağışlayan, bağışlaması, mağfireti çok olandır. (Rızık bereketi-hayırlı evlat-günahların bağışlanması-sinir hastalıkları yok olur)

16- YA KAHHAR : Bütün güçleri yenen, tek galip ve hakimdir. (Nefis ve şeytan şerrinden korur-temiz kalp-düşmana karşı galibiyet-dileklerin gerçekleşmesi-şehvet ve hırsı yenmek)

17- YA VEHHAB : İvazsız ve gararsız, karşılıksız bağışta bulunandır. (Günde 14 kez bütün yaratılmışların şerrinden korunur, rızkı bol zengin olur, muradına erer-anlama güçlüğü olmaz)

18- YA REZZAK : Herkese tüm kullarına rızık veren, rızıklandırandır. (Sonsuz, sayısız lütuf-yemeklerden evvel 21 kez okuyanın zihni açık ve anlayışı çok kuvvetli olur-dünyada rızık darlığı görmez-şer-fitnelerden korur-kalp sıkıntısını yok eder)

19- YA FETTAH : Kullarına rahmet ve rızık kapılarını açandır. (Kalp ferahlığı-rızık bolluğu-işlerin kolaylığı-sıkıntıları yok olur-darlık çekmez-arzu edilen mertebeye ulaşılır)

20- YA ALİM : Herşeyi çok iyi bilendir.(İlim-İrfan sahibi olur-zekası artar-unutkanlık hastalığı yok olur)

21- YA KABID: Canları alan, rızıkları tutan, sıkan, daraltandır.(Şer-kötü huy-hürmet-dedikodu)

22- YA BASIT : Hayat veren, rızık yağdıran, açan, genişletendir. (71 kez. Kimseye muhtaç olmaz-korku ve sıkıntıları yok olur)

23- YA HAFİD : Alçaltan, yukarıdan aşağıya indirendir. (70 defa. Düşmanını mağlup eder, Cenabı Hakkın himayesinde olur- düşmanları kendisine zarar veremez. Bir dilek için 500 kez okunursa dileği yerine gelir.)

24- YA RAFİU: Yükselten, yukarıya kaldırandır.(İzzet-Şeref-manevi derece yüksekliği-zenginlik)

25- YA MUIZZ : Aziz (Güçlü ve galip) kılan, şereflendirendir.(Hürmet-saygı-insanların şerri-heybet-azamet-korkusuzluk-dilek ve isteklerin gerçekleşmesi için 75 kez-yücelik)

26- YA MÜZİLL : Zelil (Hor ve hakir) kılan, alçaltandır. (Haset ve kıskanç insanların şerrinden korunmak için 75 kez okunur. Allah okuyan kulunu koruyup, muhafaza eder)

27- YA SEMİ : Herşeyi çok iyi işitendir. (Hiç konuşmadan 100 kez bütün dilekler kabul olur-saygı görür-sözleri dinlenir-işitme güçlüğü olmaz varsa da yok olur-sesi uzaklardan duyulur)

28- YA BASİR : Herşeyi çok iyi görendir. (Manevi göz açılır-zeka-ezber-göz nuru-dünya ve ahiret korkusu olmaz-korunma-yazılarak su ile göze pansuman yapmak ağrıyı giderir)

29- YA HAKEM : Hükmü reddedilmeyen, hakim, hakkı yerine getirendir.(Sözü tesirli olur-muradı gerçekleşir-kavrama gücü artar

30- YA ADL : Hükmünde hiçbir surette adaletsizlik bulunmayan tek adildir. (Hürmet-itibarı artar-maddi ve manevi hallerin durumların iyileşmesi)

31- YA LATİF : Sonsuz lütufkar, en ince işlerin inceliklerini bilendir.( 129 kez oku-fakirlikten kurtulma-gönül ilişkisi-zenginlik, şifa-sıkıntıları yok olur-bunalıma düşmz-işlerinde başarı-hürriyet)

32- YA HABİR : Bütün eşyanın hakikatıne vakıf, haberi olandır. (Güzel ahlak-temiz kalp-zalim ve fena kimselerden korunma-kötü ahlaktan kurtulur-zihni gücü az olan yazarak içmeli zihni açılır)

33- YA HALİM : Hilm (son derece hoşgörü) sahibi olan, geniş suçluları hemen cezalandırmayandır. (Belalardan korunur-musibet-sinirli insan 88 defa-merhametli olur-hürmet görür)

34- YA AZİM : İnsan aklının erişemiyeceği derecede büyük olandır. (Değer verilir-saygı-hürmet görür-şerefi artar- hasta ise şifa bulur. 1010-korku için 12 kez oku ve cesedine üfle korku geçer-dünya senin arkandan koşar-arayan değil aranılan kişi olursun)

35- YA ĞAFUR : Çok bağışlayıcı, mağfireti çok olandır. (Baş ağrısı, Günahların af, Duaların kabul olur )

36- YA ŞEKÜR : İtaatkar kullarını öven onları daha iyi mükafatlandırandır.Geçimdarlığı çeken ve bir gönül sıkıntısı, gönül darlığı olan 41 kere suya okuyup içmelidir. Gözü az gören kimse bu su ile yıkasa şifa bulur, gözünün nuru artar-kazandığını kaybetmez-vücud sağlığı-rağbet edilir-sözü geçer-bütün kapılar açılır-işleri kolaylaşır-rızık-bereket-korku-baş ağrısı-kalp sıkıntısı-strest veya diğer hastalıklar için bu mubarek ismi şerif üç satır halinde yazılır ve yutulursa Allahın izni ile şifa bulur

37- YA ALİYY: Çok yüce, pek yüksek, noksan sıfatlardan, ihtiyaçtan münezzeh olandır. (110 defa oku-Rızık bolluğu-gariplik duygusu olmaz-güzel ahlak sahibi olur-ilim-hikmet sahibi olur-kısmet darlığını giderir-kötü komşu, kötü arkadaş için okunursa Allah onların ahlakını düzeltir.)

38- YA KEBİR : Pek ulu, pek büyük olandır. (Her ortamda saygı görür-Anlaşamayan bir karı kocanın yiyecekleri yemeğe okunsa ve yeseler araları düzelir-borçlu borcundan kurtulur-rütbesi indirilen memur okusa yeniden rütbe ve makamına kavuşur-ilim-heybet-borçlarından kurtulma

39- YA HAFİZ : Koruyan, muhafaza edendir.( Hergün14 kez okuyan her türlü tehlikeden emin olur- 10 kez okuyana hiçbir kimse zarar veremez-düşman saldıramaz-cin saldıramaz-hastalık-kolay anlama-korunması için neye okunursa Allah onu korur-musibet-çile.)

40- YA MÜGID : Her canlının azığını verendir. ( 7 defa bir bardak suya okuyup üfleyerek içen müptela olduğu kötü ahlaktan kurtulur-çok ağlayan çocuk bu sudan içse ağlaması kesilir-vücudun beslenmesi-kuvvetli olur-rızık bolluğu-açlık hissi yok olur-Maddi ve manevi sonsuz nimete kavuşur)

41- YA HASİB : Cümle ihtiyaçlara yeten, herkesin hesabını bilendir. (Tüm ihtiyaçları giderir-Şifa-Huzur)

42- YA CELİL : Pek yüksek, büyüklük, ululuk sahibidir. (Şan-Şöhret-Güç-Maddi ve manevi nimet bolluğu)

43- YA KERİM : Çok cömert, keremi bol olandır.(Dünya ve ahiret saadeti-saygı görür-şeref ve itibarı artırır-uykudan evvel 270 kez okuyan Cenab-ı Hakkın sonsuz ikramına erer-Rızık ve bereket bolluğu-insan ve cinlerin şerrinden korur-ayıpları örter-karşı tarafın sevgisini artırır.)

44- YA RAKİB : Bütün varlıklar üzerinde gözcü olandır. (7 defa malı, evladı veya kendi üzerine okursa Cenab-ı Hak tüm afetlerden emin ve muhafaza eyler-korku içinde bulunan kimsenin üzerine, 7 kere el ile ensesi tutularak okunursa korkusu gider-kaybedilen eşyanın bulunması için çokça okunmalıdır-büyü yapılan evde 7 gün boyunca 312 defa okunursa büyü tesirsiz hale gelir-hastalıklardan korunur Malını kaybeden 312 defa okusa kaybettiği malını bulur.)

45- YA MÜCİB : Duaları kabul eden, kendisine yalvaranların isteklerini verendir. (Hergün 60 defa okumayı alışkanlık haline getiren kişilerin Allah bütün dualarını kabul eder-korku-aleyhinde konuşulmaz-dedikoducu ve hasetçilerin kıskanmalarını tesirsiz hale gelir.)

46- YA VASİ : Nimeti bol geniş olandır. (137 defa oku-Bol rızık-iç sıkıntı-kin ve hased duygularını yok eder)

47- YA HAKİM : Hikmet sahibi, herşeyi yerli yerinde ve en iyi bir şekilde yapandır. (87 defa sıkıntı ve kederleri yok eder-musibetleri giderir-dilekler gerçekleşir-hacet- kalbi nurlanır-Hikmete erer-)

48- YA VEDUD:İyi kullarını seven sevilmeye en layık olandır.20 kez.İnsanlar arasında çok sevimli olur-Hürmet-saygı ve ilgi görür-borç-fakirlikten kurtulma-gerçekvedoğruları görür-kalp huzuru

49- YA MECİD : Şanı büyük ve yüksek şeref sahibi olandır. ( 9 defa oku-Hürmet-saygı-ilgi-şeytan yaklaşamaz-sevgi-ruhi bunalım-başarı)

50- YA BAİS : Peygamberler gönderen, ölümden sonra diriltendir. (Rızık bolluğu, zenginlik-tüm kapılar açılır-Allah korkusu-gafletten uyandırır-sıkıntıları giderir)

51- YA ŞEHİD : Gözünden hiçbir şey kaçmayan, her yerde hazır ve nazır olandır. (Allaha isyandan vaz geçer-isyan eden evladın elinin üzerine şehadet parmağını koyarak okunursa itaat eder-zor işler kolaylaşır-rızık-bereket)

52- YA HAKK : Gerçekten var olan, varlığı hiç değişmeyendir. (108 defa-Fakirlikten kurtulur-işleri kolaylaşır-doğruyu bilir-rızık-ahlaki güzellik-adaletli olur-)

53- YA VEKİL : Kullarının işlerini gören, onların menfaatine kefil olandır. (Bütün bela ve musibetlerden korunmuş olur. Malına-canına zarar gelmesinden korkan, denizde boğulmaktan, zelzele ve şiddetli rüzgardan, yangından korkan kimseler 76 kez hergün söylese hiçbir zarar görmez. Hayatı bolluk(rızkı bol) ve hayırlar içinde geçer.)

54- YA KAVİYY : Za’afa, zayıflığa uğramayan, çok güçlü olandır. (114 defa oku-isteği yerine gelir-çok kuvvetli olur-düşmanına heybetli görünür-dilekleri kabul olur-yorgunluk hissetmez-rüzgar, su, ateşin felaketinden korkmaz)

55- YA METİN : Çok sağlam, hiç sarsılmaz olandır. (Okuyan daima kuvvetli olur-düşmanını zararsız hale getirir-zenginlik-gücünü muhafaza eder-)

56- YA VELİYY : Yardımcı, iyi kullarına dost olandır.(Daima Allah’ın hoşnutluğu içinde olur—eşi itaat eder-tüm kapılar kendiliğinden açılır-maddi manevi temizlik.)

57- YA HAMİD : Her zaman her yerde, her lisanla, her varlığın diliyle öven ve övülen, Övmeye ve övülmeye en layık olandır.(62.Öğülen ve beğenilen bir ahlak sahibi olur-nimet bolluğu-yüzü nurlanır-hareket ve söz güzelliği-şifa-düzgün lisan-zor işler kolaylaşır. Duaların en büyüğü, en güzeli )

58- YA MUHSİ : Bütün eşyayı kavrayan, yarattığı şeylerin sayısını birbir bilendir. (148 defa-Kıyamet azabından emin olur-nefis terbiyesi-unutkanlık-rüyayı unutmaz-yalnızlık korkusu-zihin açıklığı-işittiğini anlama gücü- 20 lokma)

59- YA MÜBDİ : Bütün eşyayı ilk kez maddesiz ve örneksiz yaratandır. (57 defa-sevgiliyi rüyada görme-hikmet sahibi-gizli olanı bilir.Kadın çocuk düşürmez-karar verme-)

60- YA MU’İD : Hayattan sonra ölümüne ölümden sonra tekrar hayata çeviren, iade edendir. (Unutkanlık hastalığına düşenler Ya Mübdiü Ya Müid diye okusa kurtulur-124 defa-sara has-kaybettiğini bulur-gideni geri döndürme-korku-iş bozukluğu-ilim.)

61- YA MUHYİ : Dirilten, hayat veren, can bağışlayan, sağlık verendir. (68 defa-Hastalıklara şifa-sıhhat ve afiyet-işlerin düzene girmesi-ayrılık ve korku olmaz-sıkıntı-vücud diri kalır-başkalarının yardımına koşma-hastaya baksa, hasta şifa bulur-nefis)

62- YA MÜMİT : Öldüren, can alan, ölümü yaratandır.(68 defa-duası kabul olur-Nefis-düşman şerri

63- YA HAYY : Daima diri, sonsuz hayat sahibi olandır. (18 defa-hastalıklara şifa-Ömrü çok uzun ve bereketli olur-tesir altında bırakma-sapık yollardan uzaklaşma-ruhi bunalımlı hastaya güneş doğmadan önce 500 defa oku)

64- YA KAYYUM : Bütün varlıkları yeri-göğü ayakta tutandır. (Yemeklerde her lokmaya üflenerek yense, yemek midede nur olup kalbi nurlandırır-16 defa ezber gücü artar-unutkanlık olmaz- kalp nuru-bitkinlik ve tembellik olmaz-her işinde başarılı olur-hasta şifa bulur)

65- YA VACİD : Zenginliğinden hiç bir şey eksilmeyen varlıklı, istediğini istediği vakit bulandır.(14 defa- istediği her şeyi bulur-elde ettiğini korur-kalp zenginliği)

66- YA MACİD : Şan ve şeref sahibi şanı, şerefi pek büyük olandır.(48 defa-yüzü nurlanır)

67- YA VAHİD(YA EHAD) : Tek, bir tane, zatında, sıfatında işlerinde tek olandır. (19 defa-şeytani ve kötü düşünceler yok olur-sebepsiz rızıklanır-sıkıntı-güzel ahlak-korku-isteği kabul olur)

68- YA SAMED : Hiçbirşeye muhtaç olmayan, hertürlü ihtiyaç için baş vurulan tek mercidir. (134 defa-haram şeylerden korunur-Bütün istek ve muradına erer, saygı-şeref- 115 kez ok. Düşmanını yener-doğru sözlü-açlık hissi duymaz-kimseye muhtaç olmaz-)

69- YA KADİR : Kudretli, istediğini istediği şekilde yapmaya gücü yetendir. (305 defa-başkalarını tesiri altında bırakır-Abdest alırken oku-düşman şerrinden emin olur-maksat ve amacına nail olur-arzu ettiğini elde eder-hasta şifa bulur-.)

70- YA MUKTEDİR : İktidarlı, her şey üzerine kuvvet ve kudretli olandır. (Unutkanlık-Acizlik-işlerinde başarı-kimseden yardım beklentisi olmaz-ruhu kuvvetlenir-heybetli gözükür-insan, cin ve düşmanlarının şerrinden korunur-iyi muamele-her işi kolaylaşır)

71- YA MUKADDİM : Öne geçiren, istediğini ileri alandır.(184 defa oku-anında dilekler gerçekleşir-korkulan bir mahalde bulunan okursa hiçbirşey ona zarar veremez-madde ve mana aleminde bulunanlar üzerinde sözü geçer-sevgi-saygı-rütbe-mevki.)

72- YA MUAHHİR : Geri bırakan, istediğini geri alandır.(Okuyan kimsenin kalbinde şeytan vesvesesi yer bulamaz,istediğini elde eder, her bakımdan ilerlemek için 1630 defa oku.)

73- YA EVVEL : Başlangıcı olmayan, ilkdir.(çocuğu olmayan okumalıdır)

74- YA AHİR : Nihayeti olmayan, sondur.

75- YA ZAHİR : Varlığı güneş gibi açık olandır.

76- YA BATIN : Gizli olan, insanların O’nu tam bir şekilde bilememeleridir.

77- YA VALİ : Bütün eşyada tasarruf sahibi, tek başına idare edendir. (İşlerinde kolaylık-saygı değer-her musibetten emin olur-yıldırım çarpması-hayırlı işin gerçekleşmesi için 47oku.

78- YA MÜTEALİ : Pek yüce, çok yüksekdir. (Saygı-kötü huylu kadın okusa huyu düzelir-işi hallolur-her yönden yükselir-güçsüz insanlar kuvvetlenir-makam)

79- YA BERR : Kullarına karşı atifetli, İyiliği bol kullarını çok kayırandır. Nazar değmesinden korkulan çocuğa 70 defa okunursa, nazardan ve musibetlerden emin olur-felç hastalığı olmaz-kötü halleri yok eder-korunma)

80- YA TEVVAB : Tevbeleri kabul eden, günahları bağışlayandır.

81- YA MÜNTEKIM : Öç alan, suçluları adaleti ile cezalandırandır. (Haksızlığa uğrayan hakkını alır.)

82- YA AFÜVV : Affı bol olan, bağışlaması, affetmesi çok olandır.

83- YA RAÜF : Son derece merhametli, acıması, şefkati bol olandır. (10 defa. Öfke-lutuf-bereket)

84- YA MALİK’ÜL MÜLK : Mülkün yegane,(tek) ve devamlı sahibi olandır. (Dua kab.olur-kimseye muhtaç olmaz-beklemediği yerden rızıklanır-şüphe ve vesveseyi yok eder)

85- YA ZÜL-CELAL’İ VE’L-İKRAM : Celal (büyüklük ve ululuk) ve ikram (kerem) sahibidir. (Sıkıntı-vesvese-şeytan bulunduğu yere gelemez-dilekleri kabul olur-işlerinde kolaylık-saygı)

86- YA MUKSİT : Adaletten şaşmayan adil, tüm işlerini denk ve birbirine uygun ve yerli yerinde yapandır. (Vesvese-sinir-sebepsiz ağlayan çocuğun üzerine yazarak konursa ağlaması kesilir-şeytan şerri-kalp sıkıntısını giderir gönüllere ferahlık 239 defa)

87- YA CAMİ : Toplayan, biraraya getiren, istediğini istediği yerde ve zamanında toplayandır. ( evini terk eden veya bir şeyi kaybolan kimse 114 kez okursa bulur-dost çokluğu-maksadına ulaşır-hasret ve ayrılık çekmez-saadet ve mutluluğu artar)

88- YA GANİYY: Çok zengindir. (oku eline üfle ağrıyan yerine sür şifa bulursun-cismani hastalık-rızık kapıları açılır-Çok zengin olur)

89- YA MUĞNİ : Zenginlik veren, istedigini zengin edendir. (121 defa okuyan kimseye muhtaç olmaz-ruhi bunalımlı hasta 1100 defa okur veya okunursa iyi olur-dilek ve hacetin gerçekleşmesi-bereket-zenginlik-eline oku ağrıyan yerin üzerine sür inşallah şifa bulursun)

90- YA MANİ : Önleyen, mani olandır. (161 kez oku. Her türlü korku ve zarardan emin olur-karı koca arasındaki soğukluğun izalesi için yatarken oku-dilek-istek-nefis-)

91- YA DARR : Zarara uğratan, elem, keder, zarar veren şeyler yaratandır.(dilek-istek-muradın gerçekleşir)

92- YA NAFİ : Menfaat veren, yararlı şeyler yaratandır. (eşler birleşme anında okursa okuyan sevilir-hastalık stres sıkıntı ve musibetten kurtulur-istek ve dilekleri kabul olur-hasta üzerine okumaya devam edilirse şifa bulur-elini koyduğu hasta iyi olur)

93- YA NUR : Işık veren, istediği gönüllere nur yağdırandır. (dua esnasında 20 kez oku duan kabul olur-semaya bakarak birkaç defa oku eline üfle, gözüne sür gözün nuru artsın)

94- YA HADİ : Yol gösteren, hayırlı yollar açandır. ( Göz hastalığı, gerçekleri görür )

95- YA BEDİ : Hayret verici şeyler icad edendir.

96- YA BAKİ : Devamlı olandır. (113defa oku. mülkü ve memuriyeti elinden gitmez-bereket-yatağa girince okuyan korktuklarından emin olur-elini bir hastanın üzerine koyarak okunsa hasta şifa bulur

97- YA VARİS : Herşeyin gerçek sahibi olandır. (107 kez-elem-keder-çocuğu olmayan-dilek-istek-sıkıntı-mal-mülk-söz, sohbet güzelliği)

98- YA REŞİD : Kullarına menfaat yollarını gösterendir. (100 defa-istekler gerçekleşir-herkes dinlemek zorunda kalır-doğru hareket eder)

99- YA SABUR : Çok sabırlı olan günah işleyenlere ceza vermek için acele etmeyendir. (Allah sevgisi-zulüm-iftira-zor durumlar-belalara karşı güçlü olur-maddi ve manevi rızık ve bereket bolluğu-kalp huzuru, derdi olan 3.000 defa okursa kurtulur Sabır, meyvesi en güzel ağaç gibidir

1430170517b4139e3901opp4.jpg
 
Esmâü’l Hüsnâ Yazilari Ya Latif

3i_Latif.jpg


Ya Latîf: Gözle görülmeyen. Lütfu ve bağışı çok anlamlarına gelen Yüce Allah’ın ism-i şerifidir.

Hayat verdin sen yaşatıp
Hak-i zemini döşetip
Lütfun bizleri kuşatıp
Vuslatın sarsın “Ya Latîf”
(Musa Tektaş)
Bismihi
Ey Yüce Allah’ım
Sultanım
Ya Latîf

Vakit akşam olunca hüzünlü bir imbat rüzgarı inceden inceye eser avare yüreklerimize...Hayat denen dar-ı dünya karanlığa gömülünce yalnızlık evlek evlek bizi sarınca bir ürperti duyar ruhumuzun can evi. Senin sevgi seline acıkır ruhumuzun en gizli yanları…Günün hırçınlığı zamanın aymazlığı alır götürür bizi yalnızlığın okyanusuna. O zaman biliriz ki gurbetteyiz ve yaratanımızdan ayrı düşmüşüz.


Bir anda dualara sığınırız dualar bizi alır terkisine.

Hudutlar hoş geldin derken güne ferahbaş dualar kanatlanır yüreklerin can evinden. Seherin keskin kılıcı iner tüm karanlığa.Eskiyen cihan tazelenir neşv ü nema bulur duaların efsununda. Şefkatten yüreklerin sergilendiği merhametin lavanta leylak kokan sandukalardan çıkarıldığı kutlu saatler kurulur hayat ırmağında. Tüm güzelliklerin önü açılır. Lütfunkeremin kucaklar cümle mahlukatı. Cihan senin letafetinle tazelenir. Bütün günler bilgelik çağına erişir duaların kucağında.

Bu sana gelişlerin içinde sevgi mayalanır.
Letafetinle beze ruhumuzu Ya Latîf…
Bizi sar bizi onar bizi sağalt…
Kullarına ihsan eden
Sen Lütufkârsın “Ya Latîf”
Dilediğini yaratan
Her şeyde varsın “Ya Latîf”
Rabbim
Ey ulu sultanım Allah’ım

Sağır ve dilsiz günlere hapsolmuş umutlarımızı yeniden yeşert. Şükür ki en çok onu söyler onunla yıkardık düşlerimizi… Şimdi iflas etmiş kalplerin kuytusunda şükür hatırlanmıyor Rabbim.. Sadakat vefasız diller şükürsüz şefkat firaridir artık... Tufan öncesi sabahlara uyanan bedenimiz yorgun ve üzgün... Her sabah yeni baştan kurulan dünyaya yeni baştan ömür elbiselerini giyinen gafil insanlığın sefil medeniyetinde uyukluyor ruhumuz... Bir hazan elemiyle yürüdüğümüz yollara kar yağıyor Rabbim... Hodbin yürekli adamlar kuşatmış iyilik bahçelerimizi. Gül kokulu bahçelere hasretiz her dem seni şakıdığımız... Lütfunla bahçelerimize kerem et. Aşina yüzlerde bin pinhan gizli. Tenha sokaklara üşüten step hüznü ve yalnızlığı bağdaş kurup oturmuş. Eşkıya gülüşlü Arnavut kaldırımlar sırıtıyor ardımızdan müstehzi... Günahları çoğalan caddeler raks ediyor akşamı derelere sarkıtan zaman acımasız ve düzenbaz...

Öfkenin mayınları tutmuş sokakları.
Bilcümle yaşananlar şimdi bilmece artık.
Hayrın şimşekleri yağmur getirmiyor…
Letafetinle beze ruhumuzu Ya Latîf…
Bizi sar bizi onar bizi sağalt…
Lutfunlara derûna baktır
Gözlerimiz nur-u Hakk’tır
Senden gizli bir şey yoktur
Sen haberdârsın “Ya Latîf”
Ya Latîf
Sultanım
Rabbim

Senin lütfun can katar canımıza. Yatağında inildeyen hastanın umudu yoksulun çalınacak kapısı yetimin yüreğini kuşatan şefkatin eli senin ülkenden esen rahmet esintisinin efsununa kilitlidir. Yüzümüze kapanan bütün kapıların anahtarı yalnız sendedir Rabbim. Duaların uğradığı evlerin saffeti çağırır huzuru. Şehrin uğultusu kesilir her şey güzellik adına iyilik adına yeni baştan can kesilir. Uykuların tatlandırdığı bir sabah vakti çalmayan kapılar çalınır unutulan mezarlara dualar rahmet olup yağar usulca. Ruhumuzun düğmelerini manevi iklimine ilikleyen tüm güzellikler lütfundan destur alıp yürür günün üzerine.

Acılar diner. Ayvalar yeniden çiçek açar. Güneş yavaş yavaş yüreklerin en onulmaz köşelerine iner. Isınır gönül kafesi... Efsane olan vefa görünür sonra. Güzün hüznüne menekşelerin kokusu siner. Hüthüt kuşu vuslatı muştular. Rahmetin eli dolaşır üzerimizde.

Şüphesiz senin her şeye gücün yeter şükürler olsun sana Allah’ım…
Letafetinle beze ruhumuzu Ya Latîf…
Bizi sar bizi onar bizi sağalt…
Bilgindedir açık gizli
Kulların gayreten nazlı
İkram edip kerem fazlı
Sevene yârsın “Ya Latîf”
Ya Latîf
Ey Sevgili
En Sevgili Sultanım

Senin varlığını her dem tespih eden yüreğim bir akşam vakti giyindi derin bir melali. Kaybettiğim boşa harcadığım zaman ve sensiz geçen hüsran dolu yıllarıma yandım. Bir de garipliğime yalnızlığıma çaresizliğime hüznüme kara bahtıma.Varlığıyla her daim Hakk Hakk diyen inanan bir bahçenin inanmış bir çiçeğini tanıdım sonra. Akşamın eşiğinde uzaktaki şafağa gülümsüyordu çiçek diliyle. Zamanın ihtiyar çehresine inat biliyordu zamanı geldiğini sevmenin el açmanın yaradana... Zarafetin zayıflatıp incelttiği bir güzellikle çıkıp geliyordu ötelerden. Uzak vadilerden kimselerin bilmediği güzel bir türkü söylercesine bir ezan vakti söylüyordu üstelik türküsünü. Akşama özeldi tam güzelliği. Bir buğu gibişaşırtarak efsunlu bir iz bırakarak yürüdü gitti yüreğimin üzerine basa basa. Bir kalbim varmış meğer tanımadığımkimsenin bilmediği. Kalbimi masivanın yalancı ellerine tutsak etmişim meğer…O akşam ben de yürüdüm ezan çiçeği gibi sana doğru. Dualarım ellerindeydi yüreğim sevginle dolu doluydu. Senin lütfun senin keremin kuşatmıştı her şeyi.


Bildim gördüm inandım…
Letafetinle beze ruhumuzu Ya Latîf…
Bizi sar bizi onar bizi sağalt…
Yarattığın her şey hoştur
Hikmet var haşa ki boştur
Zikrin ne güzel bir iştir
Sonsuz bir kârsın “Ya Latîf”
Rabbim
Sevgili En sevgili
Ey Sevgili

Senin lütfunla senin kereminle insanlıktan dostluktan yana ne varsa gelir bulur cananı biliyorum. Sen ol dersen huzurbir peripeyker edasıyla gelir konar insanlığın omzuna. Nispet kokan sözcüklerin yol bulmadığı unutulmuş sevinçlerin hayaliyle yanıp tutuşan gönüller sermest olur. İdris çiçeği açar merhameti unutan yüreklerde. Şebnem şefkatin ellerinden tutup gizlice yağar yüreklerin kuytusuna. Unutulan unutan merhametin yumuşak elerinden tutunur. Evliya nefesi karışır dualara. Huzura erenler bir hoş olur. Senin aşkınla senin letafetinle kuşanan yürekler güzelliğin sırlı kulelerine yükselip tutunur Süleyman’ın tahtına. Barışanlar ürkek ve çekingen sevinçlerini katar sükunete. Gizli olan ayan olur âmanın gözüne.

Senin hikmetin senin kudretin yürekten yüreğe yol bulur Rabbim…

Letafetinle beze ruhumuzu Ya Latîf…

Bizi sar bizi onar bizi sağalt…
 
ALLAH (C.c)
"Sevdiklerimize bilgimizin, kültürümüzün, geleneğimizin, dilimizin geliştirdiği en güzel kelimelerle hitap ederiz. Sevgilim, canım, ciğerim, servi boylum, ahu gözlüm, sultanım... vs. gibi kelimeler kimliklerini de beraberlerinde taşırlar. Dil bilimi bu kelimelerin hangi çağlardan, hangi dağlardan veya hangi bağlardan akıp, hangi medeniyetlerden süzülerek geldiğini belirler.

Şair: “Güzelliğin neye yarar, şu bendeki göz olmasa” der. Göz görür, gönül sever, akılda bu işe şaşar kalır. Gören gözü, seven gönülü, sevmeyi ve sevilenleri yaratan ise Allah (c.c.) dır.

Kedinin gözünde bülbül, bir yudumluk ettir. Öküzün gözünde çiçek bir çiğnemlik ottur. İnsanın gözünde ise binlerce şiirin yazılmasına binlerce resmin yapılmasına ilham kaynağıdır. İnsan ve kedi İkiside göze sahiptir ama Allahımız bize ayrı bir göz, ayrı bir gönül vermiştir.

Sevgimizi ve sevdiklerimizi yaratan Allah’ımızı seviyoruz. Peki ama Allah’ımızı tanıyor muyuz? Biz tanıdıklarımızı duyma, görme, tatma, koklama, dokunma gibi beş duyumuz, hafızamız ve genlerimizdeki programa göre tanırız.

Uzaktaki eşyayı gözümüz görmez. Sesini kulağımız işitmez. Duyu organlarımızın bir sınırı var. Hafızamızın sınırı da ana rahminden öne geçemez, kabirden öteye geçemez. Sınırlı olan sınırsızı kavrayamaz.

Şair: “İdraki uluhiyyetine var mıdır imkan Aklın dahi mahiyyetini bilmiyor insan” (İsmail Safa) “Akl”ın ne olduğunu kavrayamayan insan, bu akılla Allah’ın zatını kavramaya çalışıyor. Kavrayamayınca en kolay yolu seçiyor ve inkara yöneliyor.

Dede Korkut: "Yücelerden yücesin

Kimse bilmez nicesin

Görklü (güzel) Tanrı

Çok cahiller seni gökte arar, yerde ister

Sen hod (kendi) mü’minlerin

gönlündesin" der.

Rabbimiz: "Gözler onu idrak edemez. O gözleri idrak eder. O her şeye nüfuz eden iyilik yapan ve her şeyden haberi olandır” buyurur. (K.K. En’am 103) Sevgi gönülde olur. Ancak gönüldeki sevgi görünmez. O görünmeyen sevgiyi, sevgiliye gönderirken yine görünmeyen elçilerle göndeririz. Kelimeler elçilerimizdir.

Mecnun: “Leyla, Leyla” diyerek sevgisini açığa çıkarıyordu. Biz gönlümüzün tamamını Allah’a imanla süsledik. Dilimizi O’nun güzel isimleriyle süsleyelim. Böyle yaparken sevgimizi Mevla’mıza bildirmiyoruz. O zaten biliyor. Biz, Allah’ın güzel isimleriyle zikrederken, cümle aleme güzellikler saçarken, ağzımızı Allah’ımızın isimleriyle hem tatlandırıyor, hemde en güzel kelimelerle ağzımızı ayarlayarak kötü kelimelere yer vermiyoruz.

“Gül” deyince burnumuza güzel koku gelmez. “Bal” deyince ağzımız tatlanmaz. Gülü koklamalı, balı tatmalı.

Mevlana: “Ey Hu, Hu” diyen ve “Hu” demeye kanaat eden, “Hu” kadehinden içmeyince heva ve hevesten nasıl kurtulursun?” diyor. (T. Mevlevi Şerh.3447)

El-Esmâ-ül Hüsnâ= Allah’ın güzel isimleri bizi Allah’a götürürse, bizi benliğimizden sıyırır, kir ve pasımızı kazırsa, gülü koklar, balı tadarsak muradımıza ermiş oluruz.

Süleyman Çelebi: “Bir kez Allah dese Aşk ile lisan

Dökülür cümle günah mislü hazan"

Allah’ın isimleri aşk ile söylenirse üzüntü, stres, keder, gam ve günahın döküleceğini söylüyor. Dilinle Allah, Allah, Allah diyerek zikret. Kalbinle de Allah’ın yarattıklarını fikret, düşün. Fikirsiz zikirin, zikirsiz fikirin faydası yoktur.

Şeyh-ül İslam Yahya efendi:

"Bir alay olsa güzeller hep teveccüh yaredir

Halkı alem birbirine padişahı gösterir” diyor. Yani göz binlerce güzel görse de gönül yare yönelir.

Çünkü yaratılmışların her biri Yaratanı gösterir. Bazılarının günde yüz defa “Avrupa birliği, Avrupa birliği” diye zikrettiği bu günler de, bizde yüz bir defa “Allah, Allah, Allah" diye zikredelim.

Bakalım kim kazanacak?
Annenizi, babanızı, eşinizi, dostlarınızı seversiniz ve sevdiğinizi uygun, güzel bir kelime veya cümle ile ifade edersiniz.Bu ifade etme işi yalnız karşı tarafa bildirme işi değildir. Kendi iç dünyamızda besleyip büyüttüğümüz sevginin dilimizde kelimeden çiçekler açması gibidir. Gül ağacı özünde taşıdığı çiçeğini bülbülüne sunamazsa kurur. Tepeden tırnağa kadar bütün hücrelerimizde ve gönlümüzde taşıdığımız Allah'a imanımızın zikir çiçeğini açtıramazsak biz de çöl gibi kurak, ateist-gavur gibi çorak oluruz. Ot bitmeyen toprak, meyve vermeyen diken gibi oluruz.Toplumların kanını emen Siyonist, girdiği ülkelerde kan, gözyaşı, yangın, radyasyon, barut kokusu saçan kapitalist gibi oluruz.

Askerlik yaparken okuma yazma bilmeyenlerin mektubunu ben okuyup yazıverirdim. Bir arkadaşımıza mektup eşinden gelirdi. İkinci mektup gelinceye kadar o mektubu her gün bana okuturdu. Ben okurdum. Benim dilimden ancak kelimeler ve harfler çıkardı. Ancak onun içinden geçenleri ben anlayamazdım. Mektuptaki "Osman'ım" sözcüğü bana göre yedi harfli bir sözcüktür. Gel onu bir de Osman'a sor. O "Osman'ım" sözcüğündeki "ım" eki neler ifade ediyor.

Osman eşinin kendini sevdiğini biliyordu. Ama tekrar tekrar "Osman'ım" kelimesini duymak istiyordu. Bizim içimizi dışımızı bilen Allah'ımız: "Ey iman edenler, Allah'ı çokca zikredin" buyurur. (Ahzab 41)
Peki ama nasıl zikredeceğiz? Şair: "Kaddı
yâra kimi ar-ar dedi, kimisi elif/Cümlenin
maksudu bir amma rivayet muhtelif" diyor.
Yani sevgilinin boyunu kimileri serviye
benzetti, kimileri elife benzetti.
Hepsinin sevdiği ve anlattığı aynı ama
kelimeleri ayrı. Kelimelerimizin gücü bizim
kültürümüzle orantılıdır. "Gözüyün çapağını
yiyeyim" diyerek sevdiğini anlatmaya
çalışan biri, bir başkasını kusturabilir. Birisi
"Minik kuşum" derken, yılan yetiştiricisi de
"yılanım" diyebilir.

Onun için Rabbimiz " Size öğrettiği gibi
Allah'ı zikredin" buyurmuş. (Bakara 239)
"En güzel isimler Allah'a aittir. O isimlerle
Allah'a dua ediniz" buyurur. (A'raf 180)
Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'inde güzel
isimlerinden 99 kadarını bize bildirmiş. ,
Peygamber Efendimiz de dualarında
Rabbinin isimleri ile dua etmiş. El-Esma-ül
Hüsna hadisinde bize 99 tanesini
öğretivermiş. Kur'an ve sünnetin
öğrettiklerinin dışına çıkarsak çok iyi
niyetlerle biz de yanılabiliriz. "Allah'ın
isimlerinde sapanları/sapıtanları bırakınız"
buyurur. (A'raf 180)

"Allah üçtür" diyen Hıristiyanlar, "Allah
hiçtir" diyen ateist-gavurlar, "Allah
tabiattır" diyen eski dehriyyun, yeni
natüralistler hep Allah'ı tanımada kendi
akıllarını esas alıp Allâh'a sınır çizmişler ve
o sınırın dışına çıkmaya izin vermedikleri
bir mahkum haline getirmeye çalışırken
kendileri cehenneme mahkum olmuşlar.
Batıda Allah'ı Kiliseye mahkum ettiklerini
söyleyenler İslam aleminde de camiye
mahkum etmeye çalışıyorlar.

Ama siz "Lâ ilâhe" deki "Lâ" kılıcıyla
onların putlarını parçalıyor, denizin leşi
dışa attığı gibi kendini ilahlaştırmaya
çalışan şahıs, kurum ve kuruluşları gönül
denizinizden sürüp çıkarıyor ve "İllallah"
kelimei tayyibesiyle gönül denizini tertemiz
berrak hale getiriyorsunuz.

"La ilahe illallah" derken bir çok ilah var
da onları reddetmiyorsunuz. Onlar zaten
yoktu. Ancak kendini ilah zanneden
"Allah'ın dediği değil, benim dediğim olur"
diyen Firavunlaşmış insanlar var. Sen
onlara "delilik yapma, Allah'tan başka
Yaratan, Yaşatan ve Yöneten yoktur"
diyorsun. Haydin sizde günde yüz defa "Lâ
ilâhe illallah" demeye başlayıverin.

Güneş yedi renkten meydana gelir. Tek renk halinde görünür. Ama tabiatta milyonlarca renk cümbüşüne dönüşür.

“Allah” ismi bütün el-esmâ-ül-hüsnâ’sının manasını kendinde toplayan bir isimdir. Altı milyar insan, Allah’a inanır. Ancak Allah’ın isimleri, sıfatları ve fiillerinde herkes kendi ufku kadar Allah’a sınır çizer.

Biz ise aklımızla Allah’a sınır çizmek, tarif etmek yerine Rabbimiz Kur’anın’da kendini bize nasıl tarif etmişse biz öyle inanırız. Bizim imanımızın daha sağlam olduğunu söylememiz bundan kaynaklanmaktadır.

“Rahman, Rahim, Ğaffâr, Kahhâr isimleri Allah’ın güzel isimlerindendir” diyoruz da “Allah ismi, Rahmanın isimlerindendir” demiyoruz. Bu da gösteriyor ki bütün güzel isimlerin ma’nası “Allah” ismi içinde toplanmıştır. Onun için K. Kerim’de 2697 defa Allah ismi tekrarlanmıştır. Diğerleri bir veya birkaç defa tekrarlanmışlar.

Kelam sıfatının “Kün” = “ol” emriyle kainat yaratılmıştır. El-esmâ-ül-hüsnâ’sıyla varlığa tecelli etmiştir. Güneşin aynada göründüğü gibi tecelli etmiştir. Hz. Ali (r.a.) “nereye baksam Allah’ın san’atını, kudretini, ilmini görürüm” diyor.

Rabbimiz: “Allah’ın nimetlerini hatırlayın ve yeryüzünde karışıklık çıkararak bozgunculuk yapmayın” buyurur. (A’raf 74)

Bir haftalık çocuğunuzu nasıl dikkat ederek, hiçbir tarafını incitmeden severseniz, çiçekli bir bahçede dolaşırken çiçekleri ezmeden gezerseniz, yeryüzünü dolaşırken de “bu dağlar, bu taşlar, bu kuşlar, bu denizler, bu yıldızlar, bu çiçekler, bu böcekler Allah’ındır” diyerek dikkat edeceksiniz. Sevdiklerinizin çocuklarını, çiçeklerini korursunuz. Rabbiniz ise size bütün sevdiklerinizi yaratandır. Kainat dediğimiz “evren” Rabbimizin mülküdür. Allah’a iman eden onun mülkünü korur. Şirkle, isyanla, inkarla, israfla o mülkü kirletmez.

Çatık kaşlı, asık suratlı, cimri bir zenginin köşkünün bahçesinde kahve içen Neyzen Tevfik ağzına gelen balgamı atmak için sağına bakar gül var, soluna bakar sümbül var, önü ardı her taraf çiçek. Tükürecek yer bulamayınca ev sahibinin yüzüne tükürmüş ve “daha uygun yer bulamadım” demiş.

Yunus’un “sordum sarı çiçeğe” ilahisinde söylediği çiçeklerin “Allah” diyerek açtığını, derelerin “Allah” diyerek aktığını, rüzgarların “Allah” diyerek estiğini düşünen insan, havayı kokuşturamaz, dereyi kirletemez.

İşte Rabbimizin Kur’anın’da birinci derecede iman üzerinde durması bundandır. Günümüzde paraya tapanlar, para putunu kasasında tutmak için “İktisad” adı altında sanayii artıklarını temizlemeye yanaşmayıp, para putunu çevreyi korumak için harcayamadığından denizdeki balıkları, havadaki kuşları, dağlardaki ağaçları kuruttular.

Halk uyanmadan kendileri ucuz paralarla “çevreci dernekleri” kurdurup halkın gözlerini başka yerlere çekmeye çalışıyorlar. Allah’a iman eden herkes Allah’ın mülkünü korumakla görevlidir. Allah’ımız yalnız Müslümanların Allah’ı değildir. Bütün alemlerin Rabbidir.

Her gün namazımızda kırk defa bunu tekrarlıyoruz. Evrensel dinin mü’minleriyiz. Alemlere rahmet olan peygamberin rahmet ümmetiyiz. Avrupa birliğindekiler, Amerikadakiler, Afrika, Japonya ve tüm dünyadakiler, aynı güneşte ısınırlar, aynı Allah’ın kullarıdırlar. Hz. Adem’in çocuklarıdırlar.

Efendimiz: “Allah yeryüzünü bana dürdü/topladı, doğusunu da, batısını da gördüm. Bana dürülen o yerlere, yeryüzünün doğusuna da, batısına da ümmetim sahip olacaktır” buyurmuş. (Müslim fiten bab 5, Hadis 2889, Ebu Davud fiten 1 hadis 4252, Tirmizi fiten Hadis 2203, İbni Mace fiten hadis 3952.

Alemlerin Rabbi Allah’a ve alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (s.a.v.)e iman edenlere yeni ufuklar açılıyor. Hayırlı olsun.
 
ADL VE ANLAMI
Çok adaletli” anlamına gelen “el-Adl” ismi cemili Kur’an-ı Kerim’de “O ki seni yarattı, düzeltti ve dengeli yaptı” (İnfitar7) ayetinde insanın vücut yapısının dengeli ve estetik olduğunu ifade etmek için Adl kökünden gelen fiili kullanmış.

“Şüphesiz Allah adaleti ve iyiliği emreder” ayetinde de Rabbimiz adaletiyle toplumda dengeyi sağlamamızı ister.

Hakimin hüküm verirken adaletle hükmetmesi (Nisa 58), noterin yazarken adaletle yazması (Bakara 282), kardeş toplumların arasını bulurken adaletli davranılması (Hucurat 9) konuşurken bile adaletten ayrılınmaması gerektiği (En’am 152) emredilir.

Adalet, eşitlik demek değildir. Adalet: dengeli yapmaktır. Rabbimiz saçımızdan tırnağımıza kadar neyi nereye koymuşsa hiç itirazımız yok. “Benim gözüm omuzumda olsaydı, burnum dirseğimde olsaydı” diyen yok.

Tabiattaki dengeye de itirazımız yok. “Fil deki hortum, karıncada olsaydı, karıncanın ayakları Filde olsaydı” diyenimizde yok.

Adamın biri bahçede kocaman ceviz ağacının, küçücük meyvesiyle yere yayılan kabağın, kocaman meyvesini görünce “Ya Rabbi bu da adalet mi? Kocaman cevize küçücük meyve vermişsin, küçük kabağa kocaman meyve vermişsin” derken ceviz ağacından bir tane ceviz başına düşer ve hemen kendine gelir. “Ya Rabbi ben hata ettim. Ya bu kabak başıma düşseydi, halim ne olurdu?” der ve tevbe eder.

Rabbimiz, mü’min kullarına bazı belalar, musibetler, depremler, yangınlar, yıldırım çarpmaları, hastalıklar verdiğinde bunu adaletsizlik olarak görmeyeceğiz. Doktor hastasına acıtıcı iğneyi batırır. Yakıcı ilaçlar verir. Bazen hastalıklı organı kesip atar. Bütün bunlar hastanın iyiliği içindir. Hastasına tatlı yemeyi yasaklayan bir doktorla, hastaya gizlice baklava getiren birini gören ve işin iç yüzünü bilmeyen bir kişi doktoru zalim olarak görür ve tatlı getireni iyilik sever olarak görür.

Aslında o tatlı getiren şeker hastasına kötülük yapıyor. Kadın ticaretine karşı çıkanlar, erkeğin kadın kılığında kendisini satmasına karşı çıkanlar, milyarlarca insan açlıktan ölürken gayri meşru kazancını köpeğine miras olarak bırakanlara karşı çıkanlar, viski, votka, rakı, şarap, eroin gibi uyuşturuculara karşı çıkanlar basiretsiz insanlar yanında zalim doktor gibi görülürken bütün bu pislikleri yapanlar özgür dünyanın laik ve demokrat şövalyesi kabul ediliyor.
 
AFUV VE ANLAMI

"Afveden” anlamına gelen bu ismi cemili Kur’an’ı Kerim’de beş defa tekrarlanmaktadır.

“Bir iyiliği açıklar veya gizlerseniz veya bir kötülüğü affederseniz muhakkak Allah affedicidir, her şeye gücü yetendir.” (Nisa 149)

Rabbimiz Bakara 52 de buzağıya tapınan beni İsraili afvettiğini, Ali İmran 152’de Uhud savaşından kaçan Müslümanları affettiğini haber verir.

Puta tapınmak, harbden kaçmak en büyük suç olduğu halde suçu işleyenler pişman olunca Allah onları cezalandırmak yerine afvediyor. Bizlerin de afvedici olmasını istiyor ve insanları afvedenler övülüyor. (Ali İmran 134) Yakınlarımızın katilini afvetmemiz tavsiye edilir (Bakara 178)

Rabbimiz afvedicidir, afvı sever öyle ise bizde afvedici olmalıyız. Suçluların tevbe etmelerine, özür dilemelerine yardımcı olmalıyız.

Sevgili Peygamberimiz “Şüpheden sanık yararlanır” kuralını koymuş ve “cezaları şüphelerle kaldırınız” buyurmuş. (Tirmizi, Hudud bab 2, ibni Mace Hudud 5)

Bütün insanların günahı bir araya gelse Allah’da afvetse Rabbin afvından, rahmetinden bir şey eksilmez.
 
AHİR ve ANLAMI
"Başlangıcı olmayan ilk ve nihayeti olmayan son” anlamlarına gelen bu “el-Evvel” ve “el-Ahir” ismi şerifleri Kur’an-ı Kerim’de birer defa geçmekte. “O ilktir, sondur, apaçıktır, gizlidir. O her şeyi bilendir” (Hadid 3)

Bizim dilimizde ilk ve son kelimeleri zamana ve mekana ve duruma göre anlam kazanır. Allah (c.c.) için zaman ve mekan olmadığından bu “ilk” ve “son” isimleri Onun evvelinin olmadığı, sonunun da olmadığını ifade ettiği gibi esmasının tecellisiyle ilk yaratanın Allah olduğunu en son yaratanın da yine O olacağını, kainatı ilk defa yaratan, kıyamette kainatı yok eden, yaratılışdan kıyamete kadar her şeyi yine yeniden yaratan. O “İlk” ve “son” olan Allah’tır. “Evvel” ve “Ahir”in yarattıklarının bir başı ve bir sonu vardır. Yaşımız kadar yaşıyoruz ve bizi ilk defa getiren, son defa götürüyor. Yani O’ndan geldik O’na dönüyoruz. Öyle ise O’na yaraşır işler yapalım.

İslami hizmetlerde ilk ve öncü olalım. Hayırlı hizmetlerde ilklere imza atalım.
 
ALİM ve ANLAMI
Her şeyi bilen” manasına gelen “el-Alim” ismi şerifi Kur’an’ı Kerim’de 162 defa zikredilmiştir.

4 defa da el-Allâm=çok iyi bilen olarak zikredilmiştir. İlim kelimesi 105 defa tekrarlanmıştır.

Bütün bunlardan ilmin önemini anlıyoruz. Yediğimiz yemeklerin, içtiğimiz içeceklerin, giydiğimiz elbiselerin, evlerimizin, bineklerimizin hepsinin yapılması, kazanılması, harcanması ilimle olmaktadır.

Rabbimizin ilmiyle insanlık ailesinin ilmini kıyaslamak için bilgisayar çağını yakalayan insanın keşfettikleri ve ilim diye sevindikleri Rabbimizin milyonlarca yıl önce yarattığıdır. İnsan yaratmıyor, yaratılanı keşfediyor. Kendi vücudunda bir hücre yaratamadığı gibi daha vücudundaki hücrelerin sayımını tamamlayamamıştır.

Genetik mühendisleri genlerin şifresini çözmeye çalışıyor. Bunlar güzel gelişmeler ama o genlerin şifresini Rabbimiz Hz. Adem’in genlerinde kodlamıştı. Ayrıca gen mühendisleri kendi akıllarını da kendileri yaratmış değil.

Biz “Alim” olan Allah’ın ilminden yararlanmaya çalışacağız. Kelamı olan Kur’an ilimlerini öğrendiğimiz gibi tabiat bilimlerini de öğreneceğiz. Kur’an’ı indiren Allah’tır. Tabiatı yaratan Allah’tır. O’nun indirdiğini ve yarattığını anlamaya çalışmak ibadettir.

İnsana kalemi öğreten (Alak 4) kitabı öğreten (Maide 110), Kur’an’ı öğreten (er-Rahman 2), isimleri öğreten (Bakara 31), harp sanayiini öğreten (Enbiya 80), Süleyman’a (s.a.v.) kuş dilini öğreten (Neml 16), bilenlerle bilmeyenlerin denk olmadığını bildiren (Zümer 9) Allah (c.c.)

“Her ilim sahibinin üstünde daha alim biri vardır” buyurur. (Yusuf 76) ve ilim despotluğu yapan, ilmin şarlatanlığını yapanları da uyarır.

Mal arttıkça yükünüz artar. İlim arttıkça yükünüz hafifler. Mal dağıtılınca azalır, ilim dağıtıldıkça çoğalır. Yemeğe doyulur, ilime doyulmaz. Siz malı korursunuz,ilim sizi korur.
 
ALİYYÜ ve ANLAMI

Yücelerden yüce” anlamına gelen el-Aliyyü ismi celili Kur’anı kerimde 8 defa geçmekte.

“O’nun (Allah’ın) dışında çağırdıklarının hepsi batıldır. Şüphesiz O yücedir, büyüktür.” (Lokman 30)

Zatıyla, sıfatıyla her şeyden yücedir. Çünkü bizim “yüce” dediğimiz şeyleri O yaratmıştır. Yüceler yücesine iman edenler de yücelirler. Yüce Rabbimiz, Firavunun orduları karşısında ürperen Musa (a.s)’ya “Korkma en yüce sensin” buyurmuştu. (Taha 68)

Muhammed ümmetine de “Gevşemeyin, üzülmeyin eğer iman ediyorsanız en yüce olan sizsiniz” buyurmuş. (Ali İmran 139)

Sevgili Peygamberimiz Mekke’yi fethetmek için kuşattığında Ebu Süfyan, görüşme yapmak için Efendimizin yanına gireceğinde yanına Efendimizin çok sevdiği Aiz b. Amr’ı da alır. Sahabelerden biri: “Ya Rasulellah, Ebu Süfyanla, Aiz b. Amr geldiler” der. Efendimiz: “Aiz b. Amr’la Ebu Süfyan geldiler” diye cümleyi düzeltir ve “İslam yücedir. Müslümanın üstüne çıkılmaz, önüne geçilmez” buyurur. (Fethul-Bari, ibni Hacer 3/220 Darakutni ve fevaidi Ebi Ya’ladan)

Konuşurken bile kafirin adını Müslüman’ın adının önüne almayın. Yazarken, sıralarken Müslüman’ın adının önüne kafirin adını yazmayın.

İbrahim (s.a.v.) ve Nemrut, Musa (s.a.v.) ve Firavun, Muhammet ve Ebu Cehil diye yazılır. “Filan kafir konuşmasında, yazısında benden bahsetmiş” diye sevinenler imanlarını yeniden kontrol etsinler. Allah’ı inkar eden birinin beni övmesi benim için eksikliktir.

Nüfus kütüğünden başka hiçbir yerde adı yazılı olmayan, kimsenin tanımadığı, ama Allah’ın sevdiği bir garip kulun gönlünde yer edinmek saraylara sahip olmaktan daha değerlidir.

“Ben sizin en yüce Rabbinizim” diyen Firavunlaşmış insanlara Musa aleyhisselam gibi elinde asa, dilinde en yumuşak kelimelerle yüceler yücesinin kim olduğu tanıtılacak.

 
AZİM ve ANLAMI
Çok büyük" anlamına gelen "el-Azim" ismi celili Kur’an-ı Kerim’de Rabbimizin ismi olarak altı defa geçmekte. Bir defa Kur’an-ı azim olarak (Hicr 87) geçmekte. Yüz defa da büyük başarı, büyük mükafat, büyük ahlak, büyük haber, büyük gün, büyük günah gibi Allah’ın yarattıklarının sıfatı olarak geçmekte.

Yeryüzünün, dağların, denizlerin büyüklüğünü düşünün. Güneşin ve yıldızların büyüklüğünü ve aralarındaki uzaklığı anlatacak rakam bulunamadığından ışık yılıyla anlatılmaya çalışıldığını düşünün ve evrenin büyüklüğünü hayal edin.

Hadisi şeriflerde bildirildiğine göre yedi kat gökyüzü, bütün yıldızlarla beraber, yedi kat yeryüzü "Kürsi" nin yanına atılsa, çöle atılan demirden bir yüzük gibi kalır. "Kürsi" de "Arşı a’la" nın içine atılsa o da çöle atılan bir demir yüzük gibi kalır. (Tefsiri ibni Kesir Bakara 255)

"O’nun ilminden yalnız Onun dilediğinden başkasını kavrayamazlar. O’nun kürsisi gökleri ve yeri kuşatmıştır. Onların (göklerin ve yerin) korunması O’na ağır gelmez. O yücedir, çok büyüktür" (Bakara 255)

"Çok büyük" olan Allah’a iman edenler, büyük alim, büyük mimar, büyük sanatçı, büyük komutan, büyük işveren, büyük işçi yetiştirmeye çalışırlar ve kul yanında küçülmezler.
 
EL'AZİZ ve ANLAMI
ÜSTÜN, DEĞERLİ, GÜÇLÜ VE EŞSİZ manalarına gelen el-Aziz ismi Kur’anı kerimde 90 defa geçmektedir.

Kur’anı Allah kelamı olması nedeniyle Fussilet 41 de el-Aziz kelimesi Kur’anın sıfatı olarak gelmiştir.

Yusuf suresinde Mısır yöneticilerine de Aziz ismi kullanılmıştır. Tevbe 128 de Peygamber efendimizin sıfatı olarak Aziz kelimesi kullanılmış.

Rabbimiz: “Kim izzet isterse bilsin ki izzetin tamamı Allah’a aittir” buyurur.

(Fatır 10) Münafikun suresi 8 inci ayette ise: “İzzet, Allah’a, Rasulüne ve Mü’minlere aittir” buyurur.

Aziz olan Allah’a gönül veren kişi izzet bulur. Allah’ın yükselttiğini kimse alçaltamaz. Allah’ın alçalttığını kimse yükseltemez.

Kalbde Hak büyüdükçe halk=dünya küçülür. Dünya küçülünce kişinin kimliği de büyür.

Sevgili Peygamberimiz: “Kim bir zengine zenginliği nedeniyle tevazu gösterirse dininin üçte ikisi gider” buyurmuş.

(Kuşeyri, et-Tahbir s:32. Hadisi Beyhakinin rivayet ettiğini Keşf-ül hafa haber verir) Kişinin kimliğini kalbi, bedeni, ve dili oluşturur. Bedeni ve diliyle alçalırsa üçte ikisi gider. Kalbiyle de alçalırsa hepsi gider. Allah korusun.
 
el'BAİS Ölüleri dirilten” anlamına gelen bu “el-Bais” ismi şerifi Kur’an-ı Kerim’de “el-Bais” olarak değil de Kabirlerde olanları diriltir şeklinde gelmiştir. “Kıyamet muhakkak gelecektir ve onda hiç şüphe yoktur. Allah muhakkak kabirdekileri diriltir” (Hac 7)

Gözle görülemeyecek kadar küçük meni parçacığını ana karnında diriltip dünyaya çıkaran Rabbimiz, kabirlerdekini de diriltir.

Güz mevsiminde sayılarını ancak Allah’ın bildiği çekirdekler ve daneler yapraklarına sarınarak, üzerlerine de kardan kefenler çekerek toprağa gömülürler. Bahar mevsimi gelince İsrafil’in Sur’u gibi seher yelleri esmeye başlayınca ölmüş çekirdekler çiçeğe dönüşürler.

Rabbimiz her an bize diriliş mucizelerini göstermekte. Ancak insanoğlu gördükleri üzerinde fazla düşünmemekte ve önem vermemekte.

Aklı gözünde olan, bülbülü bir yudumluk et gibi gören, Materyalist kafaya sahip insanlar her çağda olmuş.

İmansızın bir çürümüş kemiği ufalayarak Efendimize: “Bu çürümüş kemikleri kim diriltecek?” demiş. Rabbimiz cevap veriyor: “Deki! Onları ilk defa yaratan diriltecektir. O bütün yaratıkları bilir. (Yasin 78-79)

12 Eylül 1980 askeri darbenin ardından hapishaneler ağzına kadar doldu. Bende vaiz olarak ağırlığı hapishaneye verdim. Sağcılara ayrı ders, solculara ayrı ders veriyorum. Aslında aynı mahallenin iki çocuğu veya aynı ailenin iki çocuğundan birine “sen sağcısın” demişler. Öbürüne de “sen solcusun” demişler. Bunların arasında hiçbir kültür farkı yok.

Solcular bölümünden biri “ben ahirete inanmam. Bir adam denize düşse. Balina adamı yutsa, balıkçılar balinayı tutsa, bin parça yapıp satsa, binlerce adam balinayı yese. Bunlar ayrı ayrı ülkelerde ölse, birisi yanıp duman olsa, şimdi bu denize düşen adamı Allah nereden bulacak?” demişti.

Bak sen dağılışı anlattın. Bende senin toplanışını anlatayım. Bundan otuz beş sene önce sen yoktun. Ana rahmine düştün. Orada seni besleyip büyüten Allah, seni dünyaya çıkardı. Adana’dan domates, Konya’dan un, Karaman’dan bulgur, Rize’den çay, Trakya’dan ayçiçeği, gökyüzünden güneş enerjisi, Afrika’dan lodos, Kafkaslar dan poyraz geldi ve bu hale geldin.

İnsan bile televizyon vericisiyle havaya verdiği ses, renk ve çizgileri dünyanın öbür ucunda televizyon düğmesine basıverince topluyor. İnsanı yaratan Allah niçin toplamasın? Dediğimde topluca “toplar hocam” demişlerdi.

“Şifa tefsiri” adı altında sekiz cilt olarak yayınlanan tefsirimi önce İstanbul da Cağaloğlu’nda Cezeri Kasım Paşa Camii’nin konferans salonunda herkese açık ders olarak yaptım.

O derslere katılan, insanların öldükten sonra amellerine göre tekrar dünyaya geldiğine inanan bir dinleyenime: “Peki dünyada nüfus artıyor mu? Geriye doğru gidersek Adem ile Havva’dan geldiğimize inanıyor musun?” dediğimde. “Evet inanıyorum ve nüfus da artıyor.” demişti. “Peki Adem ölünce badem olarak gelir. Badem ölünce Adem olarak gelir ve nüfus çoğalmazdı. Bu artış nereden geliyor?” Dediğimde “Onu merkezimize sormam lazım” dedi ve bir hafta sonra “uzaylı dostlarımızdan takviye yapılıyormuş” demişti.

Ayrıca derse katılan ve İslam dinini de öğrenmeye çalışan Adana’lı bir delikanlı “Hocam ben, annem, babam, bizim köy hepimiz bir başkasının ruhunu taşıdığımıza, çocukluktan itibaren inandırılırız. Aklım başıma gelince yalan söylediğimin farkına vardım. Ama bırakmak zor. Ama şimdi ben yapmıyorum. Atmıyorum. Ama ailem yine atmaya devam ediyor” demişti.

Türkiye de yetmiş milyon insandan kimse geçmişte dünyada nasıl yaşadığını hatırlamaz. Yalnız Adana ve Hatay yöresinde bir avuç insan hatırlar.

Ayrıca bu köylerde uzun araştırma yapan Amerikalıların söylenenlerin inandırıcı olmadığı kararına vardıklarına Prof. Doksat bey bir televizyon programında söylemiştir.el-Bais’e =Ölüleri diriltene iman edenler olarak bizler de diriliş erleri olur ve bir insanın Müslüman olmasına sebep olursak bütün insanlığı diriltmiş gibi oluruz.
 
Geri