Foruma son girişinin altıncı yılı.
İki gün sonra da altıncı sonsuzluğa gidiş yıl dönümün.
Yedi Aralık garip bir tarih hakikaten, kayıplar hep bu civarlara denk geliyor hayatımda.
Seni özledim; Sesin, kahkahan,tınıların hala ilk gün ki gibi aklımda.
Ben sevdiklerimle alakalı hiçbir şey yapamamaktan yoruldum.
Bir kaç ay sürmesi gereken fizyolojik yasın bitmemesinden,mental olarak hiçbir şey olmamış gibi devam edememekten,fiziksel olarak mükemmele yakın devam etmekten ve devam etmek zorunda kalmaktan tükendim.
Bir tebessüm,küçük bir merhaba ölümsüzleştirebilir mı anları?
Ölümsüzleştiriyor...
Son nefesime kadar ilk gün ki gibi hatırlayacağım sanırım ellerimden kayıp gidenleri .
Son kayıptan sonra da buz dağları girecek insanlarla belki de arama.
Anılarımla bir köşede toprak olup gideceğim belki de...
Üçüncü dolabımın da limiti doluyor, dördüncüsü yolda.
Fotoğraf albümlerimi sakladığım dolaplar.
Hani şu içinde çok sevdiklerimden, nefret ettiklerime kadar dolu dolu anılarımla dolu olan dolaplarım...
Yoruluyorum...yaşlanıyorum...
ve bir gün öleceğim.
'Öleceğim' den öncesi ve muhtemel sonrası çöp oldu şimdi değil mi?
Hangimiz sıfırla çarpılmayacağız ki?
Bir anlamı olmalı değil mi hayatın? görülenin ve görülebileceklerin çok çok ötesinde...
Öyle işte...