Akkuyu Nükleer Santrali Üzerine

🟢 Konu yazarı şu anda aktif


Düşünce Alt yapısı Özgür Ünüversiteli gençlik ve Haksöze ait derleme ve yazılar bana ait üstad...
Fikret Hocam bu konuda düşünce ve kaynaklarından çokça faydalanıyorum
Yani ilkesel bazda ilham aldığımız yer orası...

''Biliyorum Bir Tevhid çi den Duymaya alışık olmadığınız düşünceler bunlar lakin Vakıa Adalet çerçevesinde değerlendirilmeli diye düşünüyorum… ''

Böyle bir cümle kurunca sorayım dedim, yazı oradakiyle birebir aynıda.
 
''Biliyorum Bir Tevhid çi den Duymaya alışık olmadığınız düşünceler bunlar lakin Vakıa Adalet çerçevesinde değerlendirilmeli diye düşünüyorum… ''

Böyle bir cümle kurunca sorayım dedim, yazı oradakiyle birebir aynıda.

Zaten tevhid yurdu orası (Haksöz ) , Derleme Düşünce Alt yapısı tamamen oraya ait
 
Şimdi Yukarıda Fikret hoca ve Ögür-der Özgür üniversiteli gençliğinde fikirlerini harmanlayarak ve zihnimlede yoğurarak verdiğimiz ve Konuyu sağlam bir zemine ayrıştırarak oturttuğum nükleer meselesini İnşallah şimdide kendi zihinimde Sorun ve sorunsal sorunlar ve neden nükleer ve kapitalist dayatma ? …üzerinde durarak ele almaya çalışacağım.
Nükler santral hakkındaki Temel sorun nedir ?

Bana göre biz bunu biraz daha kapitalist sermaye ile ancak açıklayabiliriz. Çünkü bulunduğumuz çağ Kapitalist sermayeye hizmet eden fayda ve zarar da ancak kapitalist sisteme ve Çarkın içindeki kapitalistlere fayda sağlıyorlar ise Topluma faydalı ama onların çarklarına ters bir teknolojik gelişim veya proje yada üretim ise bu Dünyaca zararlı olab bir şeydir.

Teknolojik olarak fayda ve zarar gerçek anlamda yaşadığımız çağda Kapitalist sisteme ne kar ettirdiği ile alakalı bir durumdur. Oysa biliyoruz ki geçtiğimiz yıllar teknoloji ve ilerleme sevdasıyla dünya üzerinde hayatını kaybedenlerin sayısı en büyük savaşlarda kaybettiğimiz insan sayısından daha fazla değilmidir ? Bu konuda gerçekten samimi ve Dürüst olarak bakmamız gerekmektedir.

Peki sizce bu ileri teknolojilerin üretilip bize dayatılmasının temelinde sizce neye ve kime hizmet mantığı yatmaktadır bunu bir sormak isterim ?
Yoksa sizce bu insanlığın rahatı , ve üretimin daha kolaylaşması için mi ?

Tabi biz burada bütün teknolojik gelişmelerin insanlığın zararına olduğunu iddia etmiyoruz , beni yanlış anlamayın. Bu sadece belli bir enerji teknolojisi için geçerli bir önermemdir. Yani aslında Bize dayatılan şey toplumun çıkarlarına en uygun enerji teknolojisi yada ileri teknoloji değilde dahaçok egemen lerin kapitallerin çıkarlarına hizmet eteden teknolojilerdir.
Bu böyle değilse, İnsanlığın yararı gözetiliyorsa ozaman Akkuyu Neden Mersin risk gurubu Fay hattı üzerinde yer almasına rağmen Orada yapılmaktadır…????
Peki neden ÇED Raporu Bizlere sahte imzalarla sunuldu ve kısa bir süre içerisinde üzerinde konuşulmasına bile müsaade edilmeden Hatta ve hatta okunmadan Kabul edildi…???
İktidar partisi ve Ana muhalefet bu konuya neden hiçbir açıklama getirememektedir, yada sesleri cılız çıkmaktadır… ????
Hani halkın yararınaysa neden sahte evrak ve ekolojik denge gözetilmiyor diye sormadan edemiyorum. ???
Tevhid çi olmam kendini İslamcı diye dayatan Kapitalizmin uşaklarını her söylediklerine alkış tutacağım anlamına gelmez…
Gerek İktidar ve muhalefet gerekse Fikret Hocanın guruplandırdığı yukarıdaki iki guruba sorularımı sormaya bir satır arası vererek devam edeceğim…

Nükleer enerji teknolojileri Dünya üzerinde bulunan doğal dengeyi alt üst eden ve ülkeleri adeta dışa bağımlı hale getiren en Tehlikeli sistemdir. Mesela başta personel olmak üzere kullanacağız ham madde ve tüm gereçlerin temini dışardan sağlanacaktır. Bu seferde doğalgaz yerine Rusyaya Uranyum olarak bağımlı hale geleceğiz. Personel deneyimi ve iş güvenliği zaten zaman isteyen bir sıkıntılı bir süreçtir. Hadi dışa bağımlılığı geçtik peki ya deprem riski ? Pahalılık ? turizm ? Sebze ve meyve üretimi dağal facialar… Beli denizlerimiz üzerindeki canlı yaşamın yok olmayla karşı karşıya kalmasını nereye koyacağız.?
Hani ilk lerden bahsediyoruz ya … Evet dünyada en ucuz ve yap işlet sahiplen mantelitesi ile maliyetten kısılarak ilk kez denenecek bir reaktörün kullanılması ap ayrı bir sorun. Peki ya bir kaza olması durumunda ne olur biliyormusunuz ? Bu sıradan bir araba kazası değil maalesef… Yada doğal gaz patlaması olmadığını tahmin edersiniz …
Olasılıklar üzerinde duralım mı biraz…
Dünyada atıkları yok etmeyi kime başaramadı , Ve atıklar 100.000 lerce yıl Akkuyu su depolarında saklanmak zorunda kalınacak… Peki Akkuyu 1. Dereceden deprem fay hattı üzerinde değil mi ? Rusya atıkları ülkesine almayı da kabul etmemekte , Ve doğacak olası kazada hasarın 500 milyon dolardan sadece 1000 de 1 inden sorumlu olacak. Yapısal anlamda sorunların tüm masrafı Yine Türkiyeden çıkacak… Yani Biz vatandaştan…
Peki Uranyum yakıt çubuklarının sürekli suyla soğuk tutulması gerekmektedir. Oysa Daha geçen haftalarda türkiye 1 haftalık elektrik kesintisinin sebebini bulamadı… Peki kısa süreli bir elektrik kesintisi Çernobil vakıasından DAHA BÜYÜK BİR VAKIA İLE KARŞI KARŞIYAYIZ…
Peki ya olası kazalarda rodyoaktivitenin binlerce, onbinlerce yıl süren olumsuz etkilerini nereye koyacağız ? Zaten nükleer enerji başlangıçta insani yarar kaygılarıyla da ortaya çıkmış değildi. Askeri amaçlar için kullanılmak üzere , öldürmek ve yok etmek için gündeme gelmemişmiydi ? Ne dersiniz ?

İlginçlikler bununlada bitmiyor…
Ohalde diyebilirim ki Akkuyu bir ihtiyaç değil tamamen kapitalist dayatma ve kapitalist alt yapı şirketlerinin gelir kapısı ve siyasi bir tercihtir…

Devam edeceğim...
Qasem
 
o güzel yazınızın altına ben de şunu ekliyorum izninizle.
7kMDVY.jpg
 
EkSen yah_ya arkadaslar ne guzel yazılar yazıyorlar lutfen tartısma yaratacak yorumlardan kacının..
 
Arkadaşlar keldığım yerden yani sonuç üzerinde durarak devam edeyim inşallah...

Genel anlamda Kuruluş amacı , vakıaya bakan tarafları ve olası felaketler ve neden ler üzerinde durduk. Şimdide ben Qasem olarak neden nükleer istemediğime değinmek istiyorum.

Daha öncede dediğim gibi; Nükleer santral bir ihtiyaca binaen değil Kapitalist bir dayatma ve Parasına para katacak şirketlerin bir geçim ve yükselme gelir kaynağı olduğu için istemiyorum...

Plütonyum , stransiyom , ve Sezyum un Gerek doğa gerekse insan vücudu üzerindeki zararları , ekolojik dengeyi bozması , Atmosferin zarar görmesi ve Daha çok tüketim ve enerji israfına neden olacağı için istemiyorum. Unutulmamalı ki giderilen her ihtiyacın yerini başka bir ihtiyaç alacaktır. Kapitalizmin dayattığı gereksiz teknolojilerin artması aynı zamanda beraberinde facialar ve hayat dengesizlikleri yaşam formunun yok olmasını getirmekte yada tetiklemektedir.
Kapitalist (Sermaye ) düzen arttıkça tüketim daha artacaktır. Tüketim daha arttıkça insanlar daha çok köleleşecek ve insanların Özgürlükleri tüketim arttığı oranda kısırlaştırılacaktır. Nükleer enerji santralleri enerji , enerji ihtiyacının artması ve maliyet düşüklüğü yalanı üzerine inşaa edilerek edilerek ekolojik denge mahfedilmekte, gereksiz , amaçsız ve zararlı bir çok şey teknoloji adı altında sadece sermayenin katlanması ve daha çok zengin olma, daha çok köleler oluşturulmak için üretilmektedir. Gerçek olan şudur ki her üretim ve her tüketim doğadan bir şeyler eksitip , doğaya bir şeyler atmaksa , belirli bir eşik aşıldığında sürdürülemez bir durumunun ortaya çıkması kaçınılmazdır. Oysa atıklar yüzyıllarca doğada kalıcak ve asla yok edilemeyecektir. Bu nedenle Zihinleri prangalara vurulmuş ve Doğal yaşamları ellerinden alınmış zümrelerden olmamak için istemiyorum...

Amaç Rahat bir ve konforlu bir yaşam sürdürmemiz ve bizim için yapılıyor olması ise , Sormak istiyorum size Bir günlük enerji tasarufu , Neredeyse bir kaç köy ve kasabanın bir yıllık enerji harcamasına denk gelen Dev alış veriş merkezlerinin hayatımıza dayatılması nedendir ? Oysa bizler enerji sıkıntısı çekmemek için Hayatlarımız hiçe sayılarak Nükleer santral ve Radyasyona ve Kansorojen atıklara maruz bırakılmaktayız. Oysa İnsan ve Yararlanım merkeze alınarak yapılacaksa en az enerji kullanarak, doğaya ve insana zarar vermeden nasıl üretebilirizi konuşmamız gerekmiyormu... Üretim amacı ve Sorunlar gerçek zeminlerinden kopartılarak ve yalnış sorulara dayandırılarak Resmen kandırılmaya çalışıldığımız için Hangi zihin yapısından gelirse gelsin İs-te-mi-yo-rum...

Bunun gibi daha bir çok neden....

İnşallah Bu yalancı ve kendi çıkarları peşinde koşan hem Hükümet hemde Muhalefet cephesinin bize (İnsan) rağmen bizim için yaptığı her tür dayatma ve sözde ilerlemeci ve teknolojik zarara karşı duralım. Bu anlamda atılacak her tür anlamlı adıma destek olup Geleceğimizi Sermaye sınıflarının eline bırakmayalım....

Sağlıcakla kalın...

Qasem​
 
Yenilenebilir enerji planlarımız nedir acaba...
 
Yurtsever olan her ülkenin yurttaşı, ülkesinin kendi ayağı üzerinde durabilmesini, enerjisini kendisinin üretmesini ve dışa bağımlı olmamasını temenni eder. Fakat bu yapılırken, öncelik alınması gereken olgu kamu yararı olmasıdır.

Düzeni kurmakla görevli olan devlet ve onu şekillendiren hükümet herhangi bir icraate kalkışırken, herhangi bir kişinin yada kurumun çıkarını değil halkın yararını gözetmelidir.

Nükleer projesine de bu gözle bakılması gerekir diye düşünmekteyim. Doğal olarak bunun topluma getirisi ve götürüsü göz önüne alınmalıdır. Örneğin; nükleer enerjinin getirilmesinin dışa bağımlılığı ne ölçüde düşüreceği, yurttaşın faturasına nasıl yansıyacağı, ekolojiyi nasıl değiştireceği, atıkların nasıl depolanacağı yada bunun güvenilirliğinin nasıl sağlanacağı gibi... Bunların tamamı toplumu ilgilendiren konular olarak önümüzde durmakta.

Bu konular kuşkusuz uzman görüşünü de isteyen konular ve ben de buna dair Elektrik Mühendisleri Odası(EMO)'nın çıkarmış olduğu raporları ve beraberinde basında çıkmış bazı makaleleri okudum, inceledim. Ve bu yazıda da bunları kullandım.

İlk olarak şunu belirtmek gerekir : Dünyada başka bir ülkenin devlet kuruluşuna kendi topraklarında nükleer santral kurma ve işletme yetkisi veren ilk ülke Türkiye olmuştur. Yani bu demek oluyor ki; bir kaza halinde ölenler Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları olacaktır, etkilenen Türkiye toprağı olacaktır ama Akkuyu Nükleer Santralinden elde edilecek geliri Rus şirketi satarak ticari kazanç elde edilecektir. Dolayısıyla hükümet kanadının söylediği "milli" proje ve milliyetçi eksenli hamasi nutuklar bir aldatmacadan ibarettir. Milli olan tek şey ortaya çıkabilecek ölümler ve diğer felaketlerdir.

İkinci olarak şunu belirtebiliriz; dünyada geçmiş on yılda ortalama en pahalı elektriği yaklaşık olarak 8,9 cent / kwh bedelle aldığını ilan eden (bkz. TETAŞ 2012 Yıllık Faaliyet Raporu) ancak 10 yıl sonra nükleer santraldan 12,35 cent/kWh bedelle alacağı elektriği ucuz olduğu için tercih ettiğini söyleyen ilk devlet Türkiye Devleti’dir. Acaba on yıllık öngörüde dünya yakıt fiyatlarında tüm dünyanın görmediğini ve planlamadığını Türkiye Devleti mi görmektedir? Dolayısıyla burada ucuza elektrik "mal etmek" gibi bir durum söz konusu değil, tam tersine burada konu, AKP hükümetinin iktidarı boyunca sürekli yaptığı gibi yandaşlarına ve belirli çıkar odaklarına rant sağlamaktır.

Üçüncü durum olarak; dünyada hiç denenmemiş ve kullanılmamış bir teknoloji ile yapılmasına izin verilen ilk nükleer santral Akkuyu olacaktır. Hiç denenmemiş bir teknolojiye yönelik nasıl önlem alınacaktır? Önlenebilecek en basit iş kazalarını dahi önleyemeyen bir hükümetin "9 büyüklüğündeki depreme dayanıklı", "tüm önlemleri aldık" gibi açıklamalar yapması komiktir. Kaçak madenlerde çalışılan, onbinlerce sigortasız işçi çalıştırılan ve bunları göremeyen(!), her gün iş kazasından birilerinin öldüğü bir ülkede hükümet güvenilirlik filan alamaz. Bunun beraberinde yeni teknoloji ve prosedür olması kaza riskini ortadan kaldırmıyor. Yeni teknolojinin kullanımı ve güvenlik tedbirlerinin geliştirilmesi de maliyet arttırıcı bir unsurdur.

Dördüncü durum olarak; dünyada nükleer yakıt üretmeyen bir ülkede nükleer yaparak dışa bağımlılığını azaltacağını açıklayan ilk ülke Türkiye'dir. Yani nükleer santralin hammaddesi de dışarıdan alındığı için bu bağımlılığı filan düşürmeyecek, tersine bağımlılık daha fazla devam edecektir. AKP hükumeti elektriğin %40'ını Rusya'dan aldığı doğal gaz ile elde ederken, aynı ülkeye bir de nükleer yaptırıp bu ülkeye olan bağımlılığını azaltacağını iddia etmesi tam bir sahtekarlıktır.

Beşinci durum olarak; EMO'nun raporunda belirttiği üzere, yılda 47,7 milyar kwh elektrik üretebilecek doğalgazın bedeli karşılığında Akkuyu'dan 38,4 milyar kwh elektrik satın alınacaktır. Bu sonuç ile ithal yakıtta dışa bağımlılığın ve enerji üretiminde maliyetin düştüğünü söylemek imkansızdır. Tersine bağımlılık 1,24 kat artmaktadır.

Güvenilirliği olmayan, maliyeti yüksek olan, dışa bağımlılığı arttıran bir yöntem yerine yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapılması, bu konuda çalışmalar/yatırımlar yapılması, var olan elektrik üretim şebekelerinin verimliliğinin yükseltilmesi yararlı olan yöntemdir.
Bu konu uzatılabilir ve eklemeler yapılabilir. Şimdilik burada bırakıyorum. İlerleyen zamanda yeniden değineceğim.

(Ayrıca bir not olarak düşmek istiyorum, Akkuyu'nun TV'de verilen reklamında milli sporcu ve Türk bayrağı kullanılması ve beraberinde "bu gurur Türkiye'nin, bu yatırım hepimizin" gibi argümanların kullanılması halkın duygularının istismar edilmesidir, koca bir sahtekarlıktır.)

No Pasaran

Yararlandığım Kaynak : Nükleer Enerji Raporu - Elektrik Mühendisleri Odası


:alkis::alkis::alkis:
 
Konuyu tekrardan gündeme getirmekte fayda var. Rusya'ya nükleer santral yaptırma projesine girişip, ucuz elektrik üreteceğini ve enerjide bağımlılığını düşüreceğini iddia edenleri bugün de görmek isterim.
 
nükleer santralin, ülkemizin enerji ihtiyacını büyük ölçüde gidereceği kesin ama türkiye gibi enerji ihtiyacı hızla yükselen gelişmekte olan bir ülkenin alternatif çözümlere daha büyük yatırımlar yapması şuan için pek mümkün görünmüyor.
çünkü nükleer enerji demek, büyük miktarda elektrik üretimi demek.
ama aynı zamanda risk demek.
altenatifler varken bu riski almamalıyız.
birgün türkiyede anlayacak alternatiflere yönelmenin zorunluluğunu.
umarım iş işten geçmeden anlarız.
umarım birgün doğal afetler yüzünden santral hasar görüp büyük bir nükleer kaza yaşanmaz.
nükleer santral yerine alternatif enerji üretimine yönelmeliyiz.
dünya bunu anlamaya başladı.
artık dünyanın pek çok ülkesi santrallerini aşamalı olarak kapatıp alternatif çözümlere yönelmeye başladı.
biz insanlar bindiğimiz gemiye delik açıyoruz.
evrende bizim yaşamamıza en uygun bildiğimiz tek gezegen üzerinde yaşadığımız dünyamız ve onu hor kullanıyoruz.
başka bir dünya benzeri bir gezegen bulsak bile muhtemelen çok uzakta olacak ve oraya ulaşmamız çok ama çoook uzun zaman sürecek...

dünyanın kıymetini anlamak için illa onu kullanılmayacak hale getirmemiz mi gerekiyor?

ülkemiz diğer tüm alternatif çözümlere müsait bir konumda.
bu lehimize olan şansı değerlendirmeliyiz.

- güneş enerjisinden elektrik üretimi. (güney bölgeleri buna müsait)

- deniz dalgaları enerjisinden elektrik üretimi. (üç tarafımız denizlerle çevrili)

- rüzgar enerjisinden elektrik üretimi. (boğazlarımız ve rüzgar gören kıyı şeritlerimiz var)
 
Akkuyu nükleer konusunda benimde düşüncem net.

Bu proje ithal bir proje, sözleşmesini incelediğiniz de de söz hakkının Rusya'da olduğunu, bizim vatan topraklarımızda riskini bizim aldığımız ancak teknolojisini hiçbir şekilde bilmediğimiz bir enerji ithalinden bahsediyoruz. Dünyanın birçok noktasında nükleer santral inşaa eden "Rosatom" firması (Mısır, Belarus, Hindistan, Çin gibi) sadece Türkiye'de ilk defa yap-işlet-sahip ol modelini uyguluyor. Bu projenin taşeronluğunu yapan Türk "İÇTAŞ" firması kaba inşaat bittikten sonra reaktörün koruma kabının yapılacağı en stratejik noktada hatırlayın personeller kapı dışarı edildi ve içeriye alınmadı. Projeye göre ilk reaktör 2024 yılında yakıt alarak enerji üretimine başlayacaktı ancak geçen günlerde seçim süreci için alelacele bir şekilde yakıt getirildi bu da planlaması yapılmadan atık yüklemesi yapılmasının bir nükleer riski göze aldıklarını gösterdi.
Ayrıca enerji üretimiyle birlikte çıkacak olan nükleer atıklar ne yapılacaktı? Radyoaktif atıklar bertaraf edilmez sürekli bir yarılanma süreci geçirirler bu nedenle depolanması gerekir. Bu konuda Türkiye Atom Enerji Kurumu'nun bir yönetmeliği mevcut "Radyoaktif Atıkların Yönetimi Yönetmeliği" lakin daha önce Türkiye'de bir nükleer enerji santrali olmadığı için "nükleer atıkların" ne yapılacağı ile ilgili detaylı bir bilgilendirme yok. Bu atıkları, camlaştırma dediğimiz metotla katılaştırarak özel sızdırmaz varillerde biriktirilip, etiketlenip daha sonra toprağın 500-1000 m derinliğine gömülerek depolanması gerekir acaba Akkuyu'da nerede hangi uygulama yapılacak büyük merak noktası. Risk ile ilgili ise teknolojisini, inşaatını ve işletme sürecini bilmediğimiz bu projenin risk analiz ve değerlendirmesinin hangi yöntemle yapıldığı, risk seviyesinin ne olduğu hangi önlemlerin alındığı kamuoyu ile paylaşılması gerekir.
 
Yurtsever olan her ülkenin yurttaşı, ülkesinin kendi ayağı üzerinde durabilmesini, enerjisini kendisinin üretmesini ve dışa bağımlı olmamasını temenni eder. Fakat bu yapılırken, öncelik alınması gereken olgu kamu yararı olmasıdır.

Düzeni kurmakla görevli olan devlet ve onu şekillendiren hükümet herhangi bir icraate kalkışırken, herhangi bir kişinin yada kurumun çıkarını değil halkın yararını gözetmelidir.

Nükleer projesine de bu gözle bakılması gerekir diye düşünmekteyim. Doğal olarak bunun topluma getirisi ve götürüsü göz önüne alınmalıdır. Örneğin; nükleer enerjinin getirilmesinin dışa bağımlılığı ne ölçüde düşüreceği, yurttaşın faturasına nasıl yansıyacağı, ekolojiyi nasıl değiştireceği, atıkların nasıl depolanacağı yada bunun güvenilirliğinin nasıl sağlanacağı gibi... Bunların tamamı toplumu ilgilendiren konular olarak önümüzde durmakta.

Bu konular kuşkusuz uzman görüşünü de isteyen konular ve ben de buna dair Elektrik Mühendisleri Odası(EMO)'nın çıkarmış olduğu raporları ve beraberinde basında çıkmış bazı makaleleri okudum, inceledim. Ve bu yazıda da bunları kullandım.

İlk olarak şunu belirtmek gerekir : Dünyada başka bir ülkenin devlet kuruluşuna kendi topraklarında nükleer santral kurma ve işletme yetkisi veren ilk ülke Türkiye olmuştur. Yani bu demek oluyor ki; bir kaza halinde ölenler Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları olacaktır, etkilenen Türkiye toprağı olacaktır ama Akkuyu Nükleer Santralinden elde edilecek geliri Rus şirketi satarak ticari kazanç elde edilecektir. Dolayısıyla hükümet kanadının söylediği "milli" proje ve milliyetçi eksenli hamasi nutuklar bir aldatmacadan ibarettir. Milli olan tek şey ortaya çıkabilecek ölümler ve diğer felaketlerdir.

İkinci olarak şunu belirtebiliriz; dünyada geçmiş on yılda ortalama en pahalı elektriği yaklaşık olarak 8,9 cent / kwh bedelle aldığını ilan eden (bkz. TETAŞ 2012 Yıllık Faaliyet Raporu) ancak 10 yıl sonra nükleer santraldan 12,35 cent/kWh bedelle alacağı elektriği ucuz olduğu için tercih ettiğini söyleyen ilk devlet Türkiye Devleti’dir. Acaba on yıllık öngörüde dünya yakıt fiyatlarında tüm dünyanın görmediğini ve planlamadığını Türkiye Devleti mi görmektedir? Dolayısıyla burada ucuza elektrik "mal etmek" gibi bir durum söz konusu değil, tam tersine burada konu, AKP hükümetinin iktidarı boyunca sürekli yaptığı gibi yandaşlarına ve belirli çıkar odaklarına rant sağlamaktır.

Üçüncü durum olarak; dünyada hiç denenmemiş ve kullanılmamış bir teknoloji ile yapılmasına izin verilen ilk nükleer santral Akkuyu olacaktır. Hiç denenmemiş bir teknolojiye yönelik nasıl önlem alınacaktır? Önlenebilecek en basit iş kazalarını dahi önleyemeyen bir hükümetin "9 büyüklüğündeki depreme dayanıklı", "tüm önlemleri aldık" gibi açıklamalar yapması komiktir. Kaçak madenlerde çalışılan, onbinlerce sigortasız işçi çalıştırılan ve bunları göremeyen(!), her gün iş kazasından birilerinin öldüğü bir ülkede hükümet güvenilirlik filan alamaz. Bunun beraberinde yeni teknoloji ve prosedür olması kaza riskini ortadan kaldırmıyor. Yeni teknolojinin kullanımı ve güvenlik tedbirlerinin geliştirilmesi de maliyet arttırıcı bir unsurdur.

Dördüncü durum olarak; dünyada nükleer yakıt üretmeyen bir ülkede nükleer yaparak dışa bağımlılığını azaltacağını açıklayan ilk ülke Türkiye'dir. Yani nükleer santralin hammaddesi de dışarıdan alındığı için bu bağımlılığı filan düşürmeyecek, tersine bağımlılık daha fazla devam edecektir. AKP hükumeti elektriğin %40'ını Rusya'dan aldığı doğal gaz ile elde ederken, aynı ülkeye bir de nükleer yaptırıp bu ülkeye olan bağımlılığını azaltacağını iddia etmesi tam bir sahtekarlıktır.

Beşinci durum olarak; EMO'nun raporunda belirttiği üzere, yılda 47,7 milyar kwh elektrik üretebilecek doğalgazın bedeli karşılığında Akkuyu'dan 38,4 milyar kwh elektrik satın alınacaktır. Bu sonuç ile ithal yakıtta dışa bağımlılığın ve enerji üretiminde maliyetin düştüğünü söylemek imkansızdır. Tersine bağımlılık 1,24 kat artmaktadır.

Güvenilirliği olmayan, maliyeti yüksek olan, dışa bağımlılığı arttıran bir yöntem yerine yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapılması, bu konuda çalışmalar/yatırımlar yapılması, var olan elektrik üretim şebekelerinin verimliliğinin yükseltilmesi yararlı olan yöntemdir.
Bu konu uzatılabilir ve eklemeler yapılabilir. Şimdilik burada bırakıyorum. İlerleyen zamanda yeniden değineceğim.

(Ayrıca bir not olarak düşmek istiyorum, Akkuyu'nun TV'de verilen reklamında milli sporcu ve Türk bayrağı kullanılması ve beraberinde "bu gurur Türkiye'nin, bu yatırım hepimizin" gibi argümanların kullanılması halkın duygularının istismar edilmesidir, koca bir sahtekarlıktır.)

No Pasaran

Yararlandığım Kaynak : Nükleer Enerji Raporu - Elektrik Mühendisleri Odası
Yahu siz Hangi kafayı yaşıyorsunuz vallahi merak ettim. Haklısın ya, Vallahi haklısın. Ne gerek var kendin üretip, ya da şöyle diyeyim; kendi ülkenin üretip başkasının onayını beklemeden tüketmeyi nasıl seçebilirsin dimi? Başkalarının canı istediği zaman kullanabilirsin veya şunu yaparsan alabilirsin demesine bakmak ve hoş görünmek varken? Değil mi Haklısın, Çok haklısın Biz çok geride kalmışız. Teşekkürler Bizi aydınlattığın için. Floresan lamba gibisin. Haklısın vallahi, Işık saçıyorsun ama için boş.
 
Geri