Adil Olmanın Kökeni Nereden Geliyor?

🕒 Konu sahibi 5 saat önce aktifti
Adil olan başkalarını düşünür, değer bilir, hakkaniyetlidir, huzurludur. Bir başkasının hakkını elinden almadığı için, benim hakkımı elimden alacaklar diye huzursuzluk duymaz. Adil insan hayatın her alanında; yönetim, yargı, tanıklık, ticaret gibi her ne iş ile meşgul ise onu dosdoğru yapar ve her türlü insan hakkına riayet eder, herkese hakkını verir.
Adil olmayan insan ise bencildir, yalnız kendini düşünür. İçinde daima bir anarşi hüküm sürer. Adalet herkesin ve her şeyin yerli yerinde, olması gereken yerde olması, herkesin hak ettiğini alması veya herkese hak ettiğinin verilmesidir.
 
Adalet bir duygu olarak nitelendirelemez.
Birkaç bilesenden bahsedilebilir.
Kisinin kendisini savunamamasi durumunda adalet talebi dogar. O an icin güçsüzdür ve dengeyi saglayacak bir dış güç lazim olur.
Bu da toplumun doğuşuna neden olur.
Tarim devrimiyle artan urunun devleti beraberinde getirmesi, dolayisiyla iktidari, tesaduf degil.
"Güçlünün" adalete ihtiyaci olmaz belli bir duzeyde.
Ama güçlü empati kurar ve öteki- sevgisini taşırsa digerlerinin güçsüzlüğü ve burdan dogan acıyı hisseder ve engelleme mekanizmasi kurar.
Antropoloji acisindan sistem boyle isler.
Daha sonra ise kültür ve din kavramlari ile bilinc alti seviyesinde farkli mekanikler ekleniyor, tanrinin adil ol emri gibi.
İyilik kavramini teolojik olarak ya da şövalye kanunu gibi kültürel olarak benimseyip kendi kişiliğine mal ediyor.Bir nevi kendi bilincinden dogsada bir yerde iyi kavramina baglanmali gibi, iyinin ya da iyiligin tanimi olmadan adil ve adalette havada kalir.
İyi ki zaten degisken ve sekillenmesi devingen bir algi iken,
Adalet ve vicdan kavramlari titreyen tül gibiler anlam deryasinda.
 
Son düzenleme:
Geri