Adil Olmanın Kökeni Nereden Geliyor?

🕒 Konu sahibi 6 saat önce aktifti
Bilim dünyası, uzun yıllardır insanın adil olana merakının nereden geldiğini anlamaya çalışmaktadır. Adalet kavramının kökenin nereye dayandığını ortaya çıkarabilmek adına iki primatolog Sarah Brosnan ve Frans de Waal, insanlığa en yakın primatlar üzerinde belli çalışmalar yapmışlardır. İlk olarak Kapuçin maymunları daha sonra da şempazeler ile gerçekleştirilen bu deneylerle elde edilen sonuçlar, adalet arayışının içgüdüsel olduğunu göstermektedir.

Yapılan deneylerde maymunların adaletsizlik karşısında tepkileri ölçülmeye çalışılmıştır. Deney kısaca, maymunlara belli bir davranış karşılığı verilen ödül sistemi üzerinden şekillenmiş olup maymunların eşit olmayan ödül karşısında verdikleri tepkiler ölçülmüştür ve ilginçtir ki maymunlar eşit olmayan ödülü kabul etmek yerine, doğrudan reddedip adaletsizliğe-eşitsizliğe karşı çıkmaya çalışmışlardır. Şempazeler ise durumu daha ileri bir aşamaya taşımış ve fazla ödül aldıkları durumda bile, kendi ödüllerini kabul etmemiş ve eşitsizliğe tepki vermişlerdir. Frans de Waal, deneyle ilgili detaylı bilgiye “Bonobo ve Ateist” kitabında yer vermektedir.

0000000457194-1.jpg


Deneyden kısa bir bölümün yer aldığı bu videoda, maymunlara önce eşit ödül veriliyor (salatalık) daha sonra ise birine salatalık verilirken, diğerine daha çok sevdikleri üzüm verilmeye başlanıyor ve salatalık alan maymun, aldığı ödülü araştırmacıya geri fırlatıp tıpkı insanlarda olduğu gibi fevri davranışlar takınmaya başlıyor.

https://www.youtube.com/watch?v=fZ7LwYPiA1I

Alman sosyolog Werner Güth tarafından oluşturulan iki kişilik “Ültimatom Oyunu” da aslında benzer sonuçları vermektedir. Oyunda katılımcılardan birine belli bir miktar para verilir ve bu parayı hak edebilmesi için, öncelikle bir miktarını karşı tarafla paylaşması söylenir. Karşı tarafın parayı kabul etmemesi durumda ise geri iade etmek zorunda kalacaktır. Normal şartlarda karşıdaki insanın az da olsa parayı kabul etmesi beklenirken, çok düşük miktar verildiği durumlarda kişilerin kabul etmeyip tam tersi eşitsizlik sebebi ile parayı veren kişiyi cezalandırmaya çalıştıkları görülmüştür.

Araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır ki adalet-eşitlik konusundaki hassasiyetimiz, sonradan edindiğimiz bir özellik değil, içgüdüsel bir tavırdır.
 
Son düzenleme:
Vicdan sahibi olabilmek ve tarafsız düşünme yetisine sahip olmak.

Sempazelere bak sen ya Allah'ım ne güzel yaratıyorsun da kendi doğasına bile aykırı bu insanoğlu.
 
Adalet arayışının iç güdüsel olduğuna ben de katılıyorum.
Rousseau gibi yerleşik düzen ve özel mülkiyete kadar doğal hukukun doğamızda tümlüğü sağladığına inanıyorum.
Sofistlere de bu konuda hak veriyorum. Ne zaman ki insanlar kuralları koymaya başladılar o zaman toplumsal sınıflarla fayda üzerine kurulu ''birinin işine yarayan ''kuralları adalet diye yutturmaya başladılar.
Günümüzde ''birinin işine yarayana pragmatist açıdan adalet'' deniyor sokak kültüründe.
Daha çok beklentiye göre ve fayda eksenli bir algı manipülasyonu devrede. Sosyal medyanın, kitle iletişim araçlarının ve bazı artistik dizilerin vicdandan uzak şehir eşkiyası tavrı bir nebze etkili.
Oysa adalet ADL-Hak sözcüğünden türemiştir. Kuralların varlığı sorun değil, keyfi uygulanması sorun.
Arayış bitmez; ben ki nerede huzuru bulamazsam adaletin olmadığını düşünür oradan ayrılırım. Doğamız dengeyi daha iyi analiz ediyor.
 
Adil olmak veya olmamak gelişen bir algi mekanizmasidir.
Insanin kodunda yoktur.
Adalet,kurallara uymak ve ya önümüzdeki bir sorunu herkesin hak ettigi paylar gereği serpistirmektir.
Adaleti saglamanin temeli,tecrübe,bilgi ve aslinda acimasizlik da gerektirir.
Sanirim konuda vicdana deginmek istenilmiş.
Vicdandan doğan merhamet duygusu her zaman adil olmayabilir.Merhametli olmak ayni zamanda adil olmak demek degildir.

Cocukluktan gelismeye baslayan "adalet" duygusu cocugun bagli oldugu otoriter insanlara ve cevreye baglidir.
Ya gelisir ya da gelismez.(Kohlberg)
Aslinda burada da merhamet ile adalet in arasindaki ince cizgiye dikkat etmek lazim.

"Wolfskinder" diye bir tabir var pedagojide.
Bu cocuklar cesitli nedenlerden dolayi dogaya salinip orada kendi basina büyümeleri saglanmistir.
Bulunan cocuklar resosyalize edilmeleri icin hersey yapilmistir.Red etmislerdir.Onlara yapilmaya calisan "iyiliklere" karsi duyarsiz olmuslardir.Konusmayi ögrenmemislerdir,hayvanlar ile büyüdükleri icin hayvani hareketler sergilemistir.
Hayvanlarin arasinda yem hasedligi vardir,en basitinden."Adaleti" ise en güclü olan saglar.
Böyle ortamda yetismis bir cocugun adalet anlayisi olur mu?Toplum normlara göre?Icgüdüler bilenmis yalnizca.
Konuda maymunlara deginildigi icin bu örnegi verdim.
Bu "Wolfskinder"ler tam da bu örnek verilen canlilarin icinden cikmislardir.

Adalet toplumsuz olmaz.Adaleti saglayacak ve gelistirecek bir toplum gerekli.
Her ne kadar adaleti antik filozoflar bir fitrati olgu olarak kabul etseler de,6.yuzyilin sonlarinda artik "genetik" birsey olmadigini Imparator Justinyan "Corpus Iuris Civilis" hukuki gerekliliginde deklare etmistir.
Hobbe prensip demistir.Yani gerekliligi tartisilmis ki ilke olarak degerlendirmiş.
Ama dananin kuyrugunu Kant koparmistir.
Us hukuku demistir.
 
Maymundan geldik diyenlere kızıp köpürenler bir daha düşünsünler. Ya sütlaçtan gelseydik :)
 
Araştırmalar 'içgüdü' üzerinden yapılmış ve 'vicdan' konusunu ayrı tutmuşlar. Vicdan için daha önce de bahsettiğim üzere beyindeki "Ventromedial Prefrontal Cortex" devreye giriyor. Yiyecek kavgasından da öte, çok detaylı olarak değişik gruplar üzerinde denemiş bu bilimsel çalışmalar, insanın eşitlik-adalet kavramına doğuştan sahip olduğunu fakat yaşadığı koşullar ve topluma göre şekillendiğini gösteriyor.

Maymundan geldik diyenlere kızıp köpürenler bir daha düşünsünler. Ya sütlaçtan gelseydik :)

Evrim teorisinin böyle bir iddiası yok yani insan, maymundan gelmez fakat insan ve maymunun ortak atadan geldiğini iddia eder.
 
Biliyorum Lefty can. Kalıplaşmış bir cümle üzerinden geyik avına çıkmıştım :) ama bilgilendirmen de iyi oldu. Bilmeyenler öğrensin.
 
Haftanın tartışmasında örnek verdiğim "Bir babanın, katili affetmesi adil mi yoksa vicdanlı mı?" sorusuna görüşüm ise; baba, kendince adil olanı seçtiğini düşünüyor ve bunu yaparken de ilahi adalete duyduğu güvenle hareket ediyor yani vicdani bir tavır değil.
 
İnsanlar zayıf olduklarında merhamet, eşit olmaya yakın olduklarında adalet, güç istediklerinde ihanet bekler!
 
Yani simdi bu baba konusunda adaletin yanina 3 unsur ekledi
Bak adalet nelerle bogusuyor;
Vicdan/Merhamet
Dini emirlerin getirdigi baglilik duygusu.Degil mi?
Ve kisisel adalet anlayisini da alabiliriz aslinda.Baba kendince adalet duygusunu düsünüyor ise yani..
 
Katili affeden anne-baba örneklerinde hep yaratıcı güce duyulan güven ve beraberinde yapılan kötülüğe karşılık, kişilerin kendini özgür bırakma çabası görülüyor. Özgür bırakmak derken de yıllarca o olayı zihinde yaşayıp var olan kötülüğün esiri olmamak.

Katili o hale getiren koşulları bilmesek bile canımızdan can alan birisini affetmekle, aslında kendimizi hem özgür bırakıyor hem de gerçek adalete teslim ediyor olabiliriz çünkü ne olursa olsun giden asla geri gelmeyecektir.

Aslında o kadar zor ve karışık bir durum ki böyle bir karar alırken, o bahsettiğin üç unsur ve daha fazlası eklenmiş de olabilir.
 
Insaniz biz.
Herkes duygularini farkli yasiyor ve yansitiyor.
Duygularimiz bize dogustan verilen seydir diyorum cünki karisik varliklar dedigin gibi.Hic bir zaman da mantikli degiller.
O baba da bencil davraniyor aslinda katili af etmekle.Cünki kendini rahatlatmak istiyor, öyle degil mi?
Peki adalet toplum icin bir gereksinim ise,bu katilin baba tarafindan af edilip o katilin toplumda "normal" biriymis gibi yansimasi cok mu adil?
Düsünmek lazim..

Ama adalet duygusal birsey degil canim.
Adalet tamamen akil isi ve ampirik ile gelisen ve büyüyen bir kavram.
Dogustan bagislanan birsey degil.
Bunu vurgulamak istedim.
 
Deneyleri sağlıklı bulmuyorsun anladığım kadarı ile ve maymunların verdiği tepkiyi, yem kavgası olarak niteliyorsun.
Peki para deneyinde, tarafların hiçbir çaba sarf etmeden elde edebilecekleri bir parayı mutlaka kabul etmeleri gerekmez miydi yani adalet, akıl-mantık işi ise o para niye geri çevriliyor?

İnsanların para deneyindeki bu tavrını da yine maymun deneylerindeki gibi içgüdüsel buluyor ve adına da "Adaletsizlik Tiksintisi" diyorlar. Mantıken az da olsa o paranın geri çevrilmemesi gerekirken, reddeden insanlar görüyoruz ki bu da mantıkları ile hareket edemedikleri anlamına gelir.
 
Deneyleri sağlıklı bulmuyorsun anladığım kadarı ile ve maymunların verdiği tepkiyi, yem kavgası olarak niteliyorsun.
Peki para deneyinde, tarafların hiçbir çaba sarf etmeden elde edebilecekleri bir parayı mutlaka kabul etmeleri gerekmez miydi yani adalet, akıl-mantık işi ise o para niye geri çevriliyor?

İnsanların para deneyindeki bu tavrını da yine maymun deneylerindeki gibi içgüdüsel buluyor ve adına da "Adaletsizlik Tiksintisi" diyorlar. Mantıken az da olsa o paranın geri çevrilmemesi gerekirken, reddeden insanlar görüyoruz ki bu da mantıkları ile hareket edemedikleri anlamına gelir.

Hayir,deneyi sagliksiz bulup bulmadigimdan degil.
Insanlarla hayvanlari kiyaslamayi dogru bulmuyorum.

Bu soruna Kohlberg'in deney teorisi ile cevap vermeye calisacagim.
Bir adamin karisi ölümcül hasta ve karisini iyilestirecek ilaci almaya parasi yok.
Problem su;eczaneye girip hirsizlik yapmasi dogru mu yanlis mi?

Parayi rededen insanlarin red ettigi nedenler yalnizca adalet mi sence?
Ya da dini duygularin yönlendirdigi duygular mi bas rolde?
 
Para deneyi, değişik gruplarla yapılmış ve inançsızlar da var. Teklif edilen miktar yüzde elliye yakın tutulduğunda herkes kabul ederken genelde yüzde yirminin altında reddediliyor.

Parayı kabul etmemek için elbette çok sebep olabilir fakat asıl sebep reddettiklerinde teklif eden kişinin de hiç para alamayacak olması yani ona ceza vermiş oluyorlar.

Primat deneyleri sadece ön çalışma ve deneyleri insanlar üzerinde geliştirmeye devam ediyorlar.
 
Parayı kabul etmemek için elbette çok sebep olabilir fakat asıl sebep reddettiklerinde teklif eden kişinin de hiç para alamayacak olması yani ona ceza vermiş oluyorlar.

Iste bu da egosal tatmin.
Mantigi ise ego cikari.
Adalet ile ilgisi yok.

Cogu parayi rededenler de adini duyurma amaci güder.Aa ne iyi insan vb gibi laflar duyunca hakkinda.
Gottlob Frege ye göre bu takdir arzusu,toplumda kisinin yaptigi her hangi bir is icin övgü beklemesidir.
Bu gelen övgü ise kisiyi,toplumda "iyi" adam görünme yolunda mantikli bir cikar iliskisine sokar.
Abartayarak söyleyebiliriz ki;tanrinin gözünde "iyi" olan insan toplumda da "iyi" görünen insan düsüncesidir.(inananlar icin)
Manipulatif yetenekleri olan insanlar bu mantigi pek âlada lehine kullanabilirler.
Örneklerini görüyoruz.
Ben adalet göremiyorum.
 
Bu ikilinin sohbetinin bir konuda sürekli hale getirilmesi için bir bağış kampanyası başlatmak istiyor, sizleri forumun maaşlı çalışanları yapmayı forum oyuna sunuyorum. Kitaplardan dahi bu denli keyif aldığım azdır.
 
Bu ikilinin sohbetinin bir konuda sürekli hale getirilmesi için bir bağış kampanyası başlatmak istiyor, sizleri forumun maaşlı çalışanları yapmayı forum oyuna sunuyorum. Kitaplardan dahi bu denli keyif aldığım azdır.

Tanri rizasi icin yapiyoruz Pro.s
 
Geri