kalbi nasır bağlamış bu kentin damlarında soğuk var ,
ben yükseldikce alçalıyor doruklar ,
insanlara soğuk kal.
acımasız biri olamadım hiç kendime ,
çünkü kendime acımaya hiç fırsatım olmadı.
sırf gitmek için kalmadım , sırf yazmak için yazmak mı ?
ne bir beyim ne bir hünkar , tek derdim aynalar ,
kalıtsal monotonluk ve kırık dökük bankalar ,
içinde gizlidir önemsiz afyonlu çantalar .
kılçık olup yapışmış hayatın yüzüne öylece ,
kaybetmek değil vazgeçmek zoruma gidiyor , inan
pembe rüyalarda dolansaydım , biraz bulansaydım
her şeyin iyi olacağına inansaydım ah inansaydım.
durup durup başıma duman , geldim bir kere ,
kusup kusup odama inanç , düşünmek nafile ,
yol yakın , ev uzak , bilinmiyor ne zaman
son durak , hangi metrekarede hangi odada son nefes ?
çektim içime hangi tövbe kefaretim ?
hangi insan hangi canlı varlığını kanıksayamamış ?
hangi put , hangi akıl ?
gırtlağımda hangi ilaç hangi dağın yamacından aşağıya yuvarlandı ?
elime damlayan riskin soğukluğu kaygılarımı artırma çünkü dışarıda bok gibi soğuk var.
kurtulamassın , kaçmayı bırak tek bi' adım dahi tek bi' nefes dahi alamadan donup kalırsın eşiğe.
sabahları sevmiyorum evimi geceler istisna ,
oda az-buçuk kavga, gürültü eşliğinde.
beynimi işgal etmiş milyon tane kuruntu ,
her ne olursa olsun ışıkları kapatma olur mu ?
sonsuzluk bir nev-i saydamlıkla eşdeğer ,
sen yinede ara yinede bırakma peşini umudun.
derviş desinler , ermiş desinler sessiz ol ,
varsa neyin yoksa yanmış desinler