Amerika Dışişleri Bakanı Colin Powell, Irak işgalinden önceki aylar boyunca, sık sık çok güç durumlara düşüyordu; bir yandan bütün dünyayı bu savaşın kesinlikle olması gerektiğine ikna etmeye çalışırken, bir yandan da özel görüşmelerinde başkanını kesinkes oraya gidilmemesi gerektiğine ikna etmeye uğraşıyordu.
13 Ocak 2003'te, Beyaz Saray'da baş başa yapılan bir görüşmede, başkana uyarı olarak şöyle dediği söyleniyordu: "You break it, you own it". Eskiden bazı dükkanların benimsediği bu kurala göre, müşteri dükkandaki bir nesneyi kırarsa kırdığı ürünün parasını sanki onu satın alıyormuş gibi ödemek zorundadır. "Kırarsanız, sizin olur". Powell aslında Başkan Bush'a açıkça şöyle diyordu: "Yirmi beş milyon kişi sizin olacak. Onların bütün umutları, bütün istekleri ve bütün sorunları sizin olacak. Bütün bunlar sizin olacak!"
Çocuk kendisini evlat edinen bir anne ile üvey anne arasındaki farkı bilir. Halklar da kurtarıcılar ile işgalciler arasındaki farkı bilir.
Aralık 1989'da, Bükreş'te Çavuşesku karşıtı gösteriler başladığında Prag'daydım. Kısa süre önce Romanyalı halkla kendiğinden gelişen bir dayanışma hareketiyle, "kadife devrim"le bağımsızlığına kavuşan Çek başkentinde de başladı gösteriler çok geçmeden. Katedralin yakınlarında, bir panonun üstüne, biri İngilizce olarak şöyle yazmıştı: "Çavuşesku, Avrupa'da sana yer yok!" Adsız yazarın öfkesi haklıydı ama kurduğu tümce beni derinden sarsmıştı; bir diktatöre hangi kıtada yer olduğunu sormak isterdim kendisine.