Öyle de olsa, bu tür toplumsal modellerde bilinçsiz ya da ideolojik eğilimler içinde beyni yıkanmış kitleler hiç de kendilerini ilgilendirmeyen hedeflere kilitlenmişlerdir ya da kulluk bağlılığı içinde bu amaç için acımasızca harcanabilmektedirler. Ya da, ülkü/mefkure olarak adlandırılabilecek bu duruş, - toplumdan topluma değişiklikler olmakla birlikte yine de genel olarak - biraz da tinsel / mistik bir eğilimle, bütünüyle ya da kısmen uhrevi bir erek olarak ortaya konulabilir. Yine de bu eğilim, geleneksel / dinsel siyasal yapılara dayanan toplumlar için bir amaçtır. Dolayısıyla bu genel durum bile, toplumların yapısı ve devletlerin niteliği üzerine önemli bir gözlem yapma olanağı sunar. Her siyasal yapının değişik karakteri, nitelikleri ve amaçları vardır. Toplumsal ve siyasal örgütlenme modeli nicelik olarak değiştikçe, kimi zaman tarihten gelen etkenlerin de yönlendirmesiyle, toplumların içine itildikleri refleksler ve amaca yönelik ivmelerde farklılıklar ortaya çıkar. Farklılık, geçmişin geleneksel / dinsel algılama biçimleriyle, günümüzün çağdaş algılama biçimleri arasındadır. Temel sorun, bugünü yaşarken, ne kadar bugünde kalabildiğimizle ilgilidir.