Bozulan Aile Yapısı

Konu sahibi son olarak 1204 gün önce görüldü
1599854251815.png
Son zamanlarda ailelerin parçalanması, boşanma oranlarının yükselmesi, kültürel ve ahlaki değerlerde yozlaşma, millî ve manevi değerlerden yoksunluk gibi, insanı, aileyi ve dolayısıyla toplumu tehdit eden sorunlar baş göstermektedir. Boşanma oranlarındaki artış ile Türk aile yapısı sahip olduğu geleneksel gücünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Toplumsal bir sorun olan boşanmanın sosyolojik ve psikolojik nedenleri, boşanma olgusunun altında yatan sebepler nelerdir?
Aile kurumu risk altinda mıdır?
Mutlu bireyler sağlıklı ailelerde yetişir sözüne katiliyor musunuz?
 
herbokolog'lar ve tv programları büyük etken. yakında tümden yok olur da düğüne cenazeye karşı olanlar kına yakar.
 
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, sosyal ağların çoğalması ve insanların bu platformları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya başlaması birçok durumun gün yüzüne çıkmasına sebep olmuştur. Günümüzün en büyük sorunlarından biri olan aldatma gibi kavramların giderek yaygınlaşması ve evli bireylerin yaşadıkları bu ilişkileri olağan olabilecek durum gibi empoze etmeye çalışmaları Türk aile yapısı ve birliğini bozmaktadır. Ayrıca hızlı tüketen bir toplum yapısına dönüşmemizden ötürü saygı,sevgi,hoşgörü ve sadakat gibi kavramlarda bununla birlikte yok olmaktadır. Belki ülkenin ekonomik şartları, belki duygusal yıpranmalar bizleri tahammülsüz insanlar haline dönüştürdü ve bu durum insanların birbirine olan anlayış kavramınıda minimize etti ve boşanmaların büyük kısmı çiftlerin birbirlerine olan tahammülsüzlüğünden kaynaklı.
 
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, sosyal ağların çoğalması ve insanların bu platformları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya başlaması birçok durumun gün yüzüne çıkmasına sebep olmuştur. Günümüzün en büyük sorunlarından biri olan aldatma gibi kavramların giderek yaygınlaşması ve evli bireylerin yaşadıkları bu ilişkileri olağan olabilecek durum gibi empoze etmeye çalışmaları Türk aile yapısı ve birliğini bozmaktadır. Ayrıca hızlı tüketen bir toplum yapısına dönüşmemizden ötürü saygı,sevgi,hoşgörü ve sadakat gibi kavramlarda bununla birlikte yok olmaktadır. Belki ülkenin ekonomik şartları, belki duygusal yıpranmalar bizleri tahammülsüz insanlar haline dönüştürdü ve bu durum insanların birbirine olan anlayış kavramınıda minimize etti ve boşanmaların büyük kısmı çiftlerin birbirlerine olan tahammülsüzlüğünden kaynaklı.

Lise kompozisyonu okuyor gibi hissettim.
 
Masterchef ler survivor lar gelin kaynana programları evlendirme programları Müge anlı gibi insanların özel hayatlarından prim yapan her türlü pisliği TV karşısındaki büyük küçük bütün herkesin gözüne sokan insanlar olduğu sürece ne aile yapısı kalır ne birşey
 
Yazdım sildim yazdım sildim
bu konu her şekilde uzun bir konu tek bir şeyi ele alamayız.

@climax hocamın evliliği uzun yıllar olmuştur
O anlatsın biz okuyalım

Bozulan Türk aile yapısını
 
Bozulmaktan neyi kastediyorsunuz pek bilmiyorum.

Ama, artik kadin 2. planda kalmayi kabul etmiyor. Eger, ekonomik bir ozgurlugu varsa, kendisine saygili davranmayan, psikolojik ve/veya fiziksel siddet gosteren insani hayatindan daha rahat cikartabiliyor.

Aldatildiginda, aman erkegin elinin kiri diyip, susmuyor mesela. Bunlar da hakli olarak, bosanma oranini artiriyor ki arttirmali da. Detayli bir analiz yapilmadan, sadece bosanma orani baz alinarak, aile yapisinin bozulmasi sonucunu cikartamayiz.
 
Müge anlı'nın sunduğu programın acilen rtük tarafından yayından kaldırılması gerekiyor.
Programda anlatılan iğrenç olayların çarpık ilişkilerin küçücük çocukların bile izleyebileceğini hiç mi düşünmüyor bu kadın ya minicik beyinler o programı izlerken yaşadığı tramvaları nassıl atlatıcak atlatabilecek mi daha doğrusu. Bozulan aile yapısı eğitimin yetersizliği sonra toplumsal şiddetin arması kadın cinayetleri vs vs uzar gider bu liste.
 
Toplumsal bir sorun olan boşanmanın sosyolojik ve psikolojik nedenleri ekonomik ve sınıfsal sorunlardır. Ekonomik gücü iyi diyeceğimiz sınırda olmayan aileler alım gücünü aile içine yansıtır ve kendini eksik hisseder. Bu eksilik ailede soruna sebep olur. Yine bu sorunlar kişinin kendi durumunu ve pozisyonunu sorgulamaya da yol açar. Kendini sınıfsal yetersizlik eksikliğine iten aile bireyi iletişim konusunda zorluk çeker.
Aile kurumu risk altında değil, risk altında olan toplumdur. Çünkü dağılan her aile toplumun güçlü bir olgu yerine zayıf bir halkaya dönüşmesine sebep olur. Zayıf bir bütün değişmeye mahkumdur, bu da toplumun kültürel anlamda bozulma ve değişmesine sebep olur.
Mutlu bireyler sağlıklı iletişimin ve gelişimin açık olduğu ailelerde yetişir.
 
Ben tüm bunları milenyum sonrasında teknolojinin de gelişmesiyle beraber bireysel farkındalığın yükselmesine bağlıyorum ve konu başlığından belirtilen ithamlara katılmıyorum. Niye?

Yukarıda da bahsettik ya, son zamanlarda, özellikle teknoloji ile gelen bireysel farkındalık söz konusu. Bu farkındalık neticesinde de boşanma oranları arttı ve evlenme oranları azaldı. Konu başlığında da bahsedildiği üzere kültür ve ahlak dediğimiz insana özgü kavramlar zamanla değişime uğradı, uğramaya devam ediyor.

Zaten en başında insani kaidelerin geçerliği olduğu ahlaki değerler yine insani kaidelerin geçerli olacağı şekilde evrimleşmeye devam ediyor. Bunun adı yozlaşmadan ziyade zamanla gelişen izan değişimidir. Zaten ahlakı da sığ bir bakış açısı ile sadece cinselliğe indirgeyemeyiz, eğer öyle yaparsak bugün yaşadığımız başlıca ahlak problemlerini yaşamaya devam ederiz. Örneğin ülkemizdeki ticaret ahlakı yerlerde sürünüyor ama kimsenin gözüne batmıyor, bu durum çok garip değil mi? Toplumuzdaki ahlak anlayışını eleştireceksek bütünüyle eleştirmemiz gerekiyor, insan bedeni üzerinden değerlendirilecek ahlaki eleştiri despotluktan başka bir şey getirmeyecektir.

Tüm bunların yanında teknoloji geliştikçe, sosyal ağlar yaygınlaştıkça insanlar prangalarını çıkartmaya başladılar. Çünkü mutsuz bir aile ortamından sıyrılabilecekleri, farklı yüzler görebilecekleri, farklı kişiler tanıyabilecekleri alanlar elde ettiler. Ve bu alanları değerlendirerek hayatlarıyla ilgili kararlar almaya başladılar. İşinin, eşinin, evinin ve mahallesinin arasında sıkışıp kalmış bir hayatı reddedebileceklerini fark ettiler.

Dünya büyük, internet ise dünya'dan da büyük ve özgürlüğü iliklerine kadar hissedebileceğin devasa bir sistem. Dolayısıyla teknoloji sayesinde insanların ufku da açıldı ve kendilerini daha iyi tanıma fırsatı elde ettiler. Her insan öncelikle kendisi için yaşar ve kendi çıkarlarını gözetir. Kişilerin tekonolojiyi kendi çıkarları doğrultusunda kullanmalarını abes karşılamamak gerekir. Zira kişinin kullanımına sunulmuş bir hizmeti kendisi için kullanmasından daha doğal ne olabilir ki?

Yani demem o ki, bozulan, dağılan, parçalanan, yok olan herhangi bir şey yok esasında. Belki de yüz yıl sonra birileri bozulan, parçalanan şöyle geleneklerimiz, böyle adetlerimiz vardı diye sitem edecek. Oysa gelişen, değişen bir hayatta yine gelişen, değişen insani değerler söz konusu. Bu değerler hayat var oldukça değişmeye, gelişmeye devam edecektir.
 
Türk aile yapısı diye bişi yok aslında.
Nüanslara bakmazsak aile yapısı denilen şey aynı.
Nüanslara bakarsak Türkiye de homojen değil aile yapısı olarak.

Yok efendim bizde ana baba şefkati varmış da Hollanda'da 15 ine gelince evden atıyorlarmis çocukları. Çocuklar da anneleri yaşlanınca huzurevine yolluyormus ama bizde saçını tarayip altını bezliyormuş.

Bırak allasen.

Windows bile ayda on defa güncelleme alıyor. Aile neden almasın.

Değişmeyen tek şey değişim. O nedenle bozulma değil de değişim demeliyiz belki de olanlara.

Abaris etliketlemis beni 20 yıla yakın evliliğim olduğu için. Ama bu başka birsey. Evlilik, gerekliliği, faydası zararı, kurumsal yapısı, rol görev dagilimlar falan ayrı konu. Evlilikte kadın erkek ilişkileri falan hepten ayrı.
 
Bekarken her naneyi yiyen, evlenecek bakire kadın arıyor ...
 
Geri