24.Münazara : Ekonomik Kalkınma Uğruna Çevreye Zarar Verilebilir Mi Verilemez Mi?

R
  • Kullanıcı Restful
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Münazara
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Freud insanoğluna hükmeden iki temel dürtüyü cinsellik ve şiddet olarak belirtir.
Tüm canlılar türlerinin devamı üzere bir içgüdüyle yaşarlar ve insanlar da taş devrinde mağara da yaşadıkları dönemde bile çeşitli silahlarla avcılık yapmış veya alanlarını rakiplerine karşı korumuşlardır..

Silahlar tarihin ilk günlerinden beri insanoğlunun hep en yakınında olmuştur..

Ta ki ekonominin yükselişe geçip birlikte yaşamaya başlayan insanları kentli insan sıfatına sokup, güvenli şehirlerde aile hayatlarını silahlardan uzak yaşayan insanlarla doldurana kadar.

Silah üretimi bir sanayi hamlesi değildir.
Silah üretimi ekonomik bir hamle değildir.
Rusya, Komunist Çin ve Kuzey Kore rejimleri gibi ülkeler yada dünya savaşları sürecinde avrupa ülkeleri silahlanma yarışında olmuşlar ama bunu silah satan bir ekonomi istediklerinden değil, barışa giden yolun silahlanmadan geçmesinden gerçekleştirmişlerdir.

Ekstrem örneklerle geleceğe dönük, çevreci ve barışcıl sanayi yatırımlarını savaş aleti kılıfına bürümek pek de dürüst bir yaklaşım olmaz.

İthalatı&İhracatı yapılan her ürün ekonomiktir.
Ekmekte olsa suda olsa :)
Buna karşı çıkmana anlam veremiyorum. Rusya ekonomosini kalkındıran Doğal gaz & silahtır bunu görmezden gelmemek gerek.
Bak bunuda çevreye kötü etki olarak ele alabiliriz. Silah insanların ölümlerine sebeb olan bir ekonomik kalkınma öğesidir.
 
Baggins


Ekonomik kalkınma uğruna çevreye zarar verilemez yani değilmi ?

Ekonomik kalkınma hiç bir canlının yok edilmesini kabul etmez.
Ekonomik kalkınma başta biz insanlar ve takibinde tüm diğer canlılar için daha yaşanılası bir çevre sağlar..

Eğer ekonomik kalkınma hamlelelerinin tümü durdurulursa o dereden ölü balıklar yerine birbirlerini boğazlayan yada açlıktan ölmüş insanların cesetleri akar...

Ekonomik kalkınma çevreye zarar verir..
Bunu olabilecek en düşük seviye de yapar..
Sonra da dünyanın geri kalanını daha yaşanılası bir yer haline getirir..

Çocuklar doyar, yaşlılar tedavi olur, hamile kadınlar ayaklarını suya sokup balıkları izler..
 


İthalatı&İhracatı yapılan her ürün ekonomiktir.
Ekmekte olsa suda olsa :)
Buna karşı çıkmana anlam veremiyorum. Rusya ekonomosini kalkındıran Doğal gaz & silahtır bunu görmezden gelmemek gerek.
Bak bunuda çevreye kötü etki olarak ele alabiliriz. Silah insanların ölümlerine sebeb olan bir ekonomik kalkınma öğesidir.

Bu bağlamda..

Ekmek üretmeyelim, sağlık malzemeleri de üretmeyelim..
Silahta üretmeyelim, şebeke sularını temizleyip dağıtımını sağlayan sanayi ürünlerini de durduralım, tüm elektrik şebekelerini doğaya verecekleri zararları düşünerek susturalım.
Yarın bütün ülke de fabrikalar dursun ..
Bilgisayarları, telefonları bütün sanayi yada ekonomik öğelerden vazgeçelim ..
Tüm araçlar, otomobiller, trenler, uçaklar iş bıraksın ..

Çünkü ekonomik kalkınma öğeleri çevreye zarar veriyor ..
???
 
Ekonomik kalkınma hiç bir canlının yok edilmesini kabul etmez.
Ekonomik kalkınma başta biz insanlar ve takibinde tüm diğer canlılar için daha yaşanılası bir çevre sağlar..

Eğer ekonomik kalkınma hamlelelerinin tümü durdurulursa o dereden ölü balıklar yerine birbirlerini boğazlayan yada açlıktan ölmüş insanların cesetleri akar...

Ekonomik kalkınma çevreye zarar verir..
Bunu olabilecek en düşük seviye de yapar..
Sonra da dünyanın geri kalanını daha yaşanılası bir yer haline getirir..

Çocuklar doyar, yaşlılar tedavi olur, hamile kadınlar ayaklarını suya sokup balıkları izler..


kimse komple durdurulmasından yana değildir öyle umuyorum ki.
lakin; ekonomik kkalkınma adı altında yapılan faliyetlerin çoğunun kesinlikle zarar olarak bizlere döndüğü aşikar.
bunu kabul ediyorsun sevgili dostum.

Ekonomik kalkınma çevreye zarar verir..
Bunu olabilecek en düşük seviye de yapar..
Sonra da dünyanın geri kalanını daha yaşanılası bir yer haline getirir..



en düşük seviye ile dünya bu hale geldiyse ilerisi için bence hiç tartışmayalım derim.
 
Ekonomik kalkınma hiç bir canlının yok edilmesini kabul etmez.
Ekonomik kalkınma başta biz insanlar ve takibinde tüm diğer canlılar için daha yaşanılası bir çevre sağlar..

Eğer ekonomik kalkınma hamlelelerinin tümü durdurulursa o dereden ölü balıklar yerine birbirlerini boğazlayan yada açlıktan ölmüş insanların cesetleri akar...

Ekonomik kalkınma çevreye zarar verir..
Bunu olabilecek en düşük seviye de yapar..
Sonra da dünyanın geri kalanını daha yaşanılası bir yer haline getirir..

Çocuklar doyar, yaşlılar tedavi olur, hamile kadınlar ayaklarını suya sokup balıkları izler..


Daha yaşanılası bir yaşam için var olan yaşamların sonlandırılmasına karşıyız işte.
Ekonomik kalkınmanın topluma 1 yararı varsa çevreye 3 zararı var.
Yaşanacak bir dünya ortada kalmadıktan sonra dünyaya yatırım yapmak biraz abest
 
Bu bağlamda..

Ekmek üretmeyelim, sağlık malzemeleri de üretmeyelim..
Silahta üretmeyelim, şebeke sularını temizleyip dağıtımını sağlayan sanayi ürünlerini de durduralım, tüm elektrik şebekelerini doğaya verecekleri zararları düşünerek susturalım.
Yarın bütün ülke de fabrikalar dursun ..
Bilgisayarları, telefonları bütün sanayi yada ekonomik öğelerden vazgeçelim ..
Tüm araçlar, otomobiller, trenler, uçaklar iş bıraksın ..

Çünkü ekonomik kalkınma öğeleri çevreye zarar veriyor ..
???

Ekmek yaparken sera gazı yaymıyorsan,
Su kanallarını temizlerken ozonu delmiyorsan sıkıntı yok.
Sanayi devrinden öncesi ve sonrasına bakmak lazım aslında.
Sana bir örnek verdim değilmi? Çernobil ?
Allah korusun Türkiyedeki nükler santralde bir kaza oldu ?
eee neye yaradı o kalkınma ? kime uygulanacak o kalkınma ?
 
kimse komple durdurulmasından yana değildir öyle umuyorum ki.
lakin; ekonomik kkalkınma adı altında yapılan faliyetlerin çoğunun kesinlikle zarar olarak bizlere döndüğü aşikar.
bunu kabul ediyorsun sevgili dostum.

Ekonomik kalkınma çevreye zarar verir..
Bunu olabilecek en düşük seviye de yapar..
Sonra da dünyanın geri kalanını daha yaşanılası bir yer haline getirir..



en düşük seviye ile dünya bu hale geldiyse ilerisi için bence hiç tartışmayalım derim.

Dünya bu hale bugün yakalanılan en düşük seviyeyle gelmedi.
Bugün yakalanılan en düşük seviyeyle 80lere kadar süren çevre felaketlerinden yeniden doğa sporlarının revaçta olduğu bugünlere gelinildi.
 



Daha yaşanılası bir yaşam için var olan yaşamların sonlandırılmasına karşıyız işte.
Ekonomik kalkınmanın topluma 1 yararı varsa çevreye 3 zararı var.
Yaşanacak bir dünya ortada kalmadıktan sonra dünyaya yatırım yapmak biraz abest

Ekonomik kalkınmanın çevreye 1 zararı varsa topluma 3 milyon zararı var.
Şöyle özetleyeyim..

Ekonomik kalkınma bir habitat da 3bine yakın canlının yaşamını olumsuz etkiler.
Ekonomik kalkınmalar olmazsa 3yüz bin çocuk aç uyur, belki de hastalanarak yaşamını kaybeder.

Yaşanacak bir dünya kalmıyor değil...
510 milyon kilometrekare bir dünyadan bahsediyoruz ...
1 metrekaresi bile tümden yaşanılamaz hale gelmiyor ...
 
Dünya bu hale bugün yakalanılan en düşük seviyeyle gelmedi.
Bugün yakalanılan en düşük seviyeyle 80lere kadar süren çevre felaketlerinden yeniden doğa sporlarının revaçta olduğu bugünlere gelinildi.

sevgili dostum; kesinlikle katılmıyorum.
günümüz teknolojisi daha da kötü bir hal almaya başladı. Ve halada almaya devam ediyor.
çevreye zararı her geçen gün katlanarak artıyor.
revaçta dediğin doğa sporlarının çoğu yok olmaya yüz tutacak kadim dostum.
 


Ekmek yaparken sera gazı yaymıyorsan,
Su kanallarını temizlerken ozonu delmiyorsan sıkıntı yok.
Sanayi devrinden öncesi ve sonrasına bakmak lazım aslında.
Sana bir örnek verdim değilmi? Çernobil ?
Allah korusun Türkiyedeki nükler santralde bir kaza oldu ?
eee neye yaradı o kalkınma ? kime uygulanacak o kalkınma ?

Hayır ısrarla anlamıyorsun...

Parfüm bir ekonomik kalkınma öğesi değil
Ekmekte silahta değil ..
Sanayi den bahsediyoruz, enerji kaynaklarından..
Senin bakış açınla sen kaybedersin ..
Çünkü bu saydığım tüm öğeler ekonominin bir parçası olmakla birlikte
en azından en azından üzerlerine kuruldukları doğayı beton yığını haline getirerrek çevreye zarar vermişlerdir.
Yani ekonomik kalkınma uğruna çevreye zarar verilebilir demek zorunda kalırsın...
 
sevgili dostum; kesinlikle katılmıyorum.
günümüz teknolojisi daha da kötü bir hal almaya başladı. Ve halada almaya devam ediyor.
çevreye zararı her geçen gün katlanarak artıyor.
revaçta dediğin doğa sporlarının çoğu yok olmaya yüz tutacak kadim dostum.

Bunun aksini kanıtlayan en güzel örneği sen verdin Sevgili Kayra
İnsanlar hava kirliliğinden canlarını veriyorlardı...
Tüm fabrikalar atık sularını kontrolsüzce derelere bırakıyorlardı..
Altyapı yetersizliğinden şehirler kanalizasyonlarını göllere yada ırmaklara akıtıyordu..
Sanayi tesislerinin bacalarından korkunç gazlar doğaya salınıyordu..
Nükleer tesisler birbiri ardına çatlaklar, patlamalar yayıyordu ..

Bugün o günkü sanayi kuruluşu sayısının kat be kat arttığı bir dönemde doğayla daha barışık metropellere sahibiz ..
Derelerimiz gürül gürül verimli ovalara akıyor ..
Köylüler tarım yapabiliyor bu sularla ..
Sanayi doğayla her gün biraz daha barışıyor ..
 
Bunun aksini kanıtlayan en güzel örneği sen verdin Sevgili Kayra
İnsanlar hava kirliliğinden canlarını veriyorlardı...
Tüm fabrikalar atık sularını kontrolsüzce derelere bırakıyorlardı..
Altyapı yetersizliğinden şehirler kanalizasyonlarını göllere yada ırmaklara akıtıyordu..
Sanayi tesislerinin bacalarından korkunç gazlar doğaya salınıyordu..
Nükleer tesisler birbiri ardına çatlaklar, patlamalar yayıyordu ..

Bugün o günkü sanayi kuruluşu sayısının kat be kat arttığı bir dönemde doğayla daha barışık metropellere sahibiz ..
Derelerimiz gürül gürül verimli ovalara akıyor ..
Köylüler tarım yapabiliyor bu sularla ..
Sanayi doğayla her gün biraz daha barışıyor ..

sen gerçek dünya da yaşadığından emin misin acaba sevgili dostum?
biraz önce şu yukarıda uydurdugun hikayeye eminim sen bile inanmadım!
eh! biz hiç inanmayız!

barışık metropellere sahibiz ..(etrafta ağaç kalmadı yeşil adı verilen rengi unuttuk yahu!)
Derelerimiz gürül gürül verimli ovalara akıyor .. (o akan derelerin sayısı emin ol esiden daha fazlaydı biraz gündemi takip et lütfen)
Köylüler tarım yapabiliyor bu sularla ..
Sanayi doğayla her gün biraz daha barışıyor ..

(kuruyan gölleri vs hiç hesaba katmıyorum bak, bir çoğuda can çekişiyor.)
sanayi doğayla barıştı doğru. oksijeni unuttuk.
 
sen gerçek dünya da yaşadığından emin misin acaba sevgili dostum?
biraz önce şu yukarıda uydurdugun hikayeye eminim sen bile inanmadım!
eh! biz hiç inanmayız!

barışık metropellere sahibiz ..(etrafta ağaç kalmadı yeşil adı verilen rengi unuttuk yahu!)

İstediğin bir şehrin istediğin bir ilçesini belirt sana ve münazara okurlarına ne oranda yeşil olduğunu, ne oranda ağaçlara sahip olduğunu fotoğraflarla ispatlayayım ..

En merkezi olan Şişli yi seçtim ben ..
Sen kendi seçiminde özgürsün

macka-demokrasi-parki-sisli-nisantasi.jpg


Demokrasi Parkı



Derelerimiz gürül gürül verimli ovalara akıyor .. (o akan derelerin sayısı emin ol esiden daha fazlaydı biraz gündemi takip et lütfen)


Türkiye’de ilki düzenlenen Avrupa Kulüplerarası Rafting Şampiyonası 9 ülkeden, 23 takım ve 200 sporcunun katılımı ile bugün Rize’nin Ardeşen İlçesi Fırtına Deresi’nde başladı.

Türkiye Rafting Şampiyonası'nın ikinci ayağına katılan 20 takım, Erzurum'daki Tortum Çayı üzerinde dereceye girmek için kıyasıya yarıştı.

Cumayeri Dokuzdeğirmen Köyü’nde Yapılan 3. Ulusal Türkiye Rafting Şampiyonası Sona Erdi

Buna ne kadar çok devam edebileceğimi biliyor musun Sevgili Kayra?
Daha çok gündem ister misin??
Tabi..

Köylüler tarım yapabiliyor bu sularla ..

DAP BÖLGESİ “KÜÇÜK ÖLÇEKLİ TARIMSAL SULAMA PROJELERİ”NİN PROTOKOLÜ İMZALANDI

Develi 2. Merhale Projesi, Zamantı Irmağı’ndan yılda 102.83 milyon metreküp suyun, Develi Ovası’na aktarılarak 58.7 bin hektar alanın sulu tarıma açılmasını öngörüyor. Projenin 2’nci merhalesinde ilk etabı oluşturan ve söz konusu suyu ovaya derive edecek şekilde planlanlanan 10.7 kilometre uzunluğundaki tünel (Gıcık Tüneli) ile 6 bin 445 metrelik yaklaşım ve iletim kanalları 2011 yılında tamamlandı.

Tarımda Su Kullanımının Etkinleştirilmesi Programı Eylem Planı'na göre, su tasarrufu sağlayan tarla içi modern sulama yöntemlerinin uygulandığı alanın toplam sulama alanı içindeki payı 2018 yılı sonuna kadar yüzde 25'e yükseltilecek



Sanayi doğayla her gün biraz daha barışıyor ..
(kuruyan gölleri vs hiç hesaba katmıyorum bak, bir çoğuda can çekişiyor.)
sanayi doğayla barıştı doğru. oksijeni unuttuk.

""Çalıştayın amacını kuruyan göllerle mücadelede deneyim paylaşımını sağlamak ve işbirliği olanakları yaratmak olarak açıklayan Doğa Derneği Burdur Gölü’nü Kurtarma Projesi Koordinatörü Ayşe Sargın yaptığı konuşmada:

“Türkiye’nin her yerinde birçok göl benzer sebeplerle kuruyor: havzanın iklimine uygun olmayan ve aşırı su tüketen tarımsal ürünlerin yetiştirilmesi; bu bitkilerin su ihtiyacının karşılanması için sondaj kuyularıyla yer altı sularının aşırı miktarlarda çekilmesi ve gölleri besleyen akarsular üzerine plansız ve çok sayıda gölet yapılması.""


Göllerin kurumasıyla çevreci tarım çalışmalarının bir alakası var sevgili Kayra ..
Nasıl diyordunuz "biraz gündemi takip et lütfen"
Peki ..
Madem gündem istediniz..
Paylaştıklarımın tamamı son bir aylık dönemin haberleri ve açıklamaları...
 
fft17_mf61706.Jpeg


Kocaelide bulunan Dil Deresinin arıtılmış fabrika atıklarına rağmen almış olduğu renk ve kirlilik (: (etrafında çocuklar oyunlar oynuyor).

Selimpasa-Resim-0.jpg

Burasıda Selimpaşa sahili 2010'dan bu yana bakanlıklardan ceza alınmasına rağmen hala atık su boşaltımı hala yapılıyor.
2-Haziran.jpg

Fabrika yapılıyor aradan 3 yıl geçiyor fakat henüz bir arıtma tesisi yapılmıyor ? Hasarın en aza indirgenmediğini varsayarsak. Vede ülkemizde yasaların hiçbir şekilde bir işlev görmediğini varsayarsak.

Dünyamızı,çevremizi,yeryüzünde yaşayan tüm canlılarımızı korumaya yetmiyor yasalar.
Ekonomik Kalkınma belli bir zümreyi yükseltecek diye evrensel olan dünyayı mahvedemez.
 
İstediğin bir şehrin istediğin bir ilçesini belirt sana ve münazara okurlarına ne oranda yeşil olduğunu, ne oranda ağaçlara sahip olduğunu fotoğraflarla ispatlayayım ..

En merkezi olan Şişli yi seçtim ben ..
Sen kendi seçiminde özgürsün

macka-demokrasi-parki-sisli-nisantasi.jpg


Demokrasi Parkı











Buna ne kadar çok devam edebileceğimi biliyor musun Sevgili Kayra?
Daha çok gündem ister misin??
Tabi..













""Çalıştayın amacını kuruyan göllerle mücadelede deneyim paylaşımını sağlamak ve işbirliği olanakları yaratmak olarak açıklayan Doğa Derneği Burdur Gölü’nü Kurtarma Projesi Koordinatörü Ayşe Sargın yaptığı konuşmada:

“Türkiye’nin her yerinde birçok göl benzer sebeplerle kuruyor: havzanın iklimine uygun olmayan ve aşırı su tüketen tarımsal ürünlerin yetiştirilmesi; bu bitkilerin su ihtiyacının karşılanması için sondaj kuyularıyla yer altı sularının aşırı miktarlarda çekilmesi ve gölleri besleyen akarsular üzerine plansız ve çok sayıda gölet yapılması.""


Göllerin kurumasıyla çevreci tarım çalışmalarının bir alakası var sevgili Kayra ..
Nasıl diyordunuz "biraz gündemi takip et lütfen"
Peki ..
Madem gündem istediniz..
Paylaştıklarımın tamamı son bir aylık dönemin haberleri ve açıklamaları...

İzmir'in Çeşme ilçesindeki Port Alaçatı Projesinin çevrede sörf yapan insanlara engel olduğunu belirteyim*
Yapılan inşaa rüzgar seviyesini oldukça düşürüyor ve anaforların meydana gelmesi sebebiyle sörf sporunu olumsuz etkiliyor.
Ayrıca bu turizm yatırımından sonra otelin etrafı teknelerle,yatlarla dolu.
Bu tekne ve yatların da sörf sporunu olumsuz etkilediği çıkabilecek kazalara açık kapı bırakıldığınıda düşünebiliriz demi ?
Nasıl bir önlem alınacak Alaçatıda sörf yapılabilecek.
Port Alaçatıyı şikayet eden Sörf sporcularının şikayetlerine bakacak olursak burdada imar yasasının bile kaale alınmadığını görüyoruz ;

- Rüzgarın estiği yönde yapılan konutlar, rüzgarın kalitesini bozdu.
- Girdaplar oluşturmaya başladı ve sörfçülerin tut-bırak dediği bir anafora neden oluyor. Yani rüzgar sizi bir itiyor sonra bırakıyor. Bu da sörfçülerin en istemediği durum.
- Marinadaki tekneler, sörfçüler için tehlike arzediyor.
- Tekneler için şamandıralardan bir yol yapıldı ancak pek çok tekne kurallara uymuyor ve sörfçülerin arasına dalıyor.
- Bu da sörf eğitimi için çocuklarını getiren velilerde tedirginlik yaratıyor. Bu yüzden eğitim verilen çocuk sayısı son 2 senede düştü. Tabii okulların ciroları da...
- Port Alaçatı projesinde olmayan inşaatlar yapılıyor. Örneğin marinanın dibine deniz doldurularak 2 bin metrekarelik alanda Supper Club açıldı. Oysa bu nokta tam da sörf eğitiminin başladığı okulların bulunduğu yerdeydi. Şimdi burada neredeyse 24 saat çılgınca bir müzik var. (Bu arada sörfçüler Supper Club’dan nefret ediyor. Aralarında haberleşiyorlar ve kesinlikle buraya gitmeyip protesto ediyorlar)
 
sevgili Baggins böyle mi takip ediyorsun sen gündemi? eh! tabii herkes işine geleni seçer değil mi?
Kadim dostum; aklın seninle oyun oynuyor olmalı, çevreye zarar verdiğini kabullendiğin halde hala bir kısır döngü yaratıp savunmaya çalışıyorsun. Neyse fazla uzatmayacağım bence akşam devam edelim.

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) Türkiye’nin enerji üretimi ve tarımsal alandaki en büyük ve bir o kadar da tartışmalı projesi unvanına sahiptir. Pek çok yönü ile eleştirilerin hedefi haline gelen GAP projesi, özellikle %80’i tamamlanmış enerji yatırımlarının sebep olduğu sosyal, kültürel ve ekolojik denge üzerinde oluşturduğu tahribatlar nedeniyle eleştirilmiştir. Zira GAP Projesi çerçevesinde inşa edilen barajlar nedeniyle çok sayıda köy boşaltılmış, bölgede yaşayan insanlar göçe zorlanmış ve nehrin baraj gövde ve gölünü oluşturan üst kısmı ile suyun eksildiği akış aşağı kısımlarında ekosistem bozulmuştur. Sosyal ve ekolojik boyuttaki zararlarının dışında, GAP projesi çerçevesinde şu ana kadar inşa edilen barajlar bölgede kültürel ve tarihi dokuya da ciddi oranda zarar vermiştir. Su, medeniyetlerin ve kültürlerin oluşmasında önemli bir rol oynadığından, tarihi değerlere sahip birçok arkeolojik yerleşim biriminin vadi yatakları boyunca dizildiği görülmektedir. Uluslararası öneme haiz olan bu kültürel ve tarihi yapılar barajlarla yok edilmektedir.
GAP kapsamında inşa edilen baraj ve HES (Hidroelektrik Santral) projeleri çerçevesinde çok sayıda köyün baraj göllerinin altında kalması, bölgede zorunlu bir göçü ve bunun sonucu olan yoksullaşmayı beraberinde getirmektedir. Bölgede çokça rastlanan topraksız köylülerin herhangi bir kamulaştırma bedeli almaksızın kırsal kesimden kentlere göç etmesi ve nüfusun kontrolsüz artışı, kırdan kente yaşanan “göç” hareketinin yoğunlaşmasına neden olmaktadır. GAP’ta çokça bahsedilen sosyal yatırımların yapılmaması nedeniyle de ülkenin diğer bölgelerine göre zaten yetersiz olan bölgesel altyapıyı ve yaşam olanaklarını ciddi oranda olumsuz etkilemektedir
Şu ana kadar yukarda bahsi geçen konulara ilişkin pek çok araştırma yapılmış, makaleler yazılmış, barajların doğaya ve insana verdiği zararlar belgesel filmlere ve haberlere defalarca konu edilmiştir. Buna karşın şu ana kadar %28’lik bir kısmı tamamlanan sulama ve tarım projeleri pek fazla irdelenmemiştir. Tarım yatırımlarına yapılan eleştiriler genel olarak bu yatırımların hedeflenen düzeyde gerçekleştirilmemiş olmasına yöneliktir. Oysa sulamanın yanlış teknik ve yöntemlerle yapılması ve bölgedeki çiftçilerin gerekli eğitimlerden geçirilmemiş olması toprakta tuzlanma ve çoraklaşmaya neden olmuştur.
Sulamanın yanlış yapılmasının yanı sıra, tarım yatırımlarının endüstriyel tarıma yönelik olması, geniş topraklarda tek ürünün üretilmesi bölgede ürün çeşitliliğinin azalmasıyla sonuçlanmıştır. Özellikle vahşi sulamayla üretilen pamuk ve mısır gibi bitkilerin sürekli olarak aynı alanda üretilmesi toprağın kalitesini düşürerek bio çeşitliliğinin yok olmasına neden olmaktadır. Bunun dışında endüstriyel üretim ve tekelleşme sonucu küçük toprak sahibi çiftçiler topraklarını satıp göç etmek zorunda kalmış, bu projeden sadece büyük toprak sahipleri ve onlarla ortak çalışan şirketler faydalanabilmiştir. Bu durum başından beri projede çokça bahsedilen “sosyal kalkınma” ayağının havada kaldığını göstermektedir.
 
[YOUTUBE]ETFRX9wAc6U[/YOUTUBE]

Ayrıca sanayi bölgesinin incisi olarak bilinen Dilovasından tepkilerin sadece 1 tanesi.
Bacalarda bulunan filtrelerin hiç bir işlem görmediğini tekrar söylüyorum.
Kaldıki Dilovasında açık birşekilde sürdürülen kömür ocağında açık havada sürdürülen bir çalışma. Kalkan kömür tozları tamamen orada yaşayan halkla,çocuklarla etkileşime giriyor. Orada yaşayan halkın çoğunun koah hastası,astım hastası olmasıda çevreye,insanlara nasıl zararlar verildiğinin kanıtıdır.
Dilovası olmuş zehir ovası.
Amacınız bu halkı kalkındırmak,kakalamak değil.
Çevreye zarar verilerek ekonomik kalkınma olmamalı.
 
bknz değerli arkadaşlar bu tarihler çokda uzak değil
henüz geçtiğimiz mayıs ayı;

"Balıkesir'in Burhaniye ilçesinde, deniz sezonunun açılması ile plajlar dolmaya başladı. 1803 konutlu Orjan Tatil Sitesi plajlarında deniz kirliliğine dikkat çeken tatilciler, önlem alınması için çağrı yaptı"

Kahramanmaraş'ta Bölge halkı, dökülen atıklarla rengi kırmızıya dönüşen ve çevreye kötü koku yayan çaya müdahale edilmesini istedi.
Kent merkezinden geçen Aksu Çayı, son yıllarda sıcakların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle kuraklık tehlikesi geçiriyor. Sıcaklar nedeniyle debisi de azalan çay,Gaziantep karayolundaki fabrikalardan dökülen sıvı ve katı atıklardan dolayı son zamanların en büyük kirliliğini yaşıyor.
 
Bunun aksini kanıtlayan en güzel örneği sen verdin Sevgili Kayra
İnsanlar hava kirliliğinden canlarını veriyorlardı...
Tüm fabrikalar atık sularını kontrolsüzce derelere bırakıyorlardı..
Altyapı yetersizliğinden şehirler kanalizasyonlarını göllere yada ırmaklara akıtıyordu..
Sanayi tesislerinin bacalarından korkunç gazlar doğaya salınıyordu..
Nükleer tesisler birbiri ardına çatlaklar, patlamalar yayıyordu ..

Bugün o günkü sanayi kuruluşu sayısının kat be kat arttığı bir dönemde doğayla daha barışık metropellere sahibiz ..
Derelerimiz gürül gürül verimli ovalara akıyor ..
Köylüler tarım yapabiliyor bu sularla ..
Sanayi doğayla her gün biraz daha barışıyor ..

Tüm fabrikalar atık sularını kontrolsüzce derelere bırakıyorlardı..
Hala bırakıyorlar.Kontrol var ama caydırıcı cezalar yok haliyle,atık sular hala derelere bırakılıyor.
İnsanlar hava kirliliğinden canlarını veriyorlardı..
İnsanlar geçmişe oranla günümüzde daha çok hava kirliliğiyle savaşıyor.Kansere yakalanan insanların hastalığına hava kirliliği sebep oluyor.Kanserden ölen insanlarımızın sayısı ortada.
Altyapı yetersizliğinden şehirler kanalizasyonlarını göllere yada ırmaklara akıtıyordu..
Şimdi nereye akıtılıyor denizlere göllere akıtılmadığınımı düşünüyorsun.Bizzat bulunduğum bölgede Van Gölü^nün Tatvan sahilinin kanalizyon kokusundan geçilmediğini söyleyebilirim.Çekilen her sifon deniz canlılarının ölümüne sebeb oluyor (:
Derelerimiz gürül gürül verimli ovalara akıyor ..
Derelerimize gürül gürül zehir akıyor,balık çeşitliliği azalıyor.
Köylüler tarım yapabiliyor bu sularla ..
HES'ler bir çok tarım alanlarını tamamen su altında bırakmıştır,ayrıca çevrede tarlalarını akarsudan akan sularla sulayan tarımcılar,HES barajlarına feda etmiştir sularını.

Günümüzde daha iyimiş gibi lanse ediliyor.Geçmişten çok daha kötü bir haldeyiz.
20 Yıl önce su savaşlarının çıkacağı,kıtlıkların olacağı,küresel ısınmalar konuşulmuyordu.

Çocuklara yeşil paralar değil yeşil alanlar bırakmalıyız.
 
fft17_mf61706.Jpeg


Kocaelide bulunan Dil Deresinin arıtılmış fabrika atıklarına rağmen almış olduğu renk ve kirlilik (: (etrafında çocuklar oyunlar oynuyor).

Selimpasa-Resim-0.jpg

Burasıda Selimpaşa sahili 2010'dan bu yana bakanlıklardan ceza alınmasına rağmen hala atık su boşaltımı hala yapılıyor.
2-Haziran.jpg

Fabrika yapılıyor aradan 3 yıl geçiyor fakat henüz bir arıtma tesisi yapılmıyor ? Hasarın en aza indirgenmediğini varsayarsak. Vede ülkemizde yasaların hiçbir şekilde bir işlev görmediğini varsayarsak.

Dünyamızı,çevremizi,yeryüzünde yaşayan tüm canlılarımızı korumaya yetmiyor yasalar.
Ekonomik Kalkınma belli bir zümreyi yükseltecek diye evrensel olan dünyayı mahvedemez.

"Bakanlık Dil Deresi’ni Kirleten Taşocağını Kapattı
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Gebze ve Dilovası ilçelerinden geçip İzmit Körfezi'ne dökülen Dil Deresi üzerindeki incelemesini tamamladı. Kirliliğe sebebiyet veren taşocağı kapatıldı. Taşocağına ayrıca 40 Bin 630 lira para cezası uygulandı"


Selimpaşa Sahili Foursquare yorumları;

Deniz küm güneş koşu yüzmek
Esra Doğrul · Mayıs 2

Esra Doğrul
Kumsalda koşu yapmak muhteşem keyifli ;)))
Esra Doğrul · Mayıs 2


"deniz biraz tas ve yosunlu ama sicak ortamda fena degil"(21 İpucu)
Esra Doğrul
"Kumsalda koşu yapmak muhteşem keyifli ;)))"(5 İpucu)
Cem T.
"Sessiz ve huzur dolu. Sanki istanbul değil"(7 İpucu)
Ahmet Ç.
"Kafa dinlemek için onnumara"(3 İpucu)




Arkadaşlar ..
Tüm yorumlarımda geçmiş çevre kirliliklerinin ekonomik kalkınmanın getirdiği imkanlarla onarıldığını ve artık daha çevreci sanayi kuruluşlarına sahip olduğumuzu belirttim ama tekrar ve tekrar 'eski' 'gündem dışı' 'fi tarihinden kalma' 'onarılmış' 'çevre düzenlemesi yapılmış' bölgeleri fotoğraflarla önüme sunmuşsunuz...
Dil Deresi doğa sporlarına kavuşturulmuş dağ bisikleri rotasına ve rafting turlarına ev sahipliği yapan bir dere halini almış. Dil ovasını besleyen temel su kaynaklarından biri ama burda ...
Lütfen daha seçici olun, bu münazarayı okuyanlar bunu hak ediyor..
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri