24.Münazara : Ekonomik Kalkınma Uğruna Çevreye Zarar Verilebilir Mi Verilemez Mi?

R
  • Kullanıcı Restful
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Münazara
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Ayrıca nükler santrallerin kurumu yüklü miktarda yatırım,sermaye isteyen bir iştir.
Yapılan yatırımlar bizzat topluma yapılsa çevreye zarar vermemenin yollarını aramak zorunda kalınmaz.
Hemde toplumun ekonomik kalkınma projelerine ihtiyaç kalmaz diye düşünüyorum.
Bir nükler santral en ucuzundan 75 milyon dolar olsa ? Nükler santral yerine bu yatırım bizzat toplum bireylerine yapılsa en ölü kişi başı gelir 1 Milyon dolar olacaktır.
Daha mantıklı ve çevre dostu değilmi ?
 
hem ekonomik kalkınma bahanesini uydurup, kirletiyorsunuz! hemde kalkmış temizlenmesi için bir umut ışığı vardır diyorsunuz!
Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu acaba?
oldu olacak elimize şeker verip ağaç kesmeye götür bizi !
çocuk kandırır gibi bahaneler üretmeyin lütfen! zira sizler için ziyadesiyle üzülüyorum.

Teknoloji bir günde idealini bulamıyor ne yazık ki...
Bir alt modeli piyasaya çıkıp kullanılmadan bir üst model için gereklilikler bilinemiyor..

Sanayinin çevreye verdiği zararları tespit etmek
Bunların önüne geçecek teknolojiyi sağlamak
Bu teknolojiyi yasalaştırmak
Tüm bu kanunları denetleyecek mekanizmaları sağlamak
Sanayi kuruluşlarına bu teknolojiyi seri üretimle sağlayacak
şirketler sağlamak
Tüm bu sürecin her aşamasında gerçekleşen bir çevre katliamı varsa
Bu bandı geriye sarıp bugün hala içinde bolca oksijen bulunan kent havası alabilmeni sağlayan da
bu sanayi kuruluşlarıyla gelişen ekonominin ta kendisidir...

Evet birlikte ağaç kesmeye de gidelim, sanayi ormancılığı yaşlı kuru ağaçları temizlemek ve genç ağaçlara bakım yaparak verimli bir üretim sergilemekte..
 


Parfüm Ekonomik Kalkınma Projesi altında, Sanayinin bir ürünü değilmi ?
İnsanlar için ürettiği araç ve gereçler tamamen dünya yaşlandırıyor, dünyanın ömrünü kısıtlıyor.
Parfüm insanoğluna has özdeşmiş bir özellik değil sanayi ürünüdür.


Sayın Jose;

Parfüm eski çağlarda Çinliler, Hindular, Mısırlılar, İsrailoğulları, Araplar, Yunanlar ve Romalılar tarafından kulanılmaktaydı.. (vikipedi)
Yani sanayi kelimesinin bile türetilmemişti o zamanlar.
Bunun şu zamanda zararlı olup olmadığını hiç bir kullananın düşündüğünü zerre sanmıyorum. Bu biraz daha kişiselliğe indirgenmiş bir konu.
 
Bilginize ve şahsınıza saygımdan gerçekçi davranmayı gerekli görüyorum..
Bu zararlar hiç yokmuş gibi davranamayız..
Ama bununla birlikte tüm bunlar geleceğe bir doğa
temiz yaşanabilir yeşil bir dünya
Tertemiz akan ırmaklar, göçmen kuşların uğradığı göller, tarihi kentler, yemyeşil karadeniz yaylaları bırakamayacağız demek değildir.

Lütfen göz ardı etmeyelim..
İnsanoğlu ürüyor, çoğalıyor ve ihtiyaçları giderek artıyor..
Tüm bu ihtiyaçlar hiç yokmuş gibi davranamayız..
Hiç bilgisayar icad olmadı
cep telefonu asla bilinmiyor gibi davranamayız..
Artık araba yok herkes yürüyecek yada evlerinizin altına ahır yapın at besleyin diyemeyiz..
milyarlarca insana birbirinizi unutun yeniden sadece komşularınızla başbaşasınız diyemeyiz..

Bugünün gerçekliği ekonomik dayatmalar sunmaktadır bize..
Bu dayatmalar varsa eğer bu dayatmaları çevreyle dost hale getirecek
projeler, kanunlar, tasarılar, eylemler olmalıdır..
En çok da İnsanlar olmalıdır..

Eğer çevreci insanlar bu projeleri yok sayar, umutsuzca sırt çevirirse gerekliliklerin denetimi asla sağlanamaz...


sep sevimli dostumuza bakın siz! elinizde birşey kalmadı gibi görünüyor buradan! yoksa yanılıyor muyum? hep aynı kelimeleri ters düz edip önümüze getiriyorsun!
insanoğlunun yaşantısını en başından değiştiren siz! hıdırellez ağacını kökünden hunharca söken siz! şimdi kalkmış telafi edilebilir diyorsun?
köşeye sıkıştınız bence sevgili dostum! saf değiştirmek istersen kırmızı rengi verip yerine söktüğünüz bir ağacı seve seve dikeriz !
 
Fabrika bacalarında kullanılan emisyon sistemleri Çevresel Etki Değerlendirme raporu (ÇED) almaksızın kullanılamamaktadır.




En basit bir parfüm kullanımı , ki binlerce yıllık bir öyküsü vardır yaşamımızda parfümlerin doğaya ve ozon tabakasına direkt olarak olumsuz etkimektedir.

Bununla birlikte ihmalkar yada kasıtlı orman yangınları veya orman açma çalışmaları dünya ikliminin değişiminde kesinlikle temel suç ortakları arasındadır.

Tabi sanayi yatırımlarının geçmişte gerçekleştirdiği zararları da inkar etmek değildir bu.
Bununla birlikte ekonomik yatırımların geçmişte ki etkilerini geleceğe yansıtmaya devam etmediğini de kabul etmek gerekir.

Sayın Jose;

Parfüm eski çağlarda Çinliler, Hindular, Mısırlılar, İsrailoğulları, Araplar, Yunanlar ve Romalılar tarafından kulanılmaktaydı.. (vikipedi)
Yani sanayi kelimesinin bile türetilmemişti o zamanlar.
Bunun şu zamanda zararlı olup olmadığını hiç bir kullananın düşündüğünü zerre sanmıyorum. Bu biraz daha kişiselliğe indirgenmiş bir konu.

Parfümün tarihinin geçmişe dayandığı gerçek fakat, tamamen doğal ürünler olduğunu unutmamak lazım o dönemin ürünlerinin, katkı maddesi olarak sadece kalıcı olmasını sağlayan alkol ekleniyordu.
Şuanki parfümlerde olanların haddi var hesabı yok.
Yanılmıyorumdur inşallah
 
Sayın Jose;

Parfüm eski çağlarda Çinliler, Hindular, Mısırlılar, İsrailoğulları, Araplar, Yunanlar ve Romalılar tarafından kulanılmaktaydı.. (vikipedi)
Yani sanayi kelimesinin bile türetilmemişti o zamanlar.
Bunun şu zamanda zararlı olup olmadığını hiç bir kullananın düşündüğünü zerre sanmıyorum. Bu biraz daha kişiselliğe indirgenmiş bir konu.

vikipedi'yi arkanıza alarak haklı mı çıkacaksınız sevgili bayan!
kişiselleştirmeyip hiç bir konuya değinmeyelim sizlerde bol bol etrafta parfüm sıkın öyle değil mi?
deldiğiniz ozon tabakasına bakarak içersiniz çaylarınızı ilerde !
 
2 Başlık altında bir sorum olacak bu sorularıma cevap alabilirsem daha sağlıklı bir ortam oluşacağına inanıyorum.

1)Ekonomik Kalkınma projeleri için en düşük maliyet nedir ?
2)Tarım da bir ekonomik kalkınma değil midir ? Sanayi yerine insan gücüyle tarıma yönelmek daha hasarsız ve temiz bir yol değilmidir.
/Ayrıca HES,Sanayi,Fabrikaya harcanan paralar bireylere bölüştürülebilir.
 
*Nükleer reaktörlerin çalışması sırasında atık olarak ortaya çıkan Plütonyum ne derece ve nasıl engelleniyor ? Çünkü bu madde kanser yapıcı ve zehirli bir maddedir.
* Bir diğer radyoaktif madde olan STRONSİYUM yağış yoluyla bitkilere oradan da hayvanların sütüne geçerek insanlara bulaşır. Ve 280 yıl ömrü varmış Lösemi hastalığının en büyük nedenleri arasındaymış.
Bunlara alınmış bir önlem varmıdır ? Var ise keşke Çernobil reaktör kazasında olmuş olsaydı. Şuan Türkiyenin Karadeniz bölgesindeki insanlarımız bile bunun acısını çekmekte ve kanserle savaşmakta.

Nükleer reaktör atıklarının fevkalade radikal önlemlerle çevreye zararlarının önlendiğine emin olabilirsin çünkü %100 ölümcül.

Stronsiyum un onlarca yıldır reaktör bacalarından emildiğini ve doğaya salınmadığını da bilmeni isterim. Şuan sanayi pazarlarında çok büyük rağbet gören bir kimyasaldır.
Nükleer santrallerin en üst düzey önlemler sağlanmadan asla çalışmaya başlayamayacağından şüphesiz emin olabilirsin ..

Çernobil kazasının üzerinden 29 yıl geçti..
Dünya değişiyor, teknoloji ilerliyor, sanayi artık daha güvenli..
Yeni bir çernobil olmaması, yeniden karadeniz gibi doğal cennetler nükleere bulanmasın diye milyar dolarlık projeler oluşturuluyor dünya devletleri Kyoto protokolleri benzeri anlaşmalar imzalıyor..



Ayrıca nükler santrallerin kurumu yüklü miktarda yatırım,sermaye isteyen bir iştir.
Yapılan yatırımlar bizzat topluma yapılsa çevreye zarar vermemenin yollarını aramak zorunda kalınmaz.
Hemde toplumun ekonomik kalkınma projelerine ihtiyaç kalmaz diye düşünüyorum.
Bir nükler santral en ucuzundan 75 milyon dolar olsa ? Nükler santral yerine bu yatırım bizzat toplum bireylerine yapılsa en ölü kişi başı gelir 1 Milyon dolar olacaktır.
Daha mantıklı ve çevre dostu değilmi ?


Nükleer santraller ürettikleri enerjiyle ülke ekonomisine başka hiç bir şekilde aynı etkiyi yaratamayacak ileriye dönük etkiler bırakmaktadır. Hiçbir alternatif enerji kaynağı nükleer in yarattığı enerjiye yakın bir enerji miktarı üretememektedir. Beraberinde nükleer enerjinin yatırım masrafının ardından devam eden süreçte masrafları diğer tüm enerji türlerine göre de çok çok daha azdır.

75 milyon dolarlık hesabında 1 milyon çarpanlı bir hata var üzgünüm ki ..
 
Nükleer reaktör atıklarının fevkalade radikal önlemlerle çevreye zararlarının önlendiğine emin olabilirsin çünkü %100 ölümcül.

Stronsiyum un onlarca yıldır reaktör bacalarından emildiğini ve doğaya salınmadığını da bilmeni isterim. Şuan sanayi pazarlarında çok büyük rağbet gören bir kimyasaldır.
Nükleer santrallerin en üst düzey önlemler sağlanmadan asla çalışmaya başlayamayacağından şüphesiz emin olabilirsin ..

Çernobil kazasının üzerinden 29 yıl geçti..
Dünya değişiyor, teknoloji ilerliyor, sanayi artık daha güvenli..
Yeni bir çernobil olmaması, yeniden karadeniz gibi doğal cennetler nükleere bulanmasın diye milyar dolarlık projeler oluşturuluyor dünya devletleri Kyoto protokolleri benzeri anlaşmalar imzalıyor..






Nükleer santraller ürettikleri enerjiyle ülke ekonomisine başka hiç bir şekilde aynı etkiyi yaratamayacak ileriye dönük etkiler bırakmaktadır. Hiçbir alternatif enerji kaynağı nükleer in yarattığı enerjiye yakın bir enerji miktarı üretememektedir. Beraberinde nükleer enerjinin yatırım masrafının ardından devam eden süreçte masrafları diğer tüm enerji türlerine göre de çok çok daha azdır.

75 milyon dolarlık hesabında 1 milyon çarpanlı bir hata var üzgünüm ki ..

Her dediğime bir önlem alınmış çok sevindiri bir önlem hatta bana garanti veriyorsun %100 diye..
Peki arkadaşım bu insan kendi kendimi hasta ediyor ?
Çernobilin üzerinden 29 yıl geçti ama orada doğan çocuklar hala kanserli doğuyor veya bazı organları eksik doğuyor?
Ya nükler santrali kuralım işimizi sağlama alalım Allah kerim demekle olmuyordur herhalde bu işler ?
Çevreyi kirlletmekle kalmıyor Dünyanın sonunu hazırlıyor diyoruz Gelecekte bir dünya olmayacak diyoruz gelecekteki yararlarından bahsediyorsunuz.
Hiç bir önlemde alınmıyor ayrıca.
Çünkü bu alanda çalışabilecek yeterli insan, eleman yok.
 


Parfümün tarihinin geçmişe dayandığı gerçek fakat, tamamen doğal ürünler olduğunu unutmamak lazım o dönemin ürünlerinin, katkı maddesi olarak sadece kalıcı olmasını sağlayan alkol ekleniyordu.
Şuanki parfümlerde olanların haddi var hesabı yok.
Yanılmıyorumdur inşallah

Sayın Jose
Parfüm günümüzde bir sanayi ürünüdür evet..
Ama konumuz Ekomik kalkınma uğruna çevreye zarar verilebilir mi? Verilemez mi?
Söz konusu ürün bir sanayi ürününden çok toplumsal bir gereç ve sanayi ürünleri bazında ele almak biraz haksızlık..
Türkiye ekonomisini ele alacak olursak Parfüm üretiminin Türkiye ekonomisine katkısı bir deyimle açıklayayım deve de kulak bile değil. Tabi Çevre Kanunun ilgili maddeleri bu kimyasalların oranlarına sınırlama getirerek geçmişte yaşanılan kötü örneklere oranla daha çevreye duyarlı parfümler üretilmesini sağlamakta.
 
Sayın Jose
Parfüm günümüzde bir sanayi ürünüdür evet..
Ama konumuz Ekomik kalkınma uğruna çevreye zarar verilebilir mi? Verilemez mi?
Söz konusu ürün bir sanayi ürününden çok toplumsal bir gereç ve sanayi ürünleri bazında ele almak biraz haksızlık..
Türkiye ekonomisini ele alacak olursak Parfüm üretiminin Türkiye ekonomisine katkısı bir deyimle açıklayayım deve de kulak bile değil.
Konuyla alakasını sizinle paylaşayım.
Sanayi ürünü olduğunu ve çevreye zarar verdiğini söylüyorum o parfümün üretilişinin altında ekonomik kalkınma zırvanası yatıyor.
 
27774226.jpg


Riva Deresi günlerdir ölü balıklarla birlikte akıyor. Beykoz'a bağlı Bozhane, Öğümce, Göllü,Paşamandıra ve Çayağızı köylerinden geçen Riva Deresi ölü sazan balıklarıyla doldu.

riva Deresi'ne kıyısı olan köylerde yaşayan vatandaşlar yaşanan manzaraya isyan etti. Bölgedeki fabrikaların kimyasal atıklarının gizlice riva deresine boşaltıldığını öne süren köylüler, balık ölümlerinin nedeninin buna bağlı olduğunu düşünüyor.

Yasayla önlemler alınmış.
Bu balıkları yasa koruyamamış sanırım ?
Yasaların var olduğu yasalara uyulduğunu göstermiyor, fabrika bacaları,giderleri zehir saçıyor çevreye ekonomik kalkınma uğruna ölen balıkların yerine derelere balık atacaksınız sanırım başka yerlere ağaçlar ekiliyor ya ?
 
vikipedi'yi arkanıza alarak haklı mı çıkacaksınız sevgili bayan!
kişiselleştirmeyip hiç bir konuya değinmeyelim sizlerde bol bol etrafta parfüm sıkın öyle değil mi?
deldiğiniz ozon tabakasına bakarak içersiniz çaylarınızı ilerde !

Bu konuyu siz biz diye ayırmasak? Kabul et dolabında en az bir tane parfümün var seninde.
Ayrıca ülkemizde ve internet kullanılan bir çok ülkede insanlar kaynak bulabilmek için vikipedi yi kullanıyor.
Uydurma ve sallamasyon yazmak yerine bunu tercih ederim.

Jose insanlar doğal yollardan parfüm yapıyordu fakat nüfus her geçen gün daha da arttı. Artık doğal yollarla yapılan parfümler insanlara yetmemeye başladı ve insanlar bunun için farklı yollar aradı.
Bugün parfüm doğaya zarar veriyorsa insanların istekleri üzerine sonuçlanmıştır.
 
Her dediğime bir önlem alınmış çok sevindiri bir önlem hatta bana garanti veriyorsun %100 diye..

Hayır lütfen yanlış anlamayın asla çevreye %100 zararsız demiyorum ..
%100 ölümcül ifadesini kullandım..
Her nükleer reaktörün çevreye kesinlikle zararı vardır, bugünün yasaları, gelişen teknolojisi ve sanayi imkanları bu zararı olabildiğince aza indirgemektedir.


Peki arkadaşım bu insan kendi kendimi hasta ediyor ?
Çernobilin üzerinden 29 yıl geçti ama orada doğan çocuklar hala kanserli doğuyor veya bazı organları eksik doğuyor?

Çernobil faciası kimsenin savunamayacağı trajik, etkileri en az bir çeyrek yüzyıl daha sürecek kazaydı..
Kesinlikle o dönemin imkanlarıyla önüne geçilememiş bir facia..
Bugün yeni bir çernobil olmaması için her türlü önlem bugün ki sanayi ve teknolojik imkanlarla sağlanmış durumda.


Ya nükler santrali kuralım işimizi sağlama alalım Allah kerim demekle olmuyordur herhalde bu işler ?

Kesinlikle öyle, gelişmiş bir ülke, ileriyi gören bir millet olarak böyle bir yatırım yapıldığında denetleme görevlerinin yerine getirildiğine kesinlikle emin olmalı, raporlar sorgulamalı, çevre örgütlerine destek olup kontrollerin yapılmasına destek olmalı yada iştirak etmeliyiz.
Tümden karşısında durmak yerine doğru işletildiğine emin olmalıyız.


Çevreyi kirlletmekle kalmıyor Dünyanın sonunu hazırlıyor diyoruz Gelecekte bir dünya olmayacak diyoruz gelecekteki yararlarından bahsediyorsunuz.
Hiç bir önlemde alınmıyor ayrıca.
Çünkü bu alanda çalışabilecek yeterli insan, eleman yok.

Şöyle bir bilgi paylaşayacağım bu konuyla ilgili

alıntılıyorum

"Hacettepe Üniversitesi - Nükleer Enerji Mühendisliği Bölümü ülkemizde nükleer mühendislik alanında lisans düzeyinde eğitim/öğretim veren ilk ve tek bölümdür. 1977 yılında kurulan bölümümüz önce yalnızca lisans-üstü program yürütmüş, 1982 yılında lisans düzeyinde de eğitim/öğretim vermeye başlamıştır.

Nükleer Enerji Mühendisliği Bölümünde verilen eğitim/öğretim temel mühendislik konularında yeterince yüksek düzeyde olduğu için, mezunlarımız; programlama, enerji sistemleri, kontrol, ısı aktarımı, akışkanlar mekaniği, sayısal yöntemler, malzeme, modelleme ve simülasyon alanlarında nitelikli mühendis olarak yetişirler."
 

Konuyla alakasını sizinle paylaşayım.
Sanayi ürünü olduğunu ve çevreye zarar verdiğini söylüyorum o parfümün üretilişinin altında ekonomik kalkınma zırvanası yatıyor.

Hayır parfüm bir ekonomik kalkınma ürünü değildir.
Arz talep dengesiyle ortaya çıkmış toplumsal bir ihtiyaçtır.
 
Bu konuyu siz biz diye ayırmasak? Kabul et dolabında en az bir tane parfümün var seninde.
Ayrıca ülkemizde ve internet kullanılan bir çok ülkede insanlar kaynak bulabilmek için vikipedi yi kullanıyor.
Uydurma ve sallamasyon yazmak yerine bunu tercih ederim.

Jose insanlar doğal yollardan parfüm yapıyordu fakat nüfus her geçen gün daha da arttı. Artık doğal yollarla yapılan parfümler insanlara yetmemeye başladı ve insanlar bunun için farklı yollar aradı.
Bugün parfüm doğaya zarar veriyorsa insanların istekleri üzerine sonuçlanmıştır.

İnsanların istekleri üzerine hayvanların bitkilerin yaşam alanlarına son vermek sanırım haddimize değil.
Tekrar söylüyorum bu çevre kirliliği insanlardan çok diğer canlılara zarar vererek eko-sistemi çökertiyor.
İnsanlar silah istedi savaşmak istedi sanayi yardıma yetişti tonlarca tırlarca silahlar üretti.
İnsanların istedikleri her zaman doğru şeyler olmuyor. Ama sonuç olarak: Ekonomik kalkınma talebin iyiliğine kötülüğüne bakmadan arz yapar demi ?
 
Hayır parfüm bir ekonomik kalkınma ürünü değildir.
Arz talep dengesiyle ortaya çıkmış toplumsal bir ihtiyaçtır.

Silahta bir arz talep eğrisi üzerine çıkmış toplumsal bir araçtır.
Ekonomik kalkınma ürünü değildir söyleyebilir misiniz ?
Rusyanın silahtan kazandığı o kadar paraya karşın ?
 
27774226.jpg




Yasayla önlemler alınmış.
Bu balıkları yasa koruyamamış sanırım ?
Yasaların var olduğu yasalara uyulduğunu göstermiyor, fabrika bacaları,giderleri zehir saçıyor çevreye ekonomik kalkınma uğruna ölen balıkların yerine derelere balık atacaksınız sanırım başka yerlere ağaçlar ekiliyor ya ?

Güzel bir örnek..
Kesinlikle size katılıyorum..
Ekonomik kalkınma Özgür Akan Derelerin ölü balıklara ev sahipliği yapmasını savunmaz..
Çok iyi altını çizdiğiniz gibi yasaların var olması, yasaların uygulanması anlamına gelmez bu nokta da çevre örgütleri, çevre ve orman bakanlığı ihbar hatları hatta bizzat savcılığa müracatla bile bu kanunsuzluğa dur diyebiliriz.
 


Silahta bir arz talep eğrisi üzerine çıkmış toplumsal bir araçtır.
Ekonomik kalkınma ürünü değildir söyleyebilir misiniz ?
Rusyanın silahtan kazandığı o kadar paraya karşın ?


Freud insanoğluna hükmeden iki temel dürtüyü cinsellik ve şiddet olarak belirtir.
Tüm canlılar türlerinin devamı üzere bir içgüdüyle yaşarlar ve insanlar da taş devrinde mağara da yaşadıkları dönemde bile çeşitli silahlarla avcılık yapmış veya alanlarını rakiplerine karşı korumuşlardır..

Silahlar tarihin ilk günlerinden beri insanoğlunun hep en yakınında olmuştur..

Ta ki ekonominin yükselişe geçip birlikte yaşamaya başlayan insanları kentli insan sıfatına sokup, güvenli şehirlerde aile hayatlarını silahlardan uzak yaşayan insanlarla doldurana kadar.

Silah üretimi bir sanayi hamlesi değildir.
Silah üretimi ekonomik bir hamle değildir.
Rusya, Komunist Çin ve Kuzey Kore rejimleri gibi ülkeler yada dünya savaşları sürecinde avrupa ülkeleri silahlanma yarışında olmuşlar ama bunu silah satan bir ekonomi istediklerinden değil, barışa giden yolun silahlanmadan geçmesinden gerçekleştirmişlerdir.

Ekstrem örneklerle geleceğe dönük, çevreci ve barışcıl sanayi yatırımlarını savaş aleti kılıfına bürümek pek de dürüst bir yaklaşım olmaz.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri